(1602 S. K. m. 20) (5434 S. K. m. 72) (2709 S. K. m. 157)
Davacı vekili13.11.2006 tarihinde AYİM kaydına geçen dilekçesinde özetle; müvekkili ...................ın oğlu .................in askerlik görevini yaptığı sırada 27.09.2002 günü nöbetçi onbaşı iken, devriye nöbetçilerini değiştirme sırasında J. Er ................ tarafından vurularak görevi başında öldürüldüğünü, öldürme olayı ile ilgili olarak verilen mahkeme kararının Askeri Yargıtay tarafından inceleme aşmasında olduğunu, müvekkilinin oğlunun öldürüldüğü tarihte evli olduğunu ancak daha sonra eşinden boşandığını, boşanma kararının 31.08.2006 tarihinde kesinleştiğini, oğlundan dolayı aylık bağlanması için 08.09.2006 tarihli dilekçe ile Emekli Sandığına müracaat ettiklerini ancak 60 günlük süre içerisinde bir cevap verilmeyerek taleplerinin zımnen reddedildiğini 5434 Sayılı Kanunun 72 nci maddesi hükmüne göre müvekkiline aylık bağlanması gerektiğini belirterek emekli aylığı bağlanmaması işleminin iptaline, muhtaç durumda olması nedeniyle öncelikle yürütmenin durdurulmasına, emekli aylıkların yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
AYİM Genel Sekreterliğinin 07.12.2006 gün ve Gensek No:2006/3608/İd.Ks Sayılı yazısıyla davacı vekilinin yürütmenin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun 12.05.2005 gün ve 283 Sayılı kararı ile davacının oğlunun ölümünün 5434 Sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümleri kapsamında olduğuna karar verildiği, davacının müracaatı üzerine, davalı kurum tarafından 5434 Sayılı Kanunun 72 nci maddesindeki şartların araştırıldığı bu bağlamda davacıdan bazı belgelerin istendiği henüz nihai bir karar verilmediği ancak 60 günlük süre içerisinde karar verilmemesi üzerine zımni red işlemi nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her aşamasında incelenmesi gereken bir zorunluluktur. Davanın görümü aşamasında davalı kurumca ilgili hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olması nedeniyle, yetim aylığı bağlanması şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda odaklanan uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle davanın esasına girilmeden öncelikle görev konusunun incelenmesine geçilmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi olarak sayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden askeri hizmete ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: İdarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler gözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Olayda davacının oğlunun vazife malulü olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı Kurum tarafından davacının oğlunun vazife malulü kabul edildiği Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 22.09.2006 tarihli yazısında açıkça belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık davacıya oğlunun vazife maluliyetinden dolayı 5434 sayılı Kanununun 72 nci maddesi uyarınca aylık bağlanıp bağlanmayacağına ilişkindir. Yasa hükmü uyarınca annenin dul ve muhtaç olup olmadığı ve dolayısıyla aylığa müstahak olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde, askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediğinden, dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkin bir yanı bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta askeri hizmete ilişkinlik şartı gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargı yeri olduğu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 27.05.2002 tarih ve 2002/12-19 E.K., 10.10.2005 tarih ve 2005/50-72 E.K. ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3 ncü Dairesinin 23.12.2004 tarih 2004/1528-1807 E.K. ve 27.01.2004 tarih ve 2004/470-103 E.K. , 02.02.2006 tarih ve 2003/276 E. , 2006/211 K. sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın görev yönünden REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesi gereğince davacıya yetim aylığının bağlanabilmesi için; oğlunun vazife malullüğü aylığı bağlanmasını gerektiren bir olay nedeniyle vefat etmiş olması, iştirakçi olmaması, dul ve muhtaç olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Davacının oğlunun vazife malulü olduğu davalı Kurumca da kabul edildiğinden yukarıda yer verilen diğer koşulların sağlanmış olması gerekmektedir.
Davacı oğlundan dolayı aylık bağlanması talebinde bulunmuş, davalı ise yasada öngörülen dul ve muhtaç olma koşulunu sağlamaması sebebiyle olumsuz işlem tesis etmiştir. Görüldüğü üzere davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, davacının 5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesine göre aylığa müstahak olup olmadığına ilişkindir. Bir diğer ifadeyle davacının tesisini talep ettiği ancak idarece kabul edilmeyen işlemin konu unsurunu vazife malullüğü aylığı bağlanmaması oluşturmaktadır. Zira davacı dul ve muhtaç olduğunun kabulüne ilişkin bir talepte bulunmamış, davalı bu istemin reddine ilişkin bir işlem tesis etmemiş ve bu istem idari davaya konu edilmemiştir. Esasen her iki konuda davalı idarenin işlem tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluk tarafından da belirtildiği üzere benzer nitelikli davalarda görevsizlik kararı verilmiş (ve Uyuşmazlık Mahkemesince de aynı yönde kararlar bulunmakta) ise de; Dairemizin 02 Mart 2006 Gensek No.:2005/1990 Esas No.:2006/270 Karar No.:2006/321 sayılı kararında baba-evlat ilişkisinin bulunmaması nedeniyle yetim aylığı bağlanmaması yönünde tesis edilen işlemin, 25 Mart 2003 gün ve Gensek No:2003/2356 Esas No.: 2004/397, Karar No.:2004/ sayılı kararında davacının dul olma koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle aylık bağlanmaması yönünde tesis edilen işlemin yargısal denetiminde AYİMin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Kaldı ki tarafımdan da aynı yönde oy kullandığım Dairemizin 07.12.2006 tarihli Gensek No: 2006/3416, Esas No: 2006/1644, Karar No: 2006/1545 sayılı ve görevli dairenin belirlenmesi için dosyanın daireler kuruluna tevdiine dair kararında da benzer şekilde ...Bir idari işlemin konusu, onun doğurduğu hukuki sonuç, yani hukuk âleminde meydana getirdiği değişikliktir. İdari işlemlerin sebep ve konu unsurları arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Çoğunlukla hukuk kuralları, hangi sebeplerin hangi sonuçları doğuracağını, yani belli bir sebebin varlığı halinde yapılacak işlemin konusunun ne olacağını tespit etmektedirler. Bazen bir idari işlemin birden çok sebebi bulunabilir ancak bütün sebepler aynı sonucu doğururlar. Davanın konusu ise ayrı ayrı bu sebeplere bakılarak değil, konu unsuruna bakılarak tespit edilir... gerekçesine yer verilmek suretiyle dava konusu yeniden devlet memurluğuna alınmama işleminin iptali olarak belirlenmiş ve görevli dairenin AYİM 2 nci Dairesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İdari yargıda dava konusunu oluşturan uyuşmazlığın ancak davacı tarafından belirlenmesinin mümkün olması ve idari yargı yerlerinin de davacı tarafından belirlenen istemle bağlı olmaları nedeniyle görev konusunun uyuşmazlığa göre belirlenmesi gerekir. Davalı idarenin olumsuz işlem tesis ederken bir takım hukuki ve maddi sebeplere dayanması ve dayanılan bu sebepler ile uyuşmazlık konusu istem arasında doğal olarak sebep-sonuç ilişkisinin bulunması, uyuşmazlığın esasını davacının isteminin oluşturması kuralını değiştirmemesi gerekir. Davacının isteminin yapılmamasının gerekçesi olarak gösterilen sebepler ancak işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uyarlı olup olmadığının tespitinde önem taşır.
İdari yargı yerlerinin bir davada görevli olup olmadığının davacı ile davalı arasında oluşan uyuşmazlık yerine idarelerce tesis edilen işlem sebebine göre belirlenmesi durumunda; benzer davalarda red işleminin; vazife malullüğüne, iştirakçi olma, dul ve muhtaç olma koşullarının birkaçı ya da tümüne birden dayanılması durumunda görevli yargı yerinin belirlenmesi hangi sebebe öncelik verilebileceği sorunlarını da beraberinde getirecektir. Bu gibi durumlarda idari yargı yerlerinin belirleyeceği öncelik sırasına göre emsal davaların hem askeri idari yargı hem de genel idari yargı yerinde incelenebilmesi gibi bir sonuca sebebiyet vereceği açıktır.
Davacıya aylık bağlanmasını gerektiren sebeplerden oğlunun vazife malulü olmaması nedeniyle talebin reddi halinde AYİMin görevli olduğu, diğer koşulların yokluğu nedenine dayalı istemin reddi halinde ise görevli olmadığının kabulü gerekecektir.
Açıklanan nedenlerle davacının işlem sebepleri arasında sayılan dul ve muhtaç olma koşullarını sağlayıp sağlamadığının tespiti ile esastan bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığı işlemin sebep unsuruna göre belirleyerek mahkemenin görevli olmadığı yönünde oluşan sayın çoğunluğa katılamadım. 14.12.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy