(1602 S. K. m. 36, 38)
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun, bu mahkemede açılacak davalara ait dilekçelerin neleri kapsayacağını belirten 36'ncı maddesi;
"Dilekçelerde:
a) Tarafların ad ve soyadları ile sınıf ve rütbeleri, duhulü, nasbi, adresleri ve unvanları, varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları ile adresleri ve unvanları;
b) Davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller;
c) Davaya konu olan idari eylem ve işlemin yazılı bildirim tarihi;
d) Tazminat davalarında uyuşmazlık konusu miktar gösterilir.
Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur" hükmünü amirdir.
Yine aynı kanunun 38 nci maddesinde, idari eylem ve işlemler aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi ve hukuki bağlılık varsa aynı şahsı ilgilendiren birden fazla eylem ve işlemler aleyhine bir dilekçe ile de dava açılabileceği öngörülmüştür.
Ne var ki bu halde iki ayrı koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu itibarla birden fazla işlemin ortak bir maddi olaydan kaynaklanması yeterli olmayıp, aynı zamanda işlemler arasında hukuki bağın da bulunması zorunludur.
Dava konusu olayda vazifenin neden ve etkisiyle oluşan hastalık ve arızaya bağlı olarak vazife malullüğü aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile aynı maddi olaya bağlı olarak uğradığı maddi zararının tazmini istenmekte ise de, bu istemlerinin reddine ilişkin işlemler birbirinden bağımsız makamlarca (Milli Savunma Bakanlığı, TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü) ve biri tamamen genel tazminat hukuku çerçevesinde, diğeri ise 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun tüm iştirakçiler için geçerli ve vazife malullüğü aylığı bağlanmasına ilişkin yasal kurallar ölçeğinde ve birbirinden bağımsız hukuki işlemler niteliğindedir. Bu nedenle yasal koşullardan olan hukuki bağ oluşmamıştır.
Nitekim istiklal madalyası belgesinin iptali işlemi ile buna bağlı olarak şeref aylığının kesilmesi işlemlerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 12 nci Dairesinin 21.01.1974 tarih ve E. 1974/39, K. 1974/110 sayılı kararında, maddi olay ortaklığına rağmen, istiklal madalyası belgesinin iptalinin Milli Savunma Bakanlığınca, şeref aylığının kesilmesi işleminin iptalinin ise TC. Emekli Sandığınca tesis edilmiş ve birbirinden bağımsız, aralarında hukuki bağ bulunmayan işlemler olduğu gibi... ayrıca, ayrı yargı yerlerinde denetime tabi olduğu gerekçesi ile bir dilekçe ile ayrı ayrı işlemlerin iptali talebiyle açılan bu davada DİLEKÇENİN REDDİNE karar vermiştir.
Görüldüğü gibi Danıştay'ın bu kararında dilekçe reddinde iki ayrı ret nedeninin birlikte gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Biri işlemlerin ayrı yargı yerlerinde denetime tabi olmasıdır. Bir diğeri ise, farklı makamların birbirinden bağımsız olarak tesis ettikleri işlemler arasında hukuki bağ görülmemesidir. Bu son husus da bir başına dilekçe reddi sebebi olarak belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının 11 Ekim 2001 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinin incelenmesinde;
Davanın konusu olarak belirtilen tazminat ve vazife maluliyet aylığı bağlanması davaları arasında maddi ve hukuki bağlılık görülmediğinden davaların, iki ayrı DAVA DİLEKÇESİYLE (ikişer nüsha) ayrı ayrı açılması gerektiği halde tek dilekçeyle davanın açıldığı görülmüştür.
Bu itibarla 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 45 nci maddesinin (B) bendi gereğince (30) gün içinde dava açılmak şartıyla DİLEKÇENİN REDDİNE, dilekçe ve eklerinin İADESİNE, işlemler için süresinde ayrı ayrı dava açılması halinde davalardan birinden harç alınmamasına,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı ............., vekili aracılığıyla açtığı davasında, askerlik hizmetini yaparken yaralandığını, o nedenle kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptalini ve ayrıca aynı olaydan dolayı maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle davalı TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve Milli Savunma Bakanlığı aleyhine dava açmış bulunmaktadır.
Dava konusu maddi olay tekdir. O da sakatlanma olayıdır. "Hukuki sebep" aynı olan iki ayrı dava tek dilekçe ile açılmıştır.
AYİM. Yasasının 26/a maddesi "birden fazla dairenin görevine taalluk eden davaların görülmesinde AYİM. Daireler Kurulunun görevli olduğu belirtmiştir. Aynı hukuki nedene dayalı olan her iki dava arasında esasen "irtibat" (AYİM. Yasası m.38) olduğu içindir ki yasa koyucu bu uyuşmazlığı çözmede her iki dairenin farklı değerlendirmelerde bulunarak çelişkili kararlar vermemesi amacıyla AYİM. Daireler Kurulunu "görevli" kılmıştır. Bu davalar; 1. Vazife malullüğü nedeniyle aylık bağlanması davası, 2. Tam yargı davası olup yasa koyucu her iki dairenin farklı değerlendirme yaparak maddi vakayı göreve ilişkin görmek ya da görmemek gibi bir çelişki yaratmak istememiştir. Örneğin, maddi vakıanın vazifenin sebep ve etkisiyle olmadığı kanaatine varan AYİM.. Birinci Dairesi vazife malullüğü aylığı bağlanması işlemini reddedebilir. Halbuki AYİM.. İkinci Dairesi tam yargı davasında maddi vakayı vazifenin sebep ve etkisiyle vukua geldiğini kabul ederek tazminata hükmedebilir. Bu durumda her iki dairenin kararları, olay aynı olay olduğu halde, çelişki yaratabilecek, yargının itibarını zedeleyip tartışmalara yol açabilecektir. Yasa koyucu işte bu farklı değerlendirmeleri önlemek amacıyla aynı olaydan kaynaklanan birden ziyade davaların AYİM.. Daireler Kurulunda görülmesini zorunlu kılmıştır.
Daireler Kurulunun AYİM.. Yasasının 26 ncı maddesi (a) bendi hükmünü uygulayıp uygulamamak gibi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira görev kuralı "Kamu Düzeni"nindendir.
Davalı olarak iki ayrı idarenin gösterilmiş olmasının AYİM. Yasasının 26/a bendi hükmünün uygulanmasına engel teşkil edemez. Yasada buna ilişkin bir yasak hüküm bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle davanın Daireler Kurulunda görülüp çözümlenmesi gerekmekte olduğundan, çoğunluğun Dilekçenin Reddine ilişkin verdiği karara katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy