(4982 S. K. m. 9, 16, 17, 28) (1602 S. K. m. 66) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 25, 28, 31)
Bilgi Edinme Kanunu uyarınca kendisine ait sicil not ortalaması ile ilgili bilginin verilmemesi işleminin iptali istemiyle açılan davada AYİM 3 ncü Dairesinin 02.02.2006 gün ve E.2005/1366, K.2006/188 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, kararın taraflara tebliği üzerine davalı idarenin süresinde; sicil belgelerinin özel gizlilik dereceli belgeler olup açıklanmasının Yönetmeliklerce engellendiği, sicil ile ilgili özlük hakları değişikliklerinin, kıdem sırası, terfi gibi hususların zaten ilgililerine bildirildiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısının sicillerin tamamen açık olmasına müsaade etmeyeceği, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurumlarının verdiği kararlarda; Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sicil belgeleri ile değerlendirmelerin, Kanunun 9 ncu maddesinde belirtilen gizli bilgiler ve açıklanması yasak bilgiler kapsamında değerlendirildiği şeklindeki gerekçeler ile kararın düzeltilmesi isteminde bulunduğu görülmektedir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 66 ncı maddesi; Daireler ile Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki yazılı sebepler dolayısıyla kararın düzeltilmesi istenebilir. a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, b) Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması, c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, hükmünü âmirdir. Davalının karar düzeltme dilekçesinde belirttiği hususlar ve ekinde gönderdiği Bilgi Edinme Değerlendirme Kurul kararlarından hareketle, kararın düzeltilmesi talebi kabul edilip, evvelki karar kaldırılarak yargılamaya devamla yeni bir karar verilmiştir. Üyeler Hak. Alb. Muhittin KARATOPRAK ve Hâk. Alb. Ayhan AKARSU kararın düzeltilmesi isteminin kabulü kararına iştirak etmemişlerdir.
Davacı dilekçesinde özetle; Türk Silahlı Kuvvetlerine mahsus internet ağı olan Karanet ortamında sicil kıdem sıralarının yayımlanmasını müteakip kara havacı yüzbaşıların sıralandığı listede kendisinin son sırada olduğunu gördüğünü, bu sıralamanın ayrıca emir olarak ta tebliğ edildiğini, ancak sicil sırasında sonuncu olmasına rağmen sicil ortalamasının kendisine bildirilmediğini, buradaki kamu yararı ve idari zorunluluğun ne olduğunu anlayamadığını, 4982 sayılı Kanun uyarınca sicil not ortalamasının kendisine açıklanmasının gerekmesine rağmen açıklanmamasının Kanuna aykırı olduğunu belirterek not ortalamasının kendisine açıklanmaması işleminin iptali talebiyle dava açmıştır.
Davalı idare savunmasında özetle; yeni sicil sisteminin yarı açık bir sistem olduğunu, alt kıstaslardan dört tanesine yapılan işaretlemenin ilgili kişilere 1 nci sicil amirlerince tebliğ edildiğini, Yönetmeliğin 31 nci maddesinde geri beslemenin yapılmasının düzenlendiğini, ayrıca sicil belgeleri hakkında Yönetmeliğin belirlediği şartlara uyanların Sicil Değerlendirme ve Denetleme Kurullarınca incelendiğini, Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil belgelerinin gizlilik derecesi başlıklı 28 nci maddesinin; Sicil belgeleri ÖZEL gizlilik dereceli olup, yetkili olmayanlara gösterilmez. Herhangi bir kısmı yok edilmez. Sicil belgelerinin mühürlü ve özel gizlilik dereceli zarfları, yetki verilecek görevlilerden başkası tarafından açılamaz. Sicil belgelerini yetkili olmadığı halde açanlar ile sicil alan personele tebliğ edilecek nitelikler hariç olmak üzere, belgede yazılı olan muhteviyatı yetkili olmayanlara açıklayanlar hakkında kanuni kovuşturma yapılır hükmünü içerdiğini, yasal düzenlemenin sicil belgelerinin muhteviyatının açıklanmasını yasakladığını, sicil notlarından oluşan sicil not ortalamasının da açıklanmasının kanunen mümkün olmadığını, davacının sicil not ortalamasının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereğince açıklanması gerektiği iddiasının hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, sicil belgelerinin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 9 ncu maddesinde belirtilen gizli bilgiler ve açıklanması yasaklanan bilgiler kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulunun, aynı Kanunun 14 ncü maddesi uyarınca, 16 ncı (Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler) ve 17 nci (Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi ve belgeler) maddeleri kapsamındaki itirazları incelemek ve karar vermek yetkisine sahiptir olduğunu, Kurulun sicil belgeleri ile ilgili karar almaması gerektiğini, Kanunda sicil not ortalamalarının açıklanması gerektiği yönünde bir hüküm de bulunmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
AYİM Başsavcılığının 05.10.2005 tarihli düşüncesinde özetle; sicil sistemine ilişkin hükümlerin bulunduğu 926 Sayılı TSK Personel Kanununda personele verilecek sicillerin gizli olup olmadığı ve gizlilik derecesi ile ilgili bir düzenleme yapılmadığı, Subay Sicil Yönetmeliği ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinde ise sicil belgelerinin özel gizlilik derecesine sahip belgeler olup yetkisi olmayanlara gösterilemeyeceği, herhangi bir kısmının yok edilemeyeceği, mühürlü ve gizlilik dereceli zarflarının yetkilendirilmiş personelden başka kimseler tarafından açılamayacağı şeklinde hüküm bulunduğu, sicil belgelerinin gizli olduğuna ilişkin Kanunlarda bir hüküm bulunmadığı, gizlilik ilkesinin Yönetmelik maddeleri ile getirildiği, Bilgi Edinme Kanununun çıkarılış amacına ve gerekçesine bakıldığında, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında açıklık ve şeffaflık hususlarının yerleşmesinin amaçlandığı, Kanunun uygulama alanının Kapsam başlıklı ikinci maddesinde belirtildiği, buna göre Kanunun, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanmasının gerekeceği, bu cümleden hareketle Türk Silahlı Kuvvetlerinin faaliyetlerinin de Kanun ile getirilen istisna haller dışında kapsam dışında tutulamayacağı, kanun koyucunun bilgi edinme hakkının sınırlarını ayrı bir başlık altında tek tek saymak yoluna gittiği, Kanun ile açıklık ilke olarak benimsenirken, gizlilik hali istisna olarak kabul edilip, bu hallerin sayılması yoluna gidildiği, belirtilen açıklamalar ışığında Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına verilen sicillerin gizlilik dereceli olduğundan bahisle, kanunun 9 ve 28 nci maddeleri uyarınca Bilgi Edinme hakkı kapsamına girmediğini söylemenin mümkün olmadığı, Kanunun 5 nci maddesinin son fıkrası uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri sicil sisteminin gizliliğinin hukuki dayanağı olan Subay ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 25 ve 28 nci maddelerindeki gizlilik kurallarının yürürlülükten kalkmış olduğu, bütün bu gerekçelerden hareketle davacıya sicil not ortalamasının bildirilmesinin gerektiği belirtilerek işlemin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı şeklinde düşünce bildirilmiştir.
4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Bilgi Edinme Başvurusu başlıklı 3 ncü bölümünde yer alan 9 ncu maddesi; İstenen bilgi ve belgeler, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sona başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvuruna yazılı olarak bildirilir hükmünü amirdir.
Kanunun Bilgi Edinme Hakkının sınırları başlıklı 4 ncü bölümünde yer alan 28 nci maddesi ise; Gizliliği kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hale gelir hükmünü içermektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil belgelerinin gizlilik derecesi başlıklı 28 nci maddesi; Sicil belgeleri ÖZEL gizlilik dereceli olup, yetkili olmayanlara gösterilemez. Herhangi bir kısmı yok edilemez. Sicil belgelinin mühürlü ve özel gizlilik dereceli zarfları, yetki verilecek görevlilerden başkası tarafından açılamaz. Sicil belgelerini yetkili olmadığı halde açanlar ile sicil alan personele tebliğ edilecek nitelikler hariç olmak üzere, belgede yazılı olan muhteviyatı yetkili olmayanlara açıklayanlar hakkında kanuni kovuşturma yapılır. hükmünü içermektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin sicil not ortalamasının açıklanması, müessesede disiplininin idamesi, amir, memur ve maiyetin çalışma etkinliği, verimliliği ve uyumlu çalışması ile sicil amirinin iradesinin baskı altında kalmaması açısından hayati önemi haiz olduğu için gizlilik dereceli bir bilgidir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve askerlik hizmetinin temel ayırt edici özelliğinin disiplin anlayışı olduğu, disiplinin formel (yasal) temel taşlarının da rütbe ve kıdem esasına dayandığı bilinen bir durumdur.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde sicil; personelin görev performansını gösteren ve belli bir sicil ortalamasını aşan personelin, terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi ve kritik görevlerle seçilmelerine imkân sağlayan bir değerlendirme kriteridir. Bu sistemde sicil amirlerinin personelin görev performansını belirleyen; örneğin Subay Sicil Belgesindeki 40dan fazla soruda, yine kendi içindeki niteliklere ilişkin kanaatleri belirleyen seçenekleri işaretlemek suretiyle yaptıkları değerlendirmeyle oluşan sicil not ve kanaatlerinin bir kısmının da sicil alan personele imza karşılığı tebliğ edildiği nazara alındığında; esasen sicil sisteminin yarı açık olduğu görülmektedir. Keza personel her yıl kendisine tebliğ edilen kıdem sırası ile de sicil notları hakkında genel bir bilgi sahibi olmaktadır. Kuvvet Komutanlıkları seviyesinde kurulan Sicil Değerlendirme ve Denetleme Kurullarınca de bu siciller subjektif değerlendirme olasılığına karşı incelenmekte ve gerektiğinde iptal edilebilmektedir. Personel bu inceleme ve değerlendirmelere rağmen yine kendisi hakkında verilen ve meslektaşları arasındaki rütbe ve kıdem durumunu belirten sicil sıralamasını öğrendikten sonra ayrıca sicilinin mesleki kariyerine etkisi olabileceği ihtimalini ileri sürerek İdari Yargı (AYİM) yolu ile iptal isteminde bulunabilmektedir.
Her ne kadar Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile kişiler yönünden bilgi edinme hakkı, idare yönünden de bilgi verme yükümlülüğü ortaya konulmakta ise de; edinilecek ya da verilecek bilginin kapsamı, derecesi ve sınırlarının tesbitinde kanunun kişilere sağladığı bilgi edinme hakkının özüne dokunmaksızın; kamu düzeni, kamu yararı, hizmetin gerekleri gibi objektif kriterlerle ve hassas ölçüler içerisinde davranılması gerekir. Sicil sistemine ilişkin yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcut disiplin anlayışı ve askerlik görevinin gerekleri sicil sisteminin tamamen açık olmasına izin vermemektedir. Nitekim sicillerin tamamen açık olması; diğer kurumlara nazaran daha iç içe bir mesleki yaşam sürdüren seçkin görev yeri, kıta ve birlik komutanlıklarına yapılacak atamalarda her biri birbiriyle kıyaslanamıyacak kadar başarılı ve performans sahibi aynı emsal (devre) personel arasındaki çok küçük nitelik farklılıklarının açıklanması personel arasında gereksiz sürtüşme ve burukluklara sebep olabilecek ve sonuçta da Askerliğin yegane ayırt edici temeli olan disiplin zaafa uğrayabilecektir. Kişinin zaten yarı açık olan mevcut sicil sistemine göre; kendisine imzasıyla tebliğ edilen kıdem sırasını emsaller arasındaki konumunu ve Amirinin hakkında verdiği kanaatlerin bir kısmını bilmesinin ötesinde tamamen alt ayrıntıları ve sicil notunu bilmek istemesinde sağlayabileceği yarar; TSK.lerinin ve askerlik hizmetinin rütbe ve kıdem esasına oturtulan disiplin anlayışının uğrayabileceği zafiyetle kıyas kabul edilemeyecek kadar küçüktür.
Öte yandan 4982 Sayılı Kanun gereği ilgili personelin ve kurumların başvurdukları Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 15.04.2005 gün ve 2005/243 sayılı kararında Genelkurmay Başkanlığının 21.03.2005 tarihli ve 1122348 sayılı yazısı ile Kurulumuza yaptığı başvurunun, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 14 ncü maddesi çerçevesinde Kurulumuzun kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek yetkisi ve görevi çerçevesinde değerlendirilerek, Kurumdan gelen bir görüş talebi olarak dikkate alındığı, başvurunun Kurul Kararına itiraz olarak değerlendirilmediği, zira 4982 sayılı Kanunda Kurul kararlarına itiraz şeklinde bir usulün düzenlenmediği; bu nedenle, sicil belgeleri ile ilgili olarak ilgi yazıda belirtilen değerlendirmelerin, bundan sonra yapılacak başvurular bakımından uygulamaya esas alınabileceğinin Genelkurmay Başkanlığına bildirilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. Şeklindeki kararı da nazara alındığında; davacıya; kendisine tebliğ edilen sicil belgesinin ilgili kısımları ile kıdem sıralamasındaki yeri dışında kalan; sicil notu ortalaması ile ilgili bilginin verilmemesinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca kendisine ait sicil not ortalamasının bildirilmemesi işleminin iptali istemiyle açılan davada AYİM 3 ncü Dairesinin E. 2005/1366 K.2006/188 sayılı ilamıyla işlemin iptaline karar verilmiş, bilahare davalının kararın düzeltilmesi yolunda yaptığı başvuru üzerine evvelki karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın düzeltilmesi isteminin kabulüne ve davanın reddine dair karara, aşağıda belirteceğimiz nedenlerle katılmayarak muhalif kaldık.
I. Kararın Düzeltilmesi Talebinin Kabulü İle Eski Kararın Kaldırılması Bakımından:
Bilindiği üzere Kararın Düzeltilmesi müessesi olağanüstü bir kanun yolu olmakla Kanunda yazılan sebeplerin varlığı halinde ve tarafların ileri sürdüğü nedenlere bağlı kalınmak koşulu ile değerlendirilmektedir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 66 ncı maddesi; Daireler ile Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki yazılı sebepler dolayısıyla kararın düzeltilmesi istenebilir. a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, b) Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması, c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, hükmünü âmirdir.
Yukarıda zikredilen kanun maddesi kapsamında durumu değerlendirdiğimizde hadisede kararın düzeltilmesi sebeplerinin bulunmadığı kanısına varılmaktadır. Zira öncelikle, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazlar kararda etraflıca karşılanmış olup, ilamda birbirine aykırı hükümler de bulunmamaktadır. Zaten bu hususları, kararın düzeltilmesi talebinde bulunan davalı da ileri sürmemiştir. Konuyla ilgili son hâl de, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması hükmüdür. Doktrin ve yerleşik yargı kararlarında çoğunlukla kabul edilen görüşe göre bu durum, bir temyiz ya da itiraz incelemesinin aksine, daha spesifik ve dar anlamdaki bariz kanuna aykırılık halidir. Kanun hükmünün yorumlanmasındaki ince yaklaşım tarzları ve farklılıkları bu hükmün dışındadır. Kaldırılan kararda bu anlamda bir kanuna aykırılık hali de bulunmadığından, kararın düzeltilmesi sebeplerinin vaki olmadığı sonucuna vararak bu yöndeki karara katılamadık.
II. İşlemin İptali İstemiyle Açılan Davanın Esası Bakımından:
Davacı dilekçesinde özetle; Türk Silahlı Kuvvetlerine mahsus internet ağı olan Karanet ortamında sicil kıdem sıralarının yayımlanmasını müteakip kara havacı yüzbaşıların sıralandığı listede kendisinin son sırada olduğunu gördüğünü, bu sıralamanın ayrıca emir olarak ta tebliğ edildiğini, ancak sicil sırasında sonuncu olmasına rağmen sicil ortalamasının kendisine bildirilmediğini, buradaki kamu yararı ve idari zorunluluğun ne olduğunu anlayamadığını, 4982 sayılı Kanun uyarınca sicil not ortalamasının kendisine açıklanmasının gerekmesine rağmen açıklanmamasının Kanuna aykırı olduğunu belirterek not ortalamasının kendisine açıklanmaması işleminin iptali talebiyle dava açmıştır.
Bilindiği üzere 09.10.2003 gün ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu TBMMnde kabul edilerek yasalaşmıştır. Bu kanun, Türkiyenin sosyal ve aynı zamanda siyasal hayatında önemli mihenk taşlarından birisi olup; bu kanunla kişi yönünden bilgi edinme hakkı, idare yönünden de bilgi verme yükümlülüğü açıkça ortaya konmuştur. Bilgi Edinme Hakkı Kanunun ile kişilere bilgi edinme hakkı tanınmış ve bu hakkın kullanımı güvence altına alınmıştır. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 5 nci maddesinin son fıkrası ile de; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı hüküm altına alınarak, kişilerin bilgiye ulaşmasındaki tüm engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.
Bilgi Edinme Kanununun genel gerekçesinde şu tespitlere yer verilmiştir;
Anayasada vatandaşın bilgi edinmesi ile bilgi edinme hakkının sınırlanmasına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Anayasanın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin hangi ölçülere göre sınırlandırabileceği gösterilirken Bu hürriyetlerin kullanılması
Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması
amaçlarıyla sınırlanabilir denilmiş, 28 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, Devlete ait gizli belgelere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı yazanların veya bastıranların veya aynı amaçla, basanların, başkasına verenlerin bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olacakları açıklanmıştır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında açıklık ve şeffaflık kavramı, olumsuz olarak görülen gizlilik kavramının giderilmesi ile yönetilenlerin yönetenlerin işlem ve faaliyetlerini denetlenmesinin sağlanması düşünceleri üzerine ortaya çıkmıştır. Demokratik ülkelerde, bilgi edinme özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bağlamında vazgeçilmez temel haklardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunun 1 nci maddesinde, bu Kanunun amacının, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usullerin düzenlenmesi olduğu belirtildikten sonra; Kanunun 4 ncü maddesinde, herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu ifade edilmiş, bu anlamda kişiler bazında bir sınırlamaya gidilmemiştir. Madde gerekçesinde bu husus;
Madde ile amaçlanan, Türk vatandaşlarının ve Türk Hukukuna göre kurulmuş tüzel kişilerin herhangi bir şarta tabi olmadan bu haktan yararlanmalarıdır
şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli personel ile ilgili olarak bilgi edinme hakkı açısından herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.
Kanunun, işlem konuları bakımından kapsamı da 5 nci maddede belirtilmiştir. Bu madde: Kurum ve kuruluşların, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi ve belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları yolunda hüküm getirmiştir. Ayrıca maddenin son fıkrasında önemli bir hüküm daha getirilmekle Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz şeklindeki hüküm ile Kanunun diğer mevzuat (Kanun ve doğal olarak daha alt düzenleyici tasarruflar olan tüzük, yönetmelik ve yönerge gibi) karşısındaki gücü ve önceliği tespit edilmiştir.
Kanun, bilgi edinme hakkının sınırlarını 15 ile 24 ncü maddeleri arasında düzenlemiştir. Bunlar sırasıyla niteliği itibariyle Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin (kanunda tanımlanan) belgeler, istihbarata, idari soruşturmaya, adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin belge ve bilgiler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğine ilişkin ve ticari sırlara ilişkin bilgi ve belgelerdir. (Kanunda bunların hangi hallerde kapsama dahil oldukları (istisnanın istisnası) ayrıca belirtilmiştir.)
Kanunun konumuzu ilgilendiren önemli bir hükmü de: Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, sözkonusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır. şeklindeki düzenlemedir.
Davacı hakkında düzenlenen işlem hakkındaki sicil notu ortalaması ile ilgili olarak kişinin kendisine bilgi verilmemesidir. Buradan hareketle, öncelikle sicillerle ilgili ne gibi kısıtlamalar, sınırlamalar getirdiğine değinmek gereklidir. Sicil sistemine ilişkin hükümlerin bulunduğu 926 sayılı TSK Personel Kanununda; personele verilecek sicillerin gizli olup olmadığı ve gizlilik derecesi konusunda bir düzenleme yapılmamıştır. Bu konudaki hükümlere, anılan Kanun hükümleri uyarınca çıkarılan Yönetmeliklerde rastlanmaktadır. Subay Sicil Yönetmeliğinin 28 ve Astsubay Sicil yönetmeliğinin 25 nci maddeleri; Sicil belgeleri ÖZEL gizlilik dereceli olup, yetkili olmayanlara gösterilmez. Herhangi bir kısmı yok edilemez. Sicil belgelerinin mühürlü ve özel gizlilik dereceli zarfları, yetki verilecek görevlilerden başkası tarafından açılamaz. Sicil belgelerini yetkili olmadığı halde açanlar ile sicil alan personele tebliğ edilecek nitelikler hariç olmak üzere, belgede yazılı olan muhteviyatı yetkili olmayanlara açıklayanlar hakkında kanuni kovuşturma yapılır hükmünü amirdir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri incelendiğinde; Türk Silahlı Kuvvetleri sicil sisteminin dayanağı olan Kanunların hiç birinde, personele verilen sicillerin ve sicil belgelerinin gizli olduğuna ilişkin açık bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. Bu düzenlemelere, sicil sisteminin dayanağı olan Kanunlardaki genel atıflar sonucu çıkarılan ve sicil sistemine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler içeren yönetmelik maddelerinde yer verildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya sicil notu ortalaması bilgisinin verilmemesine ilişkin işlemin, sicil işlemlerini ilgilendirmesi, onların sonucunda elde edilen bir bilgi olması ve bu karakteri itibariyle de Yönetmeliğin zikredilen normlarının konusunu oluşturduğu kuşkusuzdur. Bu durumda sicil belgelerinde zikredilen not ve kanaatlerle ilgili olarak yetkili olmayan kimselere bilgi verilmesi ve bu cümleden olarak sicil not ortalaması bilgisinin de verilmemesi, getirilen gizlilik kapsamında mütalaa edilmelidir. Yukarıda da belirtildiği üzere Bilgi Edinme Hakkı Kanununu cümlesinden olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin, personel hakkında gerçekleştirdiği bu işlemi Kanun kapsamına dahil etmemek mümkün değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan personelin sicil işlemleri ile ilgili tasarrufların, bu hizmetin özelliği nedeniyle birtakım farklılıklarının bulunduğu ve bunların açıklanması, bilgi verilmesi hususlarını etkilediği düşünülebilirse de, Kanunda bu konuda ne kurum, ne kişiler ve ne de işlemler bakımından herhangi bir istisna getirilmemiş olmakla bunlara, Kanunun uygulanmasını engelleyen bir durum olmadığı açıktır.
Kanunun 16 ncı maddesinde gizlilik ile ilgili bir sınırlama getirilmiştir. Açıklanması halinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibariyle Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. şeklindeki lafızdan açıkça anlaşılacağı üzere yukarıda nitelenen Yönetmelikte zikredilen sicil işlemlerinin bu mahiyette (devlet sırrı niteliğinde gizli) işlemler olmadığı ve Kanun ile getirilen istisna kapsamına girmediği tespit edilmiştir.
Konunun bir diğer bölümü de sicil işlemlerinin personeli ilgilendiren bir tasarruf olması hasebiyle Kanun ile bu yönden ilgisidir.
Kanunun 25 nci maddesinde Kurum ve kuruluşların kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulanmalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi ve belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır. şeklinde hüküm mevcuttur. Buradan da açıkça anlaşılacağı üzere kişiler hakkındaki uygulamalarda kural olan, kişilerin haklarında yapılan işlemlerden haberdar edilebilmelerinin mümkün olmasıdır. Burada vurgulanan ilgilisine açıklık şeklindeki ilkedir ve dava konusu işlem buna örnek olarak düzenlenmiş bir işlemdir. Ayrıca bu hususu ilgilendiren bir diğer hüküm de 15 nci maddede getirilen Yargı denetimi dışında kalan idari işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. şeklindeki hükümdür. Kanun, bilgi edinme hakkı kapsamının istisnası olarak nitelendirdiği bir işlem grubunun dahi kişileri ilgilendirmesi halinde ilgilisine açıklık ilkesi gereğince Kanun kapsamına girdiğini açık olarak hükme bağlamış olmakla bu hüküm de, hakkındaki sicil notu ortalaması bilgisinin ilgilinin kendisine verilmesinin Kanuna uyan hukuki bir davranış olacağı sonucunu doğurmaktadır. Varılan bu kabul gereğince işlemin iptaline karar verilmesi gerekir iken aksi yönde oluşan davanın reddine dair çoğunluk görüşüne muhalif kaldık. 14.09.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy