(926 S. K. m. 33, 65, 81, 137) (1602 S. K. m. 20, 44, 45) (1086 S. K. m. 573) (466 S. K. m. 1) (2709 S. K. m. 157)
Davacının vekili tarafından verilerek 2 Mayıs 1997 günü kayda geçen dava ile davalı idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçesinde özetle: davacının memurun taksiri ile kaçmaya neden olmak suçunu işlediği iddiasıyla hakkında 9 Mart 1992 günü Ağrı 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince tutuklandığını, 18 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiğini, bu suçtan yargılaması devam ettiği için emsalleriyle birlikte 30 Ağustos 1992 günü bir üst rütbeye terfi edemediğini, yargılamasının 5 Aralık 1995 gününe dek devam ettiğini, bu zamana dek kademe ilerlemesi de yapamadığını, tutuklandığı tarihte bulunduğu rütbenin derece ve kademesi üzerinden aylık ve özlük haklarının ödendiğini, 5 Aralık 1995 gün ve E.1995/75, K.1995/914 sayılı kararla işlediği iddia edilen suçtan beraatına karar verildiğini, bu kararın 6 Haziran 1996 günü kesinleştiğini, 6 Haziran 1996 gününden geçerli olmak üzere bir üst rütbe olan astsubay üstçavuşluğa terfi ettirildiğini, emsalleri o tarihten önce 30 Ağustos 1992de terfi etmiş olduklarından üstçavuşluk nasbının emsallerinin nasıp tarihine götürüldüğünü, davacının tutuklandığı tarihte sekizinci derecenin üçüncü kademesinden aylık aldığını, bu uygulamanın 9 Mart 1992den 6 Haziran 1996 gününe dek sürdüğünü, değinilen tarihler arasında hep aynı derece ve kademe üzerenden kendisine aylık ve özlük hakkı ödendiğini, oysa emsalleri gibi 30 Ağustos 1992 tarihinde üstçavuş rütbesine terfi ettirilse idi bir üst derece ve kademeden aylık alacağını, diğer özlük haklarının da aylığına bağlı olarak farklılık göstereceğini, davacının 9 Mart 1992 - 6 Haziran 1996 tarihleri arasında emsallerine göre az aldığı aylığı ve eksik ödenen özlük hakları (Kıbrısta alamadığı Ada Mahrumiyet Tazminatı)nın ödenmesi gerektiğini, 926 Sayılı Kanunun 65 nci maddesinde noksan ödenen aylık ve özlük hakları farklarının ödeneceğinin öngörüldüğünü, kendilerinin 9 Mart 1992 - 6 Haziran 1996 tarihleri arasında terfi edememesine bağlı olarak derece yükselmesi ve kademe ilerlemesi yapamamasından ötürü emsaline göre noksan aldığı aylık ve özlük hakları farklarının ödenmemesi işleminin iptalini dava konusu yaptıklarını, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, iptali ile eksik ödenen aylık ve özlük hakları farklarının ilişkin bulunduğu aylara göre % 30 yasal faiziyle birlikte ödenmesine, yargı hatası sonucu tutuklanması ve yargının ağır işlemesi yüzünden uğradığı 290.000.000 TL. Manevi tazminatın hüküm tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının, taksirli eylemi sonucu kaçmaya neden olmak suçunu işlediği iddiasıyla sevk edildiği Ağrı 12 nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesince 9 Mart 1992 günü tutuklandığı, 17 gün tutuklu kaldıktan sonra 25 Mart 1992 günü tahliye edildiği, üzerine atılan bu suçtan yargılamasının 5 Aralık 1995 gününe dek devam ettiği, 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin aynı gün ve E.1995/75, K.1995914 sayılı kararı ile beraatına hükmedildiği, işbu kararın tarafların temyiz etmemesi yüzünden davacı hakkında 6 Haziran 1996 günü kesinleştiği, tutuklandığı 9 Mart 1992 günü astsubay kıdemli çavuş rütbesinin son yılında, bir diğer anlatımla rütbesinin bekleme süresinin son senesinde bulunan ve sekizinci derecenin üçüncü kademesinden aylık alan davacının, devam eden yargılaması nedeniyle hakkındaki beraat kararının kesinleşme tarihine dek hep aynı derece ve kademe üzerinden aylık ve özlük hakkı ödendiği, davacının, hükmün kesinleştiği 6 Haziran 1996 gününden geçerli olmak üzere emsali de terfi etmiş bulunduğundan astsubay üstçavuş rütbesine terfi ettirildiği, nasbının emsalinin nasıp tarihi olan 30 Ağustos 1992 gününe götürüldüğü, beraat kararının kesinleşmesinden sonra yargılamanın devam ettiği süreçte eksik ödenen aylık ve özlük haklarının ödenmesi için davacı tarafından yapılan başvurunun davalı idarece reddedildiği, davacının işlemin iptali dileğiyle doğan uyuşmazlığı yargı yoluna döktüğü dava dosyasında mevcut, Ağrı 12 nci Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 5 Aralık 1995 gün ve E.1995/75, K.1995/914 sayılı kararı, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 14 ekim 1996 gün ve PER.: 4123-444-96/Tay.D.Sb. ve Astsb.Kd.Ş. Astsb.Ks.(1846) sayılı yazıları, Milli Savunma Bakanlığının 7 Ekim 1996 gün ve (96-27)-217 sayılı bir üst rütbeye terfi ettirildiğine ilişkin onayı, eksik ödenen aylık ve özlük haklarının ödenmediğine ilişkin Kahramanmaraş 172 nci Zırhlı Tugay Komutanlığının 19 Mart 1997 gün ve MLY.BÜT.: 4123-2-97/14 sayılı yazıları, Ağrı 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığının 3 Nisan 1998 gün ve AD.MÜŞ.: 1998/159 (31) sayılı yazıları gibi delillerden anlaşılmıştır.
Şu hale göre davanın konusunu:
a) Davacının tutuklanması ve yargılamanın ağır işlemesi sonucu uğradığını öne sürdüğü 250.000.000 TL. Manevi zararın hüküm tarihinden itibaren yasal faizi ile tazmini,
b) Tutuklandığı 9 Mart 1992 gününden tahliye edildiği 25 Mart 1992 tarihleri arasında eksik ödenen aylık ve özlük haklarının ödenmemesine ilişkin işlemin iptali ve aylar itibariyle yasal faiziyle birlikte ödenmesi,
c) Bir üst rütbeye terfi etmesi gereken 30 Ağustos 1992 gününden beraat kararının kesinleştiği 6 Haziran 1996 gününe dek aylık ve özlük hakları farklarının ödenmemesine ilişkin işlemin iptali ile ilişkin bulundukları aylara göre yasal faiziyle birlikte tazmini,
İstemleri oluşturmaktadır. Zira, davacı vekilince verilen tüm dilekçelerde ve de özellikle 15 Ekim 1997 günlü dilekçede, tutuklanması ve yargılanmasının uzun sürmesinden ötürü uğradığı manevi zararı ile tutuklanmasının yapıldığı ilk günden, yani 9 Mart 1992den başlayarak hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği 6 Haziran 1996 tarihine dek devam eden süreçte eksik ödenen aylık, özlük hakları ve de emsaliyle birlikte 30 Ağustos 1992 günü terfi ettirilmemesi yüzünden ödenmeyen aylık ve özlük hakları farkının yasal faizleriyle tazminini istemiş bulunmaktadır. Zararın başlangıcına 9 Mart 1992 esas alındığına göre 926 Sayılı Kanunun 65 nci maddesinin (f) bendi karşısında davacı tutuklandığı sürede aylık ve özlük haklarının eksik ödendiği iddiasıyla, bu zararlarının da tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın esasına girilmeden önce, tutuklanma ve yargılamanın ağır işlemesiyle uğranıldığı ve tazmini istenilen manevi tazminat davasının Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine giren davalardan olup olmadığı sorununun tartışılıp çözümlenmesi gerekli görülmüştür.
Bunun nedeni, görev sorununun kamu düzeninden sayılması ve 1602 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesinde, açılan iptal davalarının öncelikle görev noktasından incelenecek olması ve aynı kanunun 45 nci maddesinin (A) bendinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmeyen davaların görev yönünden reddedileceğinin hükme bağlanmış bulunmasıdır.
1982 Anayasasının 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu vurgulanmıştır. Aynı hükme 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinin ilk fıkrasında da yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğu sayılmış, bunların Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan ya da hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Anayasanın belirtilen hükmü ile 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan İDARİ İŞLEMLER İLE İDARİ EYLEMLERDEN doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait olduğu hükmü öngörülmüştür. Davacı tutuklanması ve ceza yargılamasının uzun sürmesini manevi tazminat davasının nedeni, bir bakıma illeti olarak ileri sürmüştür. İşledikleri suçlardan dolayı kişilerin tutuklanması veya haklarında açılan bir davanın sonuçlanmasının uzun zaman alması, yargılamanın uzamış olması, özünde idari olmayıp tamamen yargısal işlevlerin yerine getirilmesi ile ilgili gelişmelerdir. Davacının yargısal faaliyetler sonucu yapılan ve özünde yargısal işlevlerden kaynaklandığında duraksama olmayan nedenlere bağlı biçimde açtığı manevi tazminat davasının İDARİ İŞLEM ya da İDARİ EYLEMden doğan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesi düşünülemez. Bundan ötürü uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri, askeri idari yargı olamaz. Hatta bu davanın genel idari yargı yerinin de görevine girmeyeceği de hukuki bir gerçektir.
Dava davacının tutuklanması ve yargılamasının uzun süre devam etmesi nedenine dayandırıldığına göre, ya 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri ya da Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hakimlerin sorumluluğunu düzenleyen 573 ve müteakip maddeleri uyarınca adli yargı yerinde açılması gerekmektedir.
Davanın görüm ve çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi görevli bulunmadığından, dava görev yönünden reddedilmelidir.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65 nci maddesinin (f) bendinde: Açığa alınan ya da tutuklananlar;
1. Hizmet eri tazminatından ve bu Kanunda öngörülen aile yardım ödeneği, mahrumiyet yeri ödeneği, doğum yardım ödeneği, ölüm yardım ödeneği, tedavi ve cenaze masrafları, yakacak yardımı, giyecek ve yiyecek (tayin bedeli) yardımı, tahsil bursları ve yurttan faydalanma, lojmandan faydalanma hükümlerinden yararlanmaya devam ederler.
2. Açığa alınanlara, açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir; Ancak bu gibilerden haklarında kavuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, beraata, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. denilmektedir.
Davacının 9 Mart 1992 - 25 Mart 1992 tarihleri arasında tutuklu kaldığı dosya içeriğiyle kanıtlanmıştır. Zaten taraflarda bu konuda mutabıktırlar. Davacı tutuklu kaldığı sürede aylık ve özlük haklarının eksik ödenen kısmının tazminen ödenmesini dava etmiş, ancak eksik ödenen kısmın ne olduğunu, parasal miktar olarak göstermemiştir. Davacının tutukluluğundan ötürü bir zararından söz edilebilmesi için aylık ve özlük haklarının kanun maddesinde öngörüldüğü oranlarda gerekli kesintiler yapıldıktan sonra eksik olarak ödenmesi ve sonuçta yargılandığı suçtan yine kanunda işaret edilen kararlardan birisinin verilmesi gerekir. Davacının yargılandığı suçtan hakkında beraat kararı verilmiş olmakla birlikte, tutuklu kaldığı sürede özlük haklarının gerçekte eksik ödenip ödenmediğinin, eksik ödenmiş ise miktarının saptanması amacıyla konunun soruşturulması yoluna gidilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulunun 12 Şubat 1998 gün ve E.1997/72, 12 Mart 1998 gün ve E.1997/72 sayılı ara kararları üzerine, Ağrı 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığının 3 Nisan 1998 gün ve AD.MÜŞ.: 1998/159 (31) sayılı cevabi yazılarında: davacının 9 Mart 1992 - 25 Mart 1992 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, 1992 yılı MART ayı aylık ve her türlü özlük haklarının herhangi bir kesinti yapılmaksızın tam olarak ödendiği, aylık bordronun hazırlanma zamanı itibariyle kesinti yapılmasının zamanlama bakımından denk düşmediği, 15 Mart 1992 günü, önceden hazırlanan bordro uyarınca aylığının tam ödendiği, tahliyesinin Nisan 1992 ayının bordrosu hazırlanmadan sağlandığı ve görev yaptığı süre içinde aylıklarında kesinti yapılmadığı bildirilmiştir. Yazı ekinde davacıyla ilgili aylık bordroların da gönderildiği ve bunlardan, davacının aylık ve özlük haklarında kesinti yapılmadığı gözlenmiştir. 9 Mart 1992 -25 Mart 1992 tarihleri arasında tutukluluğu nedeniyle davacının aylık ve özlük haklarında kesinti yapılmadığı, eksik ödemede bulunulmadığı anlaşıldığından, davacının tazmini gereken bir zararının varlığından da söz edilemez. Bu haliyle dava reddedilmelidir.
Rütbe terfiinden dolayı aylık ve özlük hakları farklarının ödenip ödenmeyeceği konusunda, 926 Sayılı Kanunun 33 ncü maddesinin 2 nci fıkrası kıdem alanlar, kazai veya idari kararlarla nasıpları lehe düzeltilenler ile açığa alınmaları veya tutuklanmaları nedeniyle terfi edemeyenlerden, haklarında beraat, kamu davasının düşmesi veya ortadan kaldırılması hükmü veya muhakemenin meni kararı verilenler hakkında emsalleri terfi etmiş olmalı şartıyla yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak bu şekilde yapılan terfilerde maaş farkı ödenmez. hükmünü içermektedir. 926 Sayılı Kanunun 81 nci maddesinde yapılan gönderme ile 33 ncü madde astsubaylar hakkında da aynen uygulanacaktır.
Aynı kanunun 65 nci maddesinin (e) bendinin (3) ncü alt bendinde Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların, terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmayacağı öngörülmüştür. Davacı emsalleri gibi 30 Ağustos 1992 günü terfi sırasında olmakla birlikte, hakkında işlediği iddia edilen suçtan kovuşturma yapıldığı, tutuklandığı, tahliye edildiği ve kamu davası açıldığı, yargılamasına 5 Aralık 1995 gününe dek devam edildiği, bu günü verilen hükmün 6 Haziran 1996 günü kesinleştiği, bu hukuki durum ve gelişmelerden dolayı 926 Sayılı Kanunun 65/e-3 ncü maddesi uyarınca bir üst rütbeye terfii ve kademe ilerlemesinin yapılamadığı, kararın kesinleşmesi üzerine 6 Haziran 1996 gününden geçerli olarak astsubay üstçavuş rütbesine terfi onayının alındığı, rütbeye nasıp tarihinin 30 Ağustos 1992 gününe götürüldüğü, 30 Ağustos 1992 gününden rütbe terfiinin yapıldığı, 6 Haziran 1996 gününe dek hep astsubay kıdemli çavuş rütbesiyle 926 Sayılı Kanunun 137 nci maddesine Ek-VIII sayılı cetvelde bulunduğu derece ve kademe üzerinden aylık ve özlük haklarını aldığı, terfi ve kademe ilerlemesi yapamadığından emsallerine göre özlük haklarını alt dereceden aldığı sabittir. Davacı rütbe terfii dolayısıyla emsaline nazaran noksan aldığı aylık ve özlük haklarının farkının aylık bazında faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin işlemin iptaliyle tazmini dileğinde bulunmaktadır. Bunun için de 926 Sayılı Kanunun 65 nci maddesi (f) bendinin 2 nci fıkrasını hukuki neden olarak göstermektedir. Bu davanın konusu, bir üst rütbeye terfiden kaynaklanan aylık ve özlük hakları farklarının faiziyle ödenmesidir. Oysa 926 Sayılı Kanunun 65/f-2 nci maddesinde düzenlenen husus tutuklanma veya açığa alınma dolayısıyla aylık ve özlük haklarından yapılan kesintileri ve bu yolla uğranılan mağduriyetin giderilmesidir. İki durum birbirinden çok farklı hususlardır. Bu yüzden dikkat edilirse kanun koyucu iki durumu iki yarı maddede düzenlemiştir. Daha açık bir anlatımla, davacının 9 Mart 1992 - 25 Mart 1992 tarihleri arasında tutuklanması nedeniyle aylık ve özlük haklarında 65/f-2 maddesine göre yasal kesintiler yapılarak eksik ödemede bulunulsa idi, hakkında verilen beraat kararı üzerine tutuklanmasına bağlı olarak aylık ve özlük haklarından yapılan kesintiler olduğu gibi kendisine iade edilebilecekti. Oysa davacının rütbe terfiini zamanında emsaliyle birlikte yapamaması, buna dayalı biçimde derece yükselmesi ve kademe ilerlemesi alamamasından ötürü aylık ve özlük hakları farkının ödenmemesine yönelik işlemin iptaliyle bundan kaynaklanan zararının tazmini dava konusu yapılmaktadır. Kanunun 33/2 nci maddesi uyarınca terfiden dolayı önceden ödenmeyen aylık ve özlük hakları farklarının bir üst rütbeye terfi edilmesi ile ödenmesi yasal yönden olanaksızdır. İşlem tüm öğeleri itibariyle hukuka uyarlı bulunmuştur.
Davacının öne sürdüğü tüm iddiaları kabule değer görülmeyerek reddedilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere,
1. Tutuklaması ve yargılamasının uzamış olması nedenine dayalı dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi görevine girmediği, görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait bulunduğu sonucuna varıldığından DAVANIN GÖREVDEN REDDİNE,
2. Davacının tutuklanması nedeniyle aylık ve özlük haklarının eksik ödendiğine yönelik işlemin iptali ve zararının faizleriyle birlikte tazmini istemiyle ilgili yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının bir üst rütbeye terfiinden kaynaklanan aylık ve özlük hakları farklarının ödenmesine ilişkin işlemin iptali ve zararının faizleriyle birlikte tazmini istemini içeren yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy