(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekillerinden Av.
ın 22.11.2006 tarihinde Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 05.11.2007 tarihinde ise AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; Milli Savunma Bakanlığına bağlı olarak Batmanda bulunan kurumlardan tedavilerini yaptırmak üzere resmi sevk ile gelen personele tedavi uygulandığını, tedavi giderlerine ilişkin olarak ibraz edilen fatura bedellerinden bir kısmının ödenmesinin yapılmasına rağmen, geri kalan kısmına ilişkin ödeme yapılmadığını, buna ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, bu şekilde tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin yönetmelik hükümlerinin hiçe sayıldığını, yazışma ve sözlü müracaatlara rağmen ödemeden imtina edildiğini, müvekkil hastanenin özel bir işletme olması sebebiyle faaliyetinin devamı ve hizmetin kalitesinin hak edişlerinin zamanında veya makul sürede ödenmesiyle mümkün olabileceğini, mevzuat gereği tedavi giderlerine ilişkin faturalara herhangi bir itiraz olmadığı takdirde ödemenin 45 gün içerisinde yapılması gereğine rağmen 6 ayı aşkın süreçte herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple davalı kurum aleyhine Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde 2006/1666 Esas numarasıyla açtıkları davanın konusunun asker kişileri ilgilendirdiği, askeri hizmete ilişkin olduğu, davanın görüm ve çözümünde AYİMnin görevli olduğundan bahisle görevsizlik ile neticelendiğini, bu karara istinaden davanın AYİMde açıldığını belirterek, davalı olarak Milli Savunma Bakanlığı yanında ANT. 3. Tank Çiftliği de gösterilmek suretiyle 2005 yılı tedavi gideri olarak ödenmeyen toplam 28.000 YTL. (konu bölümünde 28.500 YTL.) hakkın doğum tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ilk inceleme aşamasında, AYİM Genel Sekreterliğinin 12.01.2007 gün ve 2006/3860 sayılı yazısıyla; dava konusunun AYİM görevine girmemesi, davanın ehil olmayan kimse tarafından açılması, davacı vekillerine ilişkin vekaletnamenin dilekçe ekinde bulunmaması, dilekçe içeriğinde bahsi geçen Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin görevsizlik kararının dilekçeye eklenmemiş olması ve bu kararın tebliğ tarihinin belirtilmemiş olması sebeplerine istinaden görev ve diğer yönlerden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosya incelendiğinde; dava dilekçesinin birçok yerinde ekli belgelerden, iki ayrı bölüm halinde yazılan deliller bölümünde ise tedavi evrakları, faturalar, hastane kayıtları, resmi kayıtlar şeklinde belgelerden bahsedilmiş olmasına rağmen dilekçe ekinde bu belgelerden hiçbirisinin yer almadığı, bilhassa dava konusu uyuşmazlığın öncelikle idari veya adli yargının görev alanına girip-girmediği noktasındaki tereddütü giderecek bir belgenin ve görevsizlik kararının bulunmadığı, varsa sözleşme suretlerinin eklenmediği ancak dava dilekçesindeki açıklamalardan, Milli Savunma Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren askeri kurum personelinin 2005 yılı tedavi giderlerine ilişkin bir kısım fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, bu davanın görevsizlik kararı ile neticelenmesi üzerine bu sefer AYİMde dava açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı AYİM Kanununda davanın görevli yargı yerinde açılıp-açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlardandır. İdari yargıda görev kamu düzenine ilişkin olup davanın her safhasında talep üzerine veya resen dikkate alınması gerektiğinden öncelikle bu hususun incelenmesi yapılmıştır.
Anayasanın 157. maddesinde; AYİMin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay , askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi olarak sayılmaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bir davaya bakılabilmesi için; askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklar istisna olmak üzere öncelikle ilgilinin asker kişi olması, söz konusu idari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması ya da uyuşmazlın askerlik yükümlülüğünden doğması, öte yandan dava konusu idari işlemin (veya eylemin) askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1602 Sayılı Kanunun 20 maddesinde tahdidi olarak sayılan asker kişiler tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesine idare aleyhine dava açılabilir. Davacı özel hukuk tüzel kişisi bir anonim şirket adına açılan davanın AYİMde çözümlenmesi mümkün olmadığından davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın görev yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy