(5434 S. K. geçici m. 205) (1602 S. K. m. 44) (211 S. K. m. 70) (2709 S. K. m. 2)
Davacı vekili, 03.05.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 27.02.2001 tarihinde re'sen emekliye sevk edildiğini, emekliliğe esas fiili hizmet süresinin 25 yıl 5 ay olduğunu, emekli aylığı ve ikramiyesi ödenmesi için TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne 28.02.2001 tarihinde yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini, şifahi olarak 5434 sayılı Kanunun Geçici 205/son fıkrası gereğince 43 yaşını tamamlayana kadar emekli maaşı bağlanmayacağı ve ikramiye verilmeyeceğinin bildirildiğini, 20.03.2001 tarihinde emekli maaşı, ikramiyesi, kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu ailesine emekli sağlık karnesi verilmesi için yeniden yapılan başvuruya cevap verilmediğini, Emekli Sandığı Kanunun hükümlerine göre müvekkilinin 43 yaşında emekli maaşı ve ikramiyesi alabilmesi için o tarihe kadar SSK, Bağ-Kur ya da başka bir sosyal güvenlik kuruluşu bünyesinde çalışmaması gerektiğine dair beyanname alındığını, Emekli Sandığı üyesi olan başka hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuyla ilgisi bulunmayan ve bu husus Emekli Sandığınca beyanname alınarak taahhüt altına alınan müvekkiline ve bakmakla yükümlü olduğu eşi ve oğluna emekli maaşı bağlanana kadar hiç olmazsa emekli sağlık karnesi verilmesi gerektiğini, bunun yasanın genel anlamına uygun olduğunu, belirterek idarenin, müvekkilinin 43 yaşını tamamlayana kadar kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu ailesine emekli sağlık karnesi vermemesi işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, AYİM Başkanlığının 17 Mayıs 2001 tarih ve GENSEK NO.: 2001/853 sayılı yazıları Ek'inde davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmek üzere Daireler Kuruluna intikal ettirilmiş, Daireler Kurulu üyesi Hak.Yb ............... 24.05.2001 tarihli dilekçesiyle, davacı hakkında daha önce Askeri Adalet Müfettişi olarak soruşturma yaptığı ve rapor düzenlediği için davadan çekinme isteminde bulunmuş, 24.05.2001 tarihinde oluşturulan heyetçe bu istem haklı bulunarak davadan çekinme talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM Daireler Kurulunun 20 Eylül 2001 tarih ve GENSEK NO.: 2001/853, ESAS NO.: 2001/71 sayılı kararıyla oyçokluğu ile reddedilmiştir.
Dava dilekçesinde husumetin, TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü yanında Milli Savunma Bakanlığına da yöneltildiği, Milli Savunma Bakanlığı 31.07.2001 tarihinde kayda geçen savunmasında; davacıya emekli sağlık karnesi verilip verilmemesi konusunda işlem tesisine yetkili kuruluşun TC.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü olduğunu, nitekim davanın emekli sağlık karnesi verilmesi talebiyle bu makama müracaat ettiğini ve talebinin zımnen reddedilmesi nedeniyle davanın açıldığını, bu nedenle hasmın TC.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü olduğunu belirterek Milli Savunma Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasının gerektiğini ileri sürmüştür.
1602 sayılı AYİM Kanununun 44 ncü maddesinde husumet, ilk incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Bu nedenle öncelikle davada Milli Savunma Bakanlığının hasım olup olmadığı hususu incelenmiştir. 211 sayılı TSK'leri İç Hizmet Kanununun 70 nci maddesinde emeklilerin tedavi giderlerinin TC. Emekli Sandığınca ilgili mevzuat hükümlerine göre karşılanacağı ve sağlık karnelerinin de yine TC. Emekli Sandığınca verileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla davacıya emekli sağlık karnesi verilip verilmemesi konusunda işlem tesisine yetkili kuruluş TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüdür. Nitekim davacı da sağlık karnesi verilmesi talebiyle TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne müracaat etmiş olup talebinin zımnen reddedilmesi üzerine bu davayı açmıştır. Bu nedenle Milli Savunma Bakanlığının davada hasım olmadığı anlaşılmış ve AYİM Daireler Kurulunun 20 Eylül 2001 tarih ve GENSEK NO.: 2001/853, ESAS NO.: 2001/71 sayılı kararıyla Milli Savunma Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasına, davanın TC.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne hasren görülmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait TC Emekli Sandığı emeklilik sicil dosyasının incelenmesinde; davacının, Bartın Deniz Üs Komutanlığı emrinde askeri hakim kıdemli yüzbaşı olarak görevli iken Silahlı Kuvvetlerden sicilen re'sen ayrılmasının 31 Ocak 2001 tarihinde onaylandığı ve 27.02.2001 tarihinde ilişiğinin kesildiği, 20.03.2001 tarihli dilekçe ile TC Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden kendisine, eşine ve oğluna sağlık karnesi verilmesi talebinde bulunduğu, cevap verilmemesi üzerine bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının 25 fiili hizmet yılını tamamladığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık; emekli edildiği tarihte 43 yaşını doldurmayan ve bu nedenle emekli aylığı bağlanamayan 01.02.1960 doğumlu olan davacıya emekli sağlık karnesi verilip verilmeyeceği hususundan ibarettir.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 70 nci maddesinde, subay emeklileri ile bunların 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek aile fertlerinin askeri sağlık kurum ve kuruluşları yanında diğer resmi sağlık kurum ve kuruluşlarından da yararlanacakları, bunların tedavi giderlerinin TC. Emekli Sandığınca ilgili mevzuat hükümlerine göre karşılanacağı ve sağlık karnelerinin TC Emekli Sandığı tarafından verileceği, bunların çalışan veya emekli olup da diğer sosyal güvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden istifade eden eşlerinin bu sosyal güvenlik kurumlarının sağlık karneleri ile askeri sağlık kurum ve kuruluşlarından da yararlandırılacakları, bunlara ait askeri sağlık kurum ve kuruluşlarındaki tedavi giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödeneceği hükmü öngörülmüş, TSK'leri İç Hizmet Yönetmeliğinin 327 nci maddesinde de buna paralel düzenleme yapılmıştır.
5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanununa 4447 sayılı Kanunun 26 nci maddesi ile eklenen Geçici 205 nci maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı hükmünden sonra aynı maddenin (a) bendinde, emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı belirtilmiş olup yine aynı Kanunun Geçici 139 ncu maddesinde; emekli aylığı bağlanmış olanların, kanunla düzenlenecek genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları tarihe kadar, hastalanmaları halinde, resmi sağlık kurumlan ile kamuya yararlı dernek ve vergiden muaf vakıflara ait sağlık kuruluşlarında tüzükle belirlenecek esaslara göre muayene ve tedavi ettirilecekleri hükmü öngörülmüştür.
Davacı 25 fiili hizmet yılını tamamladığından "Silahlı Kuvvetler Emeklisi" statüsünü ve sıfatını kazanmıştır. Emekliliğin hukuki nedeni ister "kendi isteği" ister "kadrosuzluk" ister "yetersizlik" ister "disiplinsizlik" ister "yaş haddi" olsun statü emeklilik statüsüdür.
5434 sayılı Kanunun Geçici 205 nci maddesine göre 43 yaşını tamamlamadan emekli aylığı alamayacağı hususu, emeklilik statüsünü etkilememektedir. Davacı Silahlı Kuvvetler emeklisi statüsünde olup emekli aylığı almaya hak kazanmış bulunmaktadır. 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 ncu maddesinde sağlık karnesi verilebilmesi için emekli aylığı bağlanması koşulu öngörülmüş ise de burada amaçlanan hususun, emeklilik statüsünün kazanılmış olmasıdır. Geçici 205 nci madde gereğince 43 yaşını tamamlayana kadar emekli aylığı bağlanamayacak olması keyfiyeti davacının emeklilik ve emekli aylığı alma hakkını kazanmadığı anlamına gelmemektedir.
Emeklilik hakkını elde edinceye kadar 25 yıl sağlık hizmetinden yararlanmış bir kamu görevlisi ve ailesi bireylerinin sağlık gibi hayati önemi haiz bir konuda ortada bırakılmasını haklı kılacak bir neden olamaz. TC. Anayasasının 2 nci maddesinde öngörülen "sosyal hukuk devleti" ilkesi de idarenin işlemini tecviz etmemektedir.
Davalı idarece emsal gösterilen AYIM İkinci Dairesinin 22.05.1996 tarih ve 1995/551 esas ve 1996/490 sayılı kararına konu olayda; davacının 25 fiili hizmet süresini doldurmaması nedeniyle emeklilik hakkını elde etmediğinin belirtilmiş olması karşısında idarenin itirazlarına itibar edilmemiştir.
Silahlı Kuvvetler emeklisi statüsünde bulunan ve emekli aylığı almaya hak kazanmış (ancak 43 yaşını dolduruncaya kadar emekli aylığı alamayacak olan) davacının her hangi bir sosyal güvenlik kurumunda da çalışmadığı dikkate alınarak kendisine ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerine idarece sağlık karnesi verilmemesinin mevzuata ve hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
Davacıya ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerine emekli sağlık karnesi verilmemesi İŞLEMİNİN İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Emekli Sandığı tarafından tedavi ve muayene ettirilecek ve dolayısıyla kendilerine emekli sağlık karnesi verilebilecek olanlar 5434 Sayılı Kanunun Geçici 139.maddesinde sayılmıştır. Buna göre: "aşağıda sayılanlar, kanunla düzenlenecek genel sağlık sigortası kapsamına alınacakları tarihe kadar, hastalanmaları halinde, resmi sağlık kurumları ile kamuya yararlı dernek ve vergiden muaf vakıflara ait sağlık kuruluşlarında tüzükte belirlenecek usul ve esaslara göre muayene ve tedavi ettirilirler.
a) Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlar,
b) (a)bendinde sayılanların 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilen ve kanunen bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri,
c) Dul ve yetim aylığı alanlar (yetim aylığı alan babanın sağ olması nedeniyle yetim aylığı bağlanamayan öz ana dahil)..."
Bu hükümden anlaşıldığı üzere bir Emekli Sandığı iştirakçisine ve aile fertlerine sağlık karnesi verilebilmesi için o iştirakçiye emekli aylığı bağlanmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde emekli sağlık karnesi verilmesi söz konusu olmayacaktır. Dosyada ve tahsis dosyasında bulunan belgelerden anlaşıldığı üzere 5434 sayılı Kanunun Geçici 205 nci maddesi gereğince davacıya emekli aylığı 43 yaşını tamamladığında bağlanacaktır.
Davacı henüz 43 yaşını tamamlamamış ve bu nedenle kendisine emekli aylığı bağlanmamış olduğu için yasal olarak kendisine ve aile fertlerine emekli sağlık karnesi verilmesi mümkün değildir. Davacı ve aile fertleri ancak davacının 43 yaşını tamamlaması ve kendisine emekli aylığı bağlanması koşulunu gerçekleştirdiği zaman emekli sağlık karnesine müstahak olacağı düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun işlemin iptali yönündeki kararına katılamadık.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy