(205 S. K. m. 26) (211 S. K. m. 70)
Davacı vekili 10.07.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davalı idarelerin savunma layihalarına verdiği cevap layihalarında özetle; davacının Gölcük Donanma Komutanlığında Dz.Id.Kd.Başçavuş olarak görevli iken, Gölcük Deniz Askeri Hastanesinde C5-6/C6-7 anterior diskektomi+C5-7 plak-vida yardımıyla iliak krest grafti konularak füzyon ameliyatı olduğunu, bu ameliyatın sonucu olarak toplam 4,5 ay istirahat kullandığını, istirahatının bitiminde aynı hastanenin 11.10.2001 gün ve 956 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile D/63 F4 TSKda görev yapamaz kararı verildiğini, 24.12.2001 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca onanan bu rapora göre Emekli Sandığınca 23.03.2002 tarihinde adi malul olarak emekliye sevkedildigini, maluliyet yardımı için OYAKa yaptığı başvurunun GATA Sağlık Kurulunun 06.05.2002 tarihli ve 147 sayılı ek raporu gerekçe gösterilmek suretiyle reddedildiğini, Türk Silahlı Kuvvetlerinden Sağlık Yeteneği Yönetmeliği gereğince emekliye ayrılmış bir kişi hakkında GATA Askeri Hastanesinin Sağlık Kurulu raporu düzenlemesinin mümkün olmadığını, askeri hastanelerin düzenleyebilecekleri rapor türlerinin aynı yönetmelikte belirlendiğini, bu rapor türleri arasında OYAKın istemi üzerine düzenlenecek raporların yer almadığını, OYAK Genel Kurulunca GATAya rapor düzenleme görev ve sorumluluğunun yüklenemeyeceğini, OYAK 38 nci Genel kurulunda alınan kararın hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, davalı Milli Savunma Bakanlığınca savunma layihasında kaynak gösterilen 211 sayılı İç Hizmet Kanunu ile 2955 sayılı GATA Kanunundaki maddelerin emekli askeri personelin muayene ve tedavilerine ilişkin bulunduğunu, davalı OYAK tarafından ileri sürülen süre aşımı iddiasının da mesnetsiz olduğunu, zira OYAKın red cevabinin 13.05.2002 olup davanın 10.07.2002 tarihinde alındığını, bu itibarla davada süre asimi bulunmadığını, davacının rahatsızlığının tedavisinin imkansız olduğunu, imkanı olsa idi davacının iyileştirilerek görevine devam ettirilmesinin gerektiğini iddia ederek davacıya 205 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi delaletiyle 25 nci maddesi gereğince maluliyet yardımı yapılmaması işlemi ile buna dayanak alınan ve GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 06.05.2001 tarihli ve 147 sayılı ek raporun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının iptalini istediği sağlık kurulu raporu Milli Savunma Bakanlığı tarafından temsil edilen birimlerce düzenlendiğinden, anılan Kurumun davanın sadece Ordu Yardımlaşma Kurumuna hasren incelenmesi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacının maluliyet yardımı ile ilgili talebi Ordu Yardımlaşma Kurumunca 13.05.2002 tarihinde reddedilmiş olup dava 10.07.2002 tarihinde kayda geçen dilekçe ile açıldığından Ordu Yardımlaşma Kurumunun davada süre aşımı bulunduğuna ilişkin itirazına itibar edilmemiş davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Dz.İda.Başçavuş iken Gölcük Deniz Askeri Hastanesince düzenlenen 11.10.2001 tarih ve 956 sayılı D-63 F-4 TSKlerinde görev yapamaz kararlı sağlık kurulu raporu üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinden malulen emekliye ayrıldığı T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce kendisine maluliyet hükümlerinin uygulandığına ilişkin konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davacıya 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 26 ncı maddesine göre maluliyet yardımı yapılmamasının ve buna dayanak alınan ve GATA tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunun mevzuata ve hukuka uygun olup olmadığı konularındadır.
205 sayılı OYAK Kanunun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi maluliyet yardımını doğuran hukuki nedenler kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere üç halde gerçekleşebilir. İki paragraf halinde düzenlenen bu fıkrada her iki paragrafta da eşit şekilde etkili kurucu unsur; kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporu ile ortaya konulmuş olması koşuludur. Bu nedenle anılan fıkranın (205 sayılı kanun madde 26/a ) ikinci paragrafında belirtilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklar ve tedavisi gayri kabil tedavi olduğu sağlık kurulu raporuyla belirlenip, kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklarda da söz konusu ortak unsurun gerçekleşip gerçeklemediğinin aranması gerekmektedir.
Davacının sağlık kurulu ek raporu ile saptanan arızası hastalık kaynaklı olup, hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı ve kurumca da vazife devamına imkan vermediği anlaşıldığından, davacıya bu hastalığı nedeniyle tam ve daimi maluliyet yardımın yapılabilmesi için gerekli olan kurucu unsurun mevcudiyetine bakılması gerekli bulunmaktadır.
Davacının hakkında düzenlenen ek raporda açıkça davacının fikren ve bedenen çalışabileceği ancak ağır bedeni faaliyetleri gerektiren işlerde çalışamayacağı belirtilmiştir. Davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılabilmesi için gereken kurucu unsur olan bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma hali söz konusu değildir. Davacı bedenen ve fikren çalışabilecektir. Sadece ağır faaliyet gerektiren işlerde çalışamayacaktır. Bu durumda davacı yönünden tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması için yasada öngörülen tüm koşulların yerine geldiğini kabule hukuken imkan bulunmamaktadır. Davalı kurumca tesis edilen tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması isteminin reddine ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırı yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı maluliyet yardımı talebinin iptali istemi ile dava açmış olduğundan, talebin kısmi maluliyet yardımı açısından da kısaca irdelenmesi gerekmiştir.
205 sayılı OYAK Kanununun kısmi maluliyet yardımını düzenleyen 26/b maddesinde kısmi malullük, üyelerden birisi her hangi bir kaza dolayısıyla daimi ve fakat kısmi bir maluliyete uğradığı takdirde iş bu kanunun ilişik 2 Nolu tablodaki nispetler dahilinde kısmi maluliyet yardımına hak kazanır... denilmektedir.
Anılan düzenleme incelendiğinde kısmi maluliyet yardımından yararlanabilme hukuki nedeni olarak herhangi bir kazadan kaynaklanma hali belirtilmiştir. Yasa koyucu hastalıktan doğacak kısmi maluliyet halini kapsam dışı tutarak sadece kaza sonucu kısmi malul kalanları kısmi maluliyet yardımından yararlandırmayı amaçlamıştır.
Somut olayda davacının rahatsızlığının herhangi bir kazadan kaynaklanmadığı açıktır. Bu nedenle davacının kısmi maluliyet yardımından yararlandırılmamasında da hukuka aykırı bir yön bulunmadığı hukuki sonucuna varılmıştır.
Davacının Gülhane Askeri Tıp Akademisince düzenlenen raporun iptali istemine gelince; bilindiği gibi 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 3 ncü maddesinde Gülhane Askeri Hastanesinin 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin öngördüğü personelin muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastane olduğu hükme bağlanmıştır.
211 sayılı İç Hizmet Kanununun 70 nci maddesinde subay, askeri memur, astsubay, uzman jandarma ve sivil memur emeklileri ile bunların yakınlarının askeri sağlık tesislerinden yararlanma biçimleri belirlenmiştir. Değinilen kanun hükümleri çerçevesinde emekli veya halen görevde olan tüm askeri personelin GATA K.lığı Askeri Hastanesinde muayene ve tedavi edilebilecekleri, haklarında sağlık kurulu raporu düzenlenebileceği açıktır. Dava konusu olayda davalı Ordu Yardımlaşma Kurumu, davacının daha önce başka bir askeri hastanece belirlenen vekili tarafından da maluliyet yardımında esas alınması istenen rahatsızlığının 205 sayılı Kanunun maluliyet yardımından yararlanma şartlarını belirleyen hükümleri çerçevesinde değerlendirilip bu kapsamda olup olmadığının somut olarak ortaya konmasını Gülhane Askeri Hastanesinden istemiştir. Sadece davacının değil yıllardan beri maluliyet yardımı talebinde bulunan tüm OYAK üyeleri hakkındaki raporların Gülhane Askeri Hastanesinden talep edildiği bilinmektedir. Böyle bir yöntemin uygulama beraberliğini sağladığı gibi davalı Kurum kadar maluliyet yardım talebinde bulunanların da lehine ve hak kaybını önlemeye yönelik bir işlem olduğu açıktır. Bu itibarla üyeleri açısından farklı ve ayrı durumlar yaratılmasının önüne geçmek ve eşitliği sağlamak amacıyla, davalı Kurum tarafından tüm üyeleri bağlayıcı nitelikte 28 Mayıs 1994 tarihli 34 ncü Genel Kurulda alınan 2 Nolu karar hukuka uygun bulunmaktadır. Öte yandan davacının iptalini istediği Gülhane Askeri Hastanesi ek raporunun içerik olarak tıbbi bir değerlendirmeyi yansıttığı açık olmakla birlikte tıp bilimi dışındaki etkenlerle düzenlendiği yönünde somut bir kanıtın ortaya konulmamış olması karşısında davacı vekilinin ek raporun hukuka aykırılığına ilişkin tüm iddiaları geçersiz ve mesnetsiz bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy