(2709 S. K. m. 125, 145, 157) (1602 S. K. m. 52, 62) (211 S. K. m. 12, 39, 43, 99, 100, 105) (2577 S. K. m. 20) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 664)
Davacı vekili 06.11.2006 tarihinde AYİM kaydına geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14 Ağustos 2006 tarihinde Kayseri Orduevine girişinin nizamiyede görevli askerlerce engellenerek, kendisine 2 nci Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığının 11 Ağustos 2006 tarihli çok ivedi ve gizli şerhi taşıyan yazısının gösterildiğini, bu yazı vesilesiyle hakkındaki yasaklamadan haberdar olan müvekkilinin yasağın sebebini öğrenmek ve kaldırılmasını sağlamak maksadıyla Genelkurmay Başkanlığına, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ve 2 nci Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığına keyfiyeti yazılı olarak bildirdiğini, başvurusuna cevabın sadece 2 nci Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığından geldiğini, gelen cevap ile de, yasaklamanın Genelkurmay Başkanlığının emri ile gerçekleştiğinin, yasağın süresinin 18 ay olduğunun ve dayanağının Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664/4 üncü maddesinin teşkil ettiğinin bildirildiğini, oysa müvekkili hakkında yapılan yasaklama işleminin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkili hakkında ne bir tutanak tutulduğunu ve tebligat yapıldığını, ne de savunmasının alındığını, müvekkilinin daha evvel iki günlük sakal tıraşlı olması nedeniyle kendisine orduevinde kahvaltı servisi yapılmamasını şikâyet konusu yaptığını, şikâyetinde orduevi subay bölümü amiri olan yarbayın kişisel tutumundan kaynaklanan bu engellemenin mevcut mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu beyan ettiğini ve gereğinin yapılmasını talep ettiğini, müvekkilinin yasağa muhalefet teşkil edecek biçimde sakal tıraşlı vaziyette orduevinde bulunduğunun tespiti halinde yasal işlem yapılması ve yasaklama kararının alınması için gerekli olan uymamakta ısrar halinin belirlenmesinin gerektiğini, ancak böyle bir tespitin yapılmadığını, ayrıca Kayseri Orduevi subay bölümü amiri olan yarbayı ilgili makamlara şikayet etmesi nedeniyle yasaklama kararı alan Genelkurmay Başkanlığına durumun kasıtlı olarak yanlış aktarıldığını, şikayetin yarattığı garez ve husumet ile hareket eden personelin üst birimleri de yanılttığını ve nihayet müvekkilinin 18 aylık bir yasakla karşı karşıya bırakılmasının fiili bir an için sabit görülse dahi somut olayın şartlarına uygun düşmeyen bir yaptırım olduğunu ifade ederek; Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine alınmama işleminin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
AYİM 3 ncü Dairesinin 16.11.2006 tarih ve Gensek No: 2006/3522, Esas No: 2006/1520, Sayılı kararıyla idari işlemin uygulanması ile telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açık biçimde hukuka aykırı görülmesi şartlarının birlikte gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, Anayasanın 125 ve 1602 Sayılı AYİM Kanununun 62 nci maddesi uyarınca davacının yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası ile idarenin savunma ekinde 1602 Sayılı Kanunun 52 nci maddesi kapsamında gönderdiği gizlilik dereceli belgelerin incelenmesinden; davacı emekli Personel Kıdemli Albay
in sık sık Kayseri Subay Orduevinden istifade ettiği, ancak her seferinde olumsuz tutum ve davranış sergileyerek huzur ve ahengi bozduğu, görevli personeli taciz edip üyeleri rahatsız ettiği, her zaman çok yüksek sesle konuştuğu, en küçük talebini dahi sert bir şekilde (azarlar gibi) dile getirdiği, her zaman kirli sakalla tesislerden istifade etmek istediği, kılık kıyafetine özen göstermediği, gömleğinin yarısı pantolon dışında, kravatı iyice gevşetip gömleğin içine koyarak dolaştığı, bu nedenle diğer üyelerden şikayetler geldiği, hoşnutsuz kaldığı durumları (servisin geç gelmesi, sıra beklemesi, ürün miktarı gibi) yönetim ile paylaşmak yerine görevli personele bağırarak, azarlayarak dile getirdiği, bir keresinde yemek salonunda bayan garsonu ağır ifadelerle rencide ettiği, 01.05.2006 tarihinde akşam yemeğine 1-2 günlük kirli sakalla geldiği, görevli personelin sakal ile servis yapılamayacağı uyarısına etrafı rahatsız edecek şekilde bağırarak tepki verdiği, sakalının yönergede belirtildiği şekilde sade ve bakımlı olmadığı, kirli sakal olduğu, davacının ısrar etmesi üzerine yemek servisi yapıldığı, yemek esnasına dilimlenmiş ekmek yerine bütün ekmek istediği, bütün ekmek getirildiğinde ise eve götürmek için poşet talebinde bulunduğu, bunlara ek olarak Orduevi Müdürlüğünden şahsına özel hizmetler talep ettiği, bu taleplerinde ısrarcı olduğu, sebze - meyve getirerek mutfakta kendisine özel yemek yapılmasını istediği, şahsına özel evrakları müsvedde olarak hazırlayıp orduevinde görevli personele yazdırmak ve fotokopilerini çektirmek istediği, Kayseride ikametgahı olduğu yakın zamana kadar Orduevi Yönetimce bilinmediğinden otel bölümünden yer tahsisi yapıldığı, odada yalnız kalmak istemesi üzerine iki yataklı oda verildiği ancak diğer yatağın ücretini ödemek istemediği gibi yanına başka birinin verilmesini de istemediği, davacının Kayserideki ikametgahı hakkında orduevi yönetimine gerçek dışı beyanda bulunduğu, davacının orduevine girdiği andan itibaren tavır ve davranışları ile görevli personeli taciz ederek sindirmeye çalıştığı, problem ve huzursuzluk çıkarmasına mahal verilmemesi için daima rütbeli bir personel tarafından takip edilmek durumunda kalındığı, bütün bu olaylar ve tespitler sıralanarak Kayseri 2 nci Hava İkmal Bakım Merkezi ve Garnizon Komutanlığının 25.05.2006 tarih ve Orduevi:7200-74-06/İD1707 sayılı yazısıyla davacının Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine girişinin yasaklanmasının teklif edildiği, davacının durumu 06.07.2006 tarihinde, MY:58-4 Orduevleri Askeri Garnizonlar ve Sosyal Tesisler Yönergesinin 8 nci maddesine uygun olarak teşkil edilen kurulda görüşülerek, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664/4.B. maddesi gereğince davacının Türk Silahlı Kuvvetleri Sosyal tesislere girişinin on sekiz ay süreyle yasaklanmasına oybirliğiyle karar verildiği, davacının bu yasaklama kararından 14.08.2006 tarihinde orduevine girmek istemesi üzerine nizamiyede haberdar olduğu, 25.08.2006 tarihli dilekçesi ile yasağın sebebinin bildirilmesi ve kaldırılması için müracaat ettiği, 2 nci Hava İkmal Bakım Merkezi ve Garnizon Komutanlığının 28.09.2006 tarih ve DES. VE. İD. YNT.: 3050-267-06/(As.Per.) 1155 sayılı yazısıyla reddedildiği, bunun üzerine 06.11.2006 tarihinde yasal süre içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun; 12/c maddesinde; Askerî kurum; kıta ve karargah anlamı dışında kalan askerî hastane, okul, orduevi, dikimevi, fabrika, askerlik şubesi, ikmal merkezi ve depo gibi askerî tesis ve teşkiller şeklinde tanımlanmakta, 39 ncu maddesinde; Silahlı Kuvvetlerde askerî eğitim ile beraber ahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassa itina olunacağı, Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak, sıhhatin korunması, sır saklamanın, her Askerîn esas vazifesi olduğu, 43 ncü maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstün olduğu, bundan ötürü Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmelerinin, bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmalarının, her türlü siyasi gösteri toplantı işlerine karışmalarının ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmalarının yasak olduğu, 99 ncu maddesinde; Silahlı Kuvvetler mensupları arasında tesanüdü arttırmak, mesleki ve kültürel inkişaflara, sosyal ve moral ihtiyaçları temin gayesi ile orduevleri kurulabileceği ve askerî gazino teşkil edilebileceği, 100 ncü maddesinde; Orduevleri, askerî gazinolar ve kışla gazinolarının askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haiz olduğu, 105 nci maddesinde; Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla ailelerinin dinlenme ve moral ihtiyaçlarını temin maksadıyla dinlenme kampları tesis edilebileceği öngörülmüştür.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 2. Orduevleri ve askeri garnizonlar başlığını taşıyan 664 maddesi 1. fıkrasının 21.4.1999 gün ve 22618 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliklerle değişik 4 ncü bendinde Subaylar, askeri memurlar ve astsubaylar ile bunların emeklileri orduevlerinin ve askeri gazinoların tabii üyeleridirler. Tabii üyeler ile orduevleri, askeri gazino ve öteki sosyal tesislerden yararlanma hakkına sahip diğer kişilerin bu mahallerde; -a) Siyasi konuşma yapmaları, siyasi telkin ve öneride bulunmaları yasal veya yasadışı kurulmuş bulunan siyasi amaçlı parti, kuruluş, dernek ve örgütlerden herhangi biri hakkında propaganda yapmaları yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında gereğinde yasal işlem yaptırılmakla birlikte, emekli üyeler ile sosyal tesislerden yararlanma hakkına sahip diğer kişilerden birinin bu tür faaliyette bulunduğu herhangi bir şekilde tespit edilenler anılan sosyal tesislerden yararlanma hakkını kaybederler. -b) Söz atma, sarkıntılık, ırz ve iffete tecavüz, askerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiilleri işlemeleri veya anılan yerlerde uyulması öngörülen kurallara uymamakta ısrar etmeleri halinde, bunlar hakkında gerektiğinde yasal işlem yaptırılmakla birlikte bu tesislere girişleri yasaklanabilir. Yapılan yasal işlem sonucunda bu fiilleri işlemedikleri anlaşılanlar hakkında, daha önce alınmış olan yasaklama kararı Genelkurmay Başkanlığınca kaldırılır. -c) Emekli üyeler ile bunların aile fertlerinin birisinin irticai, bölücü, yıkıcı faaliyetler içerisinde yer aldığının yada Türk Silahlı Kuvvetler aleyhinde beyanda veya faaliyette bulunduğunun tespit edilmesi, halinde, bu kimselerin, orduevleri, askeri gazinolar ve diğer askeri sosyal tesislere girişleri Genelkurmay Başkanlığınca geçici veya sürekli olarak yasaklanabilir şeklinde bir düzenleme getirilmiştir.
Davanın esasına girmeden önce, davacı vekilinin savunmaya cevap dilekçesinde ve duruşmada gizli belgelerin kendisine tebliği gerektiğini ileri sürmesi nedeniyle 1602 sayılı AYİM Kanununun 52 nci maddesinin son fıkrası hükmü ile ilgili bir değerlendirme yapılmasında yarar görülmüştür.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 52 nci maddesinin son fıkrasında; Şu kadar ki, görevli daire veya kurul veya savcılar tarafından getirtilen veya idarece gönderilen gizli her türlü belge ve dosyalarla reddi hâkim istemi üzerine reddedilen hâkim tarafından bu hususta verilen cevap, taraf ve vekillerine incelettirilmez. hükmü öngörülmüştür. Benzer bir düzenlemenin yer aldığı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20 nci maddesindeki hüküm ise 10.6.1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla kaldırıldığından, halen idari yargı yönünden benzer bir kısıtlamanın mevcut olmadığı bilinmektedir. Bu bakımdan, ilk nazarda 1602 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin son fıkrasında yer alan bu hükmün, genel idari yargı ve askeri idari yargı bakımından bir eşitsizliğe yol açtığı, bunun ise Anayasaya aykırı düştüğü, özellikle hak arama özgürlüğü önünde bir engel teşkil ettiği ve mevcut düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kimi kararlarında belirtilen Silahların eşitliği ilkesiyle uyum içinde olmadığı söylenebilecektir. Ancak, böylesine bir yorum ve varılan hüküm, Anayasanın 157 ncı maddesi dikkate alındığında bambaşka bir veçhede değerlendirilebilecektir.
Gerçekten, Anayasanın Askeri Yargı başlıklı 145 nci maddesinin son fıkrasında Askeri Yargı Organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri hâkimlerin özlük işleri... mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir... hükmü yer almaktadır. 1602 sayılı AYİM Kanunu da, gerek Anayasanın 157 nci maddesi, gerek belirtilen 145 nci maddesinin amir düzenlemesi ışığında yürürlüğe konulmuştur. Diğer bir deyişle, anayasal bir kriter-norm olan Askerlik hizmetinin gerekleri askeri yargı organlarının (ki AYİMde bir yüksek askeri yargı organıdır) kuruluş ve işleyişinde dikkate alınması gerekli ve lüzumlu bir ölçü teşkil etmektedir. Milli Savunma kamu hizmetinin yürütülmesinden, bu meyanda Silahlı Kuvvetlerin bilfiil icra ettiği görevlerin bünyesinden kaynaklanan gizlilik, askerlik hizmetinin doğal bir gereğidir. Belirtilen milli savunma kamu hizmetinin yürütülmesi esnasında tesis edilen idari işlemlerin büyük çoğunluğu gizlilik esasına göre vücut bulur ve ancak bilmesi gereken prensibine göre, yetki verilen makam ve kişilerce içeriklerine muttali olunabilir.
Ne var ki, mahkememizde dava konusu yapılan işlemlerde idarenin her bilgi ve belgeye gizlilik derecesi vermesi ve savunmanın kapalı biçimde yapılması halinde, davacıların iddialarını ispat yolunda ciddi güçlükle karşılaşabilecekleri de bir gerçektir. Ancak, Mahkememizin istikrarlı uygulamasında, askeri hizmetin gerekli ve lüzumlu kıldığı anlamda gizlilik kriteri geliştirilmiş ve bu kriter kapsamına girmeyen bilgi ve belgelerin, üzerlerine hangi gizlilik derecesi basılırsa basılsın, içeriklerinin karar gerekçesinde işlenmesi yoluna gidilmektedir. Bu durumda da, ortada eşitsizliğe yol açıcı bir durumun varlığından söz edilemeyecektir. Eğer savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgeler askeri hizmetin gerekli ve lûzumlu kıldığı anlamda gizlilik taşıyorsa, artık Anayasanın 145 nci maddesinin öngördüğü kısıtlama çerçevesi içinde kaldığı değerlendirilerek, bunlarla ilgili bir incelemeye izin verilmemekte, içerikleri konusunda da ancak varsa ifşasında mahzur olmayan kadarı gerekçede yer almakta veya hiç temas edilmeyerek genel hukuki değerlendirme yapılması yoluna gidilmektedir.
Nitekim görülmekte olan bu davada, davacının Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine girişinin yasaklanmasına neden olan olay ve bu olayı kayıt altına alan tutanak içerikleri, 1602 sayılı AYİM Kanununun 52 nci maddesi kapsamında incelenmek üzere Mahkememize gönderilmiş olmakla beraber, 22.03.2007 tarihinde yapılan görüşmede, gönderilen belgelerden bir kısmının davacı vekiline tebliğinde sakınca bulunmadığına, bir kısmının ise davacı hakkında soruşturma yapan üçüncü kişilerin haklarının korunması ve soruşturma yöntemlerinin gizliliği bakımından davacı tarafa tebliğ edilmemesinde kamu yararı bulunduğuna karar verilmiş, tebliğinde sakınca bulunmayan belgeler davacı vekiline tebliğ edilmiş, diğer belgelerin içerdiği hususlar ise yukarıda açıklanan ölçüler çerçevesinde gerekçeli karara aktarılmıştır. Bu durumda davacının savunma hakkının kısıtlanmasından bahsedilemez. Üye Hâkim Albay Mehmet Aydan AL 1602 Sayılı Kanunun 52 nci maddesinin açık hükmü karşısında davacı vekilinin talebinin karşılanmasının mümkün olmadığı yönündeki görüşüyle çoğunluk kararına katılmamıştır.
Davanın esastan incelenmesine geçildiğinde; davacının sık sık istifade ettiği Kayseri Subay Orduevinde kılık kıyafetine özen göstermediği, sık sık kirli sakallı olarak tesislerden faydalanmak istediği, taleplerini ve şikayetlerini bağırarak, personeli rencide ederek dile getirdiği, şahsına özel hizmetler istediği, tavır ve davranışlarıyla diğer üyeleri rahatsız ettiği, davacının bu davranışlarına devam etmekte ısrar ettiği, savunma ekinde gönderilen tutanak ve belgelerden anlaşılmaktadır. Orduevleri, bu konuda düzenlemeler getiren mevzuatta da belirtildiği üzere asker kişilerin, bunların ailelerinin mesleki ve kurumsal dayanışmasını arttıran, moral takviyesi yapan kurumlardır. Kuşkusuz buradaki hareket tarzının da dışarıdaki sivil bir otel, restoran ve dinlenme tesisinden farklı olması ve askerlik hizmetinden, bunun oluşturduğu sosyal ortamdan etkilenmesi ve paralel nitelikler taşıması gereklidir. Bu tesislerden yararlanırken yapılan davranışlarda, bu duruma dikkat edilmesinin gerektiği aşikârdır. Davacının bu eylemlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664/4.b maddesinde yer alan
veya anılan yerlerde uyulması öngörülen kurallara uymamakta ısrar etmek olarak değerlendirilip Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine girişinin 18 ay süreli olarak yasaklanmasında yetki, şekil, sebep, maksat ve konu yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı vekili işlemin usul yönünden sakat olduğunu, çünkü savunması alınmadan tesis edildiğini, ayrıca hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadığını bunların işlemi şekil (usul) yönünden sakatlandığını ileri sürmektedir. Öncelikle söz konusu işlem mevzuatımıza göre bir disiplin cezası değildir. Ceza yargılaması alanına giren bir konu ise hiç değildir. Davacı hakkında tesis edilen işlem bir idari işlemdir. İdari işlemlerin ne şekilde tesis edileceğine ilişkin İç hukukumuzda genel bir İdari Usul yasası mevcut değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine girişinin yasaklanması işleminin ne şekilde tesis edileceği, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği hükümlerine dayanılarak MY:58-4 Ordu Evleri, Askeri Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönergesinde düzenlenmiştir. Davacı hakkında işlem tesis eden kurulun anılan Yönerge hükümlerine uygun olarak teşkil edildiği ve toplandığı, işlem tesis etmeden önce ilgilinin savunmasının alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığı dolayısıyla işlemde şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin, İç Hizmet Yönetmeliğinin 664/4-b maddesine göre müvekkili hakkında yasal işlem yapılması ve yapılan yasal işlem sonucunda bu fiilleri işlemediğinin anlaşılması durumunda yasaklama kararının kaldırılması gerektiğini, bunların yapılmamasının işlemi sakatlandığını ileri sürmüştür.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 664/4.b. maddesinde; Söz atma sarkıntılık, ırz ve iffete tecavüz, askerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiilleri işlemeleri veya anılan yerlerde uyulması öngörülen kurallara uymamakta ısrar etmeleri halinde bunlar hakkında gerektiğinde yasal işlem yaptırılmakla birlikte bu tesislere girişleri Genelkurmay Başkanlığınca yasaklanabilir. Yapılan yasal işlem sonucunda bu fiilleri işlemedikleri anlaşılanlar hakkında, daha önce alınmış olana yasaklama kararı Genelkurmay Başkanlığına kaldırılır denilmektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere yasal işlemin gerektiğinde yaptırılacağı, bunların da düzenlemenin başında yer alan ve ceza hukuku normlarına göre suç teşkil eden söz atma, sarkıntılık, ırz ve iffete tecavüz, askerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiilleri kapsadığı açıktır. Davacının eylemlerinin ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmemesi nedeniyle hakkında bir soruşturma yapılmamış olmasında herhangi bir hukuka aykırılık yoktur.
Davacı vekilinin diğer iddialarının aksine; davacının 01.05.2006 tarihinde talimatlara uygun olmayan sakalla tıraş olmaya değil, lokanta bölümüne yemek yemeye geldiği, birden fazla tekrarlayan kurallara aykırı eylemlerinin ısrar oluşturduğu, davacının orduevi yönetimini ikaz ve şikâyet etmesi nedeniyle duyulan husumetle bu teklifin yapıldığı yönündeki soyut iddiaların somut delillerle kanıtlamadığı, davacının eylemlerinin niteliği ve sıklığı dikkate alındığında 18 ay süreli geçici yasaklama kararının ölçülülük ilkesini ihlal etmediği, sonuç itibariyle davacı vekilinin iddia ve itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının Türk Silahlı Kuvvetleri Sosyal tesislerine girişinin geçici süreyle yasaklanması işleminin iptali talebinin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy