(357 S. K. m. 2) (2709 S. K. m. 2, 5, 10, 17, 70) (Askeri Hakim Adaylarının Seçimi Ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmelik m. 2, 4)
Davacı, 11 Mayıs 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren ve AYİM 3.Dairesinin 18 Mayıs 2006 tarih ve 2006/732-621 E.K sayılı kararı ile reddedilen dilekçesi ile 09 Haziran 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yenileme dilekçesi ile 01 Eylül 2006 tarihinde kayıtlara giren cevap dilekçesi ile özetle; 30 Ağustos 1992 tarihinde Sağlık Astsubay Çavuş rütbesiyle göreve başladığını, 20.06.1998 tarihinde 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra 30 Ağustos 1998 tarihinde Piyade Teğmen rütbesiyle muvazzaf subaylığa geçirildiğini, piyade sınıfına yapılan sınıflandırmasının iptali üzerine personel sınıfına geçirildiğini, 11 Kasım 2005 tarihinde askeri hakim sınıfına geçmek üzere müracaat ettiğini, ancak müracaatının 357 sayılı Kanunda astsubay kaynaklı muvazzaf subayların askeri hakim kaynakları arasında sayılmaması ve Harp Okulu mezunu olmaması nedeniyle reddedildiğini, 357 sayılı Kanunun 2 nci maddesi d fıkrasının, Anayasanın 2,5,10,17 ve 70 nci maddelerine aykırı olduğunu belirterek, askeri hakim sınıfına alınmama işleminin iptali ile 357 sayılı Askeri Hakimler ve Savcılar Kanununun 2 nci maddesi d fıkrasındaki Harp Okulu mezunu ifadesinin Anayasaya aykırılığı iddiasının ciddi görülerek Anayasa Mahkemesine gönderilmesine ve bu Kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesindeki Harp Okulu mezunu ifadesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 30 Ağustos 1992 tarihinde Sağlık Astsubay Çavuş rütbesiyle TSKde göreve başlayan davacının 20.06.1998 tarihinde hukuk fakültesini bitirmesi neticesinde muvazzaf subaylığa geçmek için yaptığı müracaatı kabul edilerek 30 Ağustos 1998 tarihinden geçerli olmak üzere Teğmen rütbesi ile muvazzaf subaylığa geçirilmiş olduğu, davacının 17 Ağustos 2005 tarihli Askeri hakim sınıfına müracaat konulu emre istinaden Askeri hakim adayı olmak için 11 Kasım 2005 tarihli dilekçe ile müracaat ettiği, davacının bu müracaatının ilgili emirde belirtilen şartları taşımadığı gerekçesi ile reddedildiği ve olumsuz cevabın 13.03.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde düzenlenen ve askeri hakim sınıfı için kaynaklar arasında sayılan Harp Okulu mezunu olma şartının Anayasanın 2, 5, 10 ve 70 nci maddelerine aykırı olduğunu belirterek Askeri Hakim Adaylığı sınavına alınmama işleminin iptaliyle Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yerleştirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 4/4 maddesinde yer alan Harp Okulu mezunu ifadesinin iptaline karar verilmesi talebiyle süresi içinde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde; Askeri hakim ve askeri savcı ihtiyacı aşağıda belirtilen kaynaklardan sağlanır: A) Muvazzaf subay olan isteklilerden, üniversitelerce aranıyorsa, hukuk fakültelerine giriş sınavlarını veya testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler-B) Askeri liseleri bitirerek harp okullarına kabul olunan isteklilerden, üniversitelerce aranıyorsa, hukuk fakültelerinin giriş sınavlarını veya testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler-C) Kıtada başarı göstermiş ve bir hukuk fakültesi bitirmiş bulunan yedek subaylardan askerlik görevleri sırasında istemde bulunanlar-D) Üsteğmen veya yüzbaşı rütbesinin ilk üç yılında bulunan Harp Okulu mezunu subaylardan kendi hesabına hukuk fakültesini bitirenler. Bu subayların taşımaları gereken diğer özel şartlar yönetmelikle belirlenir-E) Kendi hesabına hukuk fakültesini bitiren kadınlardan istemde bulunanlar-F) Liseleri bitirerek hukuk fakültelerine devam hakkını kazanmış olanlar ile hukuk fakültelerinde okudukları sınıfı başarı ile geçenlerden lüzum ve ihtiyaç duyulduğunda askeri öğrenciliğe kabul edilip, öğrenimlerini tamamlayanlar-Bu kaynaklardan faydalanmaya ilişkin şekil ve esaslar, Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine, Milli Savunma Bakanlığınca tespit olunur. hükmü yer almaktadır.
Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmelikin 4 ncü maddesinde aynı hüküm belirtilmiştir.
Davacının, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinin (D) bendinde belirtilen Harp Okulu mezunu ifadesinin Anayasanın 2, 5, 10, 17 ve 70 nci maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle öncelikle bu hususun irdelenmesi gerekmektedir.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki; anılan Yönetmeliğin 4 ncü maddesi 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesindeki hükmü aynen tekrarlamış olup normlar hiyerarşisi çerçevesinde anılan Yönetmelik hükmünün Kanuna aykırılık teşkil ettiğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenle davacının talebi doğrultusunda 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2/D nci maddesinin Anayasaya aykırılığının irdelenmesi yeterli olacaktır.
357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda, askeri hakim kaynaklarının belirli bir şekilde sayılıp bazı personelin kaynak dışında bırakılması hususundaki sorun; hangi kamu hizmetinin, hangi donanımda ve nitelikteki kamu ajanı tarafından daha etkin ve verimli yürütüleceğine ilişkin tercih sorunu olup, kuşkusuz bu konuda, kamu hizmetinin görülmesini planlayan ve düzenleyen yasa koyucunun takdir hakkının bulunduğu yadsınamaz bir gerçekliktir. Yasa koyucu bu konuda, kendisinde bulunan takdir yetkisini hizmetin gereklerine ve özelliklerine uygun bir şekilde kullanmak durumunda olmakla, bu süreçte hangi nitelikteki bir kimseyi nasıl istihdam edeceğini belirten ilgili Kanun ve (buna bağlı olarak düzenlenen Yönetmelik) hükümlerinde anayasal eşitlik ilkesini zedeleyecek nitelikte bir Anayasaya aykırılıktan söz etmek mümkün değildir. Konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere eşitlik ilkesi, aynı statü içindekilere eşit muamelede bulunulmasını getirir. Kanun koyucunun, bir kamu hizmetinin görülmesi konusunda, bu hizmete girecekler ile ilgili olarak takdir yetkisini kullanarak belirli sınırlamalar getirmesi, hizmetin görülmesi açısından, değişik nitelikler ihtiva eden bazı kimselerin tercih edilmesi şeklindeki yaklaşım anayasal eşitlik ilkesini ve 70 nci maddede getirilen hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemez şeklindeki ilkeyi zedeleyen bir durum değildir. Hukuki statüdeki özellikler kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Tüm bu düşüncelerle, davacının, işlemin dayandığı kanun maddesinin Anayasaya aykırılığı yolundaki savı ciddi görülmemiştir.
Bu açıklamaları müteakip dava konusu olay ve isteme döndüğümüzde davacı hakkında tesis edilen askeri hakimliğe kabul edilmeme işleminin konuyla ilgili Askeri Hakimler Kanununun ve Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi hakkında Yönetmelikin 2 ve 4 ncü maddelerine uygun bir şekilde oluşturulduğu görülmekle işlemde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy