(2330 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7) (2935 S. K. m. 28)
Davacı vekili 27.05.2005 tarihinde Ödemiş Asliye Hukuk Mahkemesinde, 03.06.2005 tarihinde de AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 20 nci Zh. Tug. 2 nci Tnk. Tb. K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 24.04.1993 tarihinde girdiği silahlı çatışmada yaralandığını, yanında bulunan arkadaşının şehit olduğunu, bunun davacı üzerinde kalıcı etkiler yaptığını, psikolojisinin bozulduğunu, normal hayatını da etkilediğini, doktor raporlarına göre davacının askerlik görevini yaparken yaşadığı olayların sebep ve tesiri ile askerliğe elverişsiz hale geldiğini, askerlik görevinden önce böyle bir durumu bulunmayan davacıya nakdi tazminat ödenmesi gerektiğini, bu hususta yapılan başvurunun Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 03.03.2005 tarihli kararı ile reddedildiğini, red kararının 29.03.2005 tarihli yazısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığınca bildirildiğini belirterek nakdi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının ve eklerinin incelenmesinden; davacının, 20.Zh.Tug. K.lığı emrinde askerlik görevini yerine getirirken askeri malzemelerin korunması ile ilgili görevli olduğu esnada 24.04.1993 günü Kayseri'den Şanlıurfa'ya getirilmekte olan tanklara ait katara Suruç İlçesi Mürşitpınar tren istasyonunun 1 km doğusunda tren hareket halinde iken 3 sivil şahsın av tüfeği ile trenin muhafızlarının bulunduğu yolcu vagonuna ateş açması sonucunda davacının çenesinden hafif derecede yaralandığı, tedavisinin Tugay revirinde yapıldığı, davacının dışında, çatışma sırasında yaralanan veya şehit düşen personelin bulunmadığı, davacının yanında arkadaşının şehit olduğunu gösterir olay tutanağı, vaka raporu gibi herhangi bir bilgi yada belgenin bulunmadığı, Eylül 1992-Temmuz 1994 tarihleri arasında görev yapan Bölük Komutanının ifadesinde, Bölüğün birden fazla operasyona katıldığı, ufak çaplı yaralanmaların dışında Bölükten hiçbir personel kaybının olmadığını, ancak operasyonlarda ölü veya yaralı teröristlerle karşılaşıldığının belirtildiği, davacının Ödemiş Askerlik Şubesi Başkanlığınca sevk edildiği Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yapılan muayenesi sonucunda düzenlenen 09.07.2004 tarih ve 2324 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; Kronik nitelik kazanmış travma sonrası stres bozukluğu teşhisine istinaden B/16 F-1 Rahatsızlığı askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana gelmiştir. Askerliğe elverişli değildir. kararının verildiği, bu rapora istinaden Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 24.12.2004 tarih ve 5310 sayılı ile Hastalığın askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiği, 1053 sayılı nizamnameye göre derecesinin 6 olduğuna karar verildiği, 28.04.2005 tarihinde Emekli Sandığının talebi üzerine GATA Profesörler Kurulunun 30.01.2006 tarih ve 18 numaralı raporu ile; Travma sonrası stres bozukluğu, kronik nitelik kazanmış tanısıyla B-16 F-1 Askerliğe elverişli değildir, rahatsızlığı askerlik görevinin tesiri ile meydana gelmiştir. kararının verildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasının ve eklerinin incelenmesinde ayrıca; 02.09.2004 tarihinde Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığınca,
..ın bir yılı geçen ve 13 ay 10 gün hapis cezası ile hükümlü olması nedeniyle vasi tayini gerektiği hususunun bildirildiği Beydağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.2004 tarih ve Esas No:2004/140, Karar No: 2004/155 sayılı kararı ile annesi
..nün şartlı tahliye oluncaya kadar vasi olarak atandığı, davacı vekilinin 27.05.2005 tarihinde davacı
nün 23.05.2005 tarihli vekaletnameye istinaden bu davayı açtığı, davacının dava açıldıktan sonra 02.10.2005 tarihinde şartlı tahliye olduğu ve 07.06.2006 tarihinde Mahkememize verdiği dilekçe ile açılan davaya icazet ve muvafakatinin olduğunu belirterek davaya kalındığı yerden devam edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davanın açıldığı 27.05.2005 tarihi itibariyle, annesinin vasi olarak atanmış olması nedeniyle, davacının dava ehliyetinin bulunmadığı, husumet izini üzerine davanın vasisi tarafından açıldığı, müteakiben şartla tahliyesi üzerine hakkındaki kısıtlılığı kalkan davacının davaya devam olunması yönünde müracaatta bulunduğu, davanın ehliyetli kimseler tarafından açıldığı ve davaya devam olunduğu anlaşıldığından, dava ön şartlarından bulunan ehliyet koşulunun bulunduğu kanısı ile davanın esası incelenmiştir.
Diğer yandan davalı olarak gösterilmekle birlikte husumet yetkisi olmaması nedeniyle KKKlığının husumet mevkiinden çıkartılmasına karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin nakdi tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
03.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun Amaç başlığını taşıyan 1 nci maddesinde kanunun amacının barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmek olduğu ve Kapsam başlığını taşıyan 2 nci maddesinde, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkikle görevlendirilen Silahlı Kuvvetler mensuplarının kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunun Nakdi tazminat başlığını taşıyan 3 ncü maddesinde ise kanun kapsamına girenlerden; en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) %20'sini geçmemek üzere sakatlık ve yaralanma derecesine göre nakdi tazminat ödeneceği ve kesin raporun alınmasının uzayacağının anlaşılması halinde tazminatın ödenme usullerine göre, olay tarihi itibariyle (...) hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans olarak ödeneceği, Sonradan meydana gelen yaralanma, sakatlanma ve ölüm başlığını taşıyan 5 nci maddesinde de Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlardan görevleri veya yardımları sona erenlerin bilahare kendilerinin veya eş, füru, ana, baba ve kardeşlerin yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölmeleri halinde bu durumlarının evvelce ifa ettikleri görev veya yardımdan meydana geldiği tevsik edilenlere 3 ve 4 üncü madde hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin Kapsamla ilgili 2 nci maddesinde, iç güvenlik ve asayişin korunmasında, kaçakçılığın men, takip ve tahkikinde, güven ve asayişi ihlal eden eylemler nedeniyle yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü bulunanların muayene ve tedavilerinde, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki maksadıyla mayınlanmış sahaların temizlenmesinde, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 28 inci maddesinde belirtilen görev ve işlerin yerine getirilmesinde, Devlet istihbarat faaliyetlerinde, Devletin kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanmasında ve terörle mücadele faaliyetlerinde görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetler mensuplarına nakdi tazminatın ödenmesi öngörülmüş, Sakatlanma başlığını taşıyan 6/b maddesinde ilgili sosyal güvenlik kurumu veya T.C. Emekli Sandığınca belirlenecek sakatlık derecesine göre; diğer sakatlanma hallerinde 5 inci maddedeki tutar esas alınarak maddede yer verilen cetvelde gösterilen oranlarda ödeme yapılacağı, Yaralanma hali başlığını taşıyan 7 nci maddesinde; yaralanma halinde, 6 ncı maddede belirtilen sakatlık derecelerine girmeyen yaralanmalarda, yaranın raporla belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile arıza bırakıp bırakmadığı dikkate alınarak 5 inci maddede belirtilen tutarın % 20'sini aşmamak şartı ile, iş ve güce engel bulunan her gün için, arıza bırakmaması halinde 5 inci maddedeki tutarın % 1'i, arıza bırakması halinde % 2'si oranında tazminat ödeneceği düzenlenmiş, tazminat tahakkukuna esas belgeler ile ilgili 17 nci maddesinde; a) (Değişik:9/1/1996 - 96/7821 K.) Yaralanmalarda; 1-Olayın cereyan tarzını ve yaralanmaya konu teşkil eden durumu açıklayan ayrıntılı olay tutanağı, 2-Yaralanma durumunu, araz bırakıp bırakmadığını, yaralının kaç gün iş ve gücünden geri kaldığını içeren, kurumlarınca sevk edildikleri Devlet, Askeri, Sosyal Sigortalar Kurumu veya üniversite hastanelerinden verilen kesin sağlık raporları veya sağlık kurulu raporları, 3- Görev emri (görev sözlü verilmiş ise yazı ile tevsik edilecek, yazılı ise emir sureti eklenecektir.) b) Sakatlanmalarda, (a) fıkrasında belirtilen belgelere ek olarak; tam teşekküllü hastane sağlık kurulundan verilen ve ilgili sosyal güvenlik kurumunca sakatlık derecesi tespit edilmiş kesin raporun gerekli olduğu belirtilmiş ve Yönetmeliğin 19 ncu maddesinde; nakdi tazminat ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımlarıyla ilgili hükümlerinin; ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevin sebep ve tesiriyle olmayıp da görevli kişinin kendi kasdı sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı belirtilmiştir.
İlgili hükümlere göre nakdi tazminat ödenebilmesi için; iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevli olunması ya da görevli kişinin 2330 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiği derecede yakını bulunulması, ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın, belirtilen görevlerin yapılışı sırasında veya görev sona ermiş bulunsa bile görevden dolayı meydana gelmiş olması, ölüm, yaralanma ve sakatlanmanın oluşumunda kasdın bulunmaması koşullarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Öncelikle dava konusu uyuşmazlık tespit edilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede; davacının 29.09.2002 tarihinde KKKlığına yaptığı ilk başvuruda çenesinden yaralandığı, 7 kez çatışmaya girdiği, bu çatışmalar sonucunda psikolojik bunalıma girmesi nedeniyle nakdi tazminat talep ettiği, 13.07.2004 tarihli KKKlığına başvurusunda ise somut bir olaya dayanmaksızın ve herhangi bir yaralanmadan bahsetmeksizin askerlik görevinde katıldığı operasyonlardan dolayı psikolojik olarak rahatsızlanması nedeniyle nakdi tazminat istediği, MSB Nakdi Tazminat Komisyonunun 03.03.2005 tarih ve 38 numaralı red kararında davacının hem yaralanma olayı hem de psikolojik rahatsızlığının 2330 sayılı Kanun ve bu Kanuna ilişkin yönetmelik kapsamına girmediğinin belirtildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde de, davacının hem yaralanması hem de psikolojik bozuklukları nedeniyle nakdi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Bu tespitler karşısında dava konusu uyuşmazlığın, davacının hem yaralanması, hem de psikolojik rahatsızlığı nedeniyle nakdi tazminat talebinden kaynaklandığı anlaşıldığından; her iki duruma göre davacının nakdi tazminata müstahak olup olmadığı hususu incelenmiştir.
Davacının yaralanması yönünden yapılan incelemede; 20 nci Zırhlı Tugay Komutanlığının 30 Nisan 2003 tarihli Per:7200-88-93/463 sayılı Ayrıntılı Kaza Raporunda davacı Tnk. Er ...
ın Kayseriden Şanlıurfaya getirilmekte olan tanklara ait katarda muhafız olarak görevliyken 24 Nisan 1993 günü saat 12:25 civarında tren hareket halindeyken 3 sivil şahsın Suriye tarafından av tüfeği ile ateşi sonrası çenesinden hafif şekilde yaralandığı ve ilk tedavisinin Akçakale Hudut Taburunda yapıldığı belirtilmiştir.
Davacının 24 Nisan 1993 günü Kayseriden Şanlıurfaya getirilmekte olan tanklara ait katarda muhafız olarak görevlendirildiği, bu görevin iç güvenlik ve asayişin korunmasına yönelik olduğu, meydana gelen yaralanma olayının, görev sırasında meydana geldiği ve yaralanmanın oluşumunda davacının kasdının bulunmadığı hususlarında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve yasanın uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre yasa koyucu belirtilen görevler sırasında meydana gelen yaralanmalar nedeniyle nakdi tazminat ödenebilmesi için yaralanmanın belirli bir ağırlıkta olmasını ve bu durumun kati sağlık raporu ile tespit edilmesi koşulunu aramıştır.
Dairenin 30.03.2006 tarihli ara kararı ile 20 nci Zırhlı Tugay Komutanlığından davacının Akçakale ve Urfadaki revirlerde yapılan tedavisine ilişkin belgelerin mevcut ise okunaklı birer sureti, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden tahsis dosyası, Askerlik Şubesi Başkanlığından askerlik şahsi dosyası istenilmiş, ara kararı gönderilen belgelerde davacının tedavisi ve yaralanması ile ilgili hiçbir kayıt bulunamamıştır.
Davacının yaralanması ve tedavisi ile ilgili hiçbir kayıt bulunmaması, davacının ayrıntılı kaza raporunda hafif şekilde yaralandığı, tedavisinin revirde yapıldığının belirtilmiş olması, benzer şekilde Bölük Komutanı tarafından düzenlenen yazıda da davacının çenesinden hafıf şekilde yaralandığının belirtilmiş olması, müteakiben görevine devam etmesi nedenleriyle, davacının kanunun ve yönetmeliğin aradığı işgücünden kalacak şekilde yaralanmadığı anlaşıldığından nakdi tazminat ödenmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının söz konusu olay sırasında 2330 sayılı Kanun kapsamında tazminat almasını gerektirir derecede bir yaralanmasının olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin olmaması nedeniyle durumun ayrıca bilirkişi marifetiyle tespitine de gerek duyulmamıştır.
Davacının psikolojik rahatsızlığı yönünden yapılan incelemede; GATA Sağlık Kurulunun 09.07.2004 tarih ve 2324 sayılı raporunda; Kronik nitelik kazanmış travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile B/16 F-1 Rahatsızlığı askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana gelmiştir. Askerliğe elverişli değildir. kararının verildiği, GATA Profesörler Kurulunun 30.01.2006 tarih ve 18 numaralı raporu ile; Travma sonrası stres bozukluğu, kronik nitelik kazanmış tanısıyla B-16 F-1 Askerliğe elverişli değildir, rahatsızlığı askerlik görevinin tesiri ile meydana gelmiştir. kararı verilmiştir.
Davacının yaralandığı 24.04.1993 tarihinden yaklaşık olarak 11 ve 13 yıl sonra düzenlenen her iki sağlık kurulu raporunda da davacı hakkında aynı tanı ve teşhislerin konulduğu ve birbiri ile uyumlu olduğu görülmektedir.
Söz konusu raporların ruhsal muayene ve tartışma bölümlerinde; 1993 yılında askerliğinin 7. ayında katıldığı operasyon sırasında çenesinden vurulduğu, diğer bir olayda arkadaşının öldürüldüğü, olay sonrası içe kapanma, çığlık sesleri duyma şikayetleri olduğu, terhisinden sonra şikayetlerinin devam ettiği, sivilde esrar kullanıp yetiştirmekten ceza aldığı, ekonomik nedenlerle tedavisini sürdüremediği, hastanın hayatı tehdit eden olağandışı bir travmatik olay yaşamış olması, bu olaydan sonra ve halen travma sonrası stres bozukluğu tablosu içinde bulunduğu ve rahatsızlığın askerlik görevindeki yaşam olaylarının tesiri ile meydana geldiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte tedavisi sırasında davacı tarafından ifade edildiği ve dikkate alındığı anlaşılan olaylara ilişkin olarak nakdi tazminat dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; Bölük Komutanı tarafından imzalanarak KK. Şehit Gazi işlem Şubesine gönderilen yazıda özetle Eylül 1992- Temmuz 1994 yılları Şırnak ili Silopi Silopi kırsalının değişik bölgelerinde görev yaptım. Tnk. Er
'da Silopi'de görev yaptığım esnada 1972/2 tertip olarak bölüğümde askerlik hizmetini yapmıştır. Kendi dilekçesi ve ayrıntılı kaza raporundan da anlaşılacağı üzere tank nakli esnasında çenesinden hafıf şekilde yaralanmıştır... Bu süre içerisinde bölüğümden hiçbir can kaybı olmamasına rağmen ufak çaplı yaralanmaların olduğu sayısını hatırlayamadığım miktarda operasyona, meskun mahal ve arazi aramalarına, yol ve bölge emniyeti görevlerine iştirak ettik. Bu operasyonlarda ölü veya yaralı bir çok teröristle karşılaştık, adı geçen personelimde doğal olarak bizimle birlikte sayısız operasyona katılmış olup yararlılıklar göstermiştir. Her ne kadar o günkü şartlar içerisinde ruhsal durumunu yansıtmadıysa da yıllar geçtikten sonra olayları tekrar yaşayıp psikolojik yönden bunalıma düşmüş olabileceğini değerlendiriyorum ifadelerine yer vermiştir. Ayrıca dava dosyasında davacının görev yaptığı birliğinde -Bölük komutanının ifadesi ile teyit edildiği gibi- çatışma sırasında yaralanan veya şehit düşen personelin bulunduğuna ilişkin yada davacının yanında arkadaşının şehit olduğunu gösterir olay tutanağı, vaka raporu gibi herhangi bir bilgi yada belge de bulunmamaktadır.
Bu durumda davacı hakkında düzenlenen sağlık raporlarında; davacının rahatsızlığının sebebi olarak temel alınmakla birlikte, gerçek olmayan yada doğruluğu belgelendirilemeyen 1993 yılında askerliğinin 7. ayında katıldığı operasyon sırasında çenesinden vurulduğu, diğer bir olayda arkadaşının öldürüldüğü şeklindeki olaylara dayanılarak; hastanın hayatı tehdit eden olağandışı bir travmatik olay yaşamış olması, bu olaydan sonra ve halen travma sonrası stres bozukluğu tablosu içinde bulunduğu ve rahatsızlığın askerlik görevindeki yaşam olaylarının tesiri ile meydana geldiği yönündeki maddi olaya ilişkin tespitin bir belgeye dayanmadığı anlaşılmaktadır.
26.11.1993 tarihinde terhis edilen davacı yaralanma olayının meydana geldiği 24.04.1993 tarihinden itibaren yaklaşık 7 ay Bölük Komutanı ile birlikte çalışmıştır. Bölük Komutanı söz konusu yazıda davacının o günkü şartlar içerisinde ruhsal durumunu yansıtmadıysa da yıllar geçtikten sonra olayları tekrar yaşayıp psikolojik yönden bunalıma düşmüş olabileceğini değerlendiriyorum ifadesine yer vermesi nedeniyle davacının belirtilen 7 aylık sürede herhangi psikolojik sorun yaşamadığı anlaşılmaktadır. Sonraki yıllarda davacının askerlik görevi sırasında yaşadığı diğer olayların etkisi ile (...ufak çaplı yaralanmaların olması, çok miktarda operasyona, meskun mahal ve arazi aramalarına, yol ve bölge emniyeti görevlerine iştirak edilmesi, bu operasyonlarda ölü veya yaralı bir çok teröristle karşılaşılması...) mevcut rahatsızlığına yakalanmış olması tıp ilmini ilgilendiren bir husus olmakla birlikte, davacının söz konusu raporlarda yer verilen 1993 yılında askerliğinin 7. ayında katıldığı operasyon sırasında çenesinden vurulduğu, diğer bir olayda arkadaşının öldürüldüğü şeklindeki doğruluğu belgelendirilemeyen olaylar nedeniyle mevcut rahatsızlığına duçar olduğu yönündeki tespit ve değerlendirmeye katılmak mümkün değildir.
Davacının psikolojik rahatsızlığının sebebi olarak kabul edilen 1993 yılında askerliğinin 7. ayında katıldığı operasyon sırasında çenesinden vurulduğu, diğer bir olayda arkadaşının öldürüldüğüne ilişkin olayların söz konusu raporlarda belirtildiği gibi olmadığı; zira çenesinden yaralanmasının operasyon sırasında ve vurulmak suretiyle gerçekleşmediği, diğer bir olayda ise arkadaşının öldürüldüğüne dair davacının iddiaları dışında hiçbir bilgi ve belgenin bulunmaması ve Bölük Komutanı tarafından düzenlenen yazıda bu hususun tam aksi bilgilere yer verilmiş olması nedenleriyle, davacının mevcut psikolojik rahatsızlığının iddia edilen olaylardan kaynaklandığını ortaya koyan kesin belgelerin olmadığı anlaşıldığından nakdi tazminat ödenmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak buraya kadar yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda; davacının mevcut rahatsızlığı ile yaralanmasının 2330 sayıl Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesini gerektirmediği kabul ve sonucuna ulaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen işlemin tüm yönleri ile hukuka uyarlı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı idare cevap lahiyasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy