(357 S. K. m. 11, geçici m. 2, geçici m. 6) (926 S. K. geçici m. 17) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 2, 6, 8, 14, geçici m. 3)
Davacı 13.12.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1944'de Harp Okulunu bitiren eşi ..........'in sonradan geçirildiği askeri hakim sınıfında 1960 yılında binbaşı, 1965 yılında yarbay ve 1968 yılında da albaylığa terfi ettiğini, 30.8.1976 tarihinde de kadrosuzluktan emekli olup 18 Mart 1989 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa eşinden aldığı dul aylığının, birinci sınıfta altı yılını tamamlayıp Askeri Yargıtay'a seçilme hakkını kaybetmemiş olduğu dikkate alınarak hesaplanması istemiyle T.C. Emekli Sandığına yaptığı başvurunun, bu kurum tarafından iletildiği Kara Kuvvetleri Komutanlığınca eşinin 30.8.1972 tarihinde birinci sınıfa ayrılıp 30.8.1976 tarihinde emekli olduğunun bildirilmesi karşısında birinci sınıf askeri hakimlikte altı yılını tamamlama koşulunu taşımadığı gerekçesiyle 7600 ek gösterge ve 7000 gösterge ile yüksek hakimlik tazminatının ödenemeyeceği belirtilerek reddedildiğini, 357 Sayılı Kanunun 15 nci maddesinin 1611 Sayılı Kanunla değiştirilerek ilk kez birinci sınıfa ayrılma müessesesine yer verildiğini ve askeri hakim albaylardan binbaşı, yarbay ve albaylığa yükselmede sicil notu ortalaması sicil tam notunun %70 ve yukarı olanların birinci sınıf askeri hakimliğe seçileceklerinin öngörüldüğünü, aynı kanunla getirilen Geçici 2 nci madde ile "bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte albay, general ve amiral rütbesinde bulunan askeri hakimlerin-'birinci sınıfa geçirilmiş Sayılır" hükmü uyarınca eşinin de bu kanunun yürüdüğe girdiği 27 Temmuz 1972 tarihinde albay rütbesinde olduğundan bu tarihte birinci sınıfa geçirilmiş olduğunu ve bu hususta bir uyuşmazlığın bulunmadığını, davalı taraflarla aralarındaki UYUŞMAZLIĞIN EŞİNİN BİRİNCİ SINIF ASKERİ HAKİMLİKTE ALTI YILINI TAMAMLAMIŞ SAYILMAMASINDAN ibaret olduğunu, 27 Temmuz 1972 tarihinde birinci sınıfa ayrıldığı ihtilafsız olan eşinin birinci sınıfa ayrılma tarihinin altı yıl geriye götürülmesi gerektiğini, zira 24.5.1989 tarih ve 3562 Sayılı Kanunla, 357 Sayılı Kanunun 15 nci maddesi değiştirilerek birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılmada rütbe koşulu kıdemli binbaşılığa indirilirken getirilen Geçici 6 ncı madde ile tart, ihraç, yetersizlik veya disiplinsizlik nedenleri dışında daha önce emekli olanların da şahsi dosyalarının incelenerek bu kanuna göre birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihten geçerli olmak üzere birinci sınıfa ayrılma işlemlerinin yapılacağının hükme bağlandığını, bu hüküm uyarınca kıdemli binbaşılığının onandığı tarihten geçerli olarak birinci sınıfa ayırma işleminin yapılması koşullarını taşıdığından aksine tesis edilen işlemlerin ve dayanağı sicillerinin hukuka aykırı olduğunu iddia ve iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi, savunma ve eki olan özlük ve sicil içeriğinden davacının eşinin 1944 yılında teğmen nasbedildiği, üsteğmenliğine ait 1949 yılından itibaren düzenlenmiş sicil belgelerinin mevcut olduğu, bu belgelerden 1955, 1956, 1957, 1958 ve 1959 yılları sicillerinin yüzbaşı rütbesinde, 1961, 1962, 1964 yılları sicillerinin binbaşı rütbesinde, 1966, 1968 yılları sicillerinin yarbay rütbesinde düzenlendiği, 1968 yılında albaylığa terfi ettiği, 1611 Sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi uyarınca 1972 yılı temmuz ayında birinci sınıf askeri hakimliğe geçirildiği, kadrosuzluk nedeniyle emekli olduğu 30.08.1976 yılına kadar niteliklerini koruduğu, dava konusu yönünden de 30.08.1962'de kıdemli binbaşılığının onandığı anlaşılmaktadır ve bu konularda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı dava dilekçesinde eşinin 357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununa 3562 Sayılı Kanunla eklenen geçici 6 ncı madde kapsamında kabul edilerek kıdemli binbaşılığının onandığı 30.08.1962 tarihinden itibaren birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılması isteminin reddine ilişkin işlemin iptalini talep ettiği ve uyuşmazlığın bu konuda doğduğunu açıklıkla belirttiği halde davalı Milli Savunma Bakanlığı taleple ve uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan BİNBAŞILIKTA birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılmaya dair düzenleme getiren 21.06.2000 tarih ve 4583 Sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı konusunda savunma yaptığından inceleme taleple belirlenen uyuşmazlıkla sınırlı olarak yapılmıştır.
Davaya konu olan kıdemli binbaşılıkta birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılma koşullarını belirleyen hüküm 357 Sayılı Kanunun 3562 Sayılı kanunla değişik 15 nci maddesidir. Bu maddenin ilk şekli diğer şartların da varlığı halinde albay rütbesinden itibaren birinci sınıfa ayrılmaya imkan verirken 11.12.1981 tarihinde 2563 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle rütbe koşulu "yarbaylık" olarak belirlenmiş, 3562 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle kıdemli binbaşılıktan itibaren birinci sınıfa ayrılma esası getirilmiştir. 15 nci maddede öngörülen sicil koşulu dışındaki hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Askeri hakimlerin kıdemli binbaşılıktan itibaren birinci sınıfa ayrılmalarının kabulü tarihinde üst rütbede bulunanlar ile emekli olanların da durumlarının incelenerek birinci sınıfa ayrılma işlemlerinin bu kanuna göre hak ettikleri tarihten geçerli olmak üzere yapılacağı 3562 Sayılı Kanunla 357 Sayılı Kanuna eklenen geçici 6 ncı madde ile hükme bağlanmaktadır. Bu itibarla davacı eşinin kıdemli binbaşılıkta birinci sınıfa ayrılmayı hak edip etmediği bu madde hükümleriyle saptanacaktır. Davacı eşi, hizmet süresini tamamlamak, engel nitelikte disiplin cezası almamış olmak, birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemek ve tart, ihraç, yetersizlik veya disiplinsizlik nedenleriyle emekli edilmiş olmamak şeklinde Kanunda öngörülen koşullara sahiptir. Davanın çözümü, üsteğmenlik rütbesinden itibaren aldığı sicil notları toplamının sicil notu adedine bölünmesi sonucunda sicil tam notunun en az %70'i oranında gerçekleşmesine bağlıdır. Bu açıdan davacı eşinin özlük ve sicil dosyasının incelenmesi gerekmiştir. Ancak sicil notu ortalamasının sicil tam notunun en az %70'i oranında gerçekleşme durumunun saptanması not takdiri yoluyla düzenlenmiş sicil belgelerinin varlığını gerektirmektedir. Oysaki davacı eşinin üsteğmenlikten itibaren incelemeye alınan 1949 - 1972 yılları arası sicilleri, 4273 Sayılı Kanun uyarınca çıkarılan Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre ve not taktiri söz konusu olmaksızın kanaat belirtilerek düzenlenmiş bulunmaktadır. Bilindiği gibi ilk notlu sicil sistemine 1972 yılında geçilmiştir. Bu nedenle 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun uygulanmasına ilişkin esasları düzenleyen yönetmeliklerden olan ve 21 Ocak 1972 tarih ve 14079 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve davada uygulanmak durumunda olan Subay Sicil Yönetmeliğinin geçici 3 ncü maddeden yararlanılmıştır. Çünkü 926 Sayılı Kanuna 1424 Sayılı Kanunla eklenen Ek Geçici 17 nci madde, bekleme süresini dolduran general-amiraller ile subay ve astsubayların, 4273 Sayılı Kanun ile 5802 Sayılı Kanuna dayalı olarak çıkarılan Sicil Yönetmeliklerine göre düzenlenmiş geçerli sicillerin hangi esaslar dahilinde nota çevrilerek değerlendirileceğinin Subay ve Astsubay Sicil Yönetmeliklerine eklenecek geçici maddelerde düzenleneceği belirtilmiştir. Kanunun Ek Geçici 17 nci maddesi doğrultusunda çıkartılan Subay Sicil Yönetmeliğinin Geçici 3 ncü maddesinde sicil kanaatlerinden; çok iyi yapar için 200, iyi yapar için 160, yapar için 120 ve yapamaz için ise .80 not verilerek kesin hüküm kanaati adedine bölünmesi sonucu sicil belgelerine ait sicil notunun bulunması öngörülmüştür.
Davacı eşinin 4273 Sayılı Kanun uyarınca çıkarılan sicil yönetmeliğine göre kanaat belirtilerek düzenlenip nota çevrilen sicillerinin incelenmesinde; üsteğmenlik, yüzbaşılık ve binbaşılık rütbelerine ait sicil belgelerindeki niteliklere yazılan kanaatlerle kesin hüküm sonuç kanaatlerin çelişkili olduğu görülmektedir. Anılan yönetmeliğin 14 ncü maddesi "Doldurulacak sicillerin kesin hükümlerinin bulunduğu rütbe ve göreve yeterliliği, üst rütbe ve makam görevine yeterliliği gösterilmek üzere ayrı ayrı ve müsbet kararlarda, çok iyi yapar, iyi yapar, yapar şeklinde olmasını, aynı maddenin (h) bendi; sicillere yazılacak hükümlerin mesnedinin sicillerin nitelik hanelerinde açıkça belirtileceğini, (j) bendi sicil kesin hükümlerinin, ilgili subayın özel ve genel niteliklerinde hülasa edilmiş bir karar demek olduğundan kesin hükümlerin niteliklerde yazılacak hususlara uygun olması gerektiği" hükme bağlanmıştır. Davacının eşinin 1950, 1951, 1952, 1955, 1957, 1958, 1959, 1961 ve 1962 yılları sicil belgelerindeki özel ve genel niteliklerin bir kısmının çok iyi ve diğerlerinin tamamının iyi şeklinde değerlendirildiğinden ve hiçbir sicilinde vasat seçeneği işaretlenmediğinden kesin hüküm hanesinde belirtilen kanaatin de "iyi yapar" olması yönetmeliğin 14/j maddesi gereği iken "iyi yapar" ve "yapar" şeklinde düzenlenmesi mevzuata aykırı düşmektedir. Sicil belgesinde niteliklerin ayrı ayrı değerlendirilmesi asıl olduğundan bu yıllara ait sicillerinde davacının eşi için niteliklere belirtilen kanaatler aynen esas alınarak kesin hüküm hanesi iyi yapar şeklinde kabul edilip nota çevirme işlemi yapılmış ve sonuçta tüm sicil safahatında sicil ortalamasının sicil adedine bölünmesiyle sicil tam notunun %70'ini geçtiği saptanmıştır. Davacı eşinin 1965 yılından itibaren mevcut mesleki sicilleri ile sonraki idari sicilleri ortalaması yönünden de birinci sınıfa ayrılma niteliklerini koruduğu görülmüştür. Bu sonuca göre davacının kıdemli binbaşılığa yükseldiği 30.08.1962 tarihinden geçerli olarak 1 nci sınıf askeri hakimliğe ayrılması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının eşinin olumsuz sicillerinin iptaline yönelik iddiasına gelince; 4273 Sayılı Kanunun 18 nci maddesine göre yürürlüğe konan Sicil Yönetmeliğinin belirlediği yetki ve şekil kurallarına uygun şekilde düzenlenen sicil belgelerinde nitelikler için belirtilen hususlar ile eklenen belgelerin değerlendirilmesi sonucu anılan yönetmeliğin 2, 6 ve 8 nci maddelerinde öngörülen esasa ilişkin maddi koşullara uygun bulunduğu ve iptallerini gerekli kılan sakalığının söz konusu olmadığı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının eşinin birinci sınıf askeri hakimliğe ayrılma tarihinin kıdemli binbaşılığının onandığı 30.08.1962 tarihine götürülmemesi İŞLEMİNİN İPTALİNE, bu sonuca göre birinci sınıf askeri hakimlikte 6 yılını tamamlamış olduğundan davacıya ödenen dul aylığının hesabında 7600 ek gösterge ve 7000 yüksek hakimlik tazminatı göstergelerinin uygulanmaması İŞLEMİNİN DE İPTALİNE, müracaat tarihinden itibaren eksik ödenen aylıklarına ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına,
Davacının, eşinin olumsuz sicillerinin iptaline yönelik isteminin ise hukuki dayanağı bulunmadığından REDDİNE,
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy