(66 S. K. m. 1, Ek m. 7)
Davacının 11 Ekim 2006 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; dedesi
..ya 04 Haziran 1931 tarihli kararname ile 43008 istiklal madalyasının verildiğini, daha sonra firar vukuu nedeni ile İstiklal Madalyası Belgesinin, 27 Kasım 1972 gün ve 11567 sayılı kararname ile iptal edildiğini, gerekçe olarak dedesinin firar etmiş olmasının belirtilmesine rağmen bu tespite dayanak teşkil eden belgelerin istiklal madalyası verildikten sonra 41 yıl süre sonra ele alınan sıhhatli olmayan belgelere göre yapılan geri alma işleminde idarenin zafiyetinin olduğunu; bu sebeplerle, 66 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu gereği dedesi
..ya verilmiş olan İstiklal Madalyasının ve Belgesinin tarafına yeniden verilmeme işleminin iptalini talep etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden; davacının dedesi ..
'ya 30 Mayıs 1926 gün ve 869 sayılı Kanun gereği 04.06.1931 tarihli kararname ile 43008 numaralı istiklal Madalyası Belgesi verildiği, söz konusu belge sahibi ....'nın firar vukuatlı olduğu gerekçesiyle kütük kaydında yapılan incelemede, davacının dedesi
nın İstiklal Savaşı esnasında Yahşihanda 24 numaralı Amale Taburundan firar ettiğinin 7 Kasım 1921 tarihli telgrafla bildirildiği; davacının dedesi
.nın 3 ay kadar firarda kaldıktan sonra yakalanarak çıkarıldığı İstiklal Mahkemesinin 2 Şubat 1922 tarihli kararı ile cezalandırıldığı ve Denizli Cephesine sevk edildiği ve bu suretle 869 sayılı Kanunun yazılı sakıncalardan birisi (firar) tespit edildiğinden 43008 numaralı istiklal Madalyası Belgesi 27.11.1972 gün ve 11567 sayılı kararname ile iptal edilerek geçersiz sayıldığı, Davacının geri alınan İstiklal Madalyası ve Belgesinin iadesi talebi üzerine, Milli Savunma Bakanlığının 6 Ekim 1972 tarihli yazısı gerekçe gösterilerek Milli Savunma Bakanlığının 21 Ağustos 2006 tarihli yazısı ile reddedildiği, anlaşılmıştır.
Olayla ilgili olarak hukuki nitelendirmeye geçmezden önce bir hususu belirtmek gerekmektedir. Müteveffa
.ya verilip sonradan geri alınan İstiklal Madalyasının taşıma izninin ve buna dair belgenin kendisine verilmesi talebiyle evvelce
.. talepte bulunmuş, reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemi ile açılan davada AYİM 3 ncü Dairesi 2006/202, 491 esas karar sayılı ilamı ile, İstiklal Madalyasını talep etme hakkının en büyük erkek evlat oğlu olan
.ya geçtiği bu nedenle
..nın davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Bu kez, görülen davayı, yukarıdaki kararda belirtilen davacı
açmıştır.
66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununun 525 sayılı kanunla değişik 1 nci maddesinde kimlere İstiklal Madalyası verileceği düzenlenmiş olup, buna göre; İstiklâl madalyası bilfiil kıta başında, cephede veya dahili isyanları teskinde hamaset ve fedakarî âsarı gösteren erkân, ümera ve zâbitan ve efrat ve millî kahramanlara ve cephe gerisinde ulvi maksadın husulü için mesai ibraz edenlere ve istiklâli millî uğrunda fedayı hayat eden şehitlerin büyük oğluna, yoksa büyük kızına, yoksa pederine, o da yoksa validesine, o da yoksa zevcesine verilir hükmü getirilmiş, ancak daha sonra 869 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen EK-4 ncü maddesinde 15 Mayıs 1335 (1919) ile 09 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında Milli Orduda görev alan herkese İstiklal Madalyası verileceği hükme bağlanmıştır.
66 sayılı Kanuna 869 sayılı Kanunun 5 nci maddesi ile eklenen EK-7 nci maddesi ise Hukuku medeniyeden iskat veya cinayetle mahkûm olanlarla casusluk yapan ve ordudan firar edenler ve alelıtlak 25 Eylül 1339 tarihli kanunun birinci maddesine tevfikan nisbeti askeriyesi kat'edilenler, ikinci madde hükmünden istifade edemezler. hükmünü amirdir.
Davacının babasının askerlik geçmişi ile ilgili olarak Merkum Yahşanda (Yahşihan) yirmi dört numaralı amele taburundan firar ettiği mezkur tabur kumandanlığının 7 T. Sani 1337 tarih ve 121/60 numaralı telgrafından anlaşılmıştır. Merkum derdest edilerek İstiklal Mahkemesinden 3.K.Evvel 1337 Garp Cephesine müretteb Bila vesika derdest edilerek istiklal mahkeme-i aliyesinin 2 Şubat 1338 tarih ve 1188 numaralı telgrafı mucibince iki yüz değnek darbı ve Denizli cephesine ve kıtasınca onbeş gün hizmeti şakada istihdam mahkeme kararı olarak bildirilmekle darp cezası bil-infaz sevki 7 Şubat 1338 Denizli Cephesine müretteb, Merkum 66. Sahra 23. Alay 3. Tabur, 9. Bölükde müstahdem olduğu karargah kumandanlığının 20-6-1339 ve 523 numaralı tahriratından anlaşılmakla künye-i muvazzahası 8 Temmuz 1339 tarih ve 4/246 numaralı tahrirat cevabı yazılmıştır. 8 Temmuz 1339, 23.Alay, 3. Tabur K. Mevrud 13 Temmuz 1339 ve 939 numaralı tahriratına cevaben dört gün bakayalığı ve üç mah firarlığı olduğu cevaben ve iadeten bildirilmiştir. 11 Ağustos 1339 Merkum 23. Alay, 1. Tabur efradından iken kıtası heyetinin 7 T. Sani 1339 tarih ve bila numaralı mazbatasıyla terhisen bil-vurud ve firar bakayalı olmadığından kalem riyasetinin 7-8-1339, 1/2327 numaralı emri mucibince mezun terhis edilerek tebdilen 4/4580 numaralı verilmiştir. 26-12-1339 Mevcut 18-3-1929, 1933 yoklaması 11-6-1933, 1942 yoklaması yapılmıştır. 12-8-1942 şeklinde bilgiler mevcuttur.
Yukarıda belirtilen, 66 Sayılı Kanunun Ek 7 nci maddesinde ordudan firar edenlerin ikinci madde hükümlerinden istifade edemeyecekler yani bu kişilere İstiklal Madalyası verilmeyeceği hükmolunmuştur. Davacının askerlik safahatı ile ilgili olarak tutulan ve yukarıda bahsedilen künye kaydında davacının dedesi
.
nun İstiklal Savaşı esnasında firar ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilgilinin, Kanun hükmüne göre İstiklal Savaşı Madalyasını hak kazanamadığı, buradan hareketle murisine de verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla buna uygun bir şekilde düzenlenen işlemde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı kanısına varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
İstiklal Madalyası ve Belgesinin yeniden verilmemesi işleminin iptali istemi ile açılan davada verilen davanın reddi şeklindeki çoğunluk kararına aşağıda belirteceğimiz nedenle muhalif kaldık.
Çoğunluk kararında mufassal olarak belirtildiği üzere kendisine İstiklal Madalyasını isteme hakkı intikal eden davacının açtığı davada, davacının dedesi ..nın firar etmesi nedeniyle İstiklal Madalyası alma hakkının bulunmadığı kabul edilmiştir.
Davacı ile ilgili künye kaydında ayrı Merkum Yahşanda (Yahşihan) yirmi dört numaralı amele taburundan firar ettiği mezkur tabur kumandanlığının 7 T. Sani 1337 tarih ve 121/60 numaralı telgrafından anlaşılmıştır. Merkum derdest edilerek İstiklal Mahkemesinden 3.K.Evvel 1337 Garp Cephesine müretteb Bila vesika derdest edilerek istiklal mahkeme-i aliyesinin 2 Şubat 1338 tarih ve 1188 numaralı telgrafı mucibince iki yüz değnek darbı ve Denizli cephesine ve kıtasınca onbeş gün hizmeti şakada istihdam mahkeme kararı olarak bildirilmekle darp cezası bil-infaz sevki 7 Şubat 1338 Denizli Cephesine müretteb, Merkum 66. Sahra 23. Alay 3. Tabur, 9. Bölükde müstahdem olduğu karargah kumandanlığının 20-6-1339 ve 523 numaralı tahriratından anlaşılmakla künye-i muvazzahası 8 Temmuz 1339 tarih ve 4/246 numaralı tahrirat cevabı yazılmıştır. 8 Temmuz 1339, 23.Alay, 3. Tabur K. Mevrud 13 Temmuz 1339 ve 939 numaralı tahriratına cevaben dört gün bakayalığı ve üç mah firarlığı olduğu cevaben ve iadeten bildirilmiştir. 11 Ağustos 1339 Merkum 23. Alay, 1. Tabur efradından iken kıtası heyetinin 7 T. Sani 1339 tarih ve bila numaralı mazbatasıyla terhisen bil-vurud ve firar bakayalı olmadığından kalem riyasetinin 7-8-1339, 1/2327 numaralı emri mucibince mezun terhis edilerek tebdilen 4/4580 numaralı verilmiştir. 26-12-1339 Mevcut 18-3-1929, 1933 yoklaması 11-6-1933, 1942 yoklaması yapılmıştır. 12-8-1942 şeklinde bilgiler mevcuttur.
Konuyla ilgili hükümler getiren 66 sayılı Kanuna 869 sayılı Kanunun 5 nci maddesi ile eklenen EK-7 nci maddesi ise Hukuku medeniyeden iskat veya cinayetle mahkûm olanlarla casusluk yapan ve ordudan firar edenler ve alelıtlak 25 Eylül 1339 tarihli kanunun birinci maddesine tevfikan nisbeti askeriyesi kat'edilenler, ikinci madde hükmünden istifade edemezler. hükmünü amirdir. Bu madde gözönünde bulundurulduğunda ve davacının dedesinin de başlangıçta firar ettiği bilgisi karşısında ilk bakışta müteveffa
..nın hakkının bulunmadığı fikrine varılabilir ise de kanaatimizce bu yanılgılı bir tutumdur. Zira yine künye kaydından açıkça anlaşılacağı üzere davacının dedesi firar etmiştir ancak daha sonra yine de İstiklal Savaşına iştirak etmiş ve sonuçta normal olarak terhis edilmiştir. Yasada zikredilen firar edenler den anlaşılması gereken kanaatimizce, savaşta iken firar edenler ve sonuna kadar bu halini devam ettirenlerdir. Bu nedenle davacının dedesinin hak sahibi olmasından ötürü işlemin iptaline karar verilmesi gerekir iken davanın reddine karar verilmesi yolundaki karara katılamadık. 08.03.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy