(1602 S. K. m. 36, 45)
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun, bu mahkemede açılacak davalara ait dilekçelerin neleri kapsayacağını belirten 36ncı maddesi;
Dilekçelerde:
a) Tarafların ad ve soyadları ile sınıf ve rütbeleri, duhulü, nasbı, adresleri ve unvanları, varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları ile adresleri ve unvanları;
b) Davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller;
c) Davaya konu olan idari eylem ve işlemin yazılı bildirim tarihi;
d) Tazminat davalarında uyuşmazlık konusu miktar gösterilir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur hükmünü amirdir.
Yine aynı kanunun 38 nci maddesinde, idari eylem ve işlemler aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi ve hukuki bağlılık varsa aynı şahsı ilgilendiren birden fazla eylem ve işlemler aleyhine bir dilekçe ile de dava açılabileceği öngörülmüştür.
Davacının 20.12.2001 tarihinde Batman Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla gönderilen ve 25 Aralık 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinin incelenmesinde;
Dilekçenin istem bölümünde belirtilen maddi ve manevi tazminat istemi ile aylık bağlanması davaları arasında maddi ve hukuki bağlılık görülmediğinden davaların, iki ayrı DAVA DİLEKÇESİYLE (ikişer nüsha) ayrı ayrı açılması gerektiği halde tek dilekçeyle ve bir nüsha olarak davanın açıldığı görülmüştür.
Bu itibarla 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 45 nci maddesinin (B) bendi gereğince (30) gün içinde dava açılmak şartıyla DİLEKÇENİN REDDİNE, dilekçe ve eklerinin İADESİNE, işlemler için süresinde ayrı ayrı dava açılması halinde davalardan birinden harç ALINMAMASINA,
02 Mayıs 2002 tarihinde üye Hak. Kd. Alb. Dr. Sezai AYDINALPin karşı oyu üzerine OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı terhisli Dz.Er ...................., askerlik görevini yaparken 02 Ekim 2000 günü geminin üst katına çıkarken düştüğünü, geçirdiği bu kaza sonucu beyin ameliyatı olduğunu belirterek hem vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptalini hem de ameliyat masraflarıyla birlikte maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep ve dava etmiş bulunmuştur.
Dava konusu maddi olay tekdir. O da sakatlanma olayıdır. Her iki davanın da Hukuki sebepi tek olduğu için dava tek dilekçe ile açılmıştır.
AYİM Yasasının 26/a maddesi birden fazla dairenin görevine taalluk eden davaların görülmesinde AYİM Daireler Kurulunun görevli olduğunu belirtmiştir. Aynı hukuki nedene dayalı olan her iki dava arasında esasen irtibat (AYİM Yasası m.38) olduğu içindir ki yasa koyucu bu uyuşmazlığı çözmede her iki dairenin farklı değerlendirmelerde bulunarak çelişkili kararlar vermemesi amacıyla AYİM Daireler Kurulunu görevli kılmıştır. Bu davalar; 1. Vazife malullüğü nedeniyle aylık bağlanması davası, 2. Tam yargı davası olup yasa koyucu her iki dairenin farklı değerlendirmeler yaparak maddi vakayı göreve ilişkin görmek ya da görmemek gibi bir çelişki yaratmak istememiştir. Örneğin, maddi vakıanın vazifenin sebep ve etkisiyle olmadığı kanaatine varan AYİM Birinci Dairesi vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işlemini yerinde görüp davayı reddedebilir. Halbuki AYİM İkinci Dairesi tam yargı davasında maddi vakayı vazifenin sebep ve etkisiyle vukua geldiğini kabul ederek tazminata hükmedebilir. Bu durumda her iki dairenin kararları, olay aynı olay olduğu halde, çelişki yaratabilecektir. Aynı Mahkemenin iki ayrı Dairesinin bu farklı kabulü her zaman mümkündür. Yasa koyucu bu farklılığın doğmaması için bir davacının her iki dairenin görev alanına giren ve aralarında maddi ve hukuki irtibat olan davalarının aynı Dairede, yani Daireler Kurulunda görülmesini zorunlu görmüştür. Kaldı ki dava konusu her iki istemin (davanın) hukuki sebebi tek bir olaydır. Dolayısıyla ortada irtibat değil, birlik vardır. Davanın aynı Dairede görülmesi hukuken ve kanunun zorunludur.
Öte yandan, Daireler Kurulunun AYİM Yasasının 26 ncı maddesi (a) bendi hükmünü uygulayıp uygulamamak gibi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira görev kuralı Kamu Düzeninindendir. Anılan yasa maddesi amir hüküm olup uygulanmaması düşünülemez.
Her iki davanın davalısının farklı olması 26/a maddesinin uygulanmasını gerektirmemektedir. Her davada davacı ya da davalı sayısı birden fazla olabilir.
Keza, bir davanın (örneğin tazminat davası) çözüme bağlanması diğer davanın (vazife malullüğü) daha öncelikle çözümlenmiş olmasına bağlı ise davalar hakkında tefrik kararı verilip davaların ayrı ayrı dosyalar halinde ve fakat aynı Dairede çözümü de mümkündür.
Yukarıda belirtilen nedenlerle çoğunluğun Dilekçenin Reddine ilişkin verdiği karara katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy