(357 S. K. m. 15, Geç. m. 6, 8)
Davacı 05.10.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; askeri hakim olarak görevli iken 357 Sayılı Yasanın 3562 Sayılı Yasa ile değişik 15 nci maddesi uyarınca kıdemli binbaşılığa yükseldiği 30 Ağustos 1987 tarihinde birinci sınıfa ayrıldığını, 18.05.1992 tarihinde Yarbay rütbesinde iken emekliye ayrıldığını, 28 Haziran 2000 günlü ve 24093 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4583 Sayılı Yasa ile 357 Sayılı Yasanın 15 nci maddesinde değişiklik yapılması ve yapılan değişiklikle, askeri hakimlerin hakimlik hizmetinde en az 10 yılını doldurmuş olmaları koşulu ile binbaşı rütbesine naspedildikleri tarihte birinci sınıf askeri hakimliğe geçirileceklerinin öngörülmesi üzerine, birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılış tarihinin kıdemli binbaşı olduğu tarihten binbaşı olduğu tarihe götürülerek düzeltilmesi yönünde idareye yaptığı 30.06.2000 tarihli başvurusuna cevap verilmediğini, bu uygulamaya ilişkin işlemde sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka uygunluk bulunmadığını; Yasanın idarece yanlış yorumlandığını veya yanlış yorumlanmaya çalışıldığını, Bu yanlış uygulamanın 357 Sayılı Yasaya 4583 Sayılı yasa ile eklenen Geçici 8 nci maddenin açık hükmüne, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, Yasanın Geçici 8 nci maddesinde 3562 Sayılı Yasanın Geçici 6 nci maddesinde olduğu gibi askeri emekli hakimlerle ilgili açık bir hüküm bulunmadığını; davalı idarenin de olumsuz işleminin sadece buna dayandığını; 4583 Sayılı Yasanın Geçici 8 nci maddesinin halen çalışan veya emekli olan ayrımı yapmaksızın Kanunun yürürlük tarihinden önce birinci sınıfa ayrılmış veya ayrılma konumunda bulunan tüm askeri hakimlerin birinci sınıfa ayrılma tarihlerinin yeni düzenlemeye paralel olarak binbaşı oldukları tarihe göre düzeltilmesini öngördüğünü, Yasa koyucunun emekli askeri hakimleri Geçici 8 nci madde kapsamı dışında bıraktığını iddia ve kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, davalı idarenin 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununa 4583 Sayılı yasa ile eklenen Geçici 8 nci maddesi uyarınca birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılış tarihinin binbaşı olduğu 30.08.1994 tarihine götürülmemesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini, anılan yasa maddesinin sadece görevde olanları kapsadığı yargısı benimsendiği takdirde yasa maddesinin Anayasanın 2, 10 ve 60 nci maddelerine aykırı olduğundan iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını talep ve dava etmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık askeri hakim emeklisi statüsünde bulunan davacının, 357 Sayılı Kanunun birinci sınıfa ayrılma koşullarını düzenleyen 15 nci maddesinde 4583 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe paralel olarak birinci sınıfa ayrılma tarihinin kıdemli binbaşı rütbesine naspedildiği 30.08.1987 tarihinden binbaşı rütbesine naspedildiği 30.08.1984 tarihine götürülüp götürülmemesi, durumunun bu Yasa kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesinden ibarettir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda değişiklik yapan 4583 Sayılı Kanun hükümlerinin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle emekli statüsünde bulunan askeri hakimlere uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi gerekmektedir.
Resmi Gazetenin 28 Haziran 2000 gün ve 24093 Sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe konulan 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4583 Sayılı Kanunun 1 nci maddesi ile 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) ve (B) bentleri değiştirilmiş ve 2 nci maddesiyle de 357 Sayılı Kanuna Geçici 8 nci madde eklenmiştir. Buna göre, birinci sınıfa ayrılmadaki rütbe şartı kıdemli binbaşı rütbesinden binbaşı rütbesine indirilmiş, süre şartı da askeri hakimlik hizmetinde en az on yılını doldurmuş olmak şeklinde belirlenmiş, Geçici 8 nci maddede Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle, daha önceki tarihler itibariyle birinci sınıfa ayrılma işlemleri birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihe göre düzeltilir. Bu düzeltme geçmişe doğru mali hak doğurmaz hükmü yer almıştır.
357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun birinci sınıfa ayrılma koşullarını düzenleyen maddesi, 22.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1611 ve 14.12.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2563 Sayılı yasalarla değiştirilmiş olup her iki yasada da emekli ve halen görevde olan şeklinde bir ayırım yapılmamıştır. 30.05.1989 tarihinde yürürlüğe giren 2562 Sayılı yasada ise, emekli askeri hakim ve savcılar ile halen görevde olan askeri hakim ve savcılar ibaresine yer verilmek suretiyle mali haklarla da irtibatı olan yasa hem emekli hem de görevde bulunan askeri hakimlere uygulanmış bulunmaktadır.
357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda doğrudan yapılan bu değişiklikler dışında 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa 20.03.1995 tarihinde yürürlüğe giren 4087 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 10 ncu madde ile askeri hakimlerin birinci sınıfa ayrılma şartlarında değişiklik yapılmış olup kendi kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mesleğe girmiş ve halen görevde bulunan askeri hakimlerin, 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 nci maddesinde belirtilen diğer koşullan taşımaları kaydıyla askeri hakimlik mesleğinde 10 hizmet yılını doldurdukları ve binbaşı rütbesine naspedildikleri tarihte birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilecekleri, daha önceki tarihler itibariyle bu şartları taşıyanların birinci sınıfa ayrılma işlemlerinin birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihe göre düzeltileceği hükme bağlanmıştır. Bu yasa ile sadece görevde bulunan askeri hakimlerin şartlan taşımaları halinde binbaşı rütbesine naspedildikleri tarihte birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilmesine imkan sağlanmış, emekli askeri hakimler kanun kapsamı dışında bırakılmışlardır. 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda 4087 Sayılı yasayla yapılan bu değişikliğe paralel olarak 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 nci maddesinde, 4087 Sayılı Kanunun askeri hakimleri ilgilendiren birinci sınıfa ayrılma koşulu olarak binbaşı rütbesinde bulunmak ve 10 yıllık hizmet şartı transfer edilmek suretiyle değişiklik yapılmıştır.
4583 Sayılı Kanun metninde, emekli veya halen görevde bulunan askeri hakim ibarelerine yer verilmemiş olmakla beraber bu yasanın emekli statüsünde bulunanları da kapsayıp kapsamadığının, bu konudaki yasa koyucunun amacının ne olduğunun saptaması gerekmektedir. Anılan Yasanın kanun tasarısı aşamasındaki genel gerekçesinde Böylece 09.03.1995 tarihli ve 4087 Sayılı Kanunla, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen Geçici 10 ncu madde hükmüne göre 21.03.1995 tarihinden önce mesleğe girmiş ve halen görevde olan askeri hakimlerin birinci sınıfa ayrılmalarında uygulanan şartlar, söz konusu tarihten sonra askeri hakimliğe başlayanlara da uygulanarak aynı kanuna tabi askeri hakimler arasında eşitlik sağlanacaktır denilmekte, TBMM Milli Savunma Komisyonundaki tasarı aşamasındaki raporunda da askeri hakimlik mesleğini yapabilmek için subay olmak şartının bulunduğu ve halen yirmi üç askeri mahkemede yaşanan sıkıntının bu tasarı ile giderilmesinin amaçlandığı ve TBMM Adalet Komisyonu Raporunda da, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun Geçici 10 ncu maddesinin yürürlüğe girdiği 21.3.1995 tarihinden önce meslekte bulunan askeri hakimlerle, bu tarihten sonra mesleğe giren askeri hakimler arasında birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılma şartlarında oluşan farklılığı ve eşitsizliği gidermek amacıyla hazırlandığı belirtilmektedir.
4583 Sayılı Kanunun gerekçesinin hiçbir yerinde emekli askeri hakim ve savcıların kapsama dahil edildiklerine dair bir ibareye yer verilmemiş olup aksine halen görevde bulunan askeri hakimlerin amaçlandığı belirtilmektedir.
T.C. Anayasasının 6 ncı maddesi Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk Milleti egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz hükmünü amirdir.
Yine Anayasanın 140 ncı maddesinde Hakim ve savcıların nitelikleri, atamaları, hakları ve ödevleri aylık ve ödenekleri... diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. hükmünü içermektedir.
Devlet yetkileri üç grup halinde toplanmış olup bunlar Yasama, Yürütme ve Yargı yetkisidir. Anayasanın 7 nci maddesi Yasama Yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisine, 8 ncı maddesi yürütme yetki ve görevini Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna, 9 ncu maddesi ise Yargı Yetkisini Türk Milleti adına Bağımsız Mahkemelere vermiştir.
Gerek 4087 ve gerek 4583 Sayılı Yasalar mali haklardan istifadeyi de beraberinde getirdiklerinden Kanun koyucunun özellikle 4087 Sayılı yasa metninde açıkça halen görevde bulunan hakimler ibaresine yer verdiği, 4583 Sayılı yasa metninde bu ibareye yer verilmemiş olmakla birlikte emekli statüsündeki personeli metne dahil etmediği ve yasa gerekçesinde de halen görevde bulunan askeri hakimleri amaçladığı açıkça anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun açıkça düzenlemediği hususlarda yargı organlarının yasa koyucu yerine geçerek yasanın kapsamını genişletmesi mümkün görülmemektedir.
Bir yasanın uygulanması nedeniyle halen görevde olan veya emekli statüsünde bulunan personel arasında özlük hakları bakımından farklılıklar doğması Anayasanın eşitlik ilkesine de ters düşmemektedir. Zira Anayasanın amaçladığı eşitliğin eylemli değil hukuksal eşitlik olduğu, aynı hukuksal durumları aynı, ayrı hukuksal durumları ayrı kurallara bağlı tutmakla anayasada öngörülen eşitliğin çiğnenmeyeceği, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında yasayla konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamayacağı, durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak, yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği bilinen bir keyfiyettir (Anayasa Mahkemesinin 21 EYLÜL 1993 gün ve E. 1993/21, k.1993/10 Sayılı, 15 ŞUBAT 1995 gün ve E. 1995/88, K.1995/10 Sayılı; 26 HAZİRAN 1995 gün ve E. 1994/90. K. 1995/22 Sayılı kararları).
Davacının, halen emekli statüsünde olan birisi olarak Silahlı Kuvvetlerde görevli muvazzaf askeri hakimlerle aynı statü ve özdeş duruma sahip bulunmadığı bir gerçektir. O nedenle eşitlik kavramından hareketle, yasa koyucunun görevdeki aynı rütbe ve nasıplı askeri hakimlere tanınan mali hakların davacıya da ödenmesine, yasanın açıkça öngörmemesi karşısında, olanak bulunmamaktadır.
Yapılan bu değerlendirmelerden sonra 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda değişiklik yapılmasına dair 4583 Sayılı kanunun Anayasanın eşitlik, hukuk devleti ve sosyal güvenlik haklarının korunması ilkelerine aykırı olduğu iddiasının ciddi olmadığı kanaatine varılarak, iddia oybirliği ile REDDEDİLMİŞTİR.
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda değişiklik yapan 4087 Sayılı Yasa ile 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununda değişiklik yapan 4583 Sayılı Yasa esasen özünde, askeri hakimler ile sivil hakimler arasındaki ve askeri hakimlerin kendi aralarındaki birinci sınıfa ayrılma koşullarını düzenleyen hükümlerde paralelliği ve eşitliği sağlama amacıyla çıkarılmış yasalar olup halen görevde bulunan sivil hakim ve savcılar ile yine görevde olan askeri hakimler hakkındaki hükümleri içermektedir.
Yasanın ne metninde, ne de tasarı aşamasındaki genel gerekçe ve komisyon raporlarında ve TBMM'de görüşülmesi sırasında yapılan müzakerelerinde emekli askeri hakimleri de kapsam içerisine aldığına ilişkin bir değerlendirmeye rastlanmaktadır. Aksine halen görevde olan askeri hakimler hakkında düzenleme yapıldığı ısrarla vurgulanmıştır. Eğer yasakoyucu yaptığı düzenlemenin emekli olan askeri hakimleri de kapsamasını istemiş olsa idi 3562 Sayılı Yasada olduğu gibi bunu açıkça belirtmesi gerekirdi. Oysa 4583 Sayılı Yasanın hem tasarı gerekçelerinde, hem de çıkış menşei olan 4087 Sayılı Yasanın metninde halen görevde bulunan askeri hakimler ibaresine yer verdiği görülmektedir.
4087 Sayılı Kanunun emeklileri de /kapsadığına ilişkin emekli bir askeri hakimin açtığı dava nedeniyle AYİM İkinci Dairesinin 04 Aralık 1996 tarih ve 1995/544 Esas ve 1996/1125 Sayılı kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, bir kuralın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki durumlar hakkında uygulanacağı genel bir hukuk ilkesi olup özellikle maddi hukukla ilgili kuralların yayımlandığı tarihten önceki olaylara, bir diğer anlatımla geçmişe uygulanabilmesi için özel bir düzenleme getirmesi gerekir. Oysa söz konusu Yasa ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce meslekte olan ve halen görevde bulunanlar ile daha önceki tarihte şartları taşıyanlardan, görevde bulunanların birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilmelerine özgü kurallar getirdiği sonucuna varılmıştır.
4087 Sayılı Kanunla 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen Geçici 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında kendi kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mesleğe girmiş ve halen görevde bulunan askeri hakimler, 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 nci maddesindeki diğer koşullan taşımak kaydıyla askeri hakimlik mesleğinde 10 hizmet yılını doldurdukları ve binbaşı rütbesine naspedildikleri tarihte birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilirler. Daha önceki tarihler itibariyle bu şartları taşıyanların birinci sınıfa ayrılma işlemleri, birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihe göre düzeltilir hükmü ile 4583 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme karşılaştırıldığında 4087 Sayılı Kanunda öngörülen kendi kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar şeklindeki hükmün gereğinin 4583 Sayılı Kanunla yerine getirildiği ve 4087 Sayılı Kanunla 2802 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 10 ncu maddenin 1 nci fıkrası hükmüyle paralel olduğu, 4583 Sayılı Kanunla değiştirilen 357 Sayılı Kanunun 15 nci maddesinin (A) ve (B) bendinin görevde olan ve henüz birinci sınıfa ayrılmamış personeli kapsadığı, 4583 Sayılı Kanunla getirilen Geçici 8 nci, madde de ise emekli personelin değil görevde olan ancak bu kanundan önce birinci sınıfa ayrılan hakimlerin durumunun düzenlendiği, personel kanunlarında esas itibariyle göreve giriş koşullan ve göreve girdikten sonraki özlük haklarının düzenlendiği, emekli personelin ise T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olduğu dikkate alındığında 4583 Sayılı Kanunun emeklileri de kapsaması isteniyorsa yasa koyucunun emekli ibaresine yer vermesinin zorunlu olduğu, nitekim 3562 Sayılı Kanunla yapılan ve emeklileri de kapsayan düzenlemenin bu şekilde yapıldığı, 4583 Sayılı Kanunun gerekçesinde emekli askeri hakimlerin dikkate alınmadığı, sadece 21 Mart 1995 tarihinden önce mesleğe girenle sonradan girenler arasındaki farklılığın giderilmeye çalışıldığı, nasıl 4087 Sayılı Kanun emekliler için bir düzenleme getirmemişse bu Kanunun devamı niteliğinde olan 4583 Sayılı Kanun ile de emekliler yönünden bir düzenlemenin getirilmediği anlaşılmaktadır. Aksi düşüncenin halen görevde olan sivil hakimlerle askeri hakimler arasındaki eşitliğini sivil hakimler aleyhine bozacağı vicdani kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Yasanın uygulanmasından bazı sakıncalar doğacağı, ekonomik yönden eşitsizliklere neden olunacağı değerlendirmeleri geçerli olsa dahi, 4583 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce herhangi bir nedenle meslekten ayrılan ve emekli olan askeri hakimler hakkında Kanunun uygulanacağına dair açık bir düzenleme bulunmadığı sürece davacı hakkında uygulanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Zira yasa hükmü olmadan hak ve yükümlülük doğamayacağı Anayasa hükmü gereğidir (Any.m.128, II).
Bu nedenle; emeklilik statüsünde bulunan davacıya, 357 Sayılı Kanunda 4583 Sayılı Yasa ile getirilen değişikliklerin uygulanması ile birinci sınıfa ayrılma tarihinin binbaşı rütbesine naspedildiği 30.08.1984 tarihine götürülmesi için yaptığı başvurunun değerlendirmeye alınmaması işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklandığı üzere; yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE,
KARŞI OY YAZISI
1- Anayasaya aykırılık iddiası: Anayasanın 152 nci maddesinde düzenlenen, mahkemelerce resen veya dava taraflarının ileri sürmesi üzerine uygulanacak kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün Anayasaya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesine başvurulması hali ile 150 nci maddede öngörülen iptal davası arasında, söz konusu hükmün uyuşmazlığın çözümünde uygulanma zorunluluğu ve iptali halinde iddia ve talebin kabulüne olanak sağlaması yönünden farklılıklar bulunmaktadır.
Doktrinde somut norm denetimi de denen yönteme göre mahkemelerce başvuru yapılabilmesi, söz konusu olan hükmün uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak olması, iddia veya savunmanın kabulüne engel içerikte olması, Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi görülmesi veya aykırı bulunması ve nihayet iptali halinde uyuşmazlığın çözümünün sağlanmış olması gerekmektedir. Soyut norm denetiminden ise bir uyuşmazlığın çözümünden uygulanma ve uyuşmazlığın çözümünün sağlanması koşulları söz konusu değildir.
Davacının Anayasaya aykırılığını ileri sürdüğü 4583 Sayılı Kanunla 357 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 8 nci madde, birinci sınıfa ayrılma tarihlerinin, bu kanun hükümleri uyarınca düzeltilmesine dair olup bu hükmün iptali ile uyuşmazlığın çözümünün ve işlemin iptaline ilişkin talebinin kabulünün olanaklı hale gelmesi söz konusu değildir.
Esasen anılan hükmün emeklileri dışlayan bir ibare içermemesi nedeniyle Anayasaya aykırı bir yanı da yoktur. Bu gerekçe ile Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görememekteyiz.
2- Esasa ilişkin karşı oy gerekçesi: Anayasamızın 60 nci maddesi Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar hükmüne amirdir.
Herkesin sahip olduğu vurgulanan bu hakların sağlanması faaliyet ve işlemlerinin sosyal hukuk devleti, adalet anlayışı ve eşitlik ilkeleri temelinde yürütülmesi, yine Anayasanın 2 ve 10 ncu maddeleri gereğidir. Öte yandan yürütme yetkisi ve görevi başlıklı 8 nci maddede bu yetki ve görevin, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılıp yerine getirileceği ayrıca belirtilmektedir.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin temel sosyal güvenliklerinin emeklilik statüsünde tanınan haklar olduğu açıktır. Bu itibarla hukuki konumlan aynı olan emeklilerin yararlandırıldıkları haklar yönünden aynı uygulamalara tabi tutulmaları Anayasanın eşitlik ilkesinin zorunlu sonucudur.
Bilindiği üzere 17.7.1972 tarih ve 1611 Sayılı Kanunla 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 nci maddesi değiştirilerek birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilmek için albay rütbesinde olma koşulu getirilmiş, 11.12.1981 tarih ve 2563 Sayılı Kanunla rütbe koşulu yarbaylığa indirilmiş, ancak bu kanunlarda daha önce emekli olmuş albay ve yarbaylarla ilgili herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Zira bu kanunlarla yapılan değişikliler döneminde birinci sınıfa ayrılma yalnızca belli görev yerlerine seçilme veya atama dışında hukuksal bir sonuç yaratmıyordu. Oysaki askeri hakimlerin mali hakları ile ilgili sonraki tarihlerde yapılan düzenlemelerle, ek gösterge, yüksek hakimlik tazminatı ve son olarak temsil tazminatı ödemeleri getirilmiş ve bu ödemeler birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf askeri hakimlikte geçen hizmet süreleri ile doğrudan ilgilendirilmiştir. Ek gösterge, 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununa göre emeklilikte de aynen aylık hesabında esas alınmaktadır. Yüksek hakimlik tazminatı ve temsil tazminatı kendi mevzuatındaki açık hükümler uyarınca emeklilikte de ödenmektedir.
Bu nedenle dava dilekçesinde belirtildiği ve davalı idarece de kabul edildiği üzere mali haklarla ilgili yeni ve iyileştirici hükümler, önceden emekli olan albay ve yarbaylara uygulanarak sınıfları, rütbeleri yönünden aynı hukuki durumda olanlar arasında böylece eşitlik sağlanmıştır. Bu uygulama, Anayasanın adalet anlayışı ve eşitlik ilkelerini gözetmekle yükümlü idarece resen yapılmıştır. Anılan kanunlarda emekliler için açık ve özel bir hüküm bulunmamasına rağmen hukuksal durumları aynı olan askeri hakim emeklilerinin mali haklar yönünden farklı emekli aylığı alma durumunda kalmaları önlenmiştir.
24.5.1989 tarih ve 3562 Sayılı Kanunla 357 Sayılı Kanunun 15 nci maddesi birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilmede rütbe sınırı kıdemli binbaşılığa çekilirken, mali haklar yönünden birinci sınıfa ayrılmış olma ve bu sınıfta geçen hizmet süresini esas alan mevzuat yürürlüğe girmiş olduğundan bu kanunla getirilen geçici 6 ncı madde ile daha önce emekli olan askeri hakimlerin de kıdemli binbaşılıkta birinci sınıfa ayrılmaları bakımından durumlarının idarece değerlendirileceği öngörülmüştür.
Bu durum makam tazminatı ve temsil tazminatı yönünden diğer kamu görevlerinden emekli olanlar için de uygulanmıştır. Örneğin TSK Personelinden kıdemli albay ve generaller için ödenmekte olan makam tazminatı, albaylıkta rütbe kıdemliliği için bekleme süresinin 3 yıldan 2 yıla indirilmesi ile önceden 2 yılını tamamlayarak emekli olan albayların da rütbe kıdemliliği kabul edilerek ödenmeye başlanmıştır. Makam tazminatının yarbay rütbesinden itibaren ödenmeye ilişkin yapılan değişiklikle önceki tarihlerde emekli olan yarbaylara keza anılan tazminat ödenmiştir, ödenmektedir. Davaya konu uyuşmazlığı oluşturan 21 Haziran 2000 tarih ve 4583 Sayılı Kanunla birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilmek için öngörülen rütbe sınırının binbaşılığa çekilmesiyle daha önce emekli olan ve diğer koşulları da taşıyanların birinci sınıfa ayrılma tarihlerinin binbaşılığa yükseldikleri tarih esas alınarak yeniden tespit edilip edilmeyeceği sorununun çözümünde; yukarıda özetlenen ve ilk kez 1611 Sayılı Kanunla getirilen birinci sınıf askeri hakimlik ve hukuki sonuçları ile ilgili hükümler ve uygulama ve hakimler dışındaki kamu görevlilerinin emeklileri arasında gözetilen eşitlik göz ardı edilemez. Davanın esası, 4583 Sayılı Kanunla getirilen Geçici 8 nci maddedeki bu kanun yürürlüğe girmesiyle daha önceki tarihler itibariyle birinci sınıfa ayrılma işlemleri, birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihe göre düzeltilir... şeklindeki hükmün yorumunda odaklanmaktadır.
Öncelikle vurgulanmalıdır ki bu hüküm daha önce emekli olanları dışlayan herhangi bir ibare taşımamaktadır. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce binbaşı olan askeri hakimlerin birinci sınıfa ayrılma tarihlerinin yeniden saptanması esası getirildiğine göre binbaşı rütbesine yükselmiş olan ve fakat 4583 Sayılı kanunun yürürlük tarihinde emekli olanların da ... daha önceki tarihler itibariyle ... değerlendirmesi kapsamında olduğu açıktır. Aksine bir kabul tarzı bu kanun öncesi mevzuata ve süregelen uygulamaya ve aynı zamanda Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen adalet anlayışı ve sosyal hukuk devleti esasına aykırı düşer.
Zira Anayasa yargısı tekeline sahip Anayasa Mahkemesi eşitlik ilkesini yorumlarken aynı hukuksal durumda olanların, kamu yararının haklı kıldığı özel durumlar dışında farklı uygulamalara tabi tutulmalarının Anayasanın 10 ncu maddesinde belirtilen eşitlik ilkesinin ihlali olacağını değerlendirmekte ve ilgili tüm kararlarında aynı gerekçeyi tekrarlamaktadır.
Davacının 4583 tarihli Kanunun yürürlüğe girdiği 28 Haziran 2000 tarihinden önce emekli olması nedeniyle diğer koşullan taşımasına rağmen birinci sınıfa ayrılma tarihin binbaşılığa yükseldiği tarihe göre düzeltilmemesi açık bir şekilde eşitlik ilkesini zedelemektedir. Şöyle ki; anılan kanunun yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ve yarbaylığının 3 ncü yılını tamamlamaya çok az bir süre kala emekli olan, birinci sınıfa ayrılma yönünden en üst düzeyde temayüz etmiş, üstün başarı ladenimden yararlandırılmış bir askeri hakim, ancak kıdemli binbaşılığından itibaren birinci sınıfa ayrılabileceği ve bu sınıfta 5 yılını tamamlamış sayılacağı için ek göstergesi ve yüksek hakimlik tazminatı yönünden birinci sınıf askeri hakimlikte 6 yılını tamamlamış olmaya bağlı kademenin çok altında bir emekli aylığı alacak, temsil tazminatından tümüyle mahrum olacak, buna karşın 4583 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten birkaç gün sonra birinci sınıflık için asgari sicil koşulu ile binbaşılığa yükselip bu performansıyla yarbaylığının birinci yılı tamamlayarak emekli olan bir askeri hakim ise binbaşılığından itibaren birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılmış sayılacağı için 7600 ek göstergeye 6 yılını tamamlamış olarak hak kazanacak yüksek hakimlik tazminatına ve temsil tazminatına da müstahak olacak ve böylece liyakatte büyük üstünlüğü açık, aynı zamanda toplam başarılı hizmet süresi de daha fazla olan askeri hakim emeklisi bu günkü mevzuatın belirlediği rakamlarla %50 dolayında eksik emekli aylığı olacaktır. Emekliler arasındaki bu farklı uygulamanın ise kamu yararının haklı kıldığı bir sonuç olduğunu ileri sürmenin hukuken mümkün olamayacağı ortadadır.
Zira sınıfları görev unvanları, liyakatleri statüleri itibariyle aynı durumda olan askeri hakim emeklileri arasında temel sosyal hak ve güvenlikleri olan emekli aylıklarındaki yaşamsal boyuttaki farklı uygulama sırf emeklilik tarihinden kaynaklanmaktadır. Oysa ki böylesi bir uygulama Anayasa Mahkemesinin 29 Temmuz 1997 tarih ve 23064 Sayılı resmi gazete de yayınlanan 14.12.1995 tarih ve 1995/19-64 Sayılı, 4084 Sayılı Kanunun Geçici 10 ncu maddesinin ikinci fıkrasında birinci sınıfa ayrılmak için öngörülen askeri hakimlik hizmet süresinin, belli bir tarihe göre farklı uygulamasına ilişkin kararında belirtildiği gibi Haklı Bir Neden Olmadan Yaratılan Eşitsizliktir.
Bu nedenlerle davacının birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilme tarihinin binbaşılığa yükseldiği tarih itibariyle değerlendirilmesinin gerektiği kanaatinde olduğumuzdan davanın reddi yolunda oluşan çoğunluk kararına katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy