(926 S. K. m. 67, 82) (2709 S. K. m. 128)
Davacı vekili, 21.12.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle, müvekkili ................nın, Jeofizik mühendisi olduğunu, 24.09.2001 tarihinde girdiği Yedek Subay Okulundan Jandarma Asteğmeni olarak mezun olduğunu, 20.11.2002 tarihinde de muvazzaflık görevini tamamlayarak terhis olduğunu, 01.03.2004 tarihinde Astsubay Temel Kursuna katılarak başarı ile tamamladığını, 30.08.2005 tarihinde de Astsb. Kd. Çvş.luğa terfi ettirildiğini, seferberlik ya da yasal zaruret halinde Teğmen olarak göreve çağrılması gerektiği halde şimdi Astsb.Çvş. olarak istihdam edildiğini, yedek subay iken astı durumunda bulunanların şimdi kendi astları durumuna düştüğünü, oysa bu durumun davacının subay statüsünü ortadan kaldırdığını, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek davacının subaylığa nasbedilmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacı
..nın dört yıllık üniversite öğrenimini müteakip, 14 Aralık 2001-20 Kasım 2002 tarihleri arasında İkizce Jandarma Komando Tabur Komutanlığında yedek subay olarak askerlik hizmetini yaptıktan sonra Jandarma Teğmen olarak 20 Kasım 2002 tarihinde terhis olduğu, 01 Mart 2004-30 Ağustos 2004 tarihleri arasında, Birinci Dönem Teknik ve Yardımcı Sınıf Astsubay adayı olarak, Jandarma Astsubay Temel Kursunda öğrenimini tamamlamasını müteakip Jandarma Astsubay Çavuş nasbedildiği anlaşılmaktadır.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 67 nci maddesi Türk Silâhlı Kuvvetleri için muvazzaf astsubay kaynakları;
a) Astsubay meslek yüksek okulları,
b) Fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarıdır.
926 sayılı Kanunun 68 nci maddesinde Muvazzaf astsubay olabilmek için gereken şartlar belirtilmiştir.
926 sayılı Kanunun 82 nci maddesi Astsubaylığa nasıp ve rütbe terfileri, ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının teklifi ve Genelkurmay Başkanının lüzum göstermesi üzerine Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanının onayı ile yapılır.
Astsubay meslek yüksek okullarını başarı ile bitirenler ve fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okulu mezunu olup da astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine tâbi tutulanlardan başarılı olanlar, o yılın 30 Ağustos tarihinde astsubay çavuşluğa nasbedilirler.
Astsubay nasbedilenlerin 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu veya 1111 sayılı Askerlik Kanununa göre yerine getirdikleri muvazzaf askerlik hizmetinde geçen hizmet süreleri kıdemlerinden sayılır ve nasıpları buna göre düzeltilir. Bu şekilde bulunacak nasıplarına göre terfi ve kademe ilerlemesine esas olacak nasıpları, nasıplarının götürüldüğü takvim yılının 30 Ağustos tarihidir. Nasıp düzeltmesinden dolayı maaş ve maaş farkları ödenmez ve diğer özlük hakları verilmez. hükmünü içermektedir.
Belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, fakülte mezunu olan ve askerlik hizmetini yedek subay statüsünde yerine getirenlerin astsubay olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilmelerinde herhangi bir hukuki engel bulunmadığı ve bu kişilerin astsubaylığa nasbedilmeleri halinde yasal olarak ancak yedek subay olarak yerine getirdikleri askerlik hizmet süresinin kıdemlerinden düşülerek, nasıplarının buna göre düzeltilmesi hakkını kazandıkları anlaşılmaktadır.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde, memur ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkilerinin hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği açıkça belirtilmiştir. Bu bağlamda, davacının savlarına dayanak teşkil edebilecek herhangi yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
Davacının 1076 sayılı Kanun kapsamında girmiş olduğu yedek subay statüsünün terhis işlemi ile son erdiği hukuki bir olgudur. Bu bakımdan, son bulan yedek subay statüsünün astsubaylığa nasbedilmesi sonrası davacı lehine kazanılmış hak olarak değerlendirilmesine imkân yoktur.
Bu durum karşısında, davacının yedek subay olarak askerlik hizmetini yerine getirmesinin davacı yönünden kazanılmış hak olarak değerlendirilerek, astsubay olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilen davacının subay statüsüne geçirilmesine hukuki açıdan imkân olmadığı, bu durumda davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan davalı idare cevap lahiyasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekâlet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy