(2933 S. K. m. 1, 2, 5, 6, 7) (5434 S. K. m. 44) (Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği m. 9)
Davacının 28 Temmuz 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde, 02.08.1995 tarihinde Dicle/Kelekçi bölgesinde yasadışı terör örgütü mensuplarınca pusuya düşürüldüğünü, teröristlerin görüntülerini önceden tespit ettiğini, operasyon komutanına rapor ettiğini, ancak bulundukları tepeyi terk etmeme teklifinin köylü vatandaşlar olduğu gerekçesiyle kabul görmediğini ve ilerleme neticesi silahlı teröristlerin mevzileri içinde kaldıklarını, ilk ateşle iki personelinin şehit olduğunu, zirvedeki personelini kurtarmak için zirveye çıktığını ve orada personelinin şehit olduğunu gördüğünü, mevziine geri döndüğünü, tüm timinin ölüm bölgesinde kaldığını, teröristlerin attığı el bombasının kafasına çarparak patladığını, yüzünün sol yanının yırtıldığını, el bombası parçalarının sol kolu sinirlerine isabet ettiğini, teröristlerin kendisini hedef aldığını, yaralanmasına rağmen 4 saat daha timini sevk ve idare ettiğini, yaralandığını operasyon komutanına bildirmediğini, hava desteği gelince geri çekildiklerini, Diyarbakır Askeri Hastanesine kaldırıldığını, KBB uzmanı tarafından ameliyat edildiğini, o tarihten bu yana iki kez kolundan, beş kez yüzünden ameliyat olduğunu, hastaneden verilen kati raporla da bu yaralanma durumunun "yüzde sabit eser" şeklinde kalıcı olduğunun belirtildiğini, 1998 yılında bu olaydan dolayı tarafına törenle "devlet övünç madalyası" verildiğini, kendisinin bu konuda herhangi bir talebinin olmadığını, bu madalyanın çatışmada yaralandığı için verildiğini düşünerek 02 Haziran 2000 tarihine kadar onurla taşıdığını, ruhsal ve fiziksel yaralarına bu madalyanın derman olduğunu, madalyanın aile yakınları yanında verildiğini, bunu komutanları, arkadaşları ve mahiyetinin de bildiğini, fakat madalyanın 02 Haziran 2000 tarihinde Bakanlar Kurulunun aldığı karar ile geri alındığını, madalya verilişini ve alınışını düzenleyen 2933 sayılı ve 1983 tarihli kanunun 7 nci maddesinde madalyanın geri alınmasının hangi durumda gerçekleştirileceğinin belirtildiği ve bu maddede "devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerden dolayı; hüküm giyenlerin mahkeme kararıyla madalya ve nişanlarının geri alınmasının hükmolunacağının" bildirildiğini, böyle bir suç işlemediğini, madalyanın geri alınmasının bir mahkeme hükmüyle değil, bir idari işlem ve karar neticesinde yerine getirildiğini, bu madalya kendisine verilmemiş olsaydı herhangi bir talepte bulunmasının da söz konusu olamayacağını, kendisinin muharip sınıf görevini yaparken yaralandığını, akademi sınıflarında yardımcı sınıf olduğundan ayrı kontenjan uygulanacağını, hiç çatışma yaşamamış muharip sınıf subaya böyle bir kontenjanın uygulanmayacağını, madalyanın geri alınmasıyla düzelen ruhsal durumunun yeniden bozulduğunu, 2933 sayılı Kanunun Madde 21 bent 6'da devlet övünç madalyasının "...yurt içinde veya dışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil ederek malul ve şehit olan kişilere veya mirasçılarına..." verileceğinin belirtildiğini, burada malul kavramının geniş yorumlanması gerektiğini, malullüğün sadece vücudun bir kısmının maddeten kaybedilmesi ile değil ve/veya manevi bütünlüğün zarar görmesiyle de ilgili bir kavram olduğunu, kendisinin böylesine ciddi bir ölüm tehlikesinden sonra tedavi olarak sağlığına kavuşmasının tarafına olumlu neticeler sağlaması gerekirken adeta aleyhine neticeler doğuracak şekilde yorumlanması ve bunun neticesinde haksız idari işlemin gerçekleştirildiğini, durumun maluliyet kavramı içinde mütalaa edilmediğini, bunun kendisinin kazanılmış hakkı olduğunu, açıklanan bu sebeplerden dolayı 02 Haziran 2000 tarihli Devlet Övünç Madalyasının geri alınması işlemini iptalini, öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması talebi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 30 Ekim 2000 tarih ve 2000/667 esas nolu kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 02.08.1995 tarihinde teröristlerle çıkan çatışmada timini en iyi şekilde sevk ettiği, ancak pusuya düşürülmesi nedeniyle timinde şehit verdiği, teröristlerce atılan el bombası ile sol kolundan ve yüzünden yaralandığı, yapılan ameliyatlar neticesinde yüzünde sabit eser kaldığı, bu durumun psikolojik durumunu etkilediği, 1998 yılında bu olay nedeniyle kendisine, Milli Savunma Bakanının teklifi ve Bakanlar Kurulunun onayı ile törenle Devlet Övünç Madalyasının verildiği, tedaviler sonucu davacının iyileştiği, sınıfı görevine devam ettiği, bu nedenle Devlet Övünç Madalyası verilmesi işleminin yeniden değerlendirildiği, mevzuat hükümlerine göre maluliyeti bulunmayan davacının madalya hakedişi olmadığından verilen Devlet Övünç Madalyasının Milli Savunma Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile geri alındığı anlaşılmaktadır.
2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunun 1 nci maddesi; "Bu Kanun; Devlet madalya ve nişanlarının çeşidini, verilecek kişileri, verilme, tescil, taşıma ve geri alınma usullerini, mirasçılara intikal şeklini, zayi halinde yapılacak işlemleri, bunların giderleri ile cezai müeyyidelere ilişkin esasları düzenler. Diğer Kanunlardaki madalya ve nişan hükümleri saklıdır." hükmünü amirdir.
Kanunun 2 nci maddesinde; Devlet madalyaları, "Devlet Şeref Madalyası", "Devlet Övünç Madalyası" ve "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" şeklinde belirlenmiş, ayrıca bu madalyaların kimlere verileceği düzenlenmiştir.
Kanunun 2 nci maddesinin (b) fıkrasında; "Devlet Övünç Madalyası ilgili bakanın teklifi, Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile yurt içinde veya yurt dışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil ederek malul olanlara ve şehit olan kişilerin bu Kanunun 5 nci maddesinde belirtilen mirasçılarına verilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 6 nci maddesi de; "Hak kazananlara verilen veya geri alınan madalya ve nişanların Başbakanlık Personel Genel Müdürlüğünce kayıtları tutulur ve bu genel müdürlükçe tescil veya terkinleri yapılır." hükmünü taşımaktadır.
Aynı Kanunun 13 ncü maddesine istinaden yürürlüğe konulan Devlet Madalya Ve Nişanları Yönetmeliğinin 9 ncu maddesinde de; "Genel Müdürlükte toplanan teklif yazılarında madalya ve nişana layık görülen kişinin kimliği, talep sebepleri açıkça belirtilir ve bunlara varsa verilme sebebini gerektiren belgeler de eklenir. Söz konu teklifin ret veya kabulü halinde durum, teklif sahibine bir yazı ile bildirilir." hükmü yer almaktadır.
Buna göre Devlet Övünç Madalyaları Milli Savunma Bakanının teklifi Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile verildiğinden, Kanun ve Yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıkları halde kendilerine madalya verilmiş kişilerin madalyalarının geri alınması işlemi de aynı prosedür izlenerek Milli Savunma Bakanının teklifi, Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile mümkün olacaktır.
Yukarıda belirtilen 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanununun 2 nci maddesinin (b) fıkrasında açıklandığı şekilde Devlet Övünç Madalyası verilebilmesi için birinci şart olarak "...yurtiçinde veya yurtdışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil etmek", ikinci şart olarak da "malul olanlara ve şehit olan kişilerin bu Kanunun 5 nci maddesinde belirtilen mirasçılarına verileceği" hükmünün yer aldığı, GATA sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor ile davacının "hayati tehlike geçirmediği, 25 gün iş ve gücünden kaldığı, uzuv zaafı ve tadili olmadığı, çehrede sabit eser mevcut olduğu, %5 oranında vücut fonksiyon kayıp oranı bulunduğu" hususlarının belirtildiği, bu kapsamda davanın çözümünde gerekli olan davacıya ait malullük durumunun belirlenmesine ilişkin yapılan incelemeye göre, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun malullükle ilgili 44 ncü maddesinde "Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar ve duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denir..." hükmü yer almakta, ayrıca 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında kullanılan ve yürürlükte bulunan 2022 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Durumlarına Uygun Bir İşe Yerleştirilmeyen Sakatlar ile Malullüğün Tanımı" başlıklı madde 5 (değişik)'de -"2022 sayılı Kanunun uygulanmasından 18 yaşından büyük, 65 yaşından küçük olanlardan a) Çalışma gücünü %40 ile %70 kaybedenlere SAKAT, b) Çalışma gücünü %70'in üstünde kaybedenlere MALUL, denir" hükmü yer aldığı, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile malullük veya sakatlık durumlarının belirlenmesinde gerekli olan kıstasların belirtildiği, davacının halen göreve devam ettiği, %5 oranındaki vücut fonksiyon kayıp oranı ile bu konuda maluliyetinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmış, buna göre davacının bu maddede yer alan "malul olma" ile ilgili koşulu malullüğü bulunmaması nedeniyle taşımadığı, Devlet Övünç Madalyası alma hakkına sahip olmadığı tespit edilmiş bulunmaktadır.
Terörle mücadele kapsamında 1983 yılından itibaren OHAL Bölgesinde şehit olan ve malul kalan TSK personeline ve varislerine Devlet Övünç Madalyası verilmekte olup bu doğrultuda TSK personelinden Devlet Övünç Madalyası verilecek davacının da içinde bulunduğu kişilere Milli Savunma Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun 19.8.1997 gün, 97/9844 sayılı ve 22.10.1998 tarih, 98/11919 sayılı kararı ile onaylanarak Resmi Gazetede yayımlanan karar üzerine bu madalya verilmiş, ancak davacının da aralarında bulunduğu bazı personelin 2933 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerinde öngörülen şartları taşımadıkları tespit edildiğinden bunların madalyalarının Milli Savunma Bakanının teklifi üzerine 18.10.1999 gün ve 99/1358 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile iptal edilerek 17.12.1999 gün ve 23909 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Davacı hakkında tesis edilen bu iptal işleminin mevcut mevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının baştan itibaren mevzuat hükümlerine göre Devlet Övünç Madalyası almaya hakkı bulunmadığı, yanlışlıkla bu madalyanın kendisine verildiği anlaşılmakla bu durum davacı açısından müktesep hak oluşturmamaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde davacıya yanlışlıkla verilen Devlet Övünç Madalyasının geri alınması işleminin verilişteki usule uygun olarak geri alınmasında da hukuka aykırılığın bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle;
Davacının Devlet Övünç Madalyasının geri alınması işleminin iptali isteminin REDDİNE,
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy