(2709 S. K. m. 128) (657 S. K. m. 12, 13)
Davacı, 01 Kasım 2005 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesi ve 08 Şubat 2006 tarihinde AYİM kaydına giren yenileme dilekçesinde özetle; 2 yıl süreli uzman erbaş sözleşmesine istinaden 02 Eylül 2003 başlangıç tarihli piyade uzman çavuş olarak göreve başladığını, 15 Ağustos 2005 tarihinde Uzman Erbaş Sözleşmesini yenilemek istemediğine ilişkin dilekçe verdiğini, ancak yazışmaların uzaması nedeniyle 29 Eylül 2005 tarihine kadar görevine devam ettiğini ve bu tarih itibariyle ilişiğinin kesildiğini, 29 Eylül 2005 tarihi itibariyle ilişiği kesilirken, 15 Eylül 2005 tarihinde peşin aldığım maaşının ve 02 Eylül 2005-15 Eylül 2005 tarihlerine ilişkin aldığı maaşının tarafına ödenecek uzman erbaş ikramiyesinden kesileceğinin söylendiğinin, ikramiyesinden sadece 29 Eylül 2005-14 Eylül 2005 tarihlerine ilişkin maaşının kısmının kesilmesi gerektiğini belirterek ikramiyesinin eksik ödenmesi işleminin iptaline karar verilmesi talep edilmektedir.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir hükmü yazılıdır. Madde, memur ve kamu görevlilerinin sayılan hususlarda yasal güvenceye tabi olacakları esasını getirmiştir. Aylık, ödenek ve diğer özlük haklarında sağlanan güvence; bunların kanunlarla düzenlenmesi yanında, bu gibi akçalı işlerden hangi kesintiler yapılabileceğinin yine kanunlarda gösterilmesini de kapsar. Özlük işlerinin miktarları ile niteliklerinin yasal düzenlemelerde yer alması başlı başına amaçlanan güvenceyi sağlayamaz. Özlük Haklarından hangi kesintiler yapılacağının yasal düzenlemelerde öngörülmemesi, müdahaleye açık olduğu, şu ya da bu gerekçelerle kesintiler yapılabileceği olasılığını gündeme getirebilecektir ki, bu anayasal yönden sağlanmak istenen güvencenin güvencesizliğe dönüşmesi sonucunu doğurabilecektir. O halde, aylık ve ödenekler ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğine yönelik Anayasanın 128/2 nci maddesinde öngörülen kural aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanuniliği ilkesini de beraberinde getirmiştir denilebilir. Bu, kamu görevlisine sağlanmak istenen güvencenin doğal sonucudur. Nitekim, 193 Sayılı Gelirler Vergisi Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu, 205 Sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu gibi yasal düzenlemeler, bu alanda memur ve kamu görevlilerinin akçalı işlerinde yapılabilecek kesintilere gösterilebilecek yasal somut kaynakçalardır.
Bunun yanında, aylık ve diğer özlük haklarından kesinti yapılmasının bir diğer kaynağı kesinleşmiş yargı kararlarıdır. Kesinleşmiş yargı kararlarının infazı amacıyla kamu görevlisinin aylık ve özlük haklarına başvurulması söz konusu olabilecektir. Başka bir anlatımla, açık bir yasa hükmü bulunmadığı veya kesin mahkeme kararı olmadığı hallerde memur aylığından kesinti yapılması olanaksızdır.
Hukuki sorunun çözümlenmesinde önemli olan bir konuda şudur. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 2670 Sayılı Kanunla değişik 12 nci maddesi 2 nci fıkrasında Devlet Memurlarının haksız fiilleri sonucu idarenin zarara uğraması halinde bu zararın, ilgili ve memura ödettirileceği, anılan hükmün 3 ncü fıkrasında da ödettirilme esasları düzenlenmiş, belirli bir limiti geçmeyen zararların memurun kabul etmesi halinde idarece tahsil edileceği belirtilmiş bulunmaktadır. Memurun rıza göstermemesi halinde yahut zararın limiti aşması halinde yargı yerinden hüküm alınması zorunludur. Nitekim yine Devlet Memurları Kanununun 2270 Sayılı Kanunla değişik 13 ncü madde 2 nci fıkrası uyarınca Bakanlar Kurulunun 27.6.1983 gün ve 83/6510 Sayılı kararı ile çıkartılan Yönetmeliğin (R.G. 13 Ağustos 1983-18134) 8 nci maddesinde ödettirilmesinin sulhen yahut hükmen sağlanacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemelerin Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 1 nci maddesi ile tam bir uyum halinde olduğu açıktır.
Belirtilen açıklamalar doğrultusunda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; ilişiğinin kesildiği 29 Eylül 2005 tarihine kadar fiilen görevine devam etmesi nedeniyle bu tarihe kadar aylığa hak kazanmış olan davacının 02 Eylül-29 Eylül 2005 tarihlerine ilişkin olarak ödenmiş olan aylığının terhisinde davacıya ödenen ikramiyeden kesilmesi işleminin hukuka aykırıdır. Zira, davalı idarenin, sözleşmesini yenilemek istememesi nedeniyle terhis edilen davacıya toptan ödenen ikramiyesine el atmasını haklı kılan ve buna yetki veren bir düzenleme bulunmadığı, bu alanda işlem tesis ederken olmayan bir yetkinin kullanıldığı görülmektedir.
İşlemin hukuka aykırılığı belirlendiğine ve davacının ikramiyesinden yasal kurallar ile kesinleşmiş yargı kararına dayanmadan kesintiler yapılamayacağına göre, davalı idare davacıya hatalı yaptığı bir ödeme bulunduğu kanısında ise bu ödemeyi Borçlar Kanununun Haksız Zenginleşme kurallarına dayanarak adli yargı yerinde dava yolu ile talep etmesi mümkün iken dava konusunda bu hukuki yola başvurulmayarak davacıya ödenmesi gereken ikramiyeden kesinti yapmak suretiyle, yukarıda açıklanan yolun dışına çıktığından, talep doğrultusunda kesilen miktarın yasal faizi ile birlikte hükmen tazmininin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının ikramiyesinden fiilen çalıştığı 02 Eylül-29 Eylül 2005 tarihlerine ilişkin olarak kesinti yapılmasına ilişkin işlemin İPTALİNE, davacının ikramiyesinden haksız kesildiği anlaşılan miktarın yasal faizi ile birlikte HÜKMEN TAZMİNİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy