(1602 S. K. m. 20, 21, 40) (818 S. K. m. 41)
Davacı, 15.5.2007 tarihinde İstanbul 8.Vergi Mahkemesi Başkanlığı ve bu yolla 21.5.2007 tarihinde AYİMde kayda geçen dilekçesinde özetle; Mersin İl J.K.lığı emrinde görevli iken 1.6.2003 tarihinde sürücüsü olduğu askeri araçla trafik kazası geçirdiğini, hakkında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini, 3/8 kusur oranına tekabül eden 3.277.845.750 TL tutarındaki hazine zararının tahsili için evrakların ilgili muhakemat müdürlüğüne gönderildiğini, bu hazine zararını nereye ve ne şekilde ödeyeceği konusunda birçok kez girişimde bulunduğunu, daha sonra Mersin Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünce çıkarılan ödeme emrinin kendisine tebliğ edilememesi nedeniyle, anılan kurum tarafından Mersin 3.Sulh Hukuk Mahkemesinde alacak davası açıldığını, dava dilekçesinin de kendisine çok uzun bir süre sonra tebliğ edildiğini, hazine zararını ödemek istediğini, ancak bu kez de gecikmeden dolayı fark ve faiz istendiğini, ödemenin gecikmesinde kendisinin bir kusuru bulunmadığını, Mersin İl J.K.lığının ve Muhakemat Müdürlüğünün sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle fark ve faiz ödemek durumunda kaldığını belirterek, hazine zararı anaparasının dışında fark ve faiz alınması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
AYİM Genel Sekreterliğinin 28.5.2007 gün ve GENSEK: 2007/1473 sayılı yazısıyla dava konusunun AYİM.nin görevine girmediği belirtilerek, ilk inceleme aşamasında bir karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerini belirleyen 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar... denmektedir. Yine aynı kanunun Dava açma süresini düzenleyen 40 ncı maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.... hükmünü amirdir. İdari davalar ve yargı yetkisinin sınırı başlıklı 21 nci maddede de 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı, yetki sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karar bağlanır. İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz... hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin yargı görev ve yetkisi, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacının sürücüsü olduğu askeri araç ile yaptığı trafik kazası sonucu meydana gelen hazine zararının takip ve tahsilinden kaynaklanmaktadır.
8.1.1943 tarih ve 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 3 ncü maddesi gereği, hazineye ait her türlü davaların takip ve müdafaasını yapma görevi, illerde il muhakemat müdürlüklerine verilmiştir. Bu hükme dayanılarak, Mersin İl Muhakemat Müdürlüğünce, davacı hakkında Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde Borçlar Kanununun 41 ve devamı maddeleri uyarınca alacak davası açılmıştır. Dolayısıyla idare ile davacı arasındaki ilişki, özel hukuk ilişkisidir. Davalı idare trafik kazasından kaynaklanan hazine zararının tahsilinde, söz konusu zarar 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında bulunmadığından, kamu gücü ayrıcalıklarını kullanmayıp, hazine zararını genel hükümler çerçevesinde tahsil yoluna gitmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu işlem idarenin bir işlemi olmakla birlikte idari işlem değil, özel hukuk işlemidir. Bu nedenle, özel hukuka tabi işlemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri de adli yargı olmaktadır. Kaldı ki davacı, dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları, hakkında Mersin 3.Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan alacak davasında dile getirmek hak ve imkanına sahiptir.
Sonuç olarak dava konusu uyuşmazlık, bir idari işlemden kaynaklanmadığından, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri adli yargı olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın görev yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy