(2629 S. K. m. 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 13) (1602 S. K. m. 40)
Davacı 08.12.2006 tarihinde Gölcük 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına ve bu yolla 11.12.2006 tarihinde AYİMde kayda geçen dilekçesinde özetle; Gölcük Tersane Komutanlığı Tecrübe Başmühendisliğinde makine tecrübe uzmanı devlet memuru olarak 1998 yılı Kasım ayından beri çalıştığını, görevi gereği denizaltıların test ve tecrübelerini icra ettiklerini, işe ilk girişinden 2003 yılı Nisan ayına kadar dalış tazminatı ödendiğini, Milli Savunma Bakanlığının görüşüne dayanılarak kendisine dalış tazminatı ödenmeyeceği hususunun 11.10.2006 tarihinde tebliğ edildiğini, dalış tazminatının kesilmesine gerekçe olarak, denizaltı ile dalış yapan devlet memurlarının 2629 sayılı kararın 9. maddesinde yer verilen diğer personel kavramına girmediğinin belirtildiğini, halbuki Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurların da Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğunu, denizaltı gemileri ile yapılan dalışlar için verilen dalış tazminatının bir tür risk primi olduğunu, denizaltı ile dalış yapan herkesin bu riski paylaştığını, bu nedenle asker-sivil ayrımı yapılmasının eşitsizliğe ve adaletsizliğe neden olacağını belirterek 2629 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesi gereği dalış tazminatı ödenmemesi işleminin iptaline ve 11.08.2006 tarihinden itibaren ödenmeyen dalış tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Gölcük Tersane Komutanlığı tecrübe başmühendisliğinde makine tecrübe uzmanı olarak 1998 yılından beri görev yaptığı, Gölcük Tersanesinde görevli sivil memurlara ödenen dalış tazminatının, 2003 yılı Nisan ayından itibaren ödenmemeye başlandığı, sivil personele dalış tazminatı ödenmeyeceğine ilişkin Gölcük Tersane Komutanlığı 500 Müdürlüğünün 09.10.2006 tarihli yazısının 11.10.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan dalış kayıtlarına göre davacının 11-23 Eylül 2006 tarihleri arasında 11 saat, 29 Eylül 2006 ve 02-03 Ekim 2006 tarihleri arasında 27 saat 15 dakika, 11 Ekim 2006 tarihinde 13 saat 30 dakika dalış yaptığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık Denizaltıların test ve tecrübe dalışlarına katılan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi sivil memurlara 2629 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesi gereği dalış tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ilişkindir.
2629 Sayılı Kanunun Diğer Personele Ödenecek Tazminat başlıklı 9 ncu maddesi; Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun, uçak veya denizaltı vasıtaları içinde fiilen uçmak veya dalmak suretiyle bu vasıtaların uçmasında veya dalmasında görev alanlar ile bu vasıtaları kontrol ve tecrübe maksatları için görevlendirilen ve aylık uçuş veya dalış tazminatı almayan personelin her uçuş veya dalış saati başına kıstas aylığın % 1i, kendilerine tazminat olarak ödenir. Ancak bu şekilde görev yapanlara bir ay içinde ödenecek tazminat miktarı, kıstas aylığın % 10unu geçemez. hükmünü içermektedir.
Davalı idare, 2629 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde Kanunun kapsamının belirlendiğini, 926 Sayılı Personel Kanununun 1 nci maddesinde de Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil kişilerin kendi özel kanunlarına tabi olduğunun düzenlendiğini, davacının Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli personel olduğunu belirterek davacıya 2629 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesi uyarınca dalış tazminatı ödenemeyeceğini ileri sürmektedir.
2629 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde Kanunun kapsamı, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup pilot, silah sistem operatörü, uçuş ekibi personeli, paraşütçü, denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlar ile bunların adayları olarak belirlenmiş, 3 ncü maddesinde kanunda geçen kavramlar tanımlanmış, 4 ncü maddesinde uçuculara 5 nci maddesinde paraşütçülere, 6 ncı maddesinde denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlara ödenecek tazminat belirlenmiş, 7 nci maddesinde tazminatın ödeme şarları ve kesilmesi, 8 nci maddede yıpranma tazminatı ve nihayet 9 ncu maddede diğer personele ödenecek tazminat düzenlenmiştir.
2629 Sayılı Kanun genel olarak 1 nci maddesinde de belirtildiği gibi, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup pilot, silah sistem operatörü, uçuş ekibi personeli, paraşütçü, deniz altıcı, dalgıç ve kurbağa adamlar ile bunların adayları hakkında düzenlemeler içerirken 9 ve 13 ncü maddelerinde bu personel dışında kalan bazı kimselere de tazminat ödenmesini düzenlemiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde esas olan 2629 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesi irdelendiğinde, bu madde hükmüne göre tazminat ödenebilmesi için; öncelikle Kanunun 4 veya 6 ncı maddeleri uyarınca uçuş veya dalış tazminatı almayan personel olmak gerektiği, bu şartın sağlanması halinde ise, hangi meslek veya sınıftan olursa olsun uçak veya denizaltı vasıtaları içinde fiilen uçmak veya dalmak suretiyle; bu vasıtaların uçmasında veya dalmasında görev almak veya bu vasıtaları kontrol ve tecrübe maksatları için görevlendirilmiş olmak gerektiği anlaşılmaktadır.
Kanunun şehitlik ve sakatlık tazminatını düzenleyen 13 ncü maddesinin (d) fıkrasında 9 ncu maddeye benzer bir şekilde; Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak ve denizaltıda bulunan askeri personel ile bir askeri hizmetin ifası için bu vasıtalarda bulunanlar, uçak veya denizaltıda bulundukları esnada veya paraşütle atlayış faaliyetlerinden, şehit olan veya sakat kalanlara bu kanun hükümlerine göre tazminat verilir. hükmü mevcuttur.
Kanunun 9 ve 13/d maddesinde yer alan her iki düzenlemeden de görüleceği üzere, bu tazminatların ödenebilmesi için gerekli esas unsur meslek veya sınıf değil, askeri bir vazifenin ifası için görevlendirilmiş olmaktır.
Davacının Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli Devlet memuru olduğu, Gölcük Tersane Komutanlığında Tecrübe Başmühendisliğinde makine tecrübe uzmanı olarak görev yaptığı ve bu görevi gereği denizaltıların test ve tecrübe dalışlarına fiilen katıldığı, davacıya 2629 Sayılı kanunun 4 veya 6 ncı maddelerine göre de tazminat ödenemeyeceği için 9 ncu maddesine göre tazminat ödenmesi gerektiği, aksi yönde tesis edilen işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresinin, yazılı bildirim tarihinden itibaren, kanunlarda ayrı ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gün olduğu, ayrıca ilgililerin düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilecekleri açıkça belirtilmektedir.
Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde, aylık olarak ödenmesi gereken dalış tazminatının Nisan 2003 tarihinden itibaren kesildiği, davacının bu davasını açtığı 08.12.2006 tarihine kadar herhangi bir idari müracaatta bulunmadığı dolayısıyla davacının 11.08.2006 tarihi sonrası ödenmeyen dalış tazminatların yasal faiziyle ödenmesi talebinin, 08.12.2006 tarihinden geriye doğru 60 gün için ve dava tarihinden ileriye yönelik olarak geçerli olacağı, 09.10.2006 tarihi öncesine ilişkin taleplerinin süre aşımına uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Davacıya 2629 Sayılı kanunun 9 ncu maddesi gereğince dalış tazminatı ödenmemesi işleminin İPTALİNE,
2. Dava tarihi olan 08.12.2006 tarihinden itibaren 60 gün geriye gidilmek suretiyle
a) 09.10.2006 tarihinden öncesine ilişkin dalış tazminatı ödenmesi isteminin süre aşımı yönünden reddine,
b) 09.10.2006 tarihinden itibaren ödenmesi gereken dalış tazminatlarının hak ediş tarihlerinden ödeme tarihine kadar hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte davacıya ödenmesine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy