(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 40) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 4)
Davacı 17.10.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1989 yılında Kara Harp Okulundan orta derece ile 1990 yılında Sınıf Okulundan iyi derece ile mezun olduğunu, meslek hayati boyunca 3 kez ödül, 49 kez takdir aldığını, herhangi bir ikaz ya da cezasının bulunmadığını, girmiş olduğu 2000 yılı Kara Harp akademisi sınavlarında nitelik notu hariç toplam 204.90 puan alarak kontenjan dışı kaldığını, aldığı puanların kendisine tebliğ edilmediğini, sınav sonuçlarının ayrıntılı puanlamasını kendi gayretleriyle öğrendiğini, kontenjana giren son sıradaki personelin notunun 276 puan olduğunu, kendi hesaplamalarına göre notunun 277.90 olması gerektiğini, bu durum karşısında kontenjan dışı bırakılmasının hukuka aykırı bulunduğunu 1990 - 1993 ve 1995 yılında hakkında tanzim edilen sicillerin gerçek performansını yansıtmadığını belirterek kontenjan dışı bırakılma işlemi ile 1990, 1991, 1992, 1995 yılları 1 nci, 2 nci ve 3 ncü sicil üst notlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Anayasamızın 125 nci maddesi 3 ncü fıkrası ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı maddesi birinci fıkrasında idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin YAZILI BİLDİRİM tarihinden başlayacağı öngörülmektedir. Davacıya, iptal istemine konu işlemin yazılı bildirimin yapıldığı belgelenememiş, böyle bir yazılı bildirimin yapıldığı da iddia edilmemiştir. Öğrenme tarihine ilişkin açık bir tarihten de söz edilememesi karşısında davalı idarenin süre itirazına itibar edilmeyerek uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacının, Kara Harp Akademisi giriş sınavında kontenjan dışı bırakılması işleminin iptali davasında hukuki dayanak olarak yukarıda belirtilen yıllara ait sicillerinin gerçek performansının altında düzenlediği iddiasını ileri sürdüğünden maddi olguya ilişkin taleple sinirlilik kuralı nedeniyle hukuki denetim, öncelikle sicille ilgili iddiaları çerçevesinde yapılmıştır.
Sicil işleminin esasa ilişkin sıhhati, Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde öngörülen ilkelere uygun olarak düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Bu maddede öngörülen ilkelerin ihlali yoluyla sicil notu takdir edildiğine ilişkin davacı iddiasına itibar etmeyi mümkün kılacak somut iddia ve kanıtlar ortaya konmuş değildir. Davacı, iddialarının kanıtı olarak farklı sicil üstlerinden diğer sicil dönemlerinde daha iyi sicil notları aldığını ileri sürmekte ise de, her sicil dönemi, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız olup her sicil belgesi ayrı bir hukuki işlemdir. İyi derecede gerçeklesen bir sicilin ardından daha düşük sicil verilemeyeceği veya bir sonraki sicil döneminde daha iyi sicil düzenlenemeyeceğine dair bir kural söz konusu değildir. Sicil üstlerinin Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesindeki esaslar çerçevesinde maiyetin askeri, mesleki, disiplin ve zihni yönden yeterliliğinin objektif biçimde tespiti amacına yönelik olarak sicil dönemi içinde ve fakat çeşitli zamanlarda denetim ve değerlendirme yapmaları gereği de bu nedenle öngörülmüştür. Aksi takdirde her yıl sicil düzenlenmesi de gerekmeyebilirdi.
Gerçekten iptal istemine konu yıllarda birinci ve ikinci sicil üstlerince, sicil belgesindeki niteliklere takdir edilen notlar toplamı önceki ve sonraki yıllar seviyesinin gerisinde kalmaktadır. Ne var ki sicil üstlerince takdir edilen bu notların toplamı, ayrı ayrı ve tabii olarak bunların ortalamasının derece olarak ifadesi pekiyi düzeyinde olup sicil tam notunun % 90nın da üzerindedir. Bu itibarla pekiyi derecesindeki bir sicilin üst sinir üzerinden mi yoksa örneğin 100 veya birkaç puan altında mı gerçekleştiği konusu sicil üstlerinin, müdahale ve denetimi kolay olmayan takdir alanını ilgilendirmektedir. Esasen sicil müessesesi yapısı gereği takdir yetkisinin kullanımının en yoğun olduğu bir alandır. Şüphesiz ki idarenin takdir yetkisinin kullanımı hukuka uygunluk denetimine tabidir. Ancak bu yetkinin, öncelikle mevzuatta izin verilen sınır dışında tarafsızlık ve hakkaniyet ilkelerine uygun düşmeyen bir tarzda eşitlik ve genellik kurallarına aykırı olarak kullanımı saptanmış olmalıdır. Aksi takdirde hukuka aykırılıktan söz edilemez.
Kaldı ki davacının iptalini istediği yıllara ilişkin sicil üstlerinin hukuka aykırı not takdir ettiklerine yönelik iddiaları hiçbir somut bilgi ve belgeye dayalı değildir. Ayrıca bu yıllara ait sicil belgelerinde belirtilen çok iyi kanaatler hissi olarak düşük sicil notu takdir ettiklerini kabule salt mantık açısından da olanak tanımamaktadır.
Öte yandan anılan yıllara ait sicil belgelerinin düzenlenmesinde sekil, yetki ve birlikte çalışma süresi yönünden de kurallara aykırı bir husus görülmemiş, kontenjan tespitinde esas alınan mezuniyet derecesi, takdir ve ödüllerin değerlendirilmesi, sicil notu ortalamasının tespiti konularında yöntemine aykırılık teşkil eden bir durum saptanmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy