(357 S. K. m. 18) (2802 S. K. Ek Geç. m. 2) (2949 S. K. m. 28) (926 S. K. m. 21) (2709 S. K. m. 2, 10, 55, 139, 145, 153) (375 S. KHK. m. 1) (270 S. KHK. m. 3) (631 S. KHK. m. 11) (2002/3546 S. BKK.nın Eki Karar m. 1) (ANY. MAH. 12.05.2004 T. 2003/57 E. 2004/57 K.)
Davacı 14 Mayıs 2002 tarihinde AYİM Kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; 25.07.1996 tarihinde birinci sınıf hakimliğe ayrıldığını, 4500 gösterge rakamı üzerinden yüksek hakimlik tazminatı aldığını, 631 sayılı KHKnın 11 nci maddesi ile görev tazminatının ödenmesinin düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olan personele yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamları 5.500 - 4.500 olanlara 7.000 gösterge rakamının almakta oldukları makam veya yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamlarına ilave edilmesi suretiyle bulunan gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatının 15.01.2002 tarihinden itibaren ödenmesinin öngörüldüğünü, bu düzenlemeye göre kendisine 4.500 + 7.000 = 11.500 gösterge rakamı ile memur aylıklarına uygulanan katsayının çarpılması sonucu hesaplanacak olan miktarın görev tazminatı olarak ödenmesi gerektiğini, 631 sayılı KHK nın 17 nci maddesinde askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatının aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamayacağı hükmü gerekçe gösterilerek, kendisine askeri hakim sınıfından olmayan diğer sınıf subayı yarbaylara ödenen görev tazminatı ödendiğini, ödenen tazminatın 2.000 + 6.000 = 8.000 gösterge rakamının memur maaş katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarda olduğunu, dolayısıyla kendisine görev tazminatının eksik ödendiğini, 631 sayılı KHK nın 17 nci maddesinin 375 sayılı KHK ye, 2802 sayılı Kanunun Ek Geçici 2 nci maddesine, Anayasanın 10 ncu ve 145 nci maddelerine aykırı olduğunu, dolayısıyla kendisine görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptali, eksik ödenen tazminatların 15.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte ödenmesi, 631 sayılı KHK nın 17 nci maddesinde yer alan ...357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kademedeki emsali subaylardan fazla olamaz. şeklindeki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davanın esasının tartışılmasına geçilmeden önce, davacının 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesindeki ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenlemenin Anayasanın bazı maddelerine aykırı olduğuna yönelik iddiasının incelenmesinin sorunun çözümü için gerekli görülmüştür.
A. DAVACININ ANAYASAYA AYKIRILIK İDDİASININ CİDDİLİĞİ: 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun Özlük Hakları başlıklı 18 nci maddesinde: Askeri hakimler ve askeri savcılar ile yardımcılarının ve adaylarının maaş dereceleri, maaş yükselmeleri ve diğer özlük hakları subaylar hakkındaki kanun hükümlerine tabidir.
Askeri hakimler ve askeri savcılar ile yardımcılarına, almakta oldukları maaş derecesinin tekabül ettiği sınıf ve derecede bulunan adliye hakim ve savcıları ile yardımcılarına verilen ödenek miktarı esas olmak üzere adliye hakim ve savcıları hakkındaki kanun hükümleri gereğince hakim ödeneği verilir.
Askeri Yargıtay Başkanı, II nci Başkanı, Daire Başkanları ve üyeleriyle Askeri Yargıtay Başsavcısı, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşavirine aynı kanun hükümlerine göre,
Yargıtay Başkan ve üyelerine verilen miktar kadar ödenek verilir.
Ödeneğin verilmesi ve kesilmesinde ayni kanun esasları uygulanır.
Askeri hakimler ve askeri savcılar ile yardımcıları görevli bulundukları mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle maaşlarından yoksun kılınamaz.
Adli müşavirlikler ile Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanlığı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrolarında ve askeri hakimler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. hükmü öngörülmüştür. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun Ek Geçici 2 nci maddesinde: Kendi kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar, ek gösterge, ödenek, mali, sosyal ve diğer özlük hakları bakımından;
a) Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanları ve Başsavcıları, Askeri Yargıtay II nci Başkanı ile bu yüksek yargı organlarının daire başkanları ve üyeleri, sırasıyla Yargıtay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Birinci Başkanvekili, Daire Başkanları ile üyeleri,
b) Birinci sınıfa geçirildikten sonra, bu sınıfta altı yılını tamamlamış ve askeri yüksek yargı organı üyeliklerine seçilme niteliklerini kaybetmemiş olan hakim ve savcılar; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu hükümleri uyarınca birinci sınıf hakim ve savcılar,
c) Birinci sınıfa geçirilmiş ve askeri yüksek yargı organı üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş olan askeri hakim ve savcılar; birinci sınıfa ayrılmış ve Yargıtay-Danıştay üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş diğer hakim ve savcılar.
d) Yukarıdakilerin dışında kalan askeri hakim ve savcılar; aldıkları aylık derecesine eşit bulunan sınıf ve derecedeki diğer hakim ve savcılar,
e) Askeri adalet müfettişleri; adalet müfettişleri,
f) Askeri hakim adayları; hakim ve savcı adayları hakkındaki hükümlere tabidirler. hükmü öngörülmüştür.
30.06.1989 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesinin (a) bendinde: Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan personele 1.000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığı ödenir... hükmü yer almıştır.
02.02.1987 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 270 sayılı KHKnın 3 ncü maddesinin (a) bendinde; birinci sınıfa ayrılmış askeri hakim subaylara 2.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda Yüksek Hakimlik Tazminatı ödeneceği, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra bu sınıfta üç yılını tamamlamış ve Askeri Yargıtay ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş askeri hakim subaylara 4500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda Yüksek Hakimlik Tazminatı ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
13.07.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 631 sayılı KHKnın 11 nci maddesi ile 375 sayılı KHKnın 1 nci maddesine (c) bendi eklenmiştir. (c) bendinde (a) bendi kapsamına giren ve temsil tazminatı almayan personelden; 7.000den daha düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara, 15.000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca tespit edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanacak katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir. hükmü yer almıştır.
14.03.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulunun 10.01.2002 tarihli ve 2002/3546 sayılı Kararnamenin EKi Kararının 1 nci maddesinde; 15.01.2002 ile 14.07.2002 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan personelden; makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlardan, makam veya yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamları; 6.000 olanlara 9.000, 5.500 - 4.500 olanlara 7.000, 4.000 ve daha az olanlara 6.000 gösterge rakamının, almakta oldukları makam veya yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamlarına ilave edilmesi suretiyle bulunan gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir. şeklinde düzenleme yapılmıştır.
631 sayılı KHK nın 17 nci maddesinde; 27.07.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi olup profesör ve doçent unvanına sahip subaylardan öğretim görevlisi olarak usulüne uygun bir şekilde akademik kariyerini kullanabilecekleri yerlere atanan subaylar ile 26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz hükmü yer almıştır.
25.07.1996 tarihinden itibaren birinci sınıfa ayrılmış, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra bu sınıfta üç yılını tamamlamış ve Askeri Yargıtay ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş olan hakim yarbay rütbesinde bulunan davacının 631 sayılı KHKnın 11 nci maddesi ile 375 sayılı KHKnın 1 nci maddesine eklenen (c) bendi ve 14.03.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulunun 10.01.2002 tarihli ve 2002/3546 sayılı Kararnamenin EKi Kararının 1 nci maddesi gereğince yüksek hakimlik tazminatı gösterge rakamı olan 4.500 gösterge rakamına 7.000 gösterge rakamının ilave edilmesi suretiyle bulunan 11.500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenmesi gerektiğini, 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesindeki ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenleme nedeniyle, kendisiyle aynı rütbe ve kıdemdeki yarbaylara 2.000 gösterge rakamına 6.000 gösterge rakamının ilave edilmesi suretiyle bulunan gösterge rakamı olan 8.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenmesi nedeniyle kendisine görev tazminatının eksik ödendiğini belirterek hakkında uygulanan 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesinin Anayasaya aykırı olduğu, bu yüzden Anayasa Mahkemesine başvurulması, kendisine görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptali istemiyle işbu davayı açtığı dava dosyasının içeriğinden anlaşılmaktadır.
1982 Anayasasının Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi başlıklı 152 nci maddesinin 1 nci fıkrasında: Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. denilmektedir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 28 nci maddesinde de, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine gönderilecek işlerde uyulması gerekli usul ve esaslar gösterilmiştir. Anayasa ve Kanunun buyrultucu hükümlerine göre davada, davacının kendisine görev tazminatı ödenmemesinin hukuki nedenini oluşturan 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesindeki ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğuna yönelik iddiası, irdelenmesi ve çözümlenmesi gerekli öncelikli sorun olarak öne çıkmaktadır.
Kurulumuz, Anayasaya aykırılık iddiasının, diğer mahkemelerde ileri sürülmesi koşullarını taşıdığını ve dava dilekçesinin içeriği ile genel söyleminden; Anayasaya aykırılık iddiasının 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17 nci maddesindeki ... 26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı ayni rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenlemeye yönelik olduğunu değerlendirmiş, 24 Nisan 2003 gün ve E. 2002/239 sayılı kararında ... 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17 nci maddesindeki ... 26.10.1963 tarih ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenlemenin Anayasanın 10 ncu maddesindeki eşitlik ilkesine, 139 ncu maddesindeki hakimlik ve savcılık teminatı ilkesine aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına vardığından ve söz konusu düzenlemenin Anayasanın başlangıç hükmündeki kuvvetler ayrımı ilkesine, 2 nci maddesindeki sosyal devlet ve hukuk devleti ilkelerine, 55 nci maddesindeki eşit ise eşit ücret ilkesine, Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun Anayasanın 145 nci maddesiyle ilgili değişiklik gerekçesine aykırılığının ciddi olduğu kanısına vardığından dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. görüş ve kabulüyle dava dosyasının Anayasa Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 12 Mayıs 2004 gün ve E.2003/57, K.2004/57 karar sayılı olup 29 Temmuz 2004 gün ve 25537 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararında özetle; Anayasanın 145 nci maddesinin son fıkrasında, askeri hakimlerin özlük islerinin, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik güvencesi, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenleneceği, yargı fonksiyonunun doğrudan doğruya adaletin gerçekleştirilmesi amacına yönelik niteliği ve hukuki uyuşmazlıkları kesin olarak çözme özelliğinin bu fonksiyonu yerine getiren devlet organlarının da daha güvenceli hale getirilmesini zorunlu kıldığı, böylece yargı organının, yasama ve yürütme organları karşısında bağımsızlığı ilkesi kabul edilirken yargı fonksiyonunu yerine getiren hakimlerin de diğer kamu görevlilerinden daha güvenceli bir statüye kavuşturulmalarının benimsendiği, hakimlik güvencesinin, yargılama görevinin her türlü baskıdan uzak olarak yerine getirilmesi amacını güttüğü, bu güvencenin yargıca sağlanmış bir ayrıcalık olmayıp, yargı görevinin gereği olduğu, yargı bağımsızlığının hakimlerin görevleri dışında özlük haklarıyla ilgili kişisel bağımsızlığa da kavuşturulmalarını gerektirdiği, Anayasanın 145 nci maddesinin son fıkrasına ilişkin Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun Değişiklik Gerekçesinde de vurgulandığı gibi, askeri hakimlerin özlük işlerinde mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik güvencesine ilişkin genel hükümlerden aynen yararlanmalarının, yargı bağımsızlığının doğal bir sonucu olduğu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 19.04.2000 gün ve 4564 sayılı Kanunun 1 nci maddesiyle değişik 21 nci maddesi ve 23.05.1968 günlü Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 3 ncü maddesi uyarınca Silahlı Kuvvetlerde görevli subayların iki esas sınıfa ayrıldıkları, bunlardan birinin muharip sınıf subaylar, diğerinin de yardımcı sınıf subaylar olduğu, askeri hakimlerin, ikinci sınıfa dahil muvazzaf subaylar olduğu, bu nedenle asker kişi olmaları ve Silahlı Kuvvetler bünyesi içerisinde görev yaptıkları hususu göz önünde tutularak, yargı hizmeti dışındaki ilişkilerinin askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenleneceği, askerlik hizmetinin gereklerinin ise yargı hizmeti yönünden mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik güvencesi ilkelerinden önce geldiği düşünülemeyeceği gibi bu nedene dayanılarak mahkemelerin bağımsızlığının ve hakimlik güvencesinin zedelenmesine de izin verilemeyeceği, Anayasanın 10 ncu maddesinde, Herkes, dil, irk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar denildiği, bu yasağın, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasının, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellediği, aynı durumda olanlar için farklı düzenlemenin, eşitliğe aykırılık oluşturacağı, Anayasanın amaçladığı eşitliğin, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitlik olduğu, aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitliğin çiğnenmiş olmayacağı, başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamayacağı, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 nci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesine eklenen (C) bendi ile, temsil tazminatı almayan ve 7.000'den daha düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olan personele görev tazminatı ödenmesinin öngörüldüğü, görev tazminatının, hakim ve savcılar için yüksek hakimlik tazminatına, diğer kamu görevlileri için de makam tazminatına bağlanmak suretiyle, görevle bağlantılı olarak getirildiği, hakim ve savcıların bu görevde bulunmaları nedeniyle yüksek hakimlik tazminatına ve bu tazminatı almaları nedeniyle de görev tazminatına hak kazanmakta oldukları, dava konusu kuralla, askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatının aynı rütbe ve kademedeki emsali subaylardan fazla olamayacağı belirtilerek, hakli bir neden olmaksızın askeri hakim sınıfı subaylar yönünden bir sınırlama getirildiği, askeri hakim sınıfı subaylara, diğer subaylardan farklı tazminat ve ödenek verilmesinin hakimlik görevinin gereği olduğu, görev tazminatı, hakimlik görevinin niteliği ve özelliği göz önünde bulundurularak saptandığına göre rütbenin, tazminatın belirlenmesinde etkileyici olmaması gerektiği, başka bir anlatımla, bu tazminatın ilgililere, belirli bir rütbede oldukları için değil, hakim ve savcı oldukları için verilmekte olduğu, Görevi gereği yüksek hakimlik tazminatı alma hakkını kazanma bakımından diğer hakimlerle aynı hukuksal durumda bulunan askeri hakim sınıfı subayların bir bölümünün, yargı hizmeti dışındaki bir hizmetle kıyaslama yapılmak suretiyle, görev tazminatlarının sinirlendirilmesinin askeri hizmetin gereklerinden kaynaklanan bir nedene dayanmadığı gibi Anayasanın 10 ncu maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırı olduğu bu nedenlerle, 631 sayılı KHK' nın 17 nci maddesinin ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı... bölümünün, Anayasanın 10 ncu ve 145 nci maddelerine aykırı olduğu belirtilerek iptaline hükmedildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın Anayasa Mahkemesi Kararları başlıklı 153 ncü maddesinin üçüncü fıkrası kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayınlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez, beşinci fıkrası iptal kararları geriye yürümez, son fıkrası Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar hükmünü içermektedirler.
Anayasanın buyrultucu hükmü karşısında 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17 nci maddesindeki ... 26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz şeklindeki düzenleme, Anayasa Mahkemesinin iptalle ilgili kararının 29 Temmuz 2004 gün ve 25537 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığı, 29 Temmuz 2004 gününden itibaren hukuki geçerliliğini yitirmiş yürürlüğü sona ermiştir.
B. İPTAL KARARLARININ GERİYE YÜRÜMEZLİĞİ İLKESİ VE İPTAL KARALARININ GERİYE YÜRÜMEZLİK İLKESİNİN DOĞURDUĞU SONUÇ:
İdari yargıda iptal kararlarının geriye yürümesi, idare hukukunun şaşmaz bir ilkesi olarak kabul edilir (Dr. Metin KIRATLI, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, No: 212-194, Sevinç Matbaası, Ankara 1966, s.178). Anayasa yargısında ise durumun oldukça farklı olduğu görülmektedir. Toplum ve devlet yaşamında hukuk güvenliği çok önemli bir faktördür. İptal kararlarının geriye yürümesi halinde iptal edilen kanuna göre yapılmış bütün işlemler hükümsüz kalacak, bu durum toplum yaşamında keşmekeşe neden olacak ve hukuk güvenliği tahrip edilecektir (Dr. Metin KIRATLI, ayni eser). Buna karşılık, geriye yürümezlik ilkesinin harfiyen uygulanmasının bazı sakıncalar doğuracağı, örneğin: bir dava sırasında taraflardan birisinin Anayasaya aykırılık itirazında bulunması, geriye yürümezlik ilkesi nedeniyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kendisine uygulanmayacak olan davacının beyhude ve yararsız bir ise kalkışmış sayılacağı, oysa Anayasanın, Anayasaya aykırılık iddiasında bulunma hakkını, Anayasanın sağladığı güvenceden yararlanmaları için tanıdığı, bir hakkın kullanılması, bizzat kullananın şahsına bir yarar getirmeyecekse hakkın aslında yok demek olduğu, insanlara, kendilerine hiçbir yararı dokunmayan, sadece başkalarına yarayacak bir hak ya da hukuki olanak tanıyarak ama yine de kendilerine yarar sağlamayacak hakkı kullanmalarını beklemenin gerçekçilikten çok uzak bir diğer gamlık olacağı, Anayasa koyucunun böylesi gayri ciddi bir kuram taşıdığının kabul edilemeyeceği, Anayasa hükmüne makul bir anlam vermek gerektiği, Anayasanın bir dava sırasında taraflara Anayasaya aykırılık iddiasında bulunma hak ve olanağını verirken, bu hak ve olanağın sonucu olabilecek iptal kararlarından da yararlanmayı doğal saymış olduğu kabul edilmelidir (Dr. Metin KIRATLI, aynı eser, sayfa 179).
Anayasanın 153 ncü maddesindeki geriye yürüme yasağı, kati bir biçimde uygulandığı takdirde, sadece adaletsizlik değil, aynı zamanda mantığa uygun düşmeyecek sonuçlar yaratabileceği, bunun en tipik örneği itiraz yoluyla gelen Anayasaya aykırılık iddialarının iptal kararlarıyla sonuçlanması halinde, bu kararın geriye yürümemesi sonucunda, esas uyuşmazlığı çözecek mahkemedeki davanın taraflarının, elde etmek istedikleri iptal kararına ulaşmalarına karşın bundan yararlanamayacak olmalarıdır ki, bu takdirde hem davanın tarafları, hem Anayasaya aykırılık sorununu Anayasa Mahkemesinin önüne getirmiş olan olay mahkemesi, hem de Anayasaya aykırılık itirazı yolunu kabul edip düzenlenmiş olan Anayasa koyucunun eski deyimiyle abesle iştigal etmiş, yani sonuç vermeyecek boş bir işle uğraşmış olacaktır... (Prof. Dr. Ülkü AZRAK, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi Yayınları No:4, Ankara 1984, s.161-162).
Anayasa Mahkemesi Kararlarının geriye yürümezliği kuralı, Anayasaya aykırılık iddiasında bulunan ve bu iddiası Anayasa Mahkemesi önüne götürülerek ilgili yasa kuralı iptal edilen davacılar yönünden etki ve yansımalarının ne olması gerektiği tartışılırken, benzer bir davada Danıştay ... Anayasa ve yasa koyucusu, iptal kararından önce sonuçlarını doğurmuş ve uyuşmazlık konusu yapılmamış veya yapılmayacak olan işlemleri, iptal kararının etkisinden masun tutarak kamu düzeninin istikrarlı kalmasını istemiş ve böylece anarşiye meydan verecek bir yolu kesin olarak kapatmıştır. ............,
İptal kararları geriye yürümez hükmünden hareket olunarak bu dosya ile dava konusu edilen olayda yahut ihtilaf konusu edilmiş olup da halen görülmekte bulunan diğer davalarda iptal kararının uygulanmayacağı sonucunun çıkarılması, her şeyden önce Anayasanın 151 nci maddesi hükmüne ve 152 nci maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararları, Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar tarzında ifadesini bulan temel hukuk kurallarına aykırı düşer. Böyle bir kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesini değil hiç yürümemesi sonucunu ortaya koyacağından, Anayasa ve hukuk dışı böylesi bir düşünce asla uygun görülemez ve Anayasa Mahkemesince verilmiş iptal kararının bu davada uygulanması, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürütülmesi olarak asla nitelendirilemez... gerekçesi ile işlemin iptaline karar vermiş bulunmaktadır (Danıştay 8 nci Dairesinin 17 Eylül 1968 gün ve E.1967/153, K. 1968/2783 sayılı kararı).
Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi, özellikle görülmekte olan davanın tarafları ve dava yönünden etki ve sonuçları hem öğreti ve hem de uygulamada tartışılmakta, baskın görüş ve kabulün: Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının görülmekte olan davanın taraflarını genel kuralın istisnası olarak bağlayacağı ve davanın konusu olan işlemle ilgili olarak uygulanması gerektiğinde yoğunlaştığı gözlenmektedir.
Hakim Yarbay rütbesinde olup birinci sınıfa ayrılmış, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra bu sınıfta üç yılını tamamlamış ve Askeri Yargıtay ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş olan davacının 631 sayılı KHKnın 11 nci maddesi ile 357 sayılı KHK nın 1 nci maddesine eklenen (c) bendi ve 14.03.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulunun 10.01.2002 tarihli ve 2002/3546 sayılı Kararnamenin Eki kararının 1 nci maddesi gereğince yüksek hakimlik gösterge rakamı olan 4.500 gösterge rakamına 7.000 gösterge rakamının ilave edilmesi suretiyle bulunan 11.500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda görev tazminatı ödenmesi gerekirken, 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesindeki ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz. şeklindeki düzenleme nedeniyle kendisine kendisiyle ayni rütbe ve kıdemdeki yarbaylara ödenen 8.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda görev tazminatı ödendiğini belirterek görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptali, ödenmeyen tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açarak hakkında uygulanan 631 sayılı KHKnın 17 nci maddesinin ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz. cümlesinin Anayasaya aykırılığını iddia etmiş, 631 sayılı KHK nın 17 nci maddesinin ...26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı bölümü ile ...subaylar ile ... sözcükleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.
Anayasanın 153 ncü maddesinin son fıkrası hükmü gereği Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı esas alındığından, davacıya görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin hukuki nedeni yargı kararıyla birlikte ortadan kalktığından, sebep unsuru itibarıyla hukuka aykırılık teşkil eden görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı her ne kadar 15.01.2002 tarihinden itibaren görev tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptalini ve eksik ödenen görev tazminatının 15.01.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesini talep etmişse de, söz konusu görev tazminatının ödenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı 14.03.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak 15.03.2002 tarihinden itibaren ödenmeye başlanmış olduğundan, eksik ödenen görev tazminatı tutarına 15.03.2002 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi yoluna gidilmiştir.
C. SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacıya 15.01.2002 tarihinden itibaren görev tazminatının eksik ödenmesi İŞLEMİNİN İPTALİNE,
2. Eksik ödenen görev tazminatı tutarına 15 Mart 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (yüzde altmış), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık % 55 (yüzde elli beş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (yüzde otuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (yüzde on beş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy