(2802 S. K. m. 106) (357 S. K. m. 18/2)
Davacı 06 Mayıs 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 18/3 ncü maddesinin Askeri Yargıtay Başkanı, 2 nci Başkan, Daire Başkanları ve Üyeleriyle Askeri Yargıtay Başsavcısı, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşavirine aynı kanun hükümlerine göre Yargıtay Başkanı ve üyelerine verilen ödenek miktarınca ödenek verilir hükmünü içerdiğini, 3 Nisan 1997 tarih ve 22953 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan 570 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin 3 ncü maddesinde ise a) Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başsavcısı için brüt aylıkları tutarının %240'ı ile bu kanuna göre hesaplanacak en yüksek aylık tutarının %150'sinin toplamı kadar hakim ödeneği verileceği hükmünü getirdiğini, Askeri Hakimler Kanununun 18/3 ncü maddesinde sadece makamlarının sayıldığını, rütbenin general olması şartının getirilmediğini, hal böyle olunca Askeri Hakimler Kanununun 18/3 ncü maddesinde belirtilen MSB. Askeri Adalet İşleri Başkanına, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirine halen verilmekte olan hakim ödeneği kadar ödeneğin kendisine de verilmesi gerektiğini, konuyu bir dilekçe ile ilettiğinde davalı idarenin 30.4.1997 gün ve MLY.: 3050-104-97/MALİ YNT. (3) M.162 sayılı cevabı yazısıyla, Makam sahiplerinin rütbeleri dikkate alınarak Askeri Adalet işleri Başkanı ve Gnkur. Adli Müşavirine Yargıtay Başkanı gibi, Askeri Adalet teftiş Kurulu Başkanına ise Yargıtay Üyelerine verilen ödenek miktarınca ödenek verileceği"nin bildirdiğini, bu yanıtın kanunun açık lafzına aykırı olduğunu belirterek İşlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde önce ilgili mevzuat hükümlerinin ortaya konulması gerekmektedir.
Hakimlere, mesleğin gereği olarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesi uyarınca ödenek verilmektedir. Anılan maddenin 3 Nisan 1997 tarih ve 22953 Mükerrer sayısında yayımlanan 570 sayılı KHK. nin 3. maddesiyle değişik metni şöyledir:
Bu Kanunun 2 nci maddesinde belirtilenlerden:
a) Anayasa Mahkemesi Başkanı, Danıştay Başkanı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başsavcısı için brüt aylıkları tutarının %24'ı ile bu kanuna göre hesaplanacak en yüksek aylık tutarının %150'sinin,
b) Anayasa Mahkemesi Üyeleri, Yargıtay - Danıştay Birinci Başkan Vekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vekili, Yargıtay - Danıştay Daire Başkanları, Yargıtay - Danıştay Üyeleri ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı için brüt aylıkları tutarının %180'i ile bu kanuna göre hesaplanacak en yüksek aylık tutarının %150'sinin,
c) Diğerleri için brüt aylıkları tutarının %175'i ile bu kanuna göre hesaplanacak en yüksek aylık tutarının %150'sinin,
toplamı kadar ödenek verilir.
Görüldüğü üzere, bu maddenin (a) bendindeki grupta yüksek yargı organlarının sadece başkan ve başsavcıları yer almakta, (b) bendinde ise yine aynı yüksek yargı organları öncelikle sayılmış ve bu mahkemelerin Daire Başkanları, üyeleri, özde üye statüsünü kazanmış olan Yargıtay/Danıştay Birinci Başkan Vekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili belirtilmektedir. Sayılanlar arasında idari görevli olarak sadece Adalet Bakanlığı Müsteşarı mevcut olup Adalet Bakanlığı teşkilatındaki Teftiş Kurulu Başkanı, Kanunlar Dairesi Başkanı gibi diğer üst seviye görevliler sayılmamıştır. Sayılanlar dışında kalan tüm hakimler ve üst düzey yöneticiler (c) bendi kapsamında kalmışlardır. Davacı askeri hakim albay ise MSB. Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı olup özlük hakları 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 18 ve müteakip maddelerinde düzenlenmektedir. Anılan yasanın 18/2 maddesi aynen Askeri hakimler ve askeri savcılar ile yardımcılarına, almakta oldukları maaş derecesinin tekabül ettiği sınıf ve derecede bulunan adliye hakim ve savcıları ile yardımcılarına verilen ödenek miktarı esas olmak üzere adliye hakim ve savcıları hakkındaki Kanun hükümleri gereğince hakim ödeneği verilir hükmünü içermektedir.
Bu hükme göre davacı Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı askeri hakime eşidi durumundaki adliye hakiminin kim/kimler olduğu soru ve sorunuyla karşı karşıya kalınılmaktadır. Bu sorun çözümlendiğinde davanın da çözümüne varılmış olunacaktır.
2802 sayılı Yasanın 106 ncı maddesi (a) bendi hep yüksek yargı organı başkanlarından ve başsavcılarından bahsetmektedir. Davacının yaptığı görev idari nitelikli bir görevdir ve görevi itibariyle de yüksek yargı organı başkan veya başsavcısı konumunda olmadığı açıktır. Esasen davacının da böyle bir iddiası bulunmamaktadır.
Anılan yasanın (b) bendi hükmü içinde Yüksek Yargı Organlarının Daire Başkanları, Üyeleri, Birinci Başkan Vekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili sayılmıştır. Sayılan makamların ortak özelliği bu kişilerin hepsinin yüksek yargı organına seçilmiş üye"ler olmalarıdır. Yüksek yargı organı üyesi statüsü olmayan ve idari nitelikte görev yapan tek kişi Adalet Bakanlığı Müsteşarıdır. Bu düzenleme karşısında davacı Teftiş Kurulu Başkanının eşidi hakim olarak (b) bendi kapsamına bile girmesi olanağı yoktur. Zira Adalet bakanlığı Müsteşarı, Adalet Bakanlığında Daire Başkanlıkları ve Genel Müdürlerin üstü konumunda olduğu açıktır. O nedenledir ki 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 18/2 maddesi hükmüne göre davacının eşidi hakimler 106 ncı maddenin (a) ve (b) bendi kapsamında değildir.
Hemen ifade olunmalıdır ki aynı yasanın 18/3 ncü maddesi hükmü davacının da içinde bulunduğu askeri hakimlerin konumunu özel surette düzenlemiş, 2. fıkradaki genel düzenlemeye istisna getirmiş bulunmaktadır. Madde aynen: Askeri Yargıtay Başkanı, daire başkanları ve üyeleriyle Askeri Yargıtay Başsavcısı, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşavirine aynı kanun hükümlerine göre Yargıtay Başkan ve üyelerine verilen ödenek miktarınca ödenek verilir şeklindedir. Şurası bir gerçektir ki bu üçüncü fıkra hükmü hiç düzenlenmemiş olsaydı dahi Askeri Yargıtay Başkanı 2 nci fıkra gereği eşidi olduğu Yargıtay Başkanı gibi 106 ncı maddenin (a) bendi kapsamında ödenek alacaktı. Askeri Yargıtay 2 nci Başkanı ve Başsavcısı ve Yargıtay Birinci Başkan Vekili ve Yargıtay Başsavcısı gibi (b) bendi kapsamında ödenek alacaktı. Anılan görev yerlerindeki askeri hakimler için de esasen 3 ncü fıkraya gerek yoktu. Üçüncü fıkranın getiriliş amacı ve fonksiyonel etkinliği 2802 sayılı Yasanın 106 ncı maddesinde yer almayan ve fakat Milli Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşunda bulunan üç makamdaki (Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet teftiş Kurulu Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşaviri) askeri hakimlerin eşidi hakimin belirlenmesinde doğabilecek karışıklığı önlemeğe matuftur. Yasa koyucu anılan makamlarda görev yapan askeri hakimlerin alacakları ödenek miktarını Yargıtay üyelerine verilen ödenek miktarınca demek suretiyle belirlemiş bulunmaktadır. Aksi düşünceye itibar edilecek olursa 3 ncü fıkrada sayılan ve Askeri Yargıtay Başkanı dışında kalan tüm makamlardaki (Askeri Yargıtay 2 nci Başkanı, Daire Başkanları, Üyeler, Askeri Yargıtay Başsavcısı, MSB. Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşaviri) askeri hakimlerin de tıpkı Yargıtay Başkanı konumuna yükseltilmesi gibi bir sonuç doğurur ki, buna yasanın açık metni olanak tanımadığı gibi yasa koyucunun da böyle bir amaç gütmediği çok net surette görülebilmektedir.
Davacının görev yeri ve konumu 3 ncü fıkrada belirtilmemiş olsaydı 2802 sayılı Yasanın 106 ncı maddesinin (c) bendi kapsamında kalacağı da gözden uzak tutulmamalıdır. Zira 106 ncı maddenin (b) bendinde idari görev yapan tek makam olarak Adalet Bakanlığı Müsteşarı zikredilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde MSB. Askeri Adalet İşleri Başkanına ve Genelkurmay Adli Müşavirine Yargıtay Başkanı gibi ödenek verildiğini, dolayısıyla kendisine de aynı miktar ödenek verilmesini istemekteyse de bu durum tamamen davalı idarenin bir uygulaması mahiyetindedir. Özlük haklarına hükmedebilmek için yasal dayanak zorunlu olup uygulama nın esas ve örnek alınması olanağı düşünülemez.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy