(Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 664)
Davacı, 9 Mart 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 27 Temmuz 1999 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde özetle; Kasım 1998 tarihinde TSK'leri Spor Okuluna gittiğinde buraya girmesinin yasak olduğunun Okul Komutanı tarafından kendisine şifahi olarak bildirildiğini, böyle bir yasaklamaya maruz kalacak durumda olmadığını, meslek hayatı boyunca Cumhuriyete, Atatürkçülüğe, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı ve sadık kaldığını, PKK ile yaptığı başarılı mücadele nedeniyle örgütün sempatizanları tarafından aleyhinde yapılan çalışmalar nedeniyle pasifize edildiğini ve emekliye sevk edildiğini, bu yasaklamanın da PKK sempatizanlarının şahsına yönelik olarak yürüttüğü yalan ve iftiralar nedeniyle uygulandığını, bunun hukuka aykırı olduğunu, diğer taraftan bu yasaklamanın kaynağı olan 14 Şubat 1999 gün ve 23611 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının değişik (4) numaralı bendine eklenen (c) alt bendinde yer alan Emekli üyeler ile bunların aile fertlerinden birisinin, irticai, bölücü, yıkıcı faaliyetler içerisinde yer aldığının ya da Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde beyanda veya faaliyette bulunduğunun tespit edilmesi halinde, bu kimselerin, orduevleri, Askeri gazinolar ve diğer Askeri sosyal tesislere girişleri, Genelkurmay Başkanlığınca geçici veya sürekli olarak yasaklanabilir. şeklindeki hükmün Anayasaya, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine kanunlara ve hukuka aykırı olduğunu, cezaların şahsiliği ilkesinin düzenlendiği Anayasanın 38 nci maddesine, yargı yetkisinin mahkemelerce kullanılacağına ilişkin 9 ncu maddesine, eşitlik ilkesinin düzenlendiği 10 ncu maddesine aykırı olduğunu belirterek bu hüküm ile kendisiyle ilgili yasaklama işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM Daireler Kurulunun 24 Haziran 1999 gün ve GENSEK NO: 1999/364, ESAS NO: 1999/49 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Davanın konusu; TSK. leri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncu maddesinin 2 nci fıkrasının değişik (4) numaralı bendine eklenen (c) alt bendi ile Davacı hakkında tesis edilen askeri sosyal tesislere girişini yasaklayan işlemin iptali isteminden ibarettir.
211 Sayılı TSK. leri İç Hizmet Kanununun; 12/c Maddesinde; Askeri kurum; kıta ve karargah anlamı dışında kalan askeri hastane, okul, orduevi, dikimevi, fabrika, askerlik şubesi, ikmal merkezi ve depo gibi askeri tesis ve teşkiller şeklinde tanımlanmakta, 39 ncu maddesinde; Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraber ahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassa itina olunacağı, Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak, sıhhatin korunması, sır saklamanın, her Askerin esas vazifesi olduğu, 43 ncu maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstün olduğu, bundan ötürü Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmelerinin, bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmalarının, her türlü siyasi gösteri toplantı işlerine karışmalarının ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmalarının yasak olduğu, 99 ncu maddesinde; Silahlı Kuvvetler mensupları arasında tesanüdü arttırmak, mesleki ve kültürel inkişaflara, sosyal ve moral ihtiyaçları temin gayesi ile orduevleri kurulabileceği ve askeri gazino teşkil edilebileceği, 100 ncu maddesinde; Orduevleri, askeri gazinolar ve kışla gazinolarının askeri bina olup askeri mahal vasıf ve mahiyetini haiz olduğu, 105 nci maddesinde; Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla ailelerinin dinlenme ve moral ihtiyaçlarını temin maksadıyla dinlenme kampları tesis edilebileceği öngörülmüştür.
Davacının iptalini istediği, 14 Şubat 1999 gün ve 23611 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan TSK. leri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının değişik (4) numaralı bendine eklenen (c) alt bendi; Emekli üyeler ile bunların aile fertlerinden birisinin, irticai, bölücü, yıkıcı faaliyetler içerisinde yer aldığının ya da Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde beyanda veya faaliyetle bulunduğunun tespit edilmesi halinde, bu kimselerin, orduevleri, askeri gazinolar ve diğer askeri sosyal tesislere girişleri, Genelkurmay Başkanlığınca geçici veya sürekli olarak yasaklanabilir hükmünü içermektedir. Bahse konu hükmün genel gerekçesinde de; TSK. leri İç Hizmet Kanunun 43 ncü maddesi vurgulanarak, zaman zaman bazı emekli personel ile bunların TSK. Sosyal tesislerinden yararlanma hakkına sahip yakınlarının çeşitli nedenlerle irticai, bölücü, yıkıcı ve TSK. leri aleyhinde beyanda bulunduklarının müşahede edildiği, TSK. lerinin görev ve hizmet anlayışı ile bağdaşmayan bu durumun askeri disiplin ve morali olumsuz yönde etkileyeceği kaçınılmaz görüldüğünden bu tür şahısların aleyhinde konuştuğu bir toplulukla bir arada bulunmasının doğuracağı sakıncaları ve olabilecek müessif olayların önlenmesi maksadıyla teklif edilen değişikliğin İç Hizmet Yönetmeliğinde yer almasının gerekli görüldüğü belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre; Silahlı Kuvvetlere ait her türlü sosyal tesislerin amacı, personel arasında kaynaşmayı, dayanışmayı tesis etmek, moral kazandırmak dinlenmelerini sağlamaktır. İptali istenilen Yönetmelik hükmü, İç Hizmet Kanununun 39 ve 43 ncü maddelerinde belirtilen esaslara aykırı davranmanın bir müeyyidesi olarak kabul edilmiştir. İrticai, bölücü, yıkıcı, faaliyetler içerisinde yer alan ya da Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde beyanda veya faaliyette bulunan emekli üyeler ile bunların aile fertlerinin askeri sosyal tesislere girişinin yasaklanabileceğine ait Yönetmelik hükmü, belirtilen kanun hükümlerine uyarlı ve askeri mahal sayılan bu gibi yerlerin amaçlarına uygun hizmet görmesini ve bu yerlerde disiplinin korunmasını sağlamanın idarenin görevlerinden olduğu dikkate alınarak amaç itibariyle de hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı, iptalini istediği Yönetmelik hükmünün, Anayasanın 9, 10 ve 38 nci maddelerine de aykırı olduğunu iddia etmiştir.
T.C. Anayasasının 9 ncü maddesinde yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hükmü yer almaktadır. Dava konusu Yönetmelik hükmünde idarenin, yargı yetkisini kullanacağına yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır.
İdare, Yönetmelik hükmünde belirtilen idari işlemi tesis etmek maksadıyla işlemine mesnet olacak tespit yetki ve görevini kullanmakta, bu işlemden menfaati ihlal edilen kişiler de Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan mahkemelerde idari işlem aleyhine dava açma yoluna gidebileceklerdir. İdareye tanınan sakıncalı halleri tespit etme yetki ve görevinin, davacının iddia ettiği gibi yargı yetkisinin idare tarafından kullanılması sonucunu doğurmamaktadır.
T.C. Anayasasının 10 ncu maddesine göre; herkes hiç bir ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, zümreye, sınıfa ayrıcalık tanınamaz ve devlet organları ile idare, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır.
Kanun önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmemektedir. Anayasanın amaçladığı eşitlik eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı hukuk kurallarına bağlı tutulması Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesine uygun düşmektedir. İptali istenilen Yönetmelik hükmü bütün emekli üyeler ile bunların aile fertleri için geçerli olup eşitlik ilkesine de aykırı görülmemiştir.
Yönetmelik hükmü, bir suç veya cezayı düzenlememekte ancak belli durumda olan kişilere uygulanacak idari işlemin ne olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, T.C. Anayasasının 38 nci maddesinde yer alan ceza sorumluluğunun şahsi olduğu hususundaki kural, Ceza Hukuku anlamında, diğer bir anlatımla maddi Ceza Hukukunun genel bir ilkesi olup, İdare Hukuku alanında haklı nedenlere dayanarak ilgilinin belirli bir haktan yararlanmasının idarece yasaklanmasının, maddi ceza hukuku ve haliyle cezaların kişiselliği ilkesiyle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığı gibi cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesine aykırı bir durumun da bulunmadığı, diğer taraftan aile fertlerinden birisinin Yönetmelikte belirtilen kapsamda bulunması halinde diğer aile fertlerinin askeri sosyal tesislere girişi yasaklanmamakta sadece o aile ferdinin girişi yasaklanmakta ancak emekli üyenin askeri sosyal tesislere girmesi yasaklandığında diğer aile fertleri de o üyeye bağlı olarak haklarını kaybetmektedirler.
Bu nedenlerle davacının, Anayasaya aykırılık iddialarında haklılık bulunmadığı, iptalini istediği İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının 4 ncü bendinin (c) alt bendindeki hükmün; Anayasaya, Kanunlara ve amaç itibariyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının, hakkında tesis edilen askeri sosyal tesislere girmesinin, Genelkurmay Başkanlığınca yasaklanmasına ilişkin işlemin iptalini de istediği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında tesis edilen işlemin hukuki nedenini oluşturan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının değişik (4) numaralı bendine ek (c) alt bendinde; emekli üyeler ile bunların aile bireyleri hakkında sosyal tesislere giriş yasağının hangi hallere dayanılarak alınabileceği gösterilmiştir. Yine TSK'leri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının 4 ncü bendinde ve (a) alt bendinde de; Subay, askeri memur ve astsubaylar ile bunların emeklilerinin orduevlerinin ve askeri gazinoların tabii üyeleri oldukları, tabii üyeler ile orduevleri, askeri gazino ve öteki askeri sosyal tesislerden yararlanma haklarına sahip kişilerin bu mahallerde, siyasi konuşma yapmaları, siyasi telkin ve öneride bulunmaları, yasal veya yasadışı kurulmuş bulunan siyasi amaçlı parti, kuruluş, dernek ve örgütlerden herhangi biri hakkında propaganda yapmalarının yasaklandığı, bu yasağa uymayanlar hakkında gereğinde yasal işlem yapılmakla birlikte, emekli üyeler ile sosyal tesislerden yararlanma hakkına sahip diğer kişilerden birinin bu tür faaliyette bulunduğunun herhangi bir şekilde tespit edilmesi halinde sosyal tesislerden yararlanma haklarını kaybedecekleri öngörülmüştür.
İdare, idari yaptırımı gerektiren bir durumun olup olmadığını kendi mevzuatına ve istihbarat bilgilerine göre takdir etme hakkına elbette sahiptir. Ancak, bu yetki mutlak olmayıp hukuki esaslar içinde kamu yararı ve kamu görevinin gerekliliği ile sınırlı kullanılması kaçınılmazdır. İşlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken öncelikle, maddede öngörülen orduevleri, askeri gazinolar ve diğer askeri sosyal tesislere giriş hakkının yasaklanmasına esas alınabilecek hallerin ya da bunlardan birisinin uyuşmazlık konusu işlem yönünden var olup olmadığı, ayrıca dayanılan hal veya hallerin niteliksel bakımdan işlemin tesisini gerektirecek, haklı sayılacak vüs'at ve yeterlikte bulunup bulunmadığıdır. Bu cümleden olarak, davacı hakkında Genelkurmay Başkanlığınca tesis edilen orduevleri, askeri gazinolar, diğer askeri sosyal tesislere girişinin yasaklanmasına ilişkin işlemin, hangi nedenlere dayandırıldığı, bu nedenlerin davacıyla ilinti durumu araştırılmış, davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli bilgi ve belgelerden, davacının Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinde dile getirilen ve girişe engel sayılabilecek faaliyetleri yüzünden hakkında işlem tesis edildiği görülmüştür. Belgelerin içeriğinden, davacının saptanan faaliyetlerinin, hem yukarıda işaret edilen madde kapsamında sayılan hallerden olduğu, hem de işlemin tesisine haklılık kazandıracak boyut ve yeterlikte bulundukları sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının idarece tespit edilen durum ve faaliyetlerinin mevzuat kapsamına uyan hallerden olması nedeniyle hakkında tesis edilen yasaklama işleminin mevzuata ve amaç yönünden de hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İşlem tüm öğeleri yönünden hukuka uygun ve uyarlı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle;
1- 211 Sayılı İç Hizmet Yönetmeliğinin 664 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendine eklenen (c) alt bendindeki hükmün ve davacı hakkında tesis edilen askeri sosyal tesislere girişinin yasaklanmasına dair işlemin iptaline yönelik istemlere ilişkin yasal dayanaktan yoksun davaların REDDİNE,
2- 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy