(1111 S. K. m. 41) (2709 S. K. m. 10) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 79)
Davacı vekili 17.09.2001 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi aracılığıyla gönderilen ve 24.09.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 12.11.2001' tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi aracılığıyla gönderilen ve 19 Kasım 2001 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; müvekkili .........'in 1994 yılında Üniversiteyi bitirdikten sonra askerlik için başvurduğunu, müteakiben hastaneye sevk edildiğini, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığının, 11.5.1994 gün ve Sağ.Krl.: 9029/8 sayılı raporu ile "ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR" kararı verildiğini, bu nedenle askere alınmadığını, aradan 7 (yedi) yıl geçtikten sonra Haziran 2001 tarihinde tekrar şubeye çağırıldığını, kendisine "siz yanlışlıkla er olarak işlem görmüşsünüz, yeniden rapor almanız gerekir." denilerek, İzmir Mevki Asker Hastanesine sevk edildiğini ve "B 66, F-8 YEDEK SUBAY OLUR" kararlı rapor verildiğini, bu farklı karar üzerine hakem hastaneye şevkini istediğini, ancak davalı idarenin 11.7.2001 gün ve ASAL:9061-61-01/Yd.Sb.Ş. CST.Ks. sayılı yazısına istinaden yeniden askere alınacağının tebliğ edildiğini, ilk rapor gereği müvekkilinin iş ve aile düzeni kurduğunu, davalı idarenin kusurlu işlemi sonunda zor durumda kaldığını, ilk raporda "Askere elverişli değildir" kararı, sonraki raporda ise aynı teşhis konularak "yedek subay olur" kararı verildiğini belirterek "B 66, F-6 maddesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesine gönderilmesini, davalı idarenin 11.07.2001 tarihli askere sevk işleminin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi AYİM Daireler Kurulunun 10 Ocak 2002 gün ve GENSEK: 2001/2293, ESAS: 2001/124 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 1994 yılında üniversiteyi bitirmesini müteakiben askere alınması için askerlik şubesine başvurduğu, buradan askeri hastaneye sevk edildiği Bursa 300 Yataklı Fizik Tedavi Rehabilitasyon Hastanesi Baştabipliğinin 02 Mayıs 1994 gün ve 9125-3403-94 sayılı yazısı ile GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, sevk yazısında mezun olduğu fakülte belirtilmesine rağmen, "Yoklama Er"i olarak değerlendirilerek GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Baştabipliğinin 11 Mayıs 1994 gün ve 8 sayılı raporu ile "B 66, F-2 askerliğe elverişli değildir" kararı verildiği raporun KKK. lığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca onaylandığı ve kesinleştiği, Askerlik Şubesince de raporun incelenmeden kayıtların kapatıldığı, daha sonra yapılan müfettiş denetlemesinde davacının yedek subay adayı olduğu ve buna göre rapor düzenlenmesi gerektiğinin tespit edildiği, bu durum üzerine davacının "Yedek Subay aday adayı" olarak değerlendirilmek üzere kontrol muayenesi için Mevki Asker Hastanesi Baştabipliğine (İZMİR) sevk edildiğini, aynı hastanenin 8 Haziran 2001 gün ve 2879 sayılı raporu ile "B 66, F-8'e uyar. Yedek Subay olur. TSK S.Y.Y.'nin 1 ve 2 no'lu sınıflandırma çizelgelerinde (+) işaretli sınıflarda görev yapar" kararı verildiği ve raporun onaylanarak kesinleştiği, bu rapora göre idarece işlem yapılacağının davacıya tebliğ edildiği, bu nedenle davacının TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin B 66, F-6 maddesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesine gönderilmesi ve söz konusu idari işlemin iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulması istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 41 nci maddesi; "Askerliğe elverişli olmayanlardan idarece lüzum görülenler askeri hastaneye sevk edilirler. Askeri hastane sağlık kurullarınca yeniden yapılan muayeneleri sonucunda askerliğe elverişli oldukları anlaşılanlar asker edilirler" hükmünü amirdir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 79 ncu maddesinin 3 ncü fıkrasında; "askerliğe elverişli değildir" kararlı rapor alan yedek subay aday adayı veya yedek subayların gerektiğinde, Milli Savunma Bakanlığınca yeniden muayene sevk edilecekleri ve alacakları raporlara göre işlem görecekleri öngörülmüş, her hangi bir süre ve zaman belirtilmemiştir.
Bilindiği üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli askeri ve sivil personel ile askerlik göreviyle yükümlü vatandaşların sağlık işlemleri Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ile düzenlenmiş ve bu yönetmelikte er statüsündeki yükümlüler ile yedek subay statüsündeki yükümlülerin sağlık yetenekleri farklı düzenlemelere tabi tutulmuştur. Şöyle ki, Hastalık ve Arızaları "B" diliminin bazı madde ve fıkralarına giren yedek subay statüsündeki yükümlüler, belli sınıflarda yedek subay olarak askerlik hizmeti yapabilmektedir.
Dava konusu somut olaya baktığımızda;
Davacının Bursa Askeri Hastanesi Baştabipliğince Bursa 300 Yt.Fiz.Ted. Reh.Hast.Bştbp.liğinin 02 Mayıs 1994 gün ve 9125-3403-94 sayılı yazısı ile GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği ve bu sevk yazısında mezun olduğu fakülte belirtilmesine rağmen, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince sehven "Yoklama Er"i olarak değerlendirilerek GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.Bştbp.liginin 11 Mayıs 1994 gün ve 8 sayılı raporu ile hakkında "B 66, F-2 askerliğe elverişli değildir." kararı verilmiş ve rapor Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca onaylanarak kesinleşmiş, askerlik şubesince de rapor incelenmeden bu rapora göre kayıtları kapatılmıştır.
Ancak, daha sonra yapılan müfettiş denetlemesinde, davacının yedek subay aday adayı olduğu ve raporun Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca onaylanması gerekirken, "Yoklama Er"i olarak GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.Bştbp.liginin 11 Mayıs 1994 gün ve 8 sayılı raporu ile hakkında yanlışlıkla askerliğe elverişli değildir kararı verildiğinin tespit edilmesi üzerine, söz konusu rapor MSB.lığının 28 Şubat 2001 gün ve ASAL.: 0916-182-01/Yd.Sb.Ş.CST.Ks.sayılı yazısı ile Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilmiş, Sağlık Dairesi Başkanlığınca da Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin Sağlık Muayene Yönergesi 2 nci Bölüm 3 ncü maddesi gereğince "Yedek Subay Aday Adayı" olarak değerlendirilmek üzere kontrol muayenesi için MSB.lığının 7 Mayıs 2001 gün ve SAĞ.: 9061-1680-01/Pl.Ynt. ve Rp.Ş. sayılı yazısı ile Mevki Askeri Hastanesi Baştabipliğine (İzmir) şevki uygun görülmüş ve bu muayenesi sonucu İzmir Mevki As.Hast.Bştbp.liginin 8 Haziran 2001 gün ve 2879 sayılı raporu ile "B 66 F-8'e uyar yedek subay olur. TSK SYY'nin 1 ve 2 no'lu sınıflandırma çizelgelerindeki (+) işaretli sınıflarda görev yapar." kararı verilmiş ve rapor onaylanarak kesinleşmiştir.
Davacının kontrol muayenesi sonucu aldığı İzmir Mevki Askeri Hastanesinin 8 Haziran 2001 tarihli raporuna göre, Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 1 ve 2 numaralı sınıflandırma çizelgesindeki "subay ve Astsubay" sütunundaki (+) işaretli sınıflarda yedek subay olarak askerlik hizmeti yapabildiğinden, sınıf ve statüsünün tespiti için test ve mülakat merkezine sevk edilmesi ve seçim sonucu "Kısa Dönem Er" statüsüne ayrılması halinde Kara Kuvvetleri Komutanlığınca hemen terhis edilmesi, "Yedek Subay Adayı" statüsüne ayrılması halinde ise, 16 ay olarak tam hizmete tabi tutulması gerekeceği davalı idarenin savunmasında belirtilmiştir. Dolayısıyla davacı mağdur olduğunu iddia ediyorsa da kısa dönem er statüsüne ayrıldığı takdirde derhal terhis edileceği de davalı idarenin savunmasında açıkça görülmektedir.
Davacının ilk muayenesi sırasında idarece statüsünde her hangi bir yanlışlık yapılmamış olsaydı, aynı hastalık ve arızadan dolayı GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 11 Mayıs 1994 günlü raporu ile de, yine İzmir Mevki Hastanesinin 8 Haziran 2001 günlü raporda olduğu gibi hakkında "Yedek Subay olur. TSK. SYYnin 1 ve 2 no'lu sınıflandırma çizelgelerindeki (+) işaretli sınıflarda görev yapar." kararı verilmesi gerekirdi. Bu nedenle davacının kontrol muayenesine şevki yapılarak, yanlış değerlendirme sonucu mevzuata aykırı olarak yapılan işlem hukuka uygun olarak yeniden tesis edilmiştir.
Bu hususun eşitlik ilkesine aykırı olduğu da söylenemez zira Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere "Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanılarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özellikle aykırılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı eşitlik hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelik ve durumları özdeş olanlar arasında yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasanın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre eşitliği bozduğu iddia edilen kural haklı bir nedene dayanmakta veya kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulmuş ise bu kuralın eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez"
Davacı, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin B 66 F 6 maddesinin Anayasaya aykırılığını iddia etmişse de yasaların Anayasaya aykırılığı iddia edilebileceği, yönetmeliklerin Anayasaya aykırılığı iddia edilemeyeceği nedeniyle davacının bu iddialarına itibar olunamamıştır. Belirtilen nedenlerle davacının Yönetmelik hükmünün iptali talebinde haklılık bulunmadığı, Anayasanın eşitlik ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına aykırı bir yönünün de olmadığı ve davalı idarenin tesis ettiği işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy