(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (5434 S. K. m. 74) (AYİM 3 D. 23.12.2004 T. 2004/1528 E. 2004/1807 K.) (AYİM 3 D. 14.12.2006 T. 2006/1529 E. 2006/1570 K.) (UYM. MAH. 27.05.2002 T. 2002/12 E. 2002/19 K.)
Davacı vekili, 20.04.2007 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin asker malulü olan babasından dolayı yetim aylığı bağlanması için 24.04.2005 tarihinde davalı Kuruma müracaat ettiğini, davalı Kurumun 12.05.2005 tarihli yazı ile diğer belgelerle birlikte müvekkilinden çalışarak hayatını kazanamayacağına dair sağlık kurulu raporu istediğini, Beypazarı Devlet Hastanesinden alınan 13.07.2005 tarih ve 2630 nolu çalışarak hayatını kazanamaz, bakıma muhtaçtır kararı içeren raporun davalı Kuruma iletildiğini ancak bu rapora itibar edilmeyerek Ankara Numune Hastanesinden çalışarak hayatını kazanıp kazanamayacağına dair ikinci bir rapor istendiğini, bu talep üzerine Ankara Numune Hastanesinin 01.12.2006 tarih ve 26509 Nolu çalışarak hayatını kazanamaz kararını içeren raporun davalı kuruma verildiğini, davalı kurumun bu seferde 12.10.2007 tarihli yazıyla Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesinden üçüncü bir sağlık kurulu raporu istendiğini, söz konusu talebin, müvekkilinin maaş bağlanması talebini sürüncemede bırakacak nitelikte olduğunu, davalı Kurumun istediği çalışarak hayatını kazanamaz kararlı kurul raporu hem Beypazarı Devlet Hastanesinden hem de Ankara Numune Hastanesinden alınmasına rağmen üçüncü bir rapor istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkiline yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve tahsis dosyasının incelenmesinden, davacının, babası 5nci derece vazife malulü er
.ndan dolayı yetim aylığı bağlanması talebi ile 24.04.2005 tarihli dilekçe ile müracaat ettiği, davalı Kurumun 12.05.2005 tarihli yazısı ile davacının hastalığı nedeniyle çalışarak hayatını kazanamayacak durumda olduğunu Sağlık Kurulu raporu ile belgelendirmesi gerektiğinin bildirildiği, davacı tarafından, Beypazarı Devlet Hastanesince düzenlenen 13.07.2005 tarih ve 2630 sayılı çalışarak hayatını kazanamaz, bakıma muhtaçtır kararını içeren davacı hakkında düzenlenen raporun davalı Kuruma iletildiği, Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca söz konusu raporun incelenerek 04.08.2005 tarih ve 2590 sayılı kararı ile davacının Ankara Numune Hastanesinde yeniden muayenesi ile hastalığının tanısı, klinik, laboratuar, radyolojik bulguları ve çalışarak hayatını kazanıp kazanamayacağının açık bir şekilde belirtildiği, Sağlık Kurulu Raporunun istenmesine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 01.12.2006 tarih ve 26509 sayılı rapor çalışarak hayatını kazanamaz kararını içerir sağlık kurulu raporunun davalı Kuruma iletildiği, bu sefer de davalı Kurumca,
Söz konusu raporda yeterli bilgi bulunamadığı gerekçesi ile davacıdan Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden hastalığın klinik bulgularının ayrıntılı olarak belirtildiği ve solunum fonksiyon testlerinin de yapılarak sonuçlarının yazıldığı yeni bir sağlık kurulu raporunun istenmesi üzerine, davacının vekili aracılığıyla 20.04.2007 tarihinde AYİM.de kayıtlara giren dava dilekçesiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her aşamasında incelenmesi gereken bir zorunluluktur. Davacı askerde iken malul hale gelen babasından dolayı yetim aylığı bağlanmasını talep etmektedir. Davacının babasının vazife malulü olduğu hususunda davacı ile davalı kurum arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yetim aylığı bağlanması şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda odaklanan uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle davanın esasına girmeden öncelikle görev konusunun incelenmesine geçilmiştir.
Anayasanın 157nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi olarak sayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden askeri hizmete ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: İdarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan- kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Olayda davacının babasının vazife malulü olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık davacıya babasının vazife maluliyetinden dolayı 5434 sayılı Kanununun 74ncü maddesi uyarınca aylık bağlanıp bağlanmayacağına ilişkindir.
Yasa hükmü uyarınca yetimin muhtaç ve çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malul olup olmadığı ve dolayısıyla aylığa müstahak olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde, askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediğinden, dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkin bir yanı bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta askeri hizmete ilişkinlik şartı gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargı yeri olduğu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesinin 27.05.2002 tarih ve 2002/12-19 E.K., 10.10.2005 tarih ve 2005/50-72 E.K. ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3 ncü Dairesinin 23.12.2004 tarih 2004/1528-1807 E.K. ve 27.01.2004 tarih ve 2004/470-103 E.K., 14.12.2006 tarih ve 2006/1529-1570, 19.07.2007 tarih ve 2007/773-905 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Uyuşmazlığın çözümü idari yargının (genel görevli idare mahkemelerinin) görevine girdiğinden, davanın görev yönünden REDDİNE,
17 Ocak 2008 tarihinde Üye Hâk. Alb. M. Aydan ALın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 74 ncü maddesi gereğince davacıya yetim aylığının bağlanabilmesi için; ölüm tarihinde iyileştirilmesi olanaksız hastalık veya sakatlığının çalışmasına engel olduğunun sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi ve muhtaç olma koşullarını birlikte taşıması gerekmektedir.
Davalı idare davacının aylık bağlanma talebini maluliyetinin tespit edilememiş olması nedeniyle karşılamamıştır. Görüldüğü üzere davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, davacının 5434 sayılı Kanunun 74ncü maddesine göre aylığa müstahak olup olmadığına ilişkindir. Bir diğer ifadeyle davacının tesisini talep ettiği ancak idarece kabul edilmeyen işlemin konu unsurunu yetim aylığı bağlanmaması oluşturmaktadır. Zira davacı sağlık kurulu raporunun kabulüne ilişkin bir talepte bulunmamış, davalı bu istemin reddine ilişkin bir işlem tesis etmemiş ve bu istem idari davaya konu edilmemiştir.
Sayın çoğunluk tarafından da belirtildiği üzere benzer nitelikli davalarda görevsizlik kararı verilmiş (ve Uyuşmazlık Mahkemesince de aynı yönde kararlar bulunmakta) ise de; Dairemizin 02 Mart 2006 Gensek No:2005/1990 Esas No:2006/270 Karar No:2006/321 sayılı kararında baba-evlat ilişkisinin bulunmaması nedeniyle yetim aylığı bağlanmaması yönünde tesis edilen işlemin, 25 Mart 2003 gün ve Gensek No:2003/2356 Esas No: 2004/397, Karar No:2004/ sayılı kararında davacının dul olma koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle aylık bağlanmaması yönünde tesis edilen işlemin yargısal denetiminde AYİMin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Kaldı ki tarafımdan da aynı yönde oy kullandığım Dairemizin 07.12.2006 tarihli Gensek No: 2006/3416, Esas No: 2006/1644, Karar No: 2006/1545 sayılı ve görevli dairenin belirlenmesi için dosyanın daireler kuruluna tevdiine dair kararında da benzer şekilde ...Bir idari işlemin konusu, onun doğurduğu hukuki sonuç, yani hukuk âleminde meydana getirdiği değişikliktir. İdari işlemlerin sebep ve konu unsurları arasında çok sıkı bir ilişki vardır.
Çoğunlukla hukuk kuralları, hangi sebeplerin hangi sonuçları doğuracağını, yani belli bir sebebin varlığı halinde yapılacak işlemin konusunun ne olacağını tespit etmektedirler. Bazen bir idari işlemin birden çok sebebi bulunabilir ancak bütün sebepler aynı sonucu doğururlar. Davanın konusu ise ayrı ayrı bu sebeplere bakılarak değil, konu unsuruna bakılarak tespit edilir... gerekçesine yer verilmek suretiyle dava konusu yeniden devlet memurluğuna alınmama işleminin iptali olarak belirlenmiş ve görevli dairenin AYİM 2 nci Dairesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İdari yargıda dava konusunu oluşturan uyuşmazlığın ancak davacı tarafından belirlenmesinin mümkün olması ve idari yargı yerlerinin de davacı tarafından belirlenen istemle bağlı olmaları nedeniyle görev konusunun uyuşmazlığa göre belirlenmesi gerekir. Davalı idarenin olumsuz işlem tesis ederken bir takım hukuki ve maddi sebeplere dayanması ve dayanılan bu sebepler ile uyuşmazlık konusu istem arasında doğal olarak sebep-sonuç ilişkisinin bulunması, uyuşmazlığın esasını davacının isteminin oluşturması kuralını değiştirmemesi gerekir. Davacının isteminin yapılmamasının gerekçesi olarak gösterilen sebepler ancak işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uyarlı olup olmadığının tespitinde önem taşır.
İdari yargı yerlerinin bir davada görevli olup olmadığının davacı ile davalı arasında oluşan uyuşmazlık yerine idarelerce tesis edilen işlem sebebine göre belirlenmesi durumunda; benzer davalarda red işleminin; malullüğe, iştirakçi olma, muhtaç olma koşullarının birkaçı yada tümüne birden dayanılması durumunda görevli yargı yerinin belirlenmesi hangi sebebe öncelik verilebileceği sorunlarını da beraberinde getirecektir. Bu gibi durumlarda idari yargı yerlerinin belirleyeceği öncelik sırasına göre emsal davaların hem askeri idari yargı hem de genel idari yargı yerinde incelenebilmesi gibi bir sonuca sebebiyet vereceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle davacının işlem sebepleri arasında sayılan sağlık kurulu raporu koşulunu sağlayıp sağlamadığının tespiti ile esastan bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığı işlemin sebep unsuruna göre belirleyerek mahkemenin görevli olmadığı yönünde oluşan sayın çoğunluğa katılamadım.17.01.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy