(657 S. K. m. 94, 125) (Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği m. 13)
Davacı tarafından verilerek 2 Nisan 1996 ve 12 Haziran 1996 günleri kayda geçen dava dilekçeleri ile duruşmada özetle: Sara hastası küçük kızının tedavisini üstlenmesi karşılığında bir şahsın tecil belgesindeki süreyi yasal olmadığı halde uzatma işlemi yapması nedeniyle yargılandığını ve hüküm giydiğini, bunun üzerine ASAL Daire Başkanlığınca görevli olduğu Adana-Seyhan Askerlik Şube Başkanlığından, İzmir-Bayındır Askerlik Şubesi Başkanlığı emrine atandığını, yeni görev yerinde, salt sabıkası yüzünden olacak Şube Başkanı ile görevin yürütülmesi konusunda uyumlu çalışamadığını, mazereti karşılığında izin istemlerinin kabul görmediğini, 16 Ekim 1995 günü Bayındır Vakıflar Bankası Şubesinden kredi talebinde bulunduğunu, Askerlik Şubesince yardımcı olunmadığını, moralinin bozulduğunu 24 Kasım 1995 günü İzmir Mevki Asker Hastanesine sevk edildiğini, 28 Kasım 1995 günü rahatsızlanan babasını görmek için izin istediğini, reddedildiğini, 18 Aralık 1995 günü Şube Başkanının bu tutumlarını şikayet amacıyla İzmir Askerlik Daire Başkanlığına gittiğini, Daire Başkanını bulamadığını ancak sorunlarını Personel Kısım Amiri Tnk.Kd.Alb. Feti Meşeci'ye anlattığını, adı geçenin Bayındır Askerlik Şubesini arayarak kendisinin Askerlik Dairesinde olduğunu ve sorunlarını Askerlik Dairesi Başkanına intikal ettireceğini söylediğini, o günü Askerlik Dairesi Başkanının Daireye gelmediğini, kendisinin Bayındır'a döndüğünü, 19 Aralık 1997 günü yine İzmir'e Askerlik Dairesine uğradığını, Tnk. Kd. Alb. Feti Meşeci'nin Bayındır Askerlik Şubesinin iki gündür göreve gelmediğini faxla bildirdiğini söylediğini, İzmir Mevki Asker Hastanesine gittiğini ve buradan telefonla Bayındır Askerlik Şubesi Başkanını aradığını, durumu anlattığını, kızının muayenesinin ancak 21 Aralık 1995 günü bittiğini, kolunun filmlerinin çekildiğini, Şube Başkanının mazeretlerini kabul etmemesi yüzünden 22 Aralık 1995 günü İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığına gittiğini, önceki başvurularında anlattığı hususlarda bir işlem yapılmadığını öğrendiğini ve Bayındır'a döndüğünü, bu kez küçük kızının rahatsızlandığını ve 24 Aralık 1995 günü muayene için İzmir'e götürdüğünü, İzmir Mevki Asker Hastanesine başvurduğunu, tahlil ve röntgenlerinin gününü aldığını, 26 Aralık 1995 günü oğlunun da rahatsızlığı nedeniyle kızıyla birlikte onu da İzmir Mevki Asker Hastanesine götürdüğünü, o günü kızının muayenesinin bittiğini, ama oğlunun muayenesinin bitmediğini, 27 Aralık 1995 günü tekrar İzmir'e hastaneye götürdüğünü, İzmir Mevki Asker Hastanesince oğlunun o günü Ege Üniversitesi Diş Bölümüne sevk edildiğini, Ege Üniversitesi Diş Bölümüne gittiklerini, çocuğunun diş filmleri ile bir iki dişinin çekildiğini, 5 Ocak 1996'ya gün verildiğini, akşam evine dönerken bir köpeğin saldırısına uğradığını, sağ elini ısırdığını, acilen Bayındır Devlet Hastanesine başvurduğunu, kendisine aşı yapıldığını, ertesi günü Askerlik Şubesine gittiğini, Şube Başkanının özürlerini kabul etmediğini, ileri sürdüğü mazeretlerinin tümünün gerçek ve belgeli olduğunu, ayrıca 1995 yılı içinde 16 Ekim 1995 günü saat 13.00'ten 24 Ekim 1995 gününe dek yedi buçuk gün, 16 Kasım 1995 gününden 21 Kasım 1995 gününe dek beş gün olmak üzere aynı yıl içinde 24 gün kabul edilebilir bir özrü olmadan görevine izinsiz gelmediği kabul edilerek, hakkında Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 26 Mart 1996 gün ve 1996/1 Sayılı Kararıyla 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinin 5 nci bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası verildiğini, önceden memuriyetten çekilmiş sayılan ve bu doğrultuda işlem yapılan birisinin ayrıca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılmasını hukukla bağdaştıramadığını, Yüksek Disiplin Kurulunda ifadesi alınırken olaylarla ilgili belge ibraz etmek, tanık dinletmek istediğini öne sürdüğü halde, bu hususlarda bir araştırma gereği duyulmadan hakkında karara gidildiğini, her iki işlemin de hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, öncelikle yürütmenin durdurulmasına ve işlemlerin iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 5 Haziran 1996 gün ve E. 1996/324 sayılı kararı ite reddedilmiştir.
İzmir-Bayındır Askerlik Şubesi Başkanlığında sivil memur olarak görevli davacının, 16 Ekim 1995 günü saat 13.00'ten başlayarak 25 Ekim 1995 gününe dek yedi buçuk gün, 16 Kasım 1995 gününden 21 Kasım 1995 gününe dek beş gün, 18 Aralık 1995 gününden 29 aralık 1995 gününe dek de 12 gün olmak üzere izinsiz ve kurumunca kabul edilebilir bir özrü olmaksızın görevini terk etmesi ve bu terkin 18 Aralık 1995-29 Aralık 1995 tarihleri arasıda kesintisiz on gün devam etmesi nedeniyle yazılı başvuru koşulu aranmaksızın hakkında Milli Savunma Bakanlığının 11 Ocak 1995 gün ve Karar No: 1 Sayılı Onayı ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 94 ve 97 nci maddesinin (B) bendi uyarınca Devlet memurluğundan çekilmiş sayılması işlemi tesis edildiği, davacının bu işleme dayanak alınan fiili ile diğer fiilleri de esas alınarak Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 26 Mart 1996 gün ve Karar No: 1 sayılı işlemi ile özürsüz olarak; bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiili nedeniyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinin (5) nci bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırıldığı, davacının işbu işlemlerin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iki ayrı dava açtığı, işlemlerin aynı şahsa ilişkin olması ve 18 Aralık 1995-29 Aralık 1995 tarihleri arasındaki fiilinin Devlet Memurluğundan çıkarma ile ilgili işlemin hukuki nedenini oluşturduğu, haliyle işlemler arasında hukuki bağlılığın da bulunduğu gözetilerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 2 Nisan 1997 gün ve E. 1997/324 kararı ile davaların 1996/324 esasta kayıtlı davada birleştirilmelerine karar verilerek, görev yönünden dava dosyasının Askeri Yüksek İdare Mahkemesi daireler Kuruluna tevdii edildiği dosyada mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın konusu: İzinsiz ve kabul edilebilir bir özrü olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin on günden fazla devam etmesi nedeniyle yazılı başvurusu aranmaksızın çekilmiş sayılma isteminde bulunmuş sayılma yolunda tesis edilen işlem ile bir yılda toplam yirmi gün özürsüz olarak göreve gelmeme sonucu Devlet memurluğundan çıkarma işlemlerinin iptali isteminden ibarettir.
Devlet memurluğundan çekilmiş sayılması ile ilgili işlemin maddi nedeni, 1-8 Aralık 1995-29 Aralık 1995 tarihleri arasında izinsiz olarak ve kurumunca kabul edilebilir geçerli bir özre dayanmaksızın görevini terk etmesi ve bu eyleminin kesintisiz on gün devam etmesidir.
Devlet memurluğundan çıkarılma işleminin maddi olgusu, davacının 1995 yılı içinde ve 16 Ekim 1995 günü saat 13.00'den başlayarak 24 Ekim 1995 gününe dek, 16 Kasım 1995 günü başlayarak 21 Kasım 1995 gününe dek ve 18 Aralık 1995 günü başlayarak 29 Aralık 1995 gününe dek olmak üzere özürsüz şekilde toplam 20 gün ve daha fazla süre ile göreve gelmemesidir.
İşlemlerin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, dayandıkları maddi nedeninin hukuki nedenlere uygunluğu ve işlemlerin öğeleri yönünden hukuka uygunluklarının irdelenmeleri gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için öncelikle işlemlerin dayanağı olan hukuk kurallarının bilinmesinde yarar vardır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 94 ncü maddesinin 2 nci fıkrası Mezuniyetsiz veya Kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaatı şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır hükmünü içermektedir.
Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve halleri düzenleyen Kanunun 125 nci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendinde ise Özürsüz olarak, bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek denilmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinin 5 nci bendinin (d) alt bendinde de aynı hüküm yinelenmiştir.
Kanunun hükmüne göre memurun, Devlet memurluğundan yazılı başvuru koşulu aranmaksızın çekilmiş sayılmasının koşulları:
a) İzinsiz olarak,
b) Kurumca kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın,
c) Görevin kesintisin on gün yada daha fazla süre ile terk edilmesi, şeklinde belirlenmiştir.
Göreve gelmeme eylemine bağlı olarak Devlet memurluğundan çıkarılmanın koşulları:
a) Özürsüz olarak,
b) Bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemektir.
Davacının 1995 yılı içinde 16 Ekim 1995 - 24 Ekim 1995, 16 Kasım 1995-21 Kasım 1995 ve 18 Aralık 1995 - 29 Aralık 1995 tarihleri arasında görevli olduğu Bayındır Askerlik Şubesi Başkanlığına, haliyle memuriyet görevine gitmediği fiili olgu olarak dosya içeriğiyle kanıtlanmıştır. Zaten davacının değinilen tarihler arasında görevine gitmediğini, bunun için izin almadığını kendisi de kabullenmekte, bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı göreve gitmeme eylemlerinin geçerli ve kabul edilebilir özürlerinden ileri geldiğini iddia etmektedir.
Bağlı olduğu yetkili amirlerinden izin almaksızın fiilleri işlemeye başladığına ve eylemlerini devam ettirdiği evrede de izin almadığına göre, dayandığı özürlerinin kanun önünde geçerli ve kabul edilebilir özellikte olup olmadığının tartışılması gerekir.
Davacı 16 Ekim 1995-24 Ekim 1995 tarihleri arasında işlediği eylemi yönünden sadece Bayındır Vakıflar Bankası Şubesinden Alacağı Kredi İçin Askerlik Şubesi Başkanın yardımcı olmaması yüzünden moral bozukluğunu ileri sürmektedir.
16 Kasım 1995-21 Kasım 1995 tarihleri arasında işlediği fiili yönünden dayanağı bir özür beyanında bulunmamıştır.
Keza 18 Aralık 1995 gününden başlayan ve 29 Aralık 1995 tarihinde biten fiiliyle ilgili olarak, Bayındır Askerlik Şubesi Başkanının şahsına karşı takındığı tavır ve davranışları bağlısı bulundukları İzmir Askerlik Dairesi Başkanına arz etmek ve Şube Başkanını şikayet amacıyla izinsiz İzmir'e gittiğini öne sürmektedir.
Davacı memur statüsünde bir kamu görevlisidir. Kanunen yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini, bu hizmete tercih edilebilecek, öncelik ve ivedilikle karşılanması gereken bir özrü olmadıkça terk edemez veya görevi gereği bulunmakla sorumlu olduğu mahalle gelmezlik edemez. Aksi halde hareketine uyan disiplin kuralı uyarınca fiilinden dolayı sorumlu tutulacak ve yaptırımla cezalandırılacaktır. İlk iki fiilini geçerli bir özre dayanmadan işleyerek, 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 116 ncı maddesinin (a) bendinin buyrultucu hükmü uyarınca, şikayet hakkını askerlerin tabi olduğu usul ve yöntemlerle, aynı kanunun 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 nci maddelerine göre kullanması gereken davacının görevli bulunduğu Askerlik Şubesinde vazifesini yaparken de amirini atlamak suretiyle İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığına şikayet etme olanağı bulunmamasına karşın, salt amiri şikayet etmek için görevine gelmemesi kabul edilebilir bir özür hali olarak değerlendirilemez. Aynı durumu 19 Aralık 1995 günü tekrarlayan, bir diğer deyişle yine görevine gitmeyerek İzmir'e Askerlik Dairesi Başkanlığına amirini şikayet için giden davacının eylemini özürsüz işlediğinin ayrı bir göstergesidir. Başlamış bir eylemin görev mahalli dışında başka bir makama gidişle son bulması, kesilmesi düşünülemez. Davacının görev yeri belli olduğuna göre bu yerin dışında Askerlik Dairesi Başkanlığına gitmesi başlayan göreve gelmeme fiilini sona erdiremez. Davacının kızı Sevim Başalan'ın 20 Aralık 1995 günü İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesine giriş kaydına rastlandığı ve Radyoloji Servisinde filminin çekildiği, kızı Yeliz Başalan'ın 25 Aralık 1995 günü aynı Hastanenin Hayati Kimya Servisine girişte birlikte kan sayımı yapıldığı, 26 Aralık 1995 günü oğlu B. Yıldırım Başalan'ın yine aynı Hastaneye giriş kaydına rastlandığı, başvurunun 27 Aralık 1997 günü yinelendiği, Diş Servisince Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Deodenti Kliniğine sevk edildiği, belirtilen günde adı geçen kliniğe başvurduğu, keza 27 Aralık 1995 günü davacı adına Bayındır Devlet Hastanesince HDCV aşı takip kartı düzenlendiği, 30 Aralık 1995, 31 Aralık 1995 günlerinde aşısının yapıldığı maddi vakıa olarak belgelerle kanıtlanmış olmakla birlikte, kurumunca kabul edilebilir geçerli bir özüre bağlı olmaksızın, izinsiz şekilde başlayan göreve gelmeme eyleminin temadi devam ettiği evrede doğan özürler, eylemin devamlılığını sona erdiren ve eyleme hukuki meşruluk kazandıran haller olarak kabul edilemez.
Davacının 16 Ekim 1995-24 Ekim 1995, 16 Kasım 1995-21 Kasım 1995 ve 18 Aralık 1995-29 Aralık 1995 tarihlerinde, bir yılda toplam yirmi gün özürsüz göreve gelmeme fiilini işlediği, eylemin 657 Sayılı Kanunun 125 nci maddesinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile yaptırıma bağlandığı, 18 Aralık 1995-29 Aralık 1995 tarihleri arasında da, izinsiz ve kurumunca kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz on gün göreve gelmeme eylemini işlediği, bu fiilin karşılığının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 94 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında, memurun yazılı başvuru koşulu aranmaksızın memuriyetten çekilmiş sayılması gerektiğinin hükme bağlandığı, davalı idarenin sabit görülen fiilleri nedeniyle davacı hakkında 11 Ocak 1996 gün ve Karar No: 1 sayılı onayı ile 657 Sayılı Kanunun 94/2 ve 97 nci maddeleri uyarınca tesis ettiği Devlet memurluğundan çekilmiş sayılması işlemi ile 1995 yılı içinde işlediği tüm diğer fiillerinin toplamını esas alarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (E) bendinin (d) alt bendi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesi (5) nci bendinin (d) alt bendine dayanarak tesis ettiği Devlet memurluğundan çıkarma işlemlerinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, işlemlerin öğeleri itibariyle hukuka uygun bulundukları sonucuna varılmıştır.
11 Ocak 1996 gün ve Karar No: 1 sayılı işlemle önceden Devlet memurluğundan çekilmiş sayılması yolunda işlem tesis edilmiş olması, memur statüsünde iken işlediği diğer fiilleriyle birlikte sonradan bir diğer disiplin cezası uygulanmasına, örneğin Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesine ve o yolda işlem tesisine engel sayılamayacağından davacının buna ilişkin iddiası ile eylemlerini özürleri nedeniyle işlediğine yönelik diğer tüm iddiaları kabule değer bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy