(5434 S. K. m. 44, 45, 56) (657 S. K. m. 36)
Davacı vekili, 27.12.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesi ile özetle; müvekkili .....
nın Edirne/Lalapaşa 2 nci Hd. Tb.da onbaşı rütbesiyle askerlik hizmetini yapmakta iken 19.02.1985 günü nöbetçi onbaşılık görevini ifa ettiği sırada nizamiye nöbetçisinin nöbet yerinde olmadığını görünce nöbetçiyi aradığını, müteakiben aralarında çıkan tartışma sonucunda nöbetçi erin elindeki tüfekle müvekkiline vurarak sağ gözünden yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu yaralanma nedeniyle sonuçta müvekkili hakkında askerliğe elverişli olmadığı kararı verildiğini, müvekkilinin askerlik hizmeti yaptığı sırada askerlik hizmetinin sebep ve etkisiyle malul konuma düşmüş olması nedeniyle vazife maluliyeti aylığı bağlanması gerektiğini, davalı kurumca aksi yönde tesis edilen menfi işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek iptaline, ödenmeyen vazife maluliyeti aylıklarına yasal faiz uygulanmasına ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
AYİM 3.Dairesinin 05.01.2006 gün ve 2006/70 Esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası ile Emekli Sandığı Tahsis Dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; 01.11.1983 tarihinde askerlik şubesince askere sevk edilen davacının Edirne/Lalapaşa 2 nci Hd. Tb. 3 ncü Hd. Bl. K.lığı emrinde P. Onb. olarak muvazzaf askerlik hizmetini yapmakta iken 19.02.1985 tarihinde sağ gözünden yaralanması üzerine acil olarak Edirne Tıp Fakültesi göz kliniğine sevk edilerek ameliyat edildiği, bu hastanede 12 gün yatarak bir hafta da ayakta tedavi gördükten sonra 12.03.1985 tarihinde Çorlu As. Hastanesi göz servisine müracaat etmesi üzerine bu hastaneye yatırıldığı, yapılan muayene ve tedavi işlemleri sonucunda Çorlu As.Hst.nin 18.03.1985 gün ve 625 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Sağ göz kornea sütürasyonu ameliyatlısı+retina dekolmanı teşhisiyle C/19 Birbuçuk ay hava değişimi SMK kararı verildiği, bahse konu hava değişimi süresinin bitiminde sevk edildiği Konya 200 Yataklı Askeri Hastanesinin 01.05.1985 tarih ve 475 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile de 1-Sağ göz görmemesi, 2-Sağ Lens Yokluğu(Afaki), 3-Sağ Total Retina Dekolmanı teşhisiyle D/1 F-2, B/6 F-2, D/9 F-1e uyar. Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği, bu karar uyarınca da 01.05.1985 tarihinden geçerli olmak üzere terhis edildiği, bilahare davacının davalı kuruma müracaat ederek vazife maluliyeti aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, davalı kurumca yapılan yazışmaları sonucunda bahse konu yaralanma olayının meydana geliş şeklini kanıtlayıcı bilgi ve belgelerin Birlik K.lığı ve As.Ş.Bşk.lığı kayıtlarında bulunmadığının bildirildiği, davacının 01.06.2005 tarihli davalı kurumu gönderdiği dilekçede yalan söyleme amacında olmadığını, gözünün sakatlığının dipçikle vurulmadan dolayı olmadığını, esasen düşme sonucu meydana geldiğini belirttiği, ayrıca davacının 08.08.2005 tarihinde davalı kurumu vermiş olduğu diğer bir dilekçede ise gözünün mikrobik durumdan sakatlandığını, dipçikle vurulma olayının olmadığını beyan ettiği, olay tarihinde davacının bölük komutanlığını yapmakta olan E. P. Kd. Alb
.ın K.K.K.lığı Şehit Gazi İşlem Şube Müdürlüğüne hitaben 07.07.2005 tarihinde yazmış olduğu dilekçesinde ...Olay gecesi
Nöb. Onb. idi (Koğuş Nöb.Onb.) nizamiye nöbetindeki erin nöbet yerini terk ettiğini görmüş ve kendisini ikaz ile nöbet yerine getirmiş ancak bu arada aralarında çıkan münakaşa sonucunda itişirken
buzda kayarak düşmüş bu esnada olaya sebebiyet veren erin tüfeğinin gözüne çarpması sonucunda mağdur olmuştur... şeklinde beyanlarda bulunmuş olduğu; tüm bu nedenlerle davalı kurum yönetim kurulunun 14.10.2005 gün ve 595 sayılı kararı ile olaya ilişkin bilgi ve belgeler yeterli kanaat oluşturmadığı gerekçesiyle vazife maluliyeti aylığı bağlanması isteminin reddedildiği, müteakiben AYİMde bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5434 sayılı TC.Emekli Sandığı Kanununun 44ncü md.si; Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hâsıl olan ârızalar veya duçar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malûl) denir ve haklarında bu kanunun mâlûllüğe ait hükümleri uygulanır...., 45nci md.si ; 44 üncü maddede yazılı mâlûllük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife mâlûllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife mâlûlü) denir., 56ncı md.si de Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silâh altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malûlü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının, % 80i üzerinden aylık bağlanır.... hükümlerine amir bulunmaktadır.
Yukarıdaki amir hükümlerde açıkça ifade edildiği üzere; iştirakçilerin her ne sebep ve suretle olursa olsun, vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklarının görevlerinin sebep ve tesirleriyle meydana gelmesi halinde, buna vazife malullüğü, bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denileceği hüküm altına alınmıştır.
Açıklanan bu mevzuat hükümlerine nazaran; davacının malul hale gelmesine sebep olan göz sakatlığının travma sonucu meydana geldiği sabit olmakla birlikte; davacının olay tarihinde nöbetçi onbaşı olduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, bir an için nöbetçi onbaşı olduğu kabul edilse dahi davacının çelişkili beyanları da dikkate alındığında olayın nasıl cereyan ettiği, davacının göz sakatlığının diğer bir nöbetçi ile tartışma sonucu mu yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam olarak anlaşılamadığı, nöbetçi ile tartışma sonucu olduğu kabul edilse bile bu tartışmanın hizmetten kaynaklandığını gösterir herhangi bir kanıt bulunmadığı görülmüştür. Bu sebeplerden dolayı davacının rahatsızlığının vazifenin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini kabul etmek mümkün görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Askerlik hizmeti esnasında meydana gelen yaralanma sonucu askerliğe elverişsiz hale gelmesi nedeni ile davacının malul olduğu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Tartışma maluliyetin görev nedeniyle meydana gelip gelmediği noktasındadır.
Dava dilekçesinde; davacının nöbetçi onbaşı olduğu, nöbet yerinde bulunmayan nizamiye nöbetçisini aradığı, koğuşta ısınırken bulduğu, nöbet hususundaki tartışmadan dolayı nöbetçi erin davacıyı yaraladığı belirtilmiştir. Tahsis dosyasında bulunan Çorlu Asker Hastahanesinin 18.03.1985 tarih 625 sayılı 1 nci sıhhi kurul raporu bulgular bölümünde; davacının ifadesine göre nöbet yerinde nöbetçi tarafından sol gözüne tüfek dipçiği ile vurulduğunun acil olarak Edirne Tıp Fakültesi göz kliniğine sevk edilerek ameliyat edildiğinin kayıtlı olduğu, Konya Asker Hastahanesinin 01.05.1985 tarih 475 sayılı sağlık kurulu raporunda göz travması nedeniyle ameliyat edildiği, askerliğe elverişli olmadığının belirtildiği, Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından düzenlenen durum belgesinde; olayın cereyan tarzının 19.02.1985 tarihinde nöbet yerinde nöbetçi tarafından sol gözüne tüfek dipçiği tarafından vurulduğunun açıklandığı, Çorlu Asker Hastahanesi Baştabipliği tarafından düzenlenen 29.03.1985 tarihli raporda; davacının nöbet yerinde tüfek dipçiği çarpması sonucu yaralandığının belirtildiği, Çorlu Asker Hastahanesinin 12.03.1985 tarih 992 sayılı karantina nolu müşahede evraklarında yer alan göz raporunda; davacının ifadesine göre 19.02.1985 tarihinde nöbet yerinde nöbetçi tarafından sol gözüne tüfek dipçiği ile vurulduğunun ifade edildiği görülmektedir.
Davacının 23.10.2003 tarihinde T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü kayıtlarına geçen dilekçesinde nöbet yerinde nöbetçi tarafından gözüne vurulduğunu, Askerlik Şubesi ve Birliğine tekrar gittiği ancak olaydan 18 sene geçmiş olması nedeniyle evraklarının imha edildiğinin kendisine söylendiğini, olay tarihinde Bölük Komutanı olarak görev yapan P. Yzb.
.ın ismini hatırladığını belirtmiş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün isteği üzerine KKK.lığı tarafından temin edilen Em.P.Kd.Alb.
. davacının nöbet yerini terk eden nöbetçiyi ikaz ederek nöbet yerine getirdiğini, arada çıkan tartışma nedeniyle nöbetçinin davacıyı ittiğini, nöbetçinin tüfeğinin davacının gözüne değdiğini, olay nedeniyle soruşturma evraklarını hazırlayarak gönderdiğini beyan etmiştir. Terhis belgesinden de davacının onbaşı olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan yazışmalara rağmen aradan geçen zaman ve Edirne Askeri Mahkemesinin Aralık 1985 ayında lagv edilmesi nedeniyle soruşturma evrakları temin edilememiştir.
Olayı takiben düzenlenen Çorlu Asker Hastahanesi 29.03.1985 tarih ve 992 sayılı müşahede evraklarında yer alan açıklamalar, 18.03.1985 tarih ve 625 sayılı raporun bulgular bölümünde belirtilen beyan , Askerlik Şubesi tarafından düzenlenen durum belgesi ile dava dilekçesinde yer alan olayın açıklanması birbirlerini doğrular mahiyettedir. Davacının Emekli Sandığına gönderdiği 23.10.2003 tarihli dilekçesinde yer alan olayın izah tarzı da aynı paraleldedir. Olay tarihinde Bölük Komutanı olarak görev yapan ve KKK.lığı tarafından temin edilen Em.P.Kd.Alb.
..ın ifadesi ile davacının iddiası doğrulanmıştır. Mevcut bu belgelere göre davacının nöbet yerini terk eden nöbetçinin hareketi sonucu nöbet yerine götürme nedeni davacının yaralanarak malul hale geldiğinin kabulü gerekir. Davacı askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile malul hale gelmiştir. Olaya sebebiyet veren nöbetçi ile ilgili soruşturma evraklarının araştırmaya rağmen temin edilememesinin olumsuz sonuçlarının davacıya yükletilmesi hakkaniyete uygun değildir.
Davacının vazife malulü olarak kabulü ile işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşü ile davanın reddi yönünde oluşan çoğunluğa katılmadım. 21.09.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy