(2709 S. K. m. 40, 125, 129) (1632 S. K. m. 171, 175) (AYİM. 3. D. 25.02.2004 T. 2003/72 E. 2004/231 K.)
Davacı 16 Haziran 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle, Erzurum 9 ncu Kolordu Komutanlığı MEBS Şubesi Müdürü olarak görev yaptığı sırada, 04 Ekim 2002 tarihinde tüm karargah personeli ile birlikte Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
.. başkanlığında düzenlenen toplantıya iştirak ettiğini, toplantı sırasında P.Kur.Alb
..nin şahsına dönerek ve kendisini göstererek, anasını avradını sinkaf ettiğimin bilgisayar sistemi niçin doğru dürüst çalışmıyor? diye bağırdığını, bu sözleri karşısında Harp Okulu mezuniyeti itibariyle kendisinden daha kıdemsiz olan P.Kur.Alb
..yi terbiyeye davet ettiğini ve bilgisayar sisteminin tüm birliklerde aynı olduğu izahatında bulunduğunu, ardından da Kolordu Komutanının bilgisayarındaki arızayı incelemek üzere toplantıdan ayrıldığını, Kurmay Başkanının toplum içerisinde sarf ettiği astlık ve üstlük hukukuna yakışmayan söz ve davranışlarının kendisini psikolojik yönden çok etkilediğini, 09 Ekim 2002 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi Psikiyatri Servisinden kendisine Anksiyete Bozukluğu teşhisiyle bir buçuk ay istirahat verildiğini, şikayetlerinin geçmemesi üzerine istirahat süresi içinde müracaat ettiği Gölcük Deniz Hastanesi Psikiyatri Kliniğindeki muayenesini müteakip kendisine 18 Kasım 2002 tarihinde yeniden bir buçuk ay istirahat verildiğini, istirahat bitiminde aynı hastanın kıtası hastanesinde psikiyatri polikliniğince kontrolü uygundur kararıyla 22 Aralık 2002 tarihinde birliğine sevk edildiğini, bu arada 2002 yılında kullanmadığı 10 günlük izninin verilmesi talebinin Kurmay Başkanı tarafından reddedildiğini, bunun üzerine 06 Ocak 2003 tarihinde emeklilik dilekçesi verdiğini, 07 Ocak 2003 tarihinde Gölcük Deniz Hastanesi Psikiyatri Uzmanının önerisi doğrultusunda biten ilaçlarını almak üzere viziteye çıkmak için başvurduğunu, Kurmay Başkanının sevk kağıdını imzalamayarak hastaneye gitmesini engellediğini, aynı gün acil olarak hastaneye gittiğini ve sevk kağıdının arkasından düzenlendiğini, hastanede bir hafta yatarak tedavi gördüğünü, tedavisini müteakip Depresif Bozukluk teşhisiyle kendisine 20 gün istirahat verildiğini, bu arada yetkisi olmadığı halde Kurmay Başkanının 10 Ocak 2003 ve 13 Ocak 2003 tarihlerinde kendisine iki adet uyarı yazısı gönderdiğini, Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
..nin bu davranışları dolayısıyla ruh sağlığının bozulduğunu belirterek, 10.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait kıta ve kuvvet şahsi dosyalarının incelenmesinden, 2002 yılı genel atamaları ile Erzurum 9 ncu Kolordu MEBS Şube Müdürlüğü görevine atanan davacının, 15 Temmuz 2002 tarihinde bu göreve başladığı, aynı dönemde 9 ncu Kolordu Komutanlığı Kurmay Başkanlığının P.Kur.Alb
.. tarafından yürütülmekte olduğu, davacının Kurmay Başkanının emri üzerine 04 Ekim 2002 tarihinde tüm karargah personelinin ve ana ast birlik komutanlarının katıldığı karargah toplantısına iştirak ettiği, toplantı sırasında Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
.nin bilgisayar sistemindeki aksaklıktan dolayı sinirlenerek yüksek sesle konuşmaya başladığı ve bu aksaklığın giderilmesi için sert bir üslupla davacıyı uyardığı, bunun üzerine davacının benimle böyle konuşamazsınız diyerek brifing salonunu terk ettiği, bu konuşma sırasında P.Kur.Alb
.nin muaheze sınırlarını aşan ve hakaret içiren bir söz sarf etmediği, tüm karargah personelinin önünde böyle bir konuşmaya muhatap olan davacının 07 Ekim 2002 tarihinde müracaat ettiği Erzurum 600 yataklı Mareşal Çakmak Askeri Hastanesince aynı gün GATA Psikiyatri Ana Bilim Dalına sevk edildiği, 09 Ekim 2002 tarihinde GATAda muayenesi yapılan davacıya aynı gün Anksiyete Bozukluğu tanısıyla SMKlı 1,5 ay istirahat verildiği, istirahat sırasında 15 Kasım 2002 tarihinde Karamürsel Merkez Komutanlığına müracaat ile Gölcük 600 Yataklı Deniz Hastanesine müracaat eden davacıya, Hastane Sağlık Kurulunun 18 Kasım 2002 gün ve 1312 sayılı raporuyla Depresif Bozukluk tanısı konularak 1,5 ay istirahat daha verildiği, istirahat süresi içerisinde davacının birlik komutanlığına dilekçeyle müracaat ederek, 2002 yılı izninden sağlık sorunları nedeniyle kullanamadığı 10 günlük izninin 02 Ocak 2003 tarihinden itibaren verilmesi talebinin reddedildiği, bunun üzerine 06 Ocak 2003 tarihinde birliğine katılan davacının 07 Ocak 2003 tarihinde acil olarak Erzurum 600 yataklı Mareşal Çakmak Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniğine yatırıldığı ve 15 Ocak 2003 tarihinde 20 gün istirahatla taburcu edildiği, hastanede yattığı sırada Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
.. tarafından 10 Ocak 2003 ve 13 Ocak 2003 tarihli ve Uyarı konulu iki ayrı yazının gönderildiği ve yazıların birer suretinin de davacının şahsi dosyasına konulduğu, davacının bu uyarı yazılarının yok hükmünde sayılması istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açtığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 25 Şubat 2004 gün ve E.2003/72, K.2004/231 sayılı kararıyla P.Kur.Alb
tarafından verilen ve uyarı cezası mahiyetindeki işlemlerin yok hükmünde sayılarak iptaline karar verildiği, 15 Ocak 2003 tarihli 20 günlük istirahatını müteakip 30 gün yıllık izne gönderilen davacıya müracaat ettiği GATA psikiyatri servisince 03 Mart 2003 tarihinde 20 gün daha istirahat verildiği, bu arada emeklilik işlemleri tamamlanan davacının 18 Mart 2003 tarihinde ilişik keserek birliğinden ayrıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, amiri olan Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
tarafından bir toplantıda davacıya hakaret edilmesi sonucu davacının psikiyatrik yönden rahatsızlanıp rahatsızlanmadığı, bu dönemde Kurmay Başkanı tarafından davacının üzerine gidilip gidilmediği, verilen uyarı cezalarının hukuki olup olmadığı, dolayısıyla manevi yönden davacıyı zarara uğratan idari eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
TC Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcut olması, zararı doğuran eylem veya işlemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi yeterlidir.
TC Anayasasının 129 ncu maddesinin 5 nci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılacağı; 40 ncı maddesinin 3 ncü fıkrasında ise, kişinin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zararların da kanuna göre Devletçe tazmin edileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu edilen eylem ve işlemlerle ilgili olarak Mahkememizce alınan ara kararı gereğince 9 ncu Kolordu Komutanlığı tarafından oluşturulan heyetçe yapılan idari tahkikat sonucu düzenlenen raporda özetle, yapılan inceleme ve tanık ifadelerinden Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
.nin davacı E.Mu.Alb
.e dilekçede belirtildiği şekilde hakaret etmediği, aşağılayıcı, ast ve üstün hukukuna uymayan hareketlerde bulunmadığı, viziteye çıkmak için müracaatını engellemediği, 600 Yataklı Mareşal Çakmak Hastanesinde yatmasıyla ilgili hiçbir resmi işlem yapılmaması konusunda emir vermediği ve telkinde bulunmadığı, davacının sağlık sorunları nedeniyle 2002 yılında kullanamadığı iznini 02.01.2003 tarihinden itibaren kullanması konusundaki isteğinin uygun görülmemesi yetkisinin TSK İzin Yönetmeliğinde belirtildiği gibi amire ait olduğu, Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
..nin davacı E.Mu.Alb
..e 10.01.2003 ve 13.01.2003 tarihlerinde göndermiş olduğu uyarı cezalarından, Askeri Ceza Kanununun 171 ve 175 nci maddeleri gereği gerek şekil gerek yetki yönünden usulsüzlük yapıldığı kanaati belirtilmiştir.
Dava dosyası ve idari tahkikat raporunun incelenmesinden, davacıya hakaret edilmediği, aşağılayıcı ast ve üstün hukukuna uymayan hareketlerde bulunulmadığı, viziteye çıkmasının engellenmediği, 04 Ekim 2002 tarihinde yapılan toplantıda P.Kur.Alb
. tarafından sarf edilen sözlerin bilgisayarlardaki aksaklıktan kaynaklandığı, muaheze sınırları içerisinde kaldığı, iddia edilen eylemlerin oluşmadığı dolayısıyla eylemlerden dolayı davacının manevi yönden bir zarara uğramadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan İdarenin işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunun belirlenmesinde zararı doğuran işlemdeki sakatlığın ağırlığı gibi faktörler esas alınmaktadır. Nitekim doktrinde ve yargı kararlarında, işlemdeki sakatlığın ağır ve önemli olması, her idarenin işleyebileceği türden olağan nitelikte olmaması, yürütme niteliğini yitirmiş kararın veya yürürlükten kalkmış kanun hükümlerinin uygulanması, kesin hüküm ilkelerinin nazara alınmamış olması, kanunların ve hukukun genel ilkelerinin açıkça ihlali gibi hallerin idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracağı kabul edilmektedir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 25 Şubat 2004 gün ve E.:2003/72, K.:2004/231 sayılı kararı ile davalı idarenin ajanı olan Kurmay Başkanı P.Kur.Alb
tarafından davacı hakkında verilen uyarma disiplin cezalarının, Anayasanın 129 ncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 175 nci maddelerinin açık hükümleri karşısında davacının savunması alınmadan uyarı cezası ile tecziye edilmesi halinin idari işlemin (disiplin cezasının) şekil unsurundaki ağır ve bariz sakatlığı ortaya koyduğu gibi Askeri Ceza Kanununun 171 nci maddesine bağlı merbut cetvele göre albayların albaylara uyarı cezası verme yetkileri bulunmadığından, yetkisiz kişi tarafından işlem tesis edilmesinde ağır bir yetkisizlik halini oluşturduğu belirtilerek, yok hükmünde olduğunun tespiti ile işlemin iptaline karar verilmiştir. Davacıya verilen uyarı cezalarının idare ajanının kanuna açıkça aykırılık teşkil eden ağır hizmet kusurundan kaynaklandığı ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla bu işlemler sonucu davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıya, haksız ve hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile saptanan uyarı cezaları verilmesi sebebiyle duyduğu acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla davacının sosyal durumu ve statüsü dikkate alınarak ve dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle,
1- Davacı
.e, taktiren 1.000.000.000.TL. (Birmilyar TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Hükmedilen manevi tazminat miktarına dava tarihi olan 16 Haziran 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (Yüzde otuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (Yüzde onbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacıya verilmiş olan uyarı cezasının Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 25.02.2004 gün ve E: 2003/72, K: 2004/231 sayılı kararı ile iptal edildiği maddi bir vakıa ise de; kararın içeriğinden de anlaşıldığı üzere ortada olmayan bir suç nedeniyle verilmiş bir ceza söz konusu olmayıp, sadece cezayı veren amirin yetkisizliğinin söz konusu olduğu görülmektedir. Kaldı ki uyarı cezasının niteliği itibariyle ve diğer hürriyeti bağlayıcı disiplin cezaları (oda ve göz hapsi) gibi ilgilinin hürriyetini tehdit eden ve bir anlamda mağduriyetine neden olan mahiyet arzetmemesi yanında hizmetin yürütülmesine yönelik genel mahiyette olması ve özellikle olmayan bir suça verilmiş bir ceza değil, disiplinsizlik olarak addedilen bir fiile verilmiş bir ceza olması nedeniyle, davacının manen elem ve ızdırap çekmiş olarak kabulüne imkan görülmediğinden iptal edilen uyarı cezası işleminden dolayı manevi tazminat verilmesi istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine gerçekleşen sayın çoğunluk kararına iştirak etmedik. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy