(2629 S. K. m. 1, 2, 3, 6, 7, 12) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 40)
Davacı 01.07.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Denizaltıcı statüsünü korumasına ve yıllık zorunlu dalışlarını da tamamlamasına rağmen, davalı idarenin kadro ve hizmet ihtiyaçları doğrultusunda, Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerine atandırılması sonucu, bu kadrolarda görev yaptığı sürece, Denizaltı Hizmet Süresinin sabit değerlendirilerek ilerletilmediğini ve Dalış Tazminatlarının eksik ödendiğini, idareye yaptığı başvuruya olumsuz cevap verildiğini belirterek; 01.03.1973 - 24.07.1973, 21.02.1977 - 30.07.1979, 16.08.1985 - 30.08.1990, 08.08.1994 - 12.08.1996 tarihleri arasında icra ettiği görevlerdeki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmaması işleminin iptali ile 01.03.1973 - 24.07.1973, 21.02.1977 - 30.07.1979 tarihleri arasında ödenmeyen Dalış Tazminatının ve 13.08.1996 tarihinden itibaren eksik ödenen Aylık Dalış Tazminatı farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, davacının Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmaması işleminin iptali, yukarıda belirtilen tarihler arasında ödenmeyen Dalış Tazminatının ve Denizaltı Hizmet Süresine istinaden verilen, ancak, davalı idare tarafından Denizaltı Kadroları dışındaki hizmetleri bu süreye dahil edilmediğinden eksik ödenen Aylık Dalış Tazminatı farklarının ödenmesi istemleriyle açılmıştır.
Davanın görüm ve çözümünde ilk olarak; dava konularının esasını teşkil eden ve neticesiyle davacının diğer istemlerini de doğrudan etkileyen, Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmaması işleminin iptali isteminin incelenmesi benimsenmiştir.
İdare Hukukunda dava süreleri hak düşürücü süre niteliğinde bulunduğundan, Denizaltı Hizmet Süresiyle ilgili uyuşmazlık yönünden de, öncelikli olarak, davanın süresinde açılıp açılmadığı konusunun araştırılmasına geçilmiştir.
Denizaltı Hizmet Süresinin hesabı, bir diğer deyişle denizaltı kadrosu olmayan görevlerde geçen hizmet süresinin Denizaltı Hizmetinden sayılıp sayılmayacağıyla ilgili uyuşmazlıkta, davanın süresinde açılıp açılmadığı tartışılırken, bu konunun Aylık Dalış Tazminatı ödenme süresi ve koşullarıyla ilgilendirilerek birlikte değerlendirmeye tabi tutulmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bunun nedeni, Denizaltı Hizmet Süresi ve hesaplanışı ile Aylık Dalış Tazminatının tümüyle aynı koşullara ve esaslara bağlı hususlar olmamalarıdır. Birinin koşullarının varlığı diğeri için de geçerlidir denilemez. Nitekim 2629 Sayılı Kanunun Tazminatın ödenme koşulları ve kesilmesi başlıklı 7 nci maddesinin (c) bendinin 1, 2 ve 3 ncü alt bentleri uyarınca sırasıyla, Denizaltı Hizmet Süresine veya tüm dalış saati toplamına göre bir yılda en az 60, 30 ve 15 saat dalış yapmayan, ya da bu yıllık zorunlu dalış saatinden bir kaç saat eksik dalış yapan personelin, Kanunun açık hükmü gereği hiç bir tazminat alamaması, aynı personelin zorunlu dalış süresi eksik de olsa, daldığı sürenin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmayacağı anlamına gelemez. Esasen, Aylık Dalış Tazminatı alan personelden dalışla ilgisi olmayan yurtdışı daimi göreve atananların, yurtdışı daimi görevlerde geçen sürelerinin, Dalış Hizmet Süresinden sayılacağı, ancak Aylık Dalış Tazminatlarının kesileceği Kanunun 7 nci maddesinin (h) bendinde dile getirilmiştir. Şu haliyle Denizaltı Hizmet Süresinin hesabı ile Aylık Dalış Tazminatı birbiriyle bir bakıma ilintili olmakla birlikte hesaplanış usul ve kriterleri bakımından ayrı iki husustur. Denizaltı Hizmet Süresi, personelin bu hizmette geçen hizmet yılları yanında, emeklilik hizmet süresine yansıması bulunan bir nitelik de göstermektedir. Bu öneminden ötürü, salt denizaltı kadrosu olmayan kadro görev yerlerinde geçen hizmetlerin, denizaltı Hizmet Süresinden sayılmayacağına ilişkin davalı idarece tesis edilmiş bir işlem olmadıkça, Denizaltı Hizmet Süresinin hesabıyla ilgili idari bir uyuşmazlığın çıktığından ve dava süresinin geçtiğinden söz edilemez. 1982 Anayasasının 125 nci maddesinin 3 ncü fıkrası ile 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı maddesinde dava açma süresinin işlemin yazılı bildirimi tarihinden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır. Davalı idarenin, davacının denizaltı kadrosu olmayan görevlerde geçen hizmetinin, Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmayacağına ilişkin önceden tesis edilmiş bir işlemi bulunmamaktadır. Aylık Dalış Tazminatının ödenmesine yönelik olarak tesis edilen işlemi, Denizaltı Hizmet Süresi ile Aylık Dalış Tazminatının koşullarının farklılığı nedeniyle, denizaltı kadrosu olmayan görevlerde geçen sürenin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmayacağına ilişkin bir işlem niteliğinde kabul etmek hukuken olanaksızdır. Davalı idarenin, davacının denizaltı kadrosu olmayan görevlerde geçen hizmetinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmayacağıyla ilgili ilk işlemini; davacının, 1602 sayılı Kanunun 35 nci maddesine dayanarak, hakkında o konuda bir işlem tesis edilmesi dileğiyle davalı idareye ihtiyari başvuruda bulunması üzerine tesis ettiği ve bu işlemin davacıya yazılı bildiriminden sonra davanın, 1602 Sayılı Kanunun 40 ncı maddesinde öngörülen altmış günlük dava açma süresi içinde açıldığı saptanmıştır. Bu itibarla davacının denizaltı kadrosu olmayan görevlerde geçen hizmet süresinin, Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmamasına ilişkin uyuşmazlığın çözümüyle ilgili açılan işbu davada süre aşımı bulunmadığına oyçokluğuyla karar verilerek esasın tartışılmasına geçilmiştir.
Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili esaslar; 18.4.1963 tarih ve 233 sayılı Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam Tazminat Kanunu nu yürürlükten kaldıran, 28.2.1982 tarih ve 17619 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.1982den itibaren yürürlüğe giren 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı TSK. Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Söz konusu kanunun amaç başlıklı 2 nci maddesinde Bu kanunun amacı, birinci maddede sayılanların niteliklerinin, hizmet sürelerinin, kendilerine ödenecek tazminatlar ile bu tazminatların ödenmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesidir. denmektedir. Kapsam maddesi olan 1 nci maddede ise Kanunun TSK.ne mensup ........ denizaltıcılar hakkında uygulanacağı belirtilmektedir. Yukarıda metni yazılan 2 nci maddenin açık hükmü uyarınca davacının Denizaltı Hizmet Süresi de bu kanun hükümleri uyarınca saptanacaktır. Anılan Kanunun, Tarifler başlıklı 3 ncü maddesinin (g) ve (j) bentleri ile 12 nci maddesi uyuşmazlık konusuna doğrudan değinen hükümler içermektedir. Bu hükümler sırası ile şöyledir.
Madde 3/g: Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam hizmeti; Bu hizmetler, sağlık nedenleri hariç zorunlu olup, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam olarak gösterilen görevler ile bunların sevk ve idaresi ile bilfiil görevli Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adam niteliklerini taşıyan personelin hizmetlerine denir.
Madde 3/j: Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adam hizmet süresi: Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adamların Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam okul ve kurslarında ilk dalışa başlama tarihinden itibaren dalıcılıktan ayrılmalarına kadar geçen sürelerdir.
Madde 12: Uçuş, paraşütle atlayış, dalış hizmet sürelerinin hesabında başlangıç tarihi; okul veya kurslarda ilk uçuşa, atlayışa, dalışa başlanılan tarihtir.
Uçuştan, atlayıştan, dalıştan ayrılma tarihi ise durumlarına göre,
a) Uçuş, atlayış, dalış kıymetlendirme kurullarının karar tasdik tarihi,
b) Yetkili sağlık kurulu raporunun tasdik tarihi,
c) Uçuculardan istekleri üzerine ayrılmaları kabul edilenlerin dilekçe tarihidir.
Başlangıç ve uçuştan, atlayıştan, dalıştan ayrılma tarihleri arasındaki süre; uçuş, atlayış, dalış hizmet süresidir... denilmektedir.
Bunlardan yalnızca Denizaltı Hizmeti ni tanımlayan 3/g maddesi hükmüne dayanıldığında bir denizaltıcı personelin hizmet süresinin hesabında ancak ve ancak kadrosu denizaltı olan görevlerde geçen hizmetinin dikkate alınacağı, niteliklerini koruyor olsa ve bu hususta herhangi bir engeli bulunmasa bile eğer görev yeri, denizaltı kadrosu olarak gösterilmemiş ise bu görev yerinde geçen hizmetin denizaltı hizmet süresinden sayılmayacağı gibi bir sonuca varılabilir. Ancak Kanunun başlığı Denizaltı .... hizmet süresi olarak açıklıkla belirlenen (j) bendinde böyle bir kabule olanak tanınmayacak ve her türlü tereddüdü ortadan kaldıracak şekilde ilk dalıştan itibaren dalıcılıktan ayrılıncaya kadar ki süre, Denizaltı Hizmet Süresi olarak değerlendirilmiştir. Burada görev yapılan kadronun, denizaltı olarak gösterilmesine ilişkin bir koşula yer verilmediği görülmektedir.
Bu kuralda geçen dalıcılıktan ayrılma, kadrosu Denizaltı olmayan bir görev yerine atanma mıdır? Daha açık bir deyimle böyle bir atama denizaltıcılık hizmet süresi açısından dalıcılıktan ayrılma olarak değerlendirilebilecek midir? Gerçekte 3/j maddesi hükmünün açık ifadesi bu soruya yanıt vermektedir. Bu yanıt da olumsuzdur. Kaldı ki Hizmet Süresinin Hesabı başlıklı olup metnin ilgili yerinde yazılmış olan 12 nci maddede dalıştan ayrılışın, personelin hizmet safahatına göre yapılacak bir atanma ile değil, dalış kıymetlendirme kurulu kararı ile veya yetkili sağlık kurulu raporu üzerine mümkün olacağı, görev yerine ve kadrosuna bağlı olmaksızın ilk dalıştan itibaren dalış kıymetlendirme kurulunun veya yetkili sağlık kurulunun dalıştan ayırma kararının onay tarihine kadar ki sürenin, dalış hizmet süresi olduğu belirtilmek suretiyle 3/j maddesindeki dalıcılıktan ayrılma ibaresine de açıklık getirilmiştir.
Bu itibarla davacının, denizaltı kadrosunda geçmeyen, hizmet süresinin; denizaltıcı statü ve niteliklerini koruduğu, hakkında kıymetlendirme kurulu veya sağlık kurulu kararı ile denizaltıcılıktan ayırma işlemi tesis edilmediği ve düzenli olarak zorunlu dalışlarını tamamladığı dikkate alındığında, 2629 sayılı Kanunun 3/j ve 12 nci maddeleri uyarınca Denizaltı Hizmet Süresi olarak değerlendirilmesinin gerektiği kanaatine ulaşılmış, Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmet sürelerinin değerlendirilmeyeceğine dair davalı idare işleminin sebep ve amaç öğeleriyle hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Ancak; Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin, hangi tarihten itibaren Denizaltı Hizmet Süresinden sayılacağı konusuna karar yerinde açıklık getirilmesi gerekli görülmüş olup 2629 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırdığı 233 sayılı Kanun incelendiğinde, söz konusu Kanunun; denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam ihtisaslı personelin, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam kadrosu olarak gösterilen görevler dışındaki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılacağına ilişkin herhangi bir hüküm içermediği, bu konudaki düzenlemenin 01.03.1982de yürürlüğe giren 2629 sayılı Kanunla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Davacının Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin, 01.03.1982 tarihinden itibaren, Denizaltı Hizmet Süresinden sayılacağı, bu tarihten önceki Denizaltı Kadrosu olmayan görevlerde geçen hizmetlerinin ise Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmasına yasal olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın diğer konusunu teşkil eden Dalış Tazminatı na ilişkin esaslar ise, 2629 sayılı Kanunun Denizlatıcı, Dalgıç ve Kurbağa Adamlara Ödenecek Tazminat başlıklı 6 ncı maddesiyle hüküm altına alınmış olup söz konusu maddenin 3570 sayılı Kanun ile 499 ve 562 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle değişik son şekli;
Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa Adamlara Ödenecek Tazminat:
Madde 6 - Denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam kadrolarına atanan veya denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam olmak üzere seçilerek eğitime başlayan personelden;
a) (Değişik: KHK/499-9.8.1993) Denizaltıcı subaylar ve sözleşmeli subaylar ile denizaltıcı kursiyer ve stajyer subay ve sözleşmeli subaylara kıstas aylığın % 70i,
b) Denizaltıcı astsubaylar ile denizaltıcı kursiyer ve stajyer astsubaylara kıstas aylığının % 65i,
c) (Değişik: KHK/499-9.8.1993) Dalgıç ve kurbağa adam subay, sözleşmeli subay ve astsubaylar ile dalgıç ve kurbağa adam kursiyer ve stajyer subay ve astsubaylara, kıstas aylığın % 60ı,
Üzerinden bu kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adaylar için birinci hizmet yılı) karşılığında gösterilen oranda aylık dalış tazminatı ödenir.
(Değişik 2. Fıkra: KHK/562-6.7.1995)
Denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam kursu gören sözleşmeli subay adayları ile kurbağa adam kursu gören harp okulu öğrencilerine kurs süresince kıstas aylığın % 4ü oranında aylık dalış tazminatı ödenir. Denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam olmak üzere seçilen erbaş ve erlere kursa katılmalarını takip eden aybaşından itibaren kıstas aylığının % 2si, kursu başarmalarından itibaren denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam kadrolarında görevlendirildikleri müddetçe kıstas aylığın % 4ü oranında aylık dalış tazminatı ödenir.
(Ek fıkra: 3570-8.6.1989) (Değişik: KHK/562-6.7.1995)
Denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam niteliklerini korudukları halde kadro ve hizmet gerekleriyle Silahlı Kuvvetlerin diğer görevlerine atananlardan, Kuvvet Komutanlarının onayı ile tekrar denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetlerinde görevlendirilmeleri gerekli görülen ve sağlık durumları elverişli olan denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlara yıllık zorunlu dalış saatini tamamladıkları sürece hizmet yıllarına bağlı olarak, denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlara ödenen oranda aylık tazminat ödenir. hükmünü amirdir.
Görüldüğü üzere, 2629 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 1 nci fıkrası incelendiğinde Aylık Dalış Tazminatının; Denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam kadrolarında veya eğitiminde bulunan personele ve Hizmet yılları karşılığında gösterilen oranlar üzerinden ödenmesinin esas alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Denizaltı Kadrosu olmayan görevlere atanan Denizaltıcı Personele Aylık Dalış Tazminatı ödenmesi mümkün olmayıp uygulama 2629 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu şekilde yapılmış, ancak, 08.6.1989 tarih ve 3570 sayılı Kanunla 6 ncı maddeye eklenen Ek Fıkra ile Denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adam niteliklerini koruyan ve tekrar Denizaltı Kadrolarında görevlendirilmeleri idarece gerekli görülen, Denizaltı Kadrosu olmayan görevlerdeki personele de Aylık Dalış Tazminatı ödeneceği hükme bağlanmıştır. Mevcut uygulamada Denizaltı Kadrosu olmayan görevlerde bulunan personele, Denizaltı kadrolarında bulundukları hizmet süreleri esas alınarak, 2629 sayılı Kanuna Ek cetvelde gösterilen oranda Aylık Dalış Tazminatı ödenmektedir.
Anlaşılacağı gibi, taraflar arasında Aylık Denizaltı Tazminatı nın ödenmesine ilişkin ihtilaf bulunmamakta, ihtilaf; tazminatın ödeneceği oranlara esas olan Hizmet Süresi nden kaynaklanmaktadır. Davanın, yukarıda belirtilen ilk konusuna ait incelemede, davacının Denizaltı Kadrolarında geçmeyen hizmet süresinin Denizaltı Hizmet Süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davacıya ödenen Aylık Dalış Tazminatı nın da; Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresi ne ilave edilerek hesaplanması ve 2629 sayılı Kanuna Ek cetvelde hizasında gösterilen oranda ödenmesi gerekeceği kanaatine varılmıştır.
Ancak, Dalış Tazminatı aylık olarak ödenen özlük haklarından birisini oluşturmakta olup özlük hakları yönünden her ay için bir öncekinden ayrı ve farklı bir işlem yapıldığı bilinmektedir. O nedenledir ki Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yerleşik kararlarında, özlük haklarıyla ilgili davalarda süre aşımı her ay için ayrı ve müstakil olarak değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresinin, yazılı bildirim tarihinden itibaren, kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde, altmış gün olduğu, ayrıca, ilgililerin düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilecekleri açıkça belirtilmektedir.
Yukarıda belirtilen esaslar muvacehesinde, davacının 01.03.1973 - 24.07.1973 ve 21.02.1977 - 30.07.1979 tarihleri arasında ödenmeyen Dalış Tazminatlarının ve 13.08.1996 tarihinden itibaren eksik ödenen Aylık Dalış Tazminatı farklarının ödenmesine ilişkin isteminin, idareye aynı istekle başvurduğu tarihten itibaren altmış gün öncesine kadar olan süreyi kapsayan özlük hakları için geçerli olacağı, bundan daha öncesine ilişkin istemlerinin ise süre aşımı yönünden reddinin gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet Süresinden sayılmaması İŞLEMİNİN İPTALİNE ,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı dava dilekçesinde Denizaltıcılık statüsünü koruduğu ve yıllık zorunlu dalışlarını tamamladığı halde, davalı idarece kadro ve hizmet ihtiyaçları doğrultusunda denizaltı kadrosu olmayan görev yerlerine atandırılması sonucu bu kadrolarda geçen sürelerin denizaltı hizmet süresinden değerlendirilmeyip bu hizmet süresinin ilerletilmemiş olmasına bağlı olarak dalış tazminatlarının eksik ödendiğini ve buna bağlı olarak bu kadrolarda geçen sürelerin denizaltıcılık hizmet süresinden sayılmaması işleminin iptalini ve eksik ödenen dalış tazminatı farklarının kendisine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
2629 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde Bu kanunun amacı birinci maddede sayılanların niteliklerinin, hizmet sürelerinin, kendilerine ödenecek tazminatlar ile bu tazminatların ödenmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesidir. denildikten sonra 6/2 nci maddesinde denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlara ödenecek tazminat miktarlarının bu kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adayları için birinci hizmet yılı) karşılığında getirilen oranda aylık dalış tazminatı ödeneceği vurgulanmıştır. Diğer taraftan tazminatın ödenme şartları başlıklı 7/c maddesinde dalış hizmet yılı süreler 10 yıldan az, dalış hizmeti 10-20 yıl arasında olanlar ve dalış hizmet süresi 20 yıldan fazla olanlar şeklinde bir kademelendirme yapılmıştır.
Diğer taraftan denizaltıcı ve dalgıç hizmet süresi ve bunun hesabı ile denizaltıcılık tazminatının ödenmesi aynı esaslara bağlı olmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
926 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde denizaltıcı, dalgıç ve kurbağa adamlara ödenecek dalış tazminatlarının kıstas aylığın yüzdesi (% 70, % 65, % 60 gibi) üzerinden bu konuna ek cetveldeki hizmet yıllarına ve hizmet hesaplarına göre belirlenen oranda ödeneceği belirtilmektedir.
Bu hükümler karşısında denizaltıcıların denizaltı kadrosu olmayan yerlerde görevlendirilme halinde idarece bu görev yerlerinin denizaltıcılık hizmet süresinden sayılmaması durumu onlara ödenen aylık tazminat oranlarının sabit kalması ile ortaya çakmakta ve bu durum idarece onların görev yerlerinin denizaltıcılık hizmet süresinden sayılmadığına ilişkin bir işlem tesis edilmiş bulunduğunu ortaya koymaktadır. Binaenaleyh idarenin savunma layihasında belirtildiği üzere her yıl Denizaltı Filosu Komutanlığı, Deniz Hava Üs Komutanlığı, Kurtarma ve Sualtı Komutanlığınca hazırlanan Personel Hizmet ve ödenecek tazminat listesinde; Personele 2629 Sayılı Kanun esaslarına göre ödenecek tazminatın denizaltı kadrolarından ayrıldığı tarihten itibaren kesilerek hesaplandığı belirtilmektedir. Bu durumda denizaltıcı ve kurbağa adam statüsündeki personelin görev yeri ve katılış tarihi,(örneğin) 1 Eylül 1996 tarihinden 1 Eylül 1997 tarihine kadar (bir yıllık süre) denizaltıcı ve kurbağa adam kadrolarından ayrılmışsa bu durumu (atama, harici kadro, sınıfı görevini yapamaz raporu) gibi dayandığı nedenler de gösterilerek ilk dalış tarihi (gün, ay, yıl olarak), 1 Eylül tarihi itibariyle hizmet süresi (gün, ay, yıl olarak), 2629 Sayılı Kanun esaslarına göre ödenecek tazminatlar için hizmet yılı tek tek belirtilerek düzenlenen PERSONEL HİZMET VE TAZMİNAT LİSTESİ ilgililerin bilgisine sunulup bu husus kendilerine tebliğ edilmektedir. Bu durumda ilgilinin bilgisine sunulan ve kendisine tebliğ edilen bu listede hizmet süresinde önceki yıla göre bir değişiklik yoksa, veya bu listede idarece denizaltıcılık kadrosu kabul edilmeyen göreve atandığı yazılmış ve bu liste kendisine tebliğ edilmiş veya bu duruma ıttıla kesbetmiş olan davacının idarece tesis edilen bu işleminin iptali için tebliğ ve ıttıla tarihinden itibaren lüzum görüyorsa 1602 Sayılı Kanunun 35 nci maddesinde belirlenen müracaatını yaparak buna göre, aksi taktirde 1602 Sayılı Kanunun 40 ncı maddesinde belirtilen yasal dava açma süresi içinde davasını açması gerektiğinde kuşku yoktur.
Bu Süre Geçirildikten Yıllar Sonra İdareye Yaptığı Başvuru Üzerine İdarece Verilen Cevap Geçirilmiş Olan Dava Açma Hakkını İhya Edemez.
Bilindiği üzere idari uyuşmazlıklarda dava açma süresi yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Ancak idari işlemin ilgililerce yazılı bildirim dışındaki yollardan öğrenilmesi olanağı da vardır. Gerek Danıştay ve gerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bazı kararlarında öğrenme (ıttıla) tarihi dava açma süresinin başlaması için yeterlidir. İşlem uygulamaya (tatbike) konulmuş ise yazılı bildirimin en geç uygulamanın yapıldığı tarihte başlayacağı tarihte yapılmış sayılacağı kabul edilmektedir.
Öğretide de ve yerleşik içtihatlarda da dava açma süresi hak düşürücü süre olarak nitelendirilmektedir.
Dava açma süresi kamu düzenini ilgilendiren bir nitelik taşıdığından, mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığının resen araştırılması zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk gerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ve İdari Yargılama Usul Kanunun 14 ve 15 nci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Kanunilik koşulu dava açma süresinin kamu düzenini ilgilendiren niteliğinden doğmaktadır. Davanın süresinde açılıp açılmadığının davanın her aşamasında hatta karar düzeltme aşamasında mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Danıştay Genel Kurulu 24.2.1973 gün ve E: 1970/1, K:1973/1 sayılı içtihadı birleştirme kararında süre aşımına uğramak suretiyle düşmüş bir dava hakkının ihyasına bir yargı organı her ne sebeple olursa olsun yetkili olamaz denilmektedir.
Dava açma süresine ilişkin hükümlerin uygulanmasında idari yargı yerlerince kanunla belli süreleri uzatma ve kısaltma yetkileri olmadığı gibi dava açma süresinin durması veya kesilmesine ilişkin olarak kanunda yeri bulunmayan yeni sebepler ihdas edemezler. Danıştay Genel Kurulu8.12.1944 gün ve E.1941/1,. K.1944/138 sayılı içtihadı birleştirme kararında kanunun tayin ettiği sürelerin kıyas veya istidlal yolu ile ve hakimin içtihatları ile uzatılması ve kısaltılmasına imkan olmayacağı, bu sürelerin ancak kanunun müsaadesine bağlı bulunduğu... vurgulanmıştır.
Sürenin geçmesi ile dava hakkı kesin olarak ortadan kalkar ve kanun tarafından yeni imkan tanınmadıkça bu hak bir daha kullanılamaz. Dava açma süresini geçiren ilgililer eski halin iadesi ni isteyemezler. İdari yargılama usulünde zorlayıcı nedenlerden dolayı sürenin uzatılması veya yeniden canlandırılması (ihyası) kabul edilmemiştir.
İdare hukukunda süreye tabi olmayan ve her zaman dava konusu yapılması mümkün olan yegane işlem türü yokluk la malul olan işlemlerdir. Yok hükmündeki işlemler dışında hiç bir idari işlemin süre dışı tutulması söz konusu olamaz.
Bu açıklamalar ışığında çoğunluğun denizaltı kadrosu olmayan kadro görev yerlerinde geçen hizmetlerini, denizaltı hizmet süresinden sayılmayacağına ilişkin idarece tesis edilmiş bir işlem olmadıkça, denizaltı hizmet süresinin hesabı ile ilgili idari bir uyuşmazlığın çıktığından ve dava süresinin geçtiğinden söz edilemeyeceğine ilişkin çoğunluğunu kararına katılma olanağı yoktur. Zira davalı idarece her yıl 1 Eylül tarihi itibariyle bir yıllık süre için kimlerin denizaltıcı, kurbağa adam statüsünde bulunduğu, görev yerleri, katılış tarihleri, dalış tarihleri 2619 Sayılı Kanuna göre ödenecek tazminatları için hizmet yılları tek tek belirtilerek düzenlenmekte olan PERSONEL HİZMET VE TAZMİNAT LİSTESİ bu konuda idarece tesis edilmiş bir İŞLEMden başka bir şey değildir. Bu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren yasal süre içinde açılmış olmayan bu davada süre aşımı bulunduğundan kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermek gerektiğinden, çoğunluğun bu davada süre aşımı bulunmadığına dair görüşüne katılmıyorum. 16 Nisan 1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy