(1602 S. K. m. 35, 40, 45)
Davacı vekili, 01 Nisan 2004 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi, 06 Nisan 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle: davacının 24.06.1998 tarih ve 53 sayılı Bakanlık Onayı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığının 01.07.1998 tarih ve PER.:4184-1495-98 Emk.Ş.Ks.sayılı emrine istinaden re'sen ayırma işlemine tabi tutulduğunu, söz konusu işlemin iptali istemi ile açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin 29.05.2001 tarih ve E.:2001/583, K.:2001/803 sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal kararı gereğince 15 nci Kolordu Hrk. ve Eğt. Ş. Kom. Kont. İrt. Sb. Vekilliği görevine atandığını, 03.10.2001 tarihinde söz konusu göreve fiilen başladığını, açığa alındığı 23.12.1997 tarihinden resen ayırma işlemi sebebiyle görevinden uzaklaştırıldığı 23.06.1998 tarihine kadar yarım maaş aldığını, bu tarih ile görevine katılış tarihi olan 03 Ekim 2001 tarihi arasındaki zaman diliminde rütbe derece ilerlemesi OYAK, Emekli Sandığı, Tasarrufu Teşvik Fonu imkanlarından faydalanamadığını, idarece özlük hakları adı altında müvekkiline 14.872 YTL. nın 26.12.2002 tarihinde ödendiğini, ayrıca yasal olarak yapılması gereken kesintilerin ilgili kurumlara ödendiğini şifahen öğrendiğini, 01.12.2003 tarihinde tarafına ödenmiş olan özlük haklarının eksik olduğundan bahisle, maaş ve farkları ile bunların faizlerinin ve halihazırda aldığı maaşının emsalleri ile aynı orana getirilmesini talep ettiğini, bu talebine cevap verilmemek suretiyle reddedildiğini belirterek, talebi doğrultusunda maaş, kıdem, derece ve rütbe ile Emekli Sandığı ve OYAKtaki ilerleme, yükselme, sicil ve intibak haklarının emsalleri ile aynı seviyeye getirilmemesi işleminin iptaline, tarafına hiç ödenmeyen tasarrufu teşvik fonu ile eksik ödenen maaş ve maaş farkları karşılığında toplam 25.000 YTL.nın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 08 Temmuz 2004 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi, 13 Temmuz 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen cevaba cevap dilekçesinde ise, müvekkilinin şizofreni hastası olduğunu, bu hastalığının 1990 yılından bu yana devam ettiğini ve halen hastanede tedavi gördüğünü, yapmış olduğu her tür hareketin bilincinde olmadığını ve bu hareketlerin hukuki anlamda müvekkiline sorumluluk yükleyemeyeceğini iddia etmiştir.
Dava dosyası, davacının kıta ve kuvvet komutanlığı özlük dosyalarındaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacının 24.06.1998 tarih ve 53 sayılı Bakanlık Onayı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığının 01.07.1998 tarih ve PER.:4184-1495-98 Emk.Ş.Ks.sayılı emrine istinaden re'sen ayırma işlemine tabi tutulduğu, söz konusu işlemin iptali istemi ile açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin 29.05.2001 tarih ve E.:2001/583, K.:2001/803 sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal kararı gereğince 15 nci Kor.Hrk.ve Eğt.Ş.Kom.Kont.İrt.Sb.Vekilliği görevine atandığını, 03.10.2001 tarihinde söz konusu göreve fiilen başladığı, görevden ayrı kaldığı dönemdeki özlük hakları için 24.12.2002 tarihli ödeme emrine istinaden 26.02.2002 tarihinde kendisine ödeme yapıldığı, davacının 17.02.2003 tarihinde eksik ödenen özlük haklarının faizi ile birlikte ödenmesi, kayıp yıllarının intibakının yapılması ve yapılan intibaka göre özlük haklarının hesaplanarak ödeme yapılması istemiyle 15 nci Kolordu Komutanlığına dilekçe ile müracaat ettiği, 15 nci Kolordu Komutanlığının 04.03.2003 tarihli cevabi yazısında, özlük haklarının ayrıldığı tarihteki rütbe ve kadro derecesi üzerinden hesap edilerek tarafına ödendiği, intibakının yapılması ve özlük haklarına faiz uygulanması hususunda bir karar mevcut olmadığından bu hususta bir işlem yapılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalı idare davanın yasal süre geçirildikten sonra açıldığını ileri sürdüğünden öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun Dava Açma Süresi başlığını taşıyan 40 ncı maddesinde: ...Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde 60 gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde; özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihinden itibaren on beş gün sonra başlar... hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun İhtiyari Müracaat ve İdari Makamların Sükutu başlıklı 35 nci maddesinin (a) bendi, İhtiyari müracaat: kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamdan yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. hükmünü amirdir.
Yine aynı Kanunun 35/b maddesinde ise: İlgililer, hakkında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler. Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. denmekte, 45 nci madde (A) bendinde ise süresi dışında açılan davaların reddine karar verileceği belirtilmektedir.
Davacı vekilinin, müvekkilinin yapmış olduğu hareketlerin hukuki anlamda müvekkiline sorumluluk yüklemeyeceği şeklindeki iddiası nedeniyle bu hususun da incelenmesi gerekmektedir.
Davacının 17.02.2003 tarihli dilekçesini bizzat hazırlayarak kendi imzası ile 15 nci Kolordu Komutanlığına sunduğu, söz konusu dilekçesinde davacının görevden ayrı kaldığı dönem ile ilgili özlük haklarının 26.12.2002 tarihinde kendisine kısmen ödendiğini belirtmesi ve İstanbul GATA Haydarpaşa Hastanesinin 27 Mart 2003 tarihli adli raporla davacının şifasının tebeyyün ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenlerle davacı vekilinin iddia ettiği anlamda müvekkilinin yapmış olduğu her tür hareketin bilincinde olmadığı bu nedenle yapmış olduğu hareketlerin hukuki anlamda müvekkiline sorumluluk yüklemediğinin söz konusu olamayacağı sonucuna varılmıştır.
Davacının 26.12.2002 tarihinde kendisine yapılan ödeme ile işlemi öğrendiği, bu tarihte başlayan 60 günlük dava açma süresinin davacının 17.02.2003 tarihinde davalı idareye başvurduğu tarihte durduğu, başvurusuna verilen 04.03.2003 tarihli red cevabının tebliği ile yeniden işlemeye başladığı ve daha önce işleyen 52 günlük dava açma süresine 04.03.2003 tarihli yazının tebliğinden itibaren 8 günlük sürenin geçmesi ile 60 günlük dava açma süresinin dolduğu, sürenin dolmasından yaklaşık 8 ay sonra 01.12.2003 tarihinde dilekçe ile yapılan yeni bir idari müracaatın zımnen reddedilmiş olmasının ilave dava açma imkanı getirmediği, dolayısıyla yasal süre geçtikten sonra açılan davanın süre aşımı yönünden reddinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal süre geçtikten sonra açılan davanın SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy