(1632 S. K. m. 162, 166, 168, 171) (211 S. K. m. 24)
Davacı 30.12.2005 tarihinde İstanbul Kadıköy 3 ncü Asliye Hukuk Mahkemesi, 16.01.2006 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Karanet Komuta Kontrol Bilgi siteminde web sayfasını incelendiğinde bu zamana kadar dikkatini çekmeyen bir ceza kaydının olduğunu gördüğünü, şahsına tebliğ edilmiş bir cezanın olmadığını, yaptığı araştırma sonucunda kıta özlük dosyasında herhangi bir ceza yazısının bulunmadığını, fakat Kuvvet özlük dosyasında 1991 yılına ait bir ikaz yazısı şeklinde ceza kaydının bulunduğunun ifade edildiğini, söz konusu ikaz yazısının kendisine tebliğ edilmediği gibi yazılmadan önce konu ile ilgili savunmasının bile alınmamış olduğunu belirterek ikaz şeklindeki yasal dayanaktan yoksun ceza diye nitelendirilen yazının yok sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 1991 tarihli ikaz yazısının kayıtlara ceza olarak geçtiğini ve ceza puanının düşüldüğünü gördüğü, 17.10.2005 tarihli dilekçesi ile ikaz yazısının kayıtlardan ceza olarak düşülmesini ve gerekli düzeltmenin yapılmasını talep ettiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 01.11.2005 tarihli yazısı ile ceza kaydının silinmesinin mümkün olmadığı belirtilerek şahsi dosyada muhafaza edilmesinin istendiği, bu yazının 16.11.2005 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu edilen 10.06.1991 tarihli ikaz konulu yazı;
1. 08.06.1991 Cumartesi günü saat 09.30da yaptığım kontrolde, İstahkam Bölüğünün toplu spora çıkmadığını gördüm.
2. Nizam karakoluna Ani Müdahale Mangasının gönderilmesi, 2 damperli araç ile loderin şoför ve araç komutanlarının tarafımdan görevlendirilmesi dışında bölüğün diğer personelinin çeşitli nedenlerle dağıtılarak sporun iptal edilmesi, Bölük Komutanının yetkisinde değildir.
3. Bundan böyle 39 yaşını geçen ve sağlık raporu olan personel hariç bütün Bölük personelini, temel ve savaş beden eğitiminde eksiksiz göreceğim. Cumartesi günleri spora Bölük nöbetçi subayı dışında ayrı bir spor görevlisi subay veya astsubay daha görevlendirilecektir.
4. Verilen emirleri yanlı yorumlamadan, yetkisiz değiştirmeden, noksansız yerine getirmenizi arz ederim. şeklindedir.
Bu yazı 15 nci Piyade Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı tarafından yazılarak KKK Personel Başkanlığına, Merkez Şube Müdürlüğüne ve davacıya dağıtımı yapılmış, özlük dosyasında davacıya tebliğine dair belgeye rastlanmamıştır.
Öncelikle yukarıda metni açıklanan ikaz konulu yazının ceza olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Askeri Ceza Kanununun 168 nci maddesinde her amirin emri altındaki şahıslara disiplin cezası vermeye selahiyeti olduğu belirtilerek 171 nci maddeye bağlı cetvelde disiplin amirlerinin ceza vermek selahiyetleri gösterilmiş, 166 ncı maddesinde maduna hatalarını göstermek veya bunları tenkit ve maheze etmenin ceza sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır. İç Hizmet Kanununun 24 ncü maddesinde de her üst disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye görevli kılınmıştır. Askeri Ceza Kanunun 162 nci maddesinde askeri terbiyeyi, disiplini bozan ve hiçbir ceza kanununun maddelerine uymayan fiil ve tekasüller disiplin tecavüzü olarak tarif edilerek disiplin tecavüzü işleyenlerin amirleri tarafından selahiyet dairesinde cezalandırılabilecekleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca bir disiplin amiri disiplinsizlik olarak nitelediği bir fiil nedeni ile faile yetkisi dahilinde hafiften ağıra doğru, uyarıdan başlayarak oda hapsine kadar takdir edeceği bir disiplin cezası verebileceği gibi hiçbir ceza vermemek ve isterse astına hatalarını göstermek, eleştirmek ve azarlamak yetkisine sahiptir. Disiplin cezası verip vermemekte amir tamamen serbesttir. Amirin madununa hatalarını göstermesi kanun gereği cezadan sayılmayacaktır.
Yukarıda metni açıklanan 10.06.1991 tarihli ikaz konulu yazı incelendiğinde; 08.06.1991 günü yapılan kontrolde bölüğün toplu spora çıkmaması nedeniyle görülen disiplinsizlik üzerine bölük komutanı davacıya hatalar gösterilerek bundan sonra savaş beden eğitimine tüm personelin katılması, verilen emirlerin noksansız uygulanması istenmiştir. Yazının içeriğinden amirin ceza vermek istemediği, ilgilinin tenkit edilerek uyarıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu yazının bu yönü ele alınarak ceza olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Tenkit mahiyetinde olan yazının ceza olarak değerlendirilmesi Askeri Ceza Kanununun 166 ncı maddesine aykırıdır. Kayıtlara ceza olarak geçirilmiş olması bu yazının ceza mahiyetinde kabul edilmesini de gerektirmemektedir. Ayrıca eklemek gerekir ki dava konusu ikaz yazısının yazıldığı tarihte Askeri ceza Kanununda subaylar için ikaz şeklinde bir ceza öngörülmemiştir.
Astların hatasını gösteren, tenkit ve muaheze sınırlarını aşmayan basit uyarılar iç düzen işlemi mahiyetindedir, bunlar idari davaya konu edilemez. Ceza olmadığından savunma alınması da zorunlu değildir. İç düzen işlemi olarak değerlendirilen ve disiplin cezası olmayan dava konusu yazının yok hükmünde sayılmasını gerektirecek bir husus da bulunmamaktadır.
İlgililer haklarındaki bir yazının ceza olarak değerlendirilmemesini isteyebilirler. Davacıda 1991 tarihli yazının kayıtlara ceza olarak geçmesinin düzeltilmesini talep etmiş, idare tarafından istem red edilerek olumsuz işlem tesis edilmiş, bu işleme karşı süresi içerisinde dava açılmıştır. Bu nedenle dava konusu; ikaz yazısının ceza olarak kayıtlardan çıkarılması isteminin reddine dair işlemin iptali olarak belirlenmiştir. İkaz yazısının kayıtlardan çıkarılması da gerekmemektedir. Ancak ceza olarak değerlendirilmesi ve bu yazı nedeniyle ceza puanı düşülmesi yukarıda açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1991 tarihli ikaz yazısının kayıtlara ceza olarak geçirilmemesi talebinin reddine dair işlemin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy