(5434 S. K. m. 44)
Davacı, 21.12.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen yenileme dilekçesi ile özetle: 1995 yılında sağlam raporu ile astsubay sınıf okuluna girdiğini, askeri öğrencilik ve meslek hayatı boyunca yoğun spor ve eğitim faaliyetlerine katıldığını, 2004 yılında kalbinde doğuştan delik olduğunun tespit edildiğini ve 24.09.2004 tarihinde GATAda açık kalp ameliyatı yapıldığını, hakkında GATA Sağlık Kurulunun 17.01.2005 tarih ve 133 sayılı raporu ile B 42 F6 sınıf görevini yapar. raporunun düzenlendiğini, ancak eski sağlığına kavuşamadığını, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre muharip sınıfta olsa malûliyet hakkının bulunduğu halde yardımcı sınıfta bulunması nedeniyle bu hakkının bulunmadığını, bu durumun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia ederek, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 29.08.2005 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.06.01/77.653.006 sayılı işleminin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Sağlık Yeteneği Yönetmeliği eki Kara Kuvvetleri Komutanlığına ilişkin 2 numaralı sınıflandırma çizelgesinin 42 nci maddesinin B diliminin 6 ncı fıkrasında Sağlığı Bozulan Yardımcı Sınıflardaki personele sınıf değişikliği hakkı tanınmamış olsa da aynı durumdaki muharip sınıflara tanınan sınıf değişikliği hakkı hariç diğer hakların tamamından yararlanabilmesi ve de kendisinin yararlanabilmesi için anılan Yönetmeliğin ilgili kısmının iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile Emekli Sandığı Tahsis Dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda: Ordu donatım kıdemli üstçavuş olarak görev yapmakta olan davacı hakkında GATA Sağlık Kurulunun 17.01.2005 gün ve 133 sayılı raporu ile opere atrial septal defekt teşhisiyle B/42 F6 sınıfı görevini yapar. kararı verildiği ve bu karar uyarınca halen sınıfı görevine devam etmekte olduğu, bilahare 20.05.2005 tarihli dilekçesi ile hakkında malullük hükümlerinin uygulanması isteminde bulunduğu, davacının bu isteminin Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 29.08.2005 gün ve B.07.1.EMS.0.10.06.01/77.653.006 sayılı yazısı ile reddedildiği, müteakiben davacının 25.10.2005 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile ilgili olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 10.11.2005 gün ve 2005/1186-1251 esas-karar sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar verildiği, kararın davacıya 02.12.2005 tarihinde tebliğ edildiği, 21.12.2005 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesi ile de süresinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin hastalık ve arızaları belirten ekinin açıklamalar bölümünde sınıflandırma çizelgesindeki artı (+) işaretlerinin: general, amiral, üstsubay, subay ve astsubayların o sınıfta görev yapacaklarını; çarpı (x) işaretlerinin: sınıflarında Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca Yönergelerde belirtilecek olan kadro görev yerlerinde görev yapacaklarını; eksi (-) işaretlerinin: general ve amirallerin fiili kıta komutanlığı görevini yapamayacaklarını; buna mukabil yönetim, idare ve diğer geri hizmetler ile ilgili kadro görevlerini yapabileceklerini; üstsubay, subay, yedeksubay ve astsubayların ise sınıflarında görev yapamayacaklarını belirtir. şeklinde açıklama yapıldığı, Yönetmeliğe ekli Kara Kuvvetleri Komutanlığı general, üstsubay, subay ve astsubayların hastalık ve arızalarına göre görevlendirilecekleri sınıfları gösteren (2) no'lu sınıflandırma çizelgesinin 42 nci madde B dilimi 6 ncı fıkra ile ilgili bölümünde ordudonatım sınıfı astsubaylar için (+) işaretinin bulunduğu, davacının da ordudonatım sınıfında bulunduğu dikkate alındığında GATA Sağlık Kurulunun bahse konu 17.01.2005 gün ve 133 sayılı sınıfı görevini yapar kararlı raporunun Yönetmelik hükümlerine göre tesis edilerek hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından bahse konu rahatsızlığının muharip sınıflar açısından sınıfı görevini yapamaz sonucunu doğurduğu, buna bağlı olarak aynı rahatsızlığı olan muharip sınıf bir astsubay emeklilik ya da sınıf değişikliği hakkı kazanırken kendisinin yardımcı sınıf olması nedeniyle bu haklardan yararlanamadığı, bu durumun Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı öne sürülerek Yönetmeliğin söz konusu maddesinin iptali talep edilmiş bulunulmaktadır.
Davacının TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile ilgili (2) no'lu çizelgenin 42 nci maddesinin (B) diliminin ordudonatım astsubayların durumunu değerlendiren bölümünün iptaline ilişkin iddialarına katılmak mümkün bulunmamaktadır. İdare, üst normlara aykırı olmamak şartıyla yaptığı düzenleyici tasarruflarda hizmet gereklerine göre düzenleme yapabilir. İdarece, davacıda görülen rahatsızlığın ordudonatım sınıfının özellikleri ve görev şartlarına nazaran başka, diğer sınıfların özellikleri ve görev şartlarına nazaran başka sonuçlar doğuracak şekilde bir düzenleme yapılmasının hizmet gereklerine göre objektif bir şekilde kamu yararı düşünülerek getirilen bir düzenleme olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu hususun eşitlik ilkesine aykırı olduğu da söylenemez; zira Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere: Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerli görülmez. Bu mutlak yasak birbirinin aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanılarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özellikle aykırılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı eşitlik hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelik ve durumları özdeş olanlar arasında yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasanın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre eşitliği bozduğu iddia edilen kural haklı bir nedene dayanmakta veya kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulmuş ise bu kuralın eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez. Belirtilen nedenlerle davacının Yönetmelik hükmünün iptali talebinde haklılık bulunmadığı, Anayasanın eşitlik ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan davacı tarafından, kendisine maluliyet aylığı bağlanması istemiyle yapmış olduğu müracaatına nazaran Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce tesis edilen menfi işlemin hukuka aykırı olduğu öne sürülerek bu işlemin de iptali talep edilmiş ise de 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesi Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malûl) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. (Değişik: 28/6/2001-4699/25 mad.) Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur... hükmüne amir bulunmaktadır. Bu hükme göre davacıya maluliyet aylığı bağlanabilmesi için rahatsızlığı nedeniyle vazifesini yapamayacak duruma girme şartının gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Davacı hakkında ise bu şekilde verilmiş herhangi bir sağlık raporu kararı mevcut olmadığından, aksine hakkında sınıfı görevini yapar kararı verilmiş bulunduğundan malul sayılmayarak emeklilik isteminin reddi yönünde tesis edilen işlemin de hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili, cevap layihasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy