(5434 S. K. m. 72)
Davacı vekili 19.02.2007 tarihinde AYİMde kayda dava dilekçesinde özetle; .. Nüfus Müdürlüğü kayıtlarına göre, müvekkilinin babasının Çanakkale Cephesine sevk edildikten sonra bir daha dönmemesinden dolayı
Mahkemesinin 1340 tarihli gaiplik kararının bulunduğunu, buna istinaden şehit yetim aylığı bağlanması yönünde yaptıkları taleplerinin kabul edilmediğini belirterek, şehit yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
Dava ve tahsis dosyasın incelenmesinden; davacının 18.05.2006 tarihinde babasından dolayı şehit - yetim aylığı bağlanabilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumuna vekili marifetiyle başvurduğu, Kurumun başlattığı araştırmada,
İlçe Nüfus Müdürlüğünün 29.06.2006 tarihli yazısıyla İlçemiz Büyükcami Mahallesi
.. ncü cilt,
. hane .. sırada kayıtlı
oğlu 1894 doğumlu
in Büyükcami Mahallesi Kütüğünün
hanesinin
sırasındaki kaydının incelenmesinde, düşünceler bölümünde 10 Nisan 1340 tarihli Mahkemesi Adiyyeden gelen ilam mucibince kaydı terkin edildi şerhinin bulunduğunun bildirildiği, Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğünün 20.09.2006, 27.09.2006 tarihli yazılarıyla arşiv kayıtlarında yapılan incelemede davacının babasının kaydına rastlanmadığının bildirildiği, öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tanzim edilen Kimlik Araştırma Belgesine göre davacının babasından dolayı dul-yetim aylığı bağlanmış kimsenin bulunmadığının tespit edildiği,
Nüfus Müdürlüğünün 09.04.2006 tarihli yazısı ekinde gönderilen Osmanlıca Ölüm-2 Vukuat Defterinin 137 nci sırasındaki yeminli mütercim tarafından tercüme edilmiş yazısında müteveffa
in ikinci oğlu
, validesi
e, cami-i cedit1310,
.enin zevci, silah altında hayat mematı meçhul olup ba ilam vefatına hükmolunan, tarihi vefatı 10 Nisan 1340, emsaliyle Çanakkale Cephesine sevk olunup düşmanla badelharp gaibi olup vefatı gayri malumdur. Müstenidatı:
. Mahkeme-i Asliyesinin 31 Ağustos 1340 tarih ve bila nolu derkenarı şeklinde bilgiler bulunduğu, davacı vekilinin müracaatının Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.12.2006 tarihli yazısıyla, babasının askere sevkine ilişkin belge ile vefatına karar veren Mahkeme kararının bulunmadığı, ayrıca dul ve yetimlerine bağlanmış maaş olmadığından bahisle reddedildiği, hani tarihte tebliğ edildiğinin belli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı kurum arasındaki uyuşmazlık, davacının babasının 1325 tarihli yasa kapsamında vefat edip etmediği hususunda odaklanmaktadır. 11 Ağustos 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanununun Eytam ve eramile tahsis olunacak maaşlara dair başlıklı 3 ncü kısmının 2 ve 3 ncü fasıllarında erlerin dul ve yetimlerine hangi hallerde aylık bağlanacağı konusu ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, bu düzenlemeleri içeren 35, 36 ve 39 ncu madde hükümlerine göre; askerlik görevi sırasında ölen bir erin dul ve yetimlerine aylık bağlanabilmesi için erin muharebede veya eşkıya çatışmasında şehit düşmüş olması veya yaralanmış olup da tedavi sırasında ölmüş olması veya harekat yerinde ve hizmet esnasında hava ve sefer koşullarının etkisiyle hastalanarak ölmüş olması veya silah altındayken muharebe esnasında gaip olması veya veba, kolera, dizanteri, karahumma, lekeli tifo, hummayıracia, sari iltihabatasına ve benzeri bulaşıcı ya da salgın bir hastalıktan ölmüş olması gerekmektedir.
Vukuatlı nüfus kayıtlarına göre yapılan incelemede,
Mahallesi nüfusuna kayıtlı
oğlu 1894de
.den doğma, 1340 (1924)da vefat etmiş
..in (soyadı bulunmuyor)
köyü nüfusuna kayıtlı
.. kızı, 1914de
.den doğma davacı
.ın babası olduğu, davacının eşinin 22.02.2006 tarihinde vefat ettiği, yeniden evlenmediği, davacı ile babasının nesep bağlantısı noktasında şüphe bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddialarını teyidi yönünde yapılan incelemede; her ne kadar Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğü kayıtlarında davacının babasının askere sevkine ilişkin bir kayıt bulunmamakta ise de; öncelikle
. Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında davacının babasının 10 Nisan 1340 tarihli mahkeme kararı uyarınca kaydının terkin edildiğine ilişkin şerh bulunduğu, öte yandan yine
Nüfus Müdürlüğündeki tercüme edilmiş Osmanlıca Ölüm Kayıt Defterinde davacının babası
in silah altında iken akıbeti bilenemediğinden
Asliye Mahkemesinin 31 Ağustos 1340 (bila numara) tarihli kararıyla Çanakkale Cephesine sevk olduktan sonra harp sonrası gaip olduğuna karar verildiğinin belirtildiği ve resmi kayıtlara bu şekilde geçtiği, idarenin muhafaza etmesi gereken söz konusu Mahkeme kararının bulunamamasının veya cepheye sevkinin arşiv kayıtlarıyla desteklenmemesinin resmi nüfus kayıtlarındaki gerçeği değiştiremeyeceği anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı idare, davacının babasının muhabereye sevkinin olup, harp esnasında gaip olmak şartını taşımadığını belirtmekte ise de; muharebeye sevke ilişkin tek belgenin Nüfus Müdürlüğünün Osmanlıca kayıtları olduğu, aynı kayıtlarda gaipliğe ilişkin mahkeme karanın da bulunduğunu bildirdiği, dolayısıyla aynı kayıttaki bilgileri bölmek suretiyle talebinin reddi yönündeki idari işleme dayanarak yapmanın hakkaniyete aykırı olacağı değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak, Birinci Dünya Savaşından dolayı ilan edilen seferberlik döneminde silah altına alındığı anlaşılan, firar ettiğine ya da askerlik hizmetinden herhangi bir şekilde uzaklaştığına dair kayıt bulunmayan bir askerin, harp esnasında ölümünün, seferin zor koşullarından kaynaklanan ve savaşın etkisiyle meydana gelen bir ölüm olarak kabulü günün koşullarına uyan bir düşünce tarzıdır. Bu düşüncenin doğal sonucu olarak, silah altına alındıktan sonra bir daha dönmemesi sebebiyle gaip olduğu anlaşılan ve nüfus kayıtlarında da bu yönde karar bulunduğu belirlenen davacının babasının 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanunu kapsamında olduğu kabul edilerek, yetim aylığı bağlanması gerekirken aksine tesis edilen işlemin hukuka uygun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacıya yetim aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy