(926 S. K. m. 127, 134) (2709 S. K. m. 23)
Davacı vekili 28.12.2006 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde ve 03.04.2007 tarihinde kayıtlara giren cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.10.2006 tarihinde sunduğu dilekçeyle 20.11.2006-01.12.2006 tarihleri arasında yıllık iznini Almanyada bulunan kız kardeşinin yanında geçirmek üzere talepte bulunduğunu, müvekkilinin daha öncede birçok kez yurt dışı izin talebinde bulunduğunu ve bu taleplerinin tamamının kabul edildiğini, aradan bir aylık süre geçmesine rağmen izin talebi ile ilgili bir yanıt alamaması üzerine 08.11.2006 tarihli bir dilekçe daha vererek bu sefer 19.01.2007-30.01.2007 tarihleri arasında yurt dışı seyahat izin talebinde bulunduğunu, Hava Loj. K.lığınca, Hv. K.K.lığına sunulan dosyalarda müvekkilinin yurt dışı izin talepleri açısından bir sakınca bulunmadığının bildirildiğini ancak Hv.K.K.lığının 12.12.2006 tarihli cevabi yazısı ile müvekkilinin yurt dışı izin talebinin uygun görülmediğinin bildirildiğini, istemin hiçbir sebep gösterilmeden reddedildiğini, idarenin bu konudaki takdir hakkını hukuka aykırı kullandığını ve söz konusu yurtdışı izin talebinin reddedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, işlemin iptaline ve yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
AYİM 3.D.nin 01.03.2007 tarih ve 2006/4141 Gensek, 2007/37 Esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 10.10.2006 tarihinde 20.11.2006-01.12.2006 tarihleri arasındaki kışlık iznini yurtdışında geçirme istemine ilişkin dilekçe verdiği, 11.10.2006 tarihinde dilekçenin seyahat planı ile birlikte Lojistik Komutanlığına gönderildiği, 16.10.2006 tarihinde Lojistik Komutanlığının personelin yurtdışına çıkışında sakınca olmadığını Hv. K. K.lığına bildirdiği, izin tarihlerinin yaklaşmasına rağmen talebine cevap alamayan davacının izin planında değişikliğe giderek 08.11.2006 tarihinde 15.01.2007-30.01.2007 tarihleri arasındaki kışlık iznini yurtdışında geçirme istemine ilişkin yeni bir dilekçe verdiği, ekinde seyahat planı da bulunan dilekçenin işleme konulduğu, 13.11.2006 tarihinde Lojistik Komutanlığının personelin yurtdışına çıkışında sakınca olmadığını Hv. K. K.lığına bildirdiği, davacının 13.11.2006 tarihli başka bir dilekçeyle 10.10.2006 tarihli ilk izin talebine ilişkin dilekçesinin akıbetini sorduğu, Hv. K. K.lığının 12.12.2006 tarihli cevabi yazısıyla davacının her iki izin talebinin de uygun görülmediğinden bahisle reddedildiği, davacının 28.12.2006 tarihinde kayda giren dilekçesiyle dava açtığı, eşinin muhtemel doğum tarihinin 08.03.2007 olması ve bu tarihten önce yurtdışına çıkması gereğinden bahisle yürütmenin durdurulmasını talep ettiği, 18.01.2007 tarihinde bu talebin idarenin savunmasının alınmasından sonra görüşülmesine karar verildiği, bilahare idarenin savunması ve ekindeki belgelerin incelenmesinden sonra yürütmeyi durdurma talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare, başta 926 Sayılı Personel Kanunun 127 nci maddesi olmak üzere diğer mevzuatın idareye tanıdığı takdir yetkisinin, ilgili mevzuat kapsamında kullanıldığı ve bu bağlamda davacıya yurtdışı izninin verilmediğini belirtmesine karşın, davacı vekili, haricen yaptıkları araştırmada müvekkilinin izin talebinin istihbarat Başkanlığı tarafından paraf edilmediğini öğrendiğini, takdir yetkisinin kamu yararının gözetilmediğini ve keyfi kullanıldığını beyan etmektedir. Burada çözümlenmesi gereken husus, yurtdışı izinlerinde takdir hakkı bulunduğunda hiçbir şüphe bulunmayan idare tarafından, somut olayda bu takdir yetkisinin objektif ölçütler içerisinde ve amacına uygun olarak kullanılıp-kullanılmadığıdır.
Anayasanın, kişi hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği ikinci bölümünde yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığıyla düzenlenen 23 ncü maddesinde; herkesine seyahat hürriyetine sahip olduğu, kişinin yurt dışına çıkış hürriyetinin ancak vatandaşlık ödevi, ceza soruşturması veya kovuşturması gerekçeleriyle sınırlanabileceği belirtilmiştir.
TSK Personelinin yurtdışı izinleriyle ilgili olarak, 926 Sayılı Personel Kanununun 127 nci maddesinde; personele öğrenim, mesleki bilgi ve görgüyü artırmak, seminer, müşahede gezisi, resmi ziyaret, mevzuat ve seyahat maksadıyla izin verilebileceği, 134. maddede; bu izinlerle ilgili detayların MSB ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken tanzim edilecek bir yönetmelikle tespit edileceği öngörülmüştür.
Davacının seyahat maksadıyla yurtdışı izin talebinde bulunduğu noktasında şüphe yoktur.
TSK İzin Yönetmeliğinin seyahat amaçlı yurtdışı izinlerinin düzenlendiği 14/1-1 maddesinde; seyahat maksadıyla yurtdışı izin talebinde bulunan subay ve astsubaylara yıllık izin süresi kadar yurtdışı izni verileceği, 15/1. maddesinde; personelin seyahat maksadıyla ve izin sıra cetveline göre yurtdışına yıllık izinlerine mahsuben ve 45 günü geçmemek üzere gidebilecekleri, yol süresinin 4 günü geçemeyeceği, 15/2-1 maddesinde; personelin izin talebine ilişkin dilekçesini ilk amirine vereceği, dilekçeye gezi programını ekleyeceği, evrakın izin tarihinden en az bir ay önce izin vermeye yetkili komutanlıkta hazır bulundurulacağı belirtilmiştir.
HKY 12-2 (B) Subay ve Astsubay İzin Yönergesinin 2/a maddesinde; personelin seyahat maksadıyla ve izin sıra cetveline tabi olarak yurtdışına izinli gidebilecekleri, izin taleplerinin izin tarihinden bir ay önce Hv. K. K. Personel Başkanlığında bulundurulacağı, talepleri komutanlık tarafından uygun görülenlerin onay çizelgelerinin hazırlanacağı, Hv. K. K. İstihbarat Başkanlığı ile koordine kurularak, Hv. K. K. Personel Başkanının onayının alınacağı, verilen onaydan itibaren bir ay içinde iznin kullandırılacağı belirtilmiş, seyahat amaçlı yurtdışı izinleriyle ilgili başka bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yönergenin 11. maddesinde ise yurtdışı izni verilecek personelde aranacak ilave nitelikler düzenlenmiş, burada, çalışkan ve disiplinli olmak, yabancı dilde belirli seviyenin üzerinde olmak, belirli suçları işlememek, hakkında ceza kovuşturması bulunmamak, daha önceki tutum ve davranışlarından dolayı hakkında olumsuz belge düzenlenmemiş olmak, temsil kabiliyetine sahip olmak, belirli bir sicil ortalaması tutturmak gibi şartlar öngörülmekle beraber, bu ilave niteliklerin mesleki bilgi (md. 4) öğrenim (md. 5) seminer-müşahede-oryantasyon (md. 6), görev (md. 7) amaçlı yurtdışı izinlerinde aranacak ilave nitelikler olduğu belirtilmiş, seyahat ve mevzuat amacıyla verilecek yurtdışı izinlerinde bu türden personelin kişisel niteliklerine ilişkin ilave özelliklerin aranacağına dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Davalı idarenin 926 Sayılı Personel Kanununun yanı sıra, TSK İzin Yönetmeliği ve Hava Kuvvetleri Yönergesinin ilgili hükümleri uyarınca, personele yurtdışı izninin verilip-verilmemesi noktasında takdir yetkisinin olduğu açıktır. Ancak bu takdir yetkisinin hukuka ve mevzuata uygun, kamu yararı ve kamu hizmet gerekleri gözetilerek, kişi-kamu yararı dengesi sağlanarak, keyfilikten uzak, objektif ölçütlere göre ve amacına uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Zira, idarenin buradaki takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir.
Somut olayda, davacının yurtdışı izin talebine ilişkin dilekçeyi zamanında verdiği, talep edilen izin süresinin mevzuata uygun olduğu, dilekçe ekinde seyahat planının bulunduğu, evrakın zamanında Hv. K. K. Personel Başkanlığında bulundurulduğu, davacının görev yaptığı birliğin bağlısı olduğu Hv. Loj. Komutanlığı tarafından davacının yurtdışına çıkışında sakınca olmadığının resmi yazıyla Hv. Kuv. K.lığına bildirildiği, böylece seyahat amaçlı yurtdışı izninin onayı için tüm şekil şartlarının sağlandığı, talep edilen iznin seyahat amaçlı yurtdışı izni olması ve yurtdışında temsil etme yükümlülüğünün bulunmaması sebebiyle Yönergedeki ilave şartları davacının karşılamasına gerek olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin savunma ekinde gönderdiği ve savunmalarına dayanak tuttuğu sicil ve kanaatlere ilişkin özel bilgi formu ile diğer belgede bir takım menfi kanaatlere yer verilmesine rağmen, anılan hususlardan dolayı davacı hakkında yasal takibat başlatılmadığı, herhangi bir soruşturmaya muhatap olmadığı, dolayısıyla Anayasanın 23. maddesi bağlamında yurtdışı seyahat hürriyetine engel bir durum söz konusu olmadığı görülmektedir.
Yapılan incelemede; seyahat amaçlı olarak yurtdışı izin talebinde bulunan davacının onay için ilgili mevzuattaki tüm şekil şartlarını sağladığı, davacıyla ilgili olarak idare tarafından gönderilen belgelerin, seyahat özgürlüğünü kısıtlayan idari işlemi haklı kılacak nitelikte olmadığı, izin talebinin reddini ortaya koyacak objektif ve gerçek bir kıstas bulunmadığı, kaldı ki davacının bu durumunun daha önce müteaddit yurtdışı izinlerinde engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle, davacının seyahat amaçlı yurtdışı izin talebinin reddine ilişkin 12.12.2006 tarihli idari işlemde, takdir yetkisinin objektif ölçütler içinde amacına uygun olarak kullanıldığını gösteren bilgi ve belgelerin ortaya konamadığı, mevcut belgelerin davacının seyahat özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte, başka bir deyişle idarenin takdir hakkını menfi kullanması sonucunu doğuracak şekilde yorumlamasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; Yurtdışı izin talebinin uygun görülmediğine ilişkin işlemin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy