(1602 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 157)
Davacı vekilinin 15.06.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığı kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin halihazırda maluliyet sebebi ile aylık aldığını, 03.03.2006 tarihinde Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat ederek, maluliyet aylığının, sakatlandığı tarih olan 05.11.1994 tarihinden itibaren veya terhis edildiği 27.11.1995 tarihinden itibaren başlatılmasını talep ettiklerine; Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13.04.2006 tarihli yazısı ile, istemin davalı sandık tarafından reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve tahsis dosyalarının incelenmesinde; davacının 172nci Zırhlı Tugay Uçaksavar Batarya Komutanlığı emrinde topçu er statüsünde askerlik hizmetini yapmakta iken, 15.11.1994 tarihinde atış tatbikatı görevi gereği askeri araçla intikal esnasında meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, tedavisi sebebi ile askerlik hizmetine dönemeyen davacının 27.11.1995 tarihinde terhis edildiği, tedavi süreci sonunda maluliyetini gerektirir derecede sakat kalan davacının, maluliyet maaşı bağlanması için 06.04.2004 tarihinde dilekçe ile Genelkurmay Başkanlığına müracaat ettiği; Genelkurmay Başkanlığının 30.04.2004 tarih ve PER: 4290-512-04/Şehit Gazi İşl. Şb. Nak. Taz. ve Özl. Hak. Ks. sayılı yazısı ile davacının dilekçesini, maluliyeti gerektiren kazaya dair belgeler ile birlikte Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne intikal ettirdiği; 04.05.2005 tarihinde Emekli Sandığı kayıtlarına giren dilekçe üzerine Emekli Sandığınca inceleme başlatıldığı ve Emekli Sandığına intikal eden belgeler arasında yer almayan, davacı hakkında kesin işlemli sağlık kurulu raporunun Emekli Sandığınca istendiği ve davacı hakkındaki kesin işlemli sağlık kurulu raporu olan Diyarbakır Asker Hastanesinin 04.04.2005 Sağlık Raporunun 21.06.2005 tarihinde Emekli Sandığı kayıtlarına geçmiş olduğu; rapora göre Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce davacının vazife malulü kabul edilerek 01.07.2005 tarihinden itibaren başlamak üzere davacıya maluliyet aylığının bağlanmasına karar verildiği; davacının 03.02.2006 tarihili dilekçesi ile maluliyet alığının başlangıç tarihinin maluliyetini gerektiren kazanın gerçekleştiği tarih olan 15.11.1994 tarihinden itibaren başlatılmasının istendiği; Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13.04.2006 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/74863-062 sayılı cevabi yazısı ile talebin reddedildiği anlaşılmıştır.
1602 sayılı Askerî Yüksek idare Mahkemesi Kanununa göre davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev, kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir.
Anayasanın 157 nci maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askerî hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askerî memur, astsubay, askerî öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Buna göre, bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için; İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması ya da uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş bulunması, dava konusu idari işlem veya eylemin askerî hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
İdari yargı yerinin saptanması bakımından idari işlemler askeri nitelikli idari işlemler ve sırf idari işlemler olarak ikiye ayrılabilir. Askeri nitelikli idari işlemlerin hukuki denetimi; askeri idari yargıya, sırf idari işlemler ise genel idari yargıya ait olması gerekir. Böylece Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemlerden doğan davalardaki görevi, bu mahkemenin kuruluş amacına uygun olarak belirlenecek, askeri özellik taşıyan idari işlemlerin yargı denetimi bu işlemler açısından daha uzman sayılan, askerlik mesleğine ve askeri hizmete daha yakın bir kurulca yapılacaktır. İdari işlemin yargısal denetiminde, askerlik mesleği ve askeri hizmet gereklerinin yakından bilinmesinin önem taşımadığı hallerde, davadaki hukuki problemin çözümünde olayın askerlik mesleği ile askeri hizmetin özellikleri açısından değerlendirilecek bir yönün bulunmadığı durumlarda işlem askeri makamlarca tesis edilmiş olsa bile, davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde değil, genel idari yargıda çözüme kavuşturulması zorunluluğunun belirmesidir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemlerin yargısal denetiminde görevli sayılmasının ölçüsü işlemi tesis eden makamın askeri makam olması değil işlemin niteliğinin askeri nitelik, yani askeri hizmete ilişkinlik öğesi taşıyıp taşımadığıdır. İster askeri makamlarca, ister askeri olmayan makamlarca tesis edilsin, bir işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine bir başka deyişle niteliğine bakılacaktır. Tesis edilen idari işlemi bir askeri kişinin askeri yetenek ve yeterlikleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, hak ödev ve sorumlulukları gibi durumları, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerinin özellikleri, askeri kural, gelenek ve gerekleri gözetilerek tesis edilmiş ise askeri hizmete ilişkinliği var sayılabilir
Bu açıklamalar sonucunda dava konusu uyuşmazlık ele alındığında, davacının asker kişi olması konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak dava konusu uyuşmazlıkta idari işlemin askeri hizmete ilişkin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira dava konusu uyuşmazlık davacının davalı idare tarafından bağlanan vazife maluliyeti aylığının, maluliyeti gerektiren kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren başlatılması talebidir. Maluliyet maaşının başlangıç tarihinin tespiti dışında askeri hizmetin amacı ve askeri görev yerlerinin özelliklerinin göz önüne alınmasını gerektirecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemde askeri hizmete ilişkinlik şartı bulunmadığından davaya Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde bakılmasının mümkün olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözümünün genel görevli İdare Mahkemelerinin görevi içine girdiğinden, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın görev yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy