(1602 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 64, 72) (2709 S. K. m. 10, 11)
Davacı, 21.03.2006 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesinde, 28.03.2006 tarihinde de AYİMde kayda geçen dava dilekçesinin AYİM 1.Dairesinin 25.04.2006 gün ve 2006/541 Esas, 2006/398 Karar sayılı kararı ile 1602 sayılı AYİM Kanununun 45 nci maddesinin (B) bendi gereğince 30 gün içerisinde dava açılmak şartıyla reddedilmesi üzerine 23.05.2006 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesinde, 25.05.2006 tarihinde de AYİMde kayda geçen yenilenen dava dilekçesinde özetle; J.Astsb. Okulundan 1979 yılında mezun olarak sırasıyla Çanakkale, Gaziantep, Sivas, Kars, Isparta, Van, Sinop ve Siirt İl J.K.lığında görev yaparak en son Bursa il J.K.lığında 5 ay görev yaptıktan sonra emekli olduğunu, Isparta ili hariç diğer illerin görev yaptığı dönemde kalkınmada öncelikli 1 nci dereceli iller olduğunu, 657 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi ile kalkınmada öncelikli illerde çalışan kamu personeline her iki yıl için bir kademe verildiğini, 926 Sayılı Kanun kapsamındaki personel ile 2802 sayılı Kanun kapsamındaki personelin bu kapsam dışında tutulduğunu, bu durumun Anayasanın 10 ve 11 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Jandarma Genel K.lığına 15 yıllık hizmet karşılığı 2 derece 1 kademe verilmesi yönünde müracaat ettiğini, bu müracaatının reddedildiğini belirterek kademe ilerlemesi yaptırılmama işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar davalı idare savunmasında davacının 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra dava açtığını iddia etmekte ise de; davacının idarenin olumsuz yazısının kendisine 17.02.2006 tarihinde posta yolu ile ulaşmasından sonra 60 günlük yasal süre içerisinde 21.03.2006 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesi kaydına, 28.03.2006 tarihinde de AYİMde kayda geçen dava dilekçesinin AYİM 1.D.nin 25.04.2006 gün ve 2006/541 Esas, 2006/398 Karar sayılı kararı ile 1602 sayılı Kanunun 45/B maddesi gereğince 30 gün içinde dava açılmak şartıyla dava dilekçesinin reddine karar verildiği, bu kararın 08.05.2006 tarihinde davacının eşine tebliğ edilmesini müteakip davacının 23.05.2006 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesinde, 25.05.2006 tarihinde de AYİMde kayda geçen yenilenen dava dilekçesi ile işbu davayı açtığı, dolayısıyla söz konusu davanın süresinde açıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 ncü maddesinin (EK:9/4/1990-KHK-418/4 md; iptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarih ve E:1990/22, 1992/6 sayılı kararı ile; yeniden düzenleme: 18/5/1994-KHK-527/4 md.) son fıkrası; 72 nci madde gereğince belirli bir süre görev yapmak üzere mecburi olarak sürekli görevle atanan Devlet Memurlarından kalkınmada 1 inci derecede öncelikli yörelerde bulunanlara (Erzurum ve Artvin İl'leri dahil) bu yörelerde fiilen çalışmak suretiyle başarılı geçirilen her iki yılın karşılığında aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere ayrıca bir kademe ilerlemesi daha verilir. Yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır. İki yıldan az süreler dikkate alınmaz. hükmüne amirdir.
Emekli J.Astsb. olan davacının TSK mensubu personel olması nedeniyle her türlü özlük hakları 926 sayılı TSK Personel Kanununda düzenlenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 ncü maddesinde ise bu Kanuna tabi memurların kademe ilerlemesiyle ilgili koşulları düzenlemiş bulunmaktadır. Emekli J.Astsb. olan davacının, görev yaptığı yıllarda 657 sayılı Kanununa değil, 926 sayılı TSK Personel Kanunu hükümlerine tabi bulunduğundan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Kademe İlerleme Şartları başlıklı 64 ncü maddesinin sonuna eklenen fıkra hükmünden yararlandırılması mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında da belirtildiği üzere Anayasanın 10 ncu maddesinde düzenlenen eşitlikten amaç; eylemli değil hukuki eşitliktir. Hukuki eşitlik de aynı hukuki durum ve konuma sahip kişiler arasındaki eşitliği öngörmekte, benzer durumda olan kişilerin aynı hukuk kurallarına tabi tutulmaları demektir. Yasa önünde eşitlik ilkesi tüm yurttaşların mutlaka her yönden her zaman aynı kurallara bağlı tutulması zorunluluğu getirmez. Aynı statüde olanlara farklı hükümlerin uygulanması durumunda eşitlik ilkesine aykırılıktan bahsedilebilir.
Görev yaptığı süre içerisinde 926 sayılı TSK Personel Kanununa tabi olan davacının, devlet memuru statüsünde olmadığı, dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olmadığından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 ncü maddesinin son fıkrasında düzenlenen kademe ilerlemesinden yararlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından tesis edilen idari işlemin hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davalı idare cevap layihasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy