(OYAK Üyeliğinde 29 Yılını Dolduran Daimi Üyelere Borç Verilmesi Hakkındaki Yönetmelik m. 8) (205 S. K. m. 1)
Davacının 23.11.2000 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 35 nci OYAK Olağan Genel Kurulunun 8 ve 37 nci Olağan Genel Kurulunun 5 no'lu kararlarında öngörülen koşulları taşıdığı için kurumda biriken rezervinden %20 karşılığı olan 3.738.275.067 TL. parayı 23.10.2000 tarihinde imzaladığı "Borç senedi ve Taahhütname-ibraname" uyarınca çektiğini, anılan sözleşmedeki "almış olduğu paranın kurum üyeliği son bulduğu tarihte yıllık %6 bileşik faiz üzerinden hesaplanan tutarıyla birlikte, kurumdan olan her tür alacağıma mahsup edilmesine peşinen muvafakat ettiğimi, kendi serbest irademle kabul, beyan ve taahhüt ederim..." şeklindeki hükmün tek taraflı ve üyenin rızası dışında saptanmış olup hukuka aykırı olduğunu, Uyuşmazlık Mahkemesi ve AYİM'in benzer kararlan da nazara alındığında üyenin hiçbir çekince ve itiraz hakkı olmaksızın imzalattırılan Borç Senedi ve Ek taahhütname - ibranamenin tarafların özgür iradelerine dayalı bir sözleşme olamayacağı; "OYAK üyeliğinde 29 yılını dolduran daimi üyelere borç verilmesi hakkındaki yönetmeliğin" 8 nci maddesinde yer alan "verilecek borca ilişkin bileşik faiz esasına göre yıllık %6 faiz uygulanır. Tahakkuk edecek faiz borcun vadesinde üyeye ödenecek her türlü yardımdan mahsup edilir" hükmünün 1.1.2000 tarihinden sonra hukuki dayanağının bulunmadığı, alınan faizin neyin karşılığı olduğunun bilinmediği, faizin gecikme faizi ve akdi faiz olarak iki ana bölümde tanımlandığı, dava konusu olayda temerrüt olmadığından gecikme faizinden; taraflar arasında iradilik, rızailik ve eşitlik bulunmadığından da akdi faizden söz edilemeyeceğini, ortada ana paranın vadesi ve iadesi de söz konusu olmadığından taraflar arasındaki ilişkinin bir borç ilişkisi haline dönüşmeyeceği, bileşik faiz uygulamasının Borçlar Kanununun açık hükmüne göre ticari işler dışında batıl olduğu, kadrosuzluktan emeklilikleri söz konusu olmayan OYAK üyeleri rezervden para çektikten sonra emekliliklerine kadar geçecek uzun sürede uygulanacak faizin miktarının milyarlarca lirayı aşabileceği, bu nedenlerle; OYAK üyeliğinde 29 yılını dolduran Daimi üyelere borç verilmesi hakkında Yönetmeliğin 8 nci maddesinin, 205 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde öngörülen "Sosyal Yardım" ana ilkesine de ters düştüğü, adeta maddi yönden cezalandırma amacına yönelik bir düzenleme mahiyeti taşıdığını, Kendi Rezervinden %80'ine kadar para çekebilme imkanının esasen borç verme olarak nitelendirilmiş olsa da, ileriki alacağından avans çekme olarak algılanması gerektiğini; anılan nedenlerle hukuka aykırılığı sabit olan OYAK üyeliğinde 29 yılını dolduran Daimi Üyelere Borç Verilmesi Hakkında Yönetmeliğin 8 nci maddesine dayalı olarak kurumdan %20 oranında rezervden para çekmesi dolayısıyla tarafına yıllık %6 bileşik faiz tahakkukuna ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davanın görülmesine başlanma aşamasında AYİM Daireler Kurulu Başkanı Hak.Tuğg .........., üyeler Hak.Alb.Dr .......... ve Hv.Hak Alb ..........'un davadan çekinme talebini içeren dilekçeleri 1602 Sayılı AYİM Kanununun 57 nci maddesi hükmü gözetilerek oluşan Daireler Kurulunca görüşülüp 22 Mart 2001 tarih ve Gensek.:2000/2014, Esas:2001/23 Sayılı kararıyla ve oybirliğiyle reddedilmiştir.
Doğal başkan ve üyeleriyle toplanan AYİM Daireler Kurulunda davanın görümüne devam olunmuş, dava konusu olayda işlemin uygulama tarihinin 23.10.2000, dava tarihinin 23.11.2000 olup 60 günlük dava açma süresinde açılmış bir dava olduğu ve düzenleyici işlemlerin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptalini talep etmeye engel olamayacağı, dava açma süresinin uygulama işleminin bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı nazara alınarak davalı kurumun süre itirazına itibar olunmamıştır.
Yargılama aşamasında dava konusu uyuşmazlığın daha iyi anlaşılabilmesi için bazı ek bilgi ve belgelere ihtiyaç duyularak bu bilgi ve belgeler 05 Nisan 2001 tarih ve 2001/23 esas no'lu ara kararıyla Kurumdan istenmiştir (Hak.Tuğg.İrfan ERDİNÇ davalı Kurumun savunma ekinde gönderdiği bilgi ve belgelerin yeterince açıklayıcı olduğu düşüncesiyle bu ara kararına katılmayıp karşı oy kullanmıştır). İstenen ek bilgi ve belgelerin davalı Kurumca gönderilmesinden sonrada dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olup olmadığı hususu görüşülmüş ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir (bu karara Hak.Kd.Alb.Dr. Sezai AYDINALP ve Kur.Alb.Mustafa ÇALIŞ katılmayıp karşı oy kullanmışlardır).
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler ile ara karar gereği getirtilen belgelerin incelenmesinden; davacının 23.10.2000 tarihinde davalı kuruma başvurup 29 yıllık üyeliğinin dolduğunu ve rezervinden %20'sini 37 nci OYAK Olağan Genel Kurulunun 5 no'lu kararı uyarınca, borç olarak kullanmak istediğini belirttiği, davacıya %20 rezervi karşılığında 3.738.275.067 TL. sının kurum üyeliğinin son bulduğu tarihte yıllık %6 bileşik faiz üzerinden hesaplanan tutarıyla birlikte Kurumdan olan her türlü alacağına mahsup edilmesine peşinen muvafakat ettiğini belirtmiş olduğu görülmektedir.
OYAK'nun 1989 yılında yapılan 29 ncu Olağan Genel Kurulunun 1 numaralı kararı gereğince 30 yılını dolduran üyelere, rezervlerinin %80'ini geçmemek koşuluyla, rezervlerinin içerisinde yer alan ek kanuni yardım ve kar paylarından feragat edilmesi karara bağlanmış, 1995 yılında yapılan 35 nci Olağan Genel Kurul kararıyla da borç alabilmek için oranın üyelik süresi 29 yıla, indirilmiş, 1996 yılı 36 ncı OYAK Olağan Genel Kurul kararıyla bu borçların emekliliklerinden önce Genel Kurul tarafından belirlenecek ilkeler doğrultusunda kapatabilmelerine imkan tanınmış, 1997 yılı 37 nci Olağan Genel Kurul kararıyla aranan üyelik süresi 28 yıla indirilmiş, 1999 yılı 39 ncu Olağan Genel Kurul kararıyla da %80 borç verme sisteminin mevcut haliyle uygulanmaya devam edilmesi; ancak %80 borcun Kuruma geri ödenmesi işlemleriyle bireysel kazanç sağlamak amacıyla kullanılmasının önlenmesini teminen 01 Ocak 2000 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
205 Sayılı OYAK Kuruluş Yasasında da belirtildiği üzere, aslında OYAK üyelerine, görevde iken ya da emekliliklerinde ek maddi olanaklar sağlayan bir sosyal güvenlik kuruluşu olmakla, tesis edeceği işlemlerde, "sosyal güvenlik" kurumlarının teknik hizmet özelliklerine ve tarzına göre hareket etmek durumundadır. OYAK üyesi bir kimsenin de emeklilik süresi ile sınırlanan bir süreç içerisinde bu kuruma üye olup sonuçlarını emekli olduğu tarihte maddi olarak almak üzere aidat (prim) ödediği bilinmektedir.
OYAK'nun 1989 yılında yapılan 29 ncu Genel Kurulunda alınan bir karar ile sistemde 30 yılını dolduran kimselere toplanan rezervlerinin belli bir miktarını borç olarak geri alma olanağının tanındığı, 1995 yılında toplanan Olağan Genel Kurul toplantısında da borç alabilmek için üyelik süresinin 29 yıla düşürüldüğü, aslında bu işlemin borç almadan ziyade vaktinden önce sistemden kendi" hakkının bir bölümünü çekme olduğu aşikardır. Çekilen para o kimsenin çektiği tarihe kadar ödediği miktarın ve bunun nemalarının toplamı olmakla aynı zamanda da tüm sistemin parasıdır. Paranın çekilmesi ile birlikte bu miktar kadarıyla para sistemden çıkacak olduğundan, artık sistemin getireceği (bu paraya tekabül eden) artı değerlerden istifade etmek olanak dışıdır. Zira kendisi gibi para çekmeyerek paralarını emekli olacakları tarihe kadar sistemde bırakan kimseler davacıya yapılan ödeme miktarınca bir parasal varlığın nemasından mahrum kalacaklardır. Davacının iddia ettiği gibi sistemden çektiği miktara ayrıca emekli olduğu tarihe kadar nema verilmesi demek, diğer ortakların hakkına düşen paydan davacının, ortada parası olmadan istifade etmesi anlamına gelmekte olup bunu hakkaniyet ölçüleriyle bağdaştırmak mümkün değildir.
Dava konusu uyuşmazlık OYAK Üyeliğinde 29 Yılını Dolduran Daimi Üyelere Borç Verilmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde rezervinin %20'sini borç olarak çeken davacının; çektiği bu meblağ üzerinden anılan yönetmeliğin 8 nci maddesi uyarınca yıllık %6 bileşik faiz tahakkuk ettirilmesi işleminde odaklanmaktadır. Aslında bu paranın teknik anlamda bir "yıllık bileşik faiz" olmadığı ancak vaktinden önce rezervin büyük bir bölümünün çekilmesi sonucu Kurumun gelir havuzunda meydana gelen eksilmeden; sistemden parasını çekmeyenlerin korunması yönünde bir önlem olduğu anlaşılmakta ve bu uygulamanın da genel hukuk kurallarına ters düşen bir yönü bulunmamaktadır. Esasen teknik anlamda rezervden %80 borç çekilmesi işleminin bir borç verme işlemi olmayıp üye rezervinin emeklilikten önce çekilmesi işlemi olduğu; OYAK'nun sahip olduğu fonlarına yasa gereği asgari yıllık %5 gelir elde etmek zorunda olduğu en az bu oranı gerçekleştiremediğinde aktuaryel açık meydana geleceği, bu hesaplamaların enflasyondan arındırılmış olarak yapıldığı nazara alındığında; Kurum üyeliği son bulmadan sistemdeki toplam meblağdan (havuzdan) belirli bir tutarın alınması dolayısıyla diğer Kurum üyeleri lehine de işletilebilecek ve kaynak yaratabilecek bir fonun davacı lehine sistemden çıkışının gerçekleştiği, davacının çektiği bu parayı kendi ihtiyaçları için kullanacağı veya gelir elde edebileceği değerlendirildiğinde; Kurumun bu meblağa dokunmadan %5'lik teknik rezervin korunması gerekçesiyle hem de sistemin belirli bir gelir kaybının olması karşılığı olarak yıllık %6 faiz almasının günümüz ekonomik koşullarıyla örtüştüğü kanaatine varılmıştır.
Kurumun üyeden önceden tespit edilen bir faizi alması ve Kurumun üyeye ödediği borç tutarında kar payı vermemesinin tamamen aktuaryal tekniğe uygun olduğu ve Kurumun üyelerinden birine veya bir kısmına her ne ad altında olursa olsun para ödemesi durumunda aktuaryal olarak yapılması gereken işlemlerden birisinin tüm üyelere ait bir fondan (Kurumun kendisine emanet edilen) verilen paraya faiz alınması ve bu faiz gelirinin yine tüm üyelere içerdeki paraları nispetinde dağıtılması gerektiği sosyo-ekonomik bir gerçekliktir.
Her ne kadar davacı dilekçesinde ayrıca 39 ncu OYAK Genel Kurul kararıyla 01.01.2000 tarihinden itibaren %80 borcun Kuruma geri ödenmesi seçeneğinin yürürlükten kaldırılmasından sonra sistemde ve düzenlemede bu faizin alınmaya devam edilmesinin mantığı ve hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürmüş ise de; 01.01.2000 tarihinden önce ve sonra yapılan %80 ve hesaplama açısından herhangi bir farkın söz konusu olmadığı, %80 borç çekmeyen üye gibi hesaplandığı, daha sonra çekilen %80'e isabet eden ek kanuni yardım ve kar paylarının emekli olunan veya borcun kapatılacağı tarihe kadar ters çalıştırıldığı, ayrıca %80 borca çekildiği tarihten hesabın kapatılacağı tarihe kadar %6 yıllık faiz hesaplandığı, bu iki rakamın toplam emeklilik yardımından düşüldüğü dolayısıyla %80 borç çekmede; üyelik sona ermeden borç çeken üyelerin, üyelikleri sırasında bu borcu kapatmaları uygulamasının, rezerv hesabındaki yöntemde 01.01.2000 tarihinden öncesi ve sonrası arasında bir farklılık yaratmasının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Bu değerlendirmeleri toparlarsak; davacıya emekli olmasından önce; rezervinin belli bir orana kadar kendisine verilmesini öngören genel kurul kararı kuruma yarar sağlamaktan çok üyelerine, dava konusu olayda da davacıya yarar sağlamak amacıyla alınmış kararlar olup, bu rizikoyu yüklenen kuruma rezervlerinin bir miktarını alan üyelerin %6 gibi düşük bir faiz ödemeleri; sağlayacakları yararı ortadan kaldırmayacaktır. Zira bu paranın OYAK bünyesinde kalması halinde işletilmesi suretiyle davalı kuruma sağlayacağı gelirin, %6 faizle üyelere verilmesi halinde getireceği gelirden daha fazla olacağı anlaşılmaktadır.
OYAK'nun gelir kaynaklarını işletip değerlendirmesi, ancak söz konusu kaynakların kendi tasarrufu altında olması ile kaimdir. Bir başka deyişle davacının rezervinin %70 inin kendisine verilmesi örneğinde olduğu gibi bu kaynaklardan çekilen para miktarı kadar OYAK'nun işletmeye esas olacak parası azalacak ve çekilen para alanın tasarruf alanına girecektir. O halde aldığı günden itibaren bu parayı davacı (veya alan) işletecek veya değerlendirecektir. Değerlendirilen miktar kadar, parayı tasarrufunda bulunduran kazançlı çıkacak, parayı veren ise karşı tarafın sağladığı yarardan mahrum kalacaktır. Bu durumda davacının OYAK'dan aldığı miktara aldığı günden itibaren emekliliğinde yasal yardım ve kar payı verilmemesi, eşyanın tabiatına ve sosyal ekonomik gerçeklere ve de hukukun genel ilkelerine uygun bir uygulama biçimidir.
Emsali OYAK üyelerinden daha önce OYAK'dan rezervinin bir kısmını almak suretiyle onlardan önce yarar sağlayan bir üyenin %6 faiz ödemesinin kararlaştırılmış bulunmasının ekonomi ve hukuk kurallarına uygun bulunduğu, davacının serbest iradesi ile imzalayarak hukuk aleminde hayatiyet kazanmasına neden olduğu bir sözleşmenin hükümlerine uygun davranmasının hakkaniyet ve hüsnüniyet kurallarının kaçınılmaz bir sonucu olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığına; üye Hak.Kd.Alb.Dr.Sezai AYDINALP ve üye P.Kur.Alb.Mustafa ÇALIŞ'ın karşı oyları üzerine OYÇOKLUĞUYLA,
2. Yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE; üye Hv.Hak.Kd.Alb.Halit KARABULUT'un karşı oyu üzerine OYÇOKLUĞUYLA,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davanın konusunun OYAK'ın aktüaryal hesaplarıyla ilgili olması, %80 borç sistemi yönünden derinlemesine teknik bilgiye ihtiyaç göstermesi, davacı iddiası ve davalı savunmasının diğer yönlerinin de teknik hesaplamayı gerektirmesi karşısında BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ yapılması ve ondan sonra esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu karar verilmesine karşı oy kullandık.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. İptale konu idari işlem ve muameleye faiz yürütülmesinin hukuki mesnedinin bulunmayışı;
2. Özellikle bileşik faiz uygulanmasının kesinlikle hukuka aykırı olması;
3. Mali done ve verilere nazaran; "bileşik faiz" uygulamasının bulunmadığı değerlendirilmesine; sözleşmede bu kavramın mevcut olması ve iptale konu edilmediği sürece mevcudiyetini muhafaza ve olumsuz bazı uygulamalara nedensellik teşkil edebilecek olması; gibi nedenler ile çoğunluk görüşüne katılmadım.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy