(765 S. K. m. 2) (1632 S. K. m. 130, 132, 137) (647 S. K. m. 4, 6) (Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik m. 16)
Davacı 13.04.2007 tarihinde Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği, 16.04.2007 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; Ord. Tekns. Kd. Bçvş. olarak görevli iken 23.03.2007 tarihinde T.S.K.lerinden emekli olduğunu, K.K.K.lığının 14.03.2007 tarihli işlemi ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Yönetmeliğin 16/e maddesi gerekçe gösterilerek emeklilik işlemleri sırasında talep ettiği şahsi silah ruhsatı verilmesi ile ilgili talebinin reddedildiğini, red işlemine dayanak gösterilen hakkında verilmiş cezaların yönetmelikte aranan değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla hapis veya ağır hapis ve/veya ağır para cezasına mahkum olanlar şartını gerçekleştirmediğini, bu nedenle yapılan işlemin Yönetmelik hükümleriyle bağdaşmadığını belirterek işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacının Çanakkale/Gelibolu 2.Kor.K.lığı Loj. Des.Bak.Bl.K.lığı emrinde Ord. Tekns. Kd. Bçvş. Sınıf ve rütbesi ile görevli iken isteği ile 23.03.2007 tarihinde ilişiğinin kesilerek emekli edildiği, davacının emeklilik müracaat evrakı içinde bulunan şahsi silah ruhsat talep formunun incelenmesi neticesinde davacı hakkında üç ayrı suçtan verilmiş mahkumiyet hükmü bulunduğu gerekçesiyle durumunun ruhsat verilmesini engelleyen Ateşli Silahlar Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16/e maddesi kapsamına girdiği değerlendirilerek adına kayıtlı 221001 seri numaralı Vizör marka, 1030134 seri numaralı Astra marka, T0620-04E06713 seri numaralı Zigana T marka tabancaların aynı yönetmeliğin 17 nci maddesi uyarınca zaptedilerek emanete alınmasının ve ilişiğini kestiği tarihten itibaren altı ay içinde silah ruhsatı alma yetkisine sahip başka bir şahsa devretmesi gerektiğinin, altı ay içinde devir işleminin tamamlanmaması durumunda silahların adli makamlara intikal ettirileceğinin K.K.K.lığının 14.03.2007 tarih ve Loj.:6470-539-07/Loj. Hiz.D.Şah.Slh.Kyt. ve Ruh.Ş.(Ks.3) sayılı yazısı ile 26.03.2007 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının söz konusu silahlarla ilgili olarak tesis edilen silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmeme işleminin iptali istemi ile bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna istinaden çıkarılan Bakanlar Kurulunun 21.03.1991 tarih ve 91/1779 sayılı kararı ile 01.06.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesi
.aşağıda belirtilen hallerden birine giren kimselere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Verilmiş ruhsatlar iptal edilir
e) (Değişik bend:01/05/2002-2002/41585.Yön./4.md.) Taksirle veya basın yoluyla işlenenler hariç değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı hapis veya ağır hapis ve/veya ağır para cezasına mahkum olanlar
hükmünü amirdir.
Aynı maddenin (ö) bendinde de mahkumiyetler affa uğramış veya bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalmış ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmeyeceği ancak 765 sayılı T.C.K.un 2 nci maddesine göre suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş bulunanların bu kapsamda sayılmayacağı belirtilmiştir.
Açıklanan bu mevzuat hükümleri kapsamında dava konusu olay incelendiğinde: Davacı hakkında sırasıyla Kırklareli 33 ncü P. Tüm K.lığı As. Mah.nin 14.09.1988 gün ve 1988/1411-1080 E. K. sayılı kararı ile hizmette tekasül ile harp aracının mühimce hasarına neden olmak suçundan Askeri Ceza Kanununun 137 nci, 647 sayılı kanunun 4-6 ncı maddesi uyarınca ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek cezanın ertelendiği, kararın 02.03.1989 tarihinde kesinleştiği, Edirne 3 ncü Mknz. P. Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 14.11.1989 gün ve 1989/11 -89 E.K. sayılı kararı ile Asta müessir fiil suçundan Askeri Ceza Kanununun 117/1 nci, 647 sayılı kanunun 4-6 ncı maddeleri uyarınca ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 18.12.1989 tarihinde kesinleştiği, Edirne 3 ncü Mknz. P. Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.02.1992 tarih ve 1992/78-38 E.K. sayılı kararı ile memuriyet görevini ihmal suçundan Askeri Ceza Kanununun 144 ncü maddesi delaletiyle T.C.K.nun 230/1 ve 647 sayılı kanunun 4-6 ncı maddeleri uyarınca ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek cezanın ertelendiği, bu cezanın 20.05.1992 tarihinde kesinleştiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
İlgililere silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi ya da verilmiş ruhsatın iptal edilmesi aşamasında Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin yukarıda sözü edilen 16/e maddesindeki değişik zamanlarda aynı veya farklı türden işlenen suçların sayısının ikiden fazla olması yanında işlenen suçların niteliği de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Nitekim bu husus yönetmeliğin e) bendindeki Taksirle veya basın yoluyla işlenenler hariç ibaresinden açıkça anlaşılmaktadır.
Asta müessir fiil ve memuriyet görevini ihmal suçları kast ile işlenebilen suçlardır. Bu kapsamda As. C.K.nun 137 nci maddesinde tanımlanan hizmette tekasülle harp malzemesinin mühimce hasarına neden olmak suçunun niteliğinin incelenmesi gerekmektedir.
Genel olarak Taksir işlediği fiilde kusurlu görülen failin istemediği sonuçtan sorumlu tutulmasıdır.
Tekasül sözcük anlamı olarak üşenme, tembellik, ilgisizlik anlamına gelmektedir. (Ejder YILMAZ: Hukuk Sözlüğü, Ankara 1986, s.712)
Tekasül mecbur olduğu nezaret ve ihtimam (özen) vazifesinde failin lakayt (ilgisiz, umursamaz) bulunması demektir. Tekasülün kast ile olan farkı neticenin istenmemiş olması, kaza ve mücbir sebeple olan farkı ise fiilin iradi olmasıdır. (Rıfat TAŞKIN: Askeri Ceza Kanunu Şerhi, Ankara 1946, s.225; Mustafa ŞAHİN: Askeri Ceza Kanununun 137 nci Maddesi Üzerine Bir İnceleme, Askeri Adalet Mecmuası, Y-1 Aralık 1955, s.203)
Askeri Ceza Kanununun 137 nci maddesindeki tekasül unsurunda tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanatta acemilik, evamir ve talimata riayetsizlik gibi haller bizatihi mevcuttur. (As. Yrg. 2. D., 06.12.1956, E.3280, K.4036)
Tedbirsizlik, dikkatsizlik ve acemilikten gelen taksirin genel veya mesleki tecrübelerden, riayetsizlik taksirlerinin ise önceden konulmuş kurallardan çıkarıldığı bilinmektedir.
137 nci maddesi ile Askeri Ceza Kanunu, taksire dair özel bir suç kabul etmiştir. (H. Sabri ÖZBEK: Taksirli Suçlar ve Haksız Fiillerden Doğan Tazminata Ait Hükümler, Ankara 1963, s.670)
Askeri hizmete mahsus bir şeyi kasten tahrip (yıkma, kırıp dökme, bozma ve o şeyin mevcudiyetinin eskimesi, bütünlüğünün zail olması) fiilinin Askeri Ceza Kanunun 130 ncu maddesinde ayrıca bir suç olarak düzenlenmiş olduğu hususu ile yukarıdaki açıklamalar birlikte dikkate alındığında davacının işlediği hizmette tekasül ile harp aracının mühimce hasarına neden olmak suçunun kasıtlı bir suç değil taksirle işlenebilen bir suç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacının hakkında ikiden fazla (üç adet) farklı suçtan verilmiş mahkumiyeti bulunmakla birlikte davacı hakkında Askeri Ceza Kanununun 137 nci maddesi uyarınca hizmette tekasül ile harp aracının mühimce hasarına neden olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bu suçun taksirle işlenebilen bir suç olması sebebiyle silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesini engeller niteliği bulunmadığından söz konusu cezanın da yönetmeliğin 16/e maddesi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; Silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmemesi işleminin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy