(Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliği m. 16, 17) (2709 S. K. m. 17, 19, 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, 15.05.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 25.07.2001 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde ve davacı vekili tarafından verilen 31.05.2002 tarihinde kayda geçen dilekçede özetle; 1991 yılı Eylül ayından, 1999 yılı Haziran ayına kadar olan sürede aralıksız olarak terörle mücadelede aktif görev aldığını, terör odaklarının hedefi haline geldiğini, T.S.K.den disiplinsizlik nedeni ile ilişiğinin kesildiğini, 11.05.2001 tarihinde tebliğ edilen bir yazı ile usulüne uygun temin ettiği 2 adet şahsi tabancasını 6 ay içinde devretmek zorunda olduğunun ve ruhsat alamayacağının bildirildiğini, bu durumda korumasız kaldığını, komando olan personele görevlerinden dolayı 1994 yılında çapı daha büyük ve daha fazla mermi atan tabancalar verildiğini, zoralım şeklinde aldığı bir silaha 40.000.000.TL. ödeme yaptığını, kendisini koruması için bu silahların iadesine ve ruhsat almasına izin verilmesi gerektiğini, ilgili kanun ve yönetmelik gereği TSK. den ilişiği kesilen personele ruhsat verilmez, verilmiş ruhsatlar iptal edilir, silahları zapt olunur ifadesinin Anayasanın 17 ve 19 ncu maddelerine aykırı olduğunu belirterek silahları satmak zorunda olduğuna ve ruhsat alamayacağına ilişkin idari kararın durdurulmasını ve ilgili yönetmelik ile idari kararın iptalini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 17 Ekim 2001 gün ve E. 2001/714 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dava, Türk Silahlı Kuvvetlerinden disiplinsizlik nedeniyle resen emekliye sevk edilen davacının sahip olduğu iki adet tabancasına ruhsat verilmemesi ve bu tabancaların bir başkasına devredilmesinin istenilmesine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin dayanağı olan Ateşli Silahlı ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16 ve 17 nci maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Davacı Üçvs. ....................in hakkında düzenlenen Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir kararlı disiplinsizlik sicili üzerine 26.03.2001 tarihli onay ile 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 39 ncu madde (e) fıkrası ile 926 sayılı TSK Personel Kanununun 94 ncü madde(b) fıkrası gereğince TSKnden resen ayırma işlemine tabi tutulduğu, davacıya ait BE-Brovning marka 245PY55674 Seri numaralı tabanca ile Vizor marka 510986 Seri numaralı tabancaların 172 nci Zırhlı Tugay Karargâh Bölük Komutanlığı emanetine alındığı, davacıya bu tabancalarını altı ay içinde bir başkasına devretmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığınca şahsi tabanca meşe belgesinin düzenlenerek Susurluk Askerlik Şubesine gönderildiği anlaşılmaktadır.
Kurulumuz öncelikle davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı hususunu değerlendirmiştir. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 25.12.1981 günlü ve 2586 sayılı Kanunda değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen emekliye sevk edilen davacı Tnk.Üçvs. ....................in asker kişi olduğu aşikardır. İşlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine, niteliğine bakılmalıdır. Şayet işlemin askeri açıdan değerlendirilebilecek ağırlıklı bir yönü varsa bu işlem askeri hizmete ilişkin bir işlem olarak kabul edilmelidir.
Davacı, TSKnden disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmasını dava konusu yapmamıştır. Bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı ayırma işlemi sonucu silah taşıma ve bulundurma şartını Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16 nci maddesi gereğince kaybetmiştir. Davalı idare de aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin amir hükmü uyarınca davacının yeni ruhsat talebini kabul etmediği gibi silahları zapt ettiği ve 6 ay içinde silah satın almaya hak kazanmış kişilere devrini sağlamasını davacıdan istemiştir. Davacı bu işlemleri hukuka aykırı bulmakta yönetmeliğin bu maddelerinin Anayasanın teminatı altında bulunan kişinin dokunulmazlığı, kişi hürriyeti ve güvenliği, mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiğini zira kendisinin terör odaklarının hedefi haline geldiğini ve silahlarında kendi mali olduğunu ileri sürmektedir. İptali istenilen işlemlerin mesnedi olan Yönetmeliğin 17 nci maddesi sadece TSKnden disiplinsizlik nedeniyle ayrılan kişilerin durumunu değil aynı zamanda Yönetmeliğin 16 nci maddesi yazılı 16 halin gerçekleşmesi nedeniyle silah tasıma hakkını kaybeden diğer kamu görevlilerinin de örneğin vali, hakim, cumhuriyet savcısı, emniyet mensupları... nin da durumlarını düzenlemiştir. Çözümlenecek olan uyuşmazlığın silah bulundurma ve taşıma ruhsatı iptal edilen diğer devlet kuruluşlarında görevli veya emekli sivil kişilerin aynı yöndeki isteğinden ve onun çözümü ile varılacak sonuçtan farklı değildir. Bir başka anlatımla işlemler hukuki sonuçları itibariyle ilgilinin asker ya da sivil kişi olmasına göre değişen bir nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle dava konusu idari işlemlerin askeri hizmete ilişkinlik koşulu gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargının görevine girmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, ....
10 Ekim 2002 tarihinde Üye P.Kur. Kd. Alb. İstemihan KARCI ile üye Top. Kur. Alb. Refik KUNTun karşı oyları ve OYÇOKLUGU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için, dava konusu idari işlem ve eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte geçekleşmiş olması gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen emekliye sevk edilen davacı Tnk. Üçvs. ....................in asker kişi olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Davacı hakkında tesis edilen işlem ise askeri hizmete ilişkindir. Zira 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanununun 7 nci maddesi ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 11 ve 16 nci maddeleri; 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (c) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanların silah taşımayacaklarının veya meslek ya da işyerinde bulunduramayacağı hükümlerini öngörmektedir. Sonuç itibarıyla ruhsat alıp almama konusunda askeri makamların da işlemi söz konusu olmaktadır ve ilgili mevzuatta da Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa atıf yapılmaktadır. Somut olayda da davacı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 04.04.2001 tarihli kararının iptalini talep etmektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılması gerekeceği görüşünde olduğumuzdan, davanın Görev Yönünden Reddi Kararı yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy