(1632 S. K. m. 162, 175) (2709 S. K. m. 129) (1602 S. K. m. 21)
Davacı, 04 Ocak 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına giren dava dilekçesinde özetle; 15 KASIM 2005 tarihinde KARA-NET üzerinden kişisel bilgi sayfasına girdiğinde bir adet 3 gün oda hapsini içeren disiplin cezasının olduğunu gördüğünü, söz konusu ceza verilmeden önce savunmasının alınmadığını ve cezanın kendisine tebliğ edilmediğini, Askeri Ceza Kanununun 162 ve devam eden maddelerinde yer alan prosedüre uygun olarak verilmeyen söz konusu disiplin cezasının yok hükmünde olduğunu belirterek söz konusu disiplin cezasının yok hükmünde olduğundan iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 1nci Ordu Komutanlığının 10 Aralık 1985 gün ve PER.: 7200-114-85/Pln.Ynt.Ş.(773) sayılı yazı ile K.K.K.lığına gönderilen Kasım 1985 ayı ceza alan subay ve astsubay çizelgesinde davacının Tnk.Yzb. rütbesiyle 3.Zrh.Tug.2.Tnk.Tb.K.lığı emrinde görev yapmakta iken görevi ihmal suçundan 3 gün göz hapsi cezasıyla cezalandırıldığının yazılı olduğu, davacı hakkında sıralı sicil üstlerince 24 Aralık 1985 tarihinde doldurulan nitelik belgesinde söz konusu cezanın yer aldığı, özlük ve sicil dosyaları ile davalı idarece gönderilen belgeler arasında davacıya söz konusu cezanın hangi eyleminden dolayı verildiğinin, cezalandırılma öncesi savunma hakkının tanındığına ve disiplin cezası kararının kendisine tebliğ edildiğine dair hiçbir belge bulunmadığı anlaşılmıştır.
1982 Anayasasının 129/3 maddesinde; Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. / Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır hükmü bulunmaktadır.
1602 sayılı AYİM Kanununun 21/son maddesinde; Cumhurbaşkanının, Yüksek Askeri Şuranın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır. hükmü yer almaktadır.
Anayasanın 129/2 maddesinde, ... savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez hükmü mevcuttur. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 175 nci maddesinde ise, Disiplin amiri cezayı vermeden evvel faile kendini müdafaa etmeye müsaade eder hükmü yer almaktadır.
Mevcut anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında öncelikle yokluk halinde disiplin cezalarının yargı denetimine tabi tutulup tutulmayacağı, yokluk söz konusu olduğu takdirde savunma hakkı tanınmamasının yokluk kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde durulmalıdır.
Bilindiği üzere, yokluk idari işlemin iki yönünden ortaya çıkabilir. İlki, mevcut sanılan idari işlemin madden var olmaması, fiziki alemde bulunmaması şeklinde açıklanabilecek maddi, fiili yokluk hali; ikincisi ise idari işlemin maddi olarak mevcut olmakla beraber hukuki açıdan ağır ve apaçık bir sakatlığına tekabül eden yok hükmünde sayılma (Keenlemyekün) durumudur. Yoklukla malûl bir idari işlemin yargısal denetimi, iptal davasından farklı özellikler gösterir. Bu bağlamda yokluk hali, kamu düzenine ilişkin olması hasebiyle resen dikkate alınması gerektiğinden dava açma süresine bağlı olmama, idarece her zaman geri alınabilme gibi sonuçlar doğurur. Bunu paralel olarak, iptal davasının tabi olduğu hukuki rejimin dışında, aksine bir düzenleme bulunsa bile yargısal denetimi mümkündür.
Hâl böyle olunca, disiplin cezasının yokluk hali ile sınırlı bir şekilde denetiminin yapılabileceği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla artık bu noktada, savunma hakkı tanınmamasının, disiplin cezası işlemini yok hükmünde sayılmasını gerektirecek ölçüde ağır ve apaçık şekilde sakatlayıp sakatlamadığı irdelenmelidir.
Bir idari işlem olarak disiplin cezası tesisinde savunma hakkı gereğine uyulmaması, öğretide de işaret edildiği üzere şekil unsurunda sakatlığa yol açar. İdari işlemde usulü de ihtiva eden şekil unsurunda esaslı hata ve noksanlık halinde yoklukta söz konusu olabilir.
Disiplin cezasının tesisinde savunma hakkının tanınmamasının esaslı ve kurucu bir şekil şartı olup olmadığı konusuna gelince; hiç şüphe yok ki yasal metinlerde yer almasa bile, gerek ülkemizde, gerekse evrensel öğretide ve uygulamada savunma hakkı hukukun temel ilkelerinden kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Anayasanın 129/3 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 175 nci maddeleri hükmü ile savunma hakkına pozitif hukukta da yer verilmiş bulunmaktadır. Geniş anlamda savunma hakkı, sadece iddia karşısında yapılan savunmayı değil, aynı zamanda yaptırım uygulanana kadar geçen süreç ve usulde bilgi ve belgelere ulaşma, talebi reddetme gibi hakları da kapsadığından tanınmaması halinde esaslı bir noksanlık söz konusu olur. Zira bu hak tanınmadığı takdirde, sadece usuli bir sakatlık değil, failin yerine başkasının cezalandırılması veya fiilin farklı değerlendirilmesi sonucu daha ağır veya hafif bir yaptırımın uygulanması yahut her hangi bir cezayı gerektirmemesi yahut da hafif ceza tayin olunması gibi sebep ve konu unsurlarını etkileyen haller ortaya çıkabilir. Bu cihetle, savunma hakkı tanınmaması, işlemin kurucu unsurlarına da sirayet etmekle yok hükmünde sayılmayı gerektiren esaslı ve önemli bir sakatlık olarak kabul edilmelidir. Esasen askeri disiplin hukuku bakımından, işlem dosyası dışında bir araştırmayı ve ayrıca bir hukuki değerlendirmeyi gerektirmeyecek ölçüde Askeri Ceza Kanununun 175 nci maddesi hükmünün açık bir ihlali söz konusudur.
Yapılan tespitler doğrultusunda dava konusu disiplin cezası değerlendirildiğinde; davacının Kasım 1985 ayında 3 ncü Zh. Tug. 2. Tnk. Tb. K.lığında Tnk. Yzb. rütbesi ile görevli iken Görevi ihmal disiplin tecavüzü nedeniyle 3 gün göz hapsi cezası ile cezalandırıldığı yazılı ise de; davacıya böyle bir cezanın verildiğine ve tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmaması; söz konusu ceza verilmiş ise, davacıya savunma hakkı tanındığına, verilen cezanın davacıya tebliğ edildiğine ve cezanın infaz edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmaması, davacının dilekçesinde herhangi bir suç işlediğine dair ne şifahen ne de yazılı olarak bir bildirimde bulunulmadığını, ayrıca bu konuda kendisinden savunma alınmadığı gibi cezalandırıldığı konusunda da herhangi bir bildirim yapılmadığını ve söz konusu cezayı çekmediğini iddia ettiği halde, davalı idarenin bunlara dair hiçbir açıklama getirmesi karşısında davacıya verilmiş bir ceza bulunmadığı, böyle bir ceza verilmiş olsa dahi davacıya savunma hakkı tanınmadığı, verilen cezanın davacıya tebliğ edilmediği ve cezanın infaz edilmediği, anlaşılmaktadır.
Mesele bu şekilde ortaya konduğunda, mevcut belgelere göre davacı hakkında yalnızca 1 nci Ordu Komutanlığının 10 Aralık 1985 gün ve PER.: 7200-114-85/Pln.Ynt.Ş.(773) sayılı yazı ile K.K.K.lığına gönderilen Kasım 1985 ayı ceza alan subay ve astsubay çizelgesinde davacının 3 gün göz hapsi cezasıyla cezalandırıldığının yazılı olduğu, davacıya ceza verildiğine dair hiçbir kaydın bulunmadığı dikkate alındığında maddi yokluğun söz konusu olduğu; Kaldı ki böyle bir ceza verilmiş olsa dahi savunma hakkı tanınmaksızın tesis edilen disiplin cezasının, şekil unsuru yönünden ağır ve apaçık hukuka aykırı bulunmakla yok hükmünde sayılmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış; davacının talebine göre, hakkındaki 3 gün göz hapsi cezasının silinmemesi işleminin iptali cihetine gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının hakkında 3 gün göz hapsine ilişkin disiplin cezasının yok hükmünde olduğunun tespiti ile bu cezanın silinmemesi işleminin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy