(926 S. K. m. 65)
Davacı, 04 Temmuz 2006 tarihinde İzmir Nöb. İdare Mahkemesi Başkanlığı ve 10 Temmuz 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinin AYİM 3 ncü Dairenin 14 Eylül 2006 tarih ve Esas: 2006/1093, Karar:2006/867 sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar verilmiş, davacının 05 Ekim 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yenileme dilekçesinin de AYİM 3 ncü Dairenin 19 Ekim 2006 tarih Esas:2006/1395, Karar:2006/1158 sayılı Kararı ile dilekçenin reddine karar verilmesi üzerine, 29 Kasım 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yenileme dilekçesinde özetle; Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığınca hakkında açılan kamu davası nedeniyle yapılan yargılama sonucunda davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, tutuklu kaldığı süreye ilişkin maaş farklarının 28 Haziran 2006 tarihinde faizsiz olarak ödendiğini, tarafına ödenen maaş farklarının yasal faizi ile ödenmeyerek yalnızca maaş farklarının ödenmesi yönündeki işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının görevi kötüye kullanmak, görevi ihmal ve mukavelename hilafına taahhüdat kabul etmek suçlarından 25.05.1995-15.06.1997 tarihleri arasında tutuklandığı ve maaşlarının eksik ödendiği, yargılama sonucunda 14.02.2006 tarihinde Kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın 23.02.2006 tarihinde kesinleştiği, 28.06.2006 tarihinde tutukluluk süresine ilişkin ½ oranındaki maaş farklarının ödendiği ancak faizin ödenmediği anlaşılmıştır.
Davalı idarece, davacının dava dilekçesinde usulüne uygun şekilde iptal talebine yer verilmeyip idari işlem tesisi niteliğinde istemde bulunduğu ileri sürülmüş ise de; 29.11.2006 tarihinde kayıtlara giren dava dilekçesi bütün olarak ele alındığında, dilekçe içeriğinden, özellikle olaylar bölümünün 7 nci maddesinde, daha önce 31 Mayıs 2006 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuran ve özlük hakları ve maaş farklarının faizi ile birlikte ödenmesi talebinde bulunduğu halde 28.06.2006 tarihinde özlük hakları ve maaş farkları faizsiz olarak ödenen davacının, tarafına ödenen maaş farklarının faiziyle birlikte ödenmemesine ilişkin işlemin iptalini talep ettiği anlaşılmakla, davalı idarenin bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Davacıya söz konusu maaş farklarının 28.06.2006 tarihinde ödendiği dikkate alındığında davacının 31 Mayıs 2006 tarihli dilekçesi ile talep ettiği isteminin reddedildiğini bu tarihte öğrendiği, bu tarih itibarıyla başlayan dava açma süresi içinde 04.07.2006 tarihinde İzmir Nöb. İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi ile açılan davada süre aşımı bulunmadığı anlaşıldığından davalı idarenin süre aşımı itirazına itibar edilmemiştir.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65/f-2 maddesinde; açığa alınanlara, açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir. Ancak bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine beraate, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. hükmü yer almaktadır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle Feri bir borçtur. Çünkü, faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır.
Anılan hükümde her ne kadar özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödeneceğine dair bir ibare yer almamakta ise de; faiz alacağının asıl alacağa bağlı olduğu, idarenin objektif sorumluluğu ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak davacıya geç ödenen asıl alacağının haksız ve geç ödemeden kaynaklı kayıpların telafisine yönelik faiz alacağının da, yasa hükmünden murad edildiği üzere ...ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları... içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla hakkındaki ceza davasının 23.02.2006 tarihinde kesinleşerek ortadan kaldırılması ile eksik ödenen maaş farklarının 28.06.2006 tarihinde ödenmiş olması nedeniyle, maaş farklarının makul süre sayılabilecek 15.03.2006 tarihinden itibaren ödenmesi gerekir iken 28.06.2006 tarihinde geç ödenmesinden kaynaklanan yasal faizinin de ödenmesi gerekeceği, Borçlar Kanunu hükümlerine göre faize faiz ödemesi yapılmasının mümkün olmamasından dolayı da 28.06.2006 tarihinden sonra faiz ödemesinin söz konusu olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. AYİM 1 nci Dairesinin 10.12.2002 gün ve E.: 2002/1307, K.:2002/1651 sayılı ve AYİM 3 üncü Dairesinin 22.02.2007 gün ve E.: 2006/1101, K.:2007/381 sayılı kararlarında da aynı gerekçelerle, belirlenen başlangıç tarihinden itibaren faiz ödenmesine karar verilmiştir.
Üye Hâkim Albay M. Aydan AL ve Üye Hâkim Albay Ayhan AKARSU, davacıya ödenmesi gereken faizin kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren yürütülmesi gerektiği yönündeki görüşleri nedeniyle bu kabule katılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacıya tutuklulukta geçirdiği sürelere ilişkin geç ödenen özlük haklarının yasal faizinin ödenmemesi işleminin İPTALİNE,
2. Davacının tutuklulukta geçen sürelere ait maaş farklarına; 15.03.2006 tarihi ile ödemenin yapıldığı 28.06.2006 tarihleri arasındaki gecikme dönemi için yasal faiz ÖDENMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı hakkında kamu davası açıldığı, 25.05.1995-19.06.1997 tarihleri arasında tutuklulukta kaldığı süreye ilişkin olarak tutuklu maaşı tahakkuk ettirildiği, kamu davasının ertelenmesine daha sonra kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, eksik ödenen maaşının faizsiz olarak davacıya ödendiği, iade edilen maaşa 1995-2006 dönemi için faiz talep edildiği, istemin reddi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
926 Sayılı personel kanununun 65 nci maddesinde açığa alınanlara açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisinin, tutuklulara ise yarısının ödeneceği, bu gibilerden haklarında koğuşturmaya yer olmadığına, beraete, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük haklarının ödeneceği belirtilmiştir.
Bu düzenleme ile açığa alınan ve tutuklanan personele maaşın eksik ödenmesi hüküm altına alınmış, noksan ödenen kısmın ödenmesi belli şartlara tabi tutulmuştur. Kanunla eksik ödemeler askıya alınmıştır. Sayılan şartların gerçekleşmemesi halinde geri ödeme öngörülmemiş, kanunda sayılan durumların oluşması halinde her türlü noksan ödemenin yapılması amaçlanmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere her türlü noksan ödeme bilahare yapılmakta ancak yoksun kalınan özlük haklarının faizinin ödenip ödenmeyeceği konusunda bir hüküm bulunmamakla sorun da buradadır. Daha açık bir ifadeyle sorun şu şekildedir. Tutuklanan açığa alınan bir kimseye bu işlem nedeniyle ödenmeyen özlük haklarının, sonradan bu işlemin bir şekilde geriye alınması durumunu doğuran bir sonucun ortaya çıkması halinde verilmesi durumunda bunlardaki ekonomik kaybı gideren faiz ödemesinin yapılıp yapılmayacağı, eğer yapılacaksa bunun başlangıç tarihinin, açığa alınma işlemini ortadan kaldıran yargı kararından itibaren mi, yoksa eksik ödemelerin yapıldığı tarihten (yani daha geriden) mi yapılacağıdır.
Konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, vadenin dolduğu veya borcun muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. Faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklının, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarı olarak tanımlanabilir. Faizin özel hukuktaki tanımı ve anlamı yukarıdaki gibidir. Ancak kanımızca idare hukukundaki anlamının doğal olarak daha farklı olması iktiza eder. İdare hukukundaki faiz, hukuka aykırılığı bir yargı kararıyla ortaya çıkan yahut idari bir süreç sonunda haksızlığı anlaşılan bir işlemin olumsuz sonuçlarının tamamen giderilmesine yöneliktir.
Davacı hakkında tesis edilen açığa alınma işlemi kanundaki koşulların gerçekleşmesi durumunda idare tarafından geri alınmıştır. (926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65/f-2 maddesinde; açığa alınanlara, açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir. Ancak bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine beraate, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir hükmü yer almaktadır.) Bu hüküm işlemin geri alınmasına ilişkin bir hükümdür. Hal böyle olunca da geri alma kararı, yargısal bir iptal kararı ile aynı sonuçları doğuran bir karardır şeklindeki kural uyarınca, geri alınan işlem nedeniyle uğranan zararların ilk kayıp tarihinden itibaren tazmin edilmesi, izole edilmesi (dava konusunda olduğu gibi faiz ödemek suretiyle giderilmesi) hakkaniyet ilkesinin ve idare hukukundaki hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle uğranılan zararların tümünün giderilmesinin gerekliliği ilkesinin doğal bir sonucudur.
Tutuklama gibi yargısal bir faaliyet sebebi ile de olsa kanun hükmü gereği davacının maaşından kesinti yapılması idari bir işlemdir. Davacının iradesi dışında alacaklarından mahrum kalması ve yıllar sonra alacaklarının ödendiği (kesildiği tarihteki katsayılara göre) dikkate alındığında ana para faizinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Malvarlığına gelmeyen, tasarruf edilemeyen alacağın alım gücünde azalma meydana gelmiştir. Ana para faizinin ödenmesi için temerrüde gerek yoktur. Hizmet kusurunun varlığı da aranmamalıdır.
Danıştay Onbirinci Dairesinin 30.01.2003 tarih 2002/3960 Esas, 2003/500 Karar sayılı kararında faizin; konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu, bu kaybın ve yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği vurgulanmıştır.
Davacının tutuklulukta kaldığı sürede eksik ödenen maaşından doğan zarar maaşın kesilme tarihinde oluşmuştur. Ödenmeyen haklar, maaştan kesintilerin gerçekleştiği esnada meydana gelen ancak ödenmesi belli şartlara tabi tutulan özlük haklarıdır. 926 Sayılı kanunun 65 nci maddesinde kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir cümlesinin zararın tamamını karşılayacak şekilde yorumlanması hakkaniyete uygun düşecektir. Bu nedenle faiz ödemesi kesintilerin yapıldığı tarihlerden (aylardan) ödemenin yapıldığı tarihe kadar yapılmalıdır. AYİM 3 ncü Dairesinin 18.03.2004 tarih 2003/251 E, 2004/323 K, 03.06.2004 tarih 2004/256-979 E.K., 11.11.2004 tarih 2004/338-1675 E.K., 17.03.2005 tarih 2004/1245 E, 2005/398 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle faizin başlangıç tarihi yönünden çoğunluğa katılmadık. 19.04.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy