(926 S. K. m. 21, 69)
Davacı vekilinin 02 Ekim 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 06 Ocak 1997 tarihinde kayda geçen savunmaya cevap layihasında özetle: davacının TCG PİRİREİS Denizaltı K. lığında Torpido astsubayı olarak başarı ile görevini sürdürürken bir iftiraya uğradığını, hakkında Donanma K. lığı Askeri Mahkemesinde sarkıntılık ve mesken masuniyetini ihlal suçundan kamu davası açıldığını, bu davalardan ikisinin düştüğünü, üçüncüsü hakkında verilen cezanın ise Askeri Yargılayın 12 Şubat 1997 gün ve E. 1997/87, K. 1997/83 sayılı kararı ile bozulduğunu, davacının bu iftira yüzünden Denizaltıcılıktan çıkarıldığını, Denizaltıcılıktan çıkarılma işleminin yeniden bir sınıflandırma olduğunu ve Dz. K. Komutanının onayını müteakip kesinleşeceğini, davacı hakkında Denizaltıcılık Vasıfları Yönergesine göre yapılan Denizaltıcılıktan çıkarılma işleminin hukuka akın olduğunu, hukuka aykırı olan yönetmelik maddesinin iptal edilmesi gerektiğine, yönetmelik esaslarına göre teşkil edilmesi gereken 3 Numaralı Denizaltıcılık Mesleki Yeterlik Kıymetlendirme Kurulunun usulüne uygun şekilde teşkil edilmediğini, kurulda başkan olarak Personel Şube Müdürünün yer almadığını ve iki bölüm başkanı olması gerekirken 3 bölüm başkanından kurulduğunu ve bu kurul tarafından verilen kararın şekli yönünden mevzuata aykırı olduğunu, Davacının disiplinli ve çalışkan bir personel olduğunu, çalışkan ve disiplinli bir personelin kısa sürede mesleki yetersizlik ileri sürülerek denizaltıcılıktan çıkarılma işleminin hukuka uygun olmadığını, davacının amirleri tarafından başka bir davada verilen ifadelerde davacının mesleğinde başarılı ve davranışlarının iyi olduğu yolunda beyanda bulunduğunu belirterek davacı hakkında verilen denizaltıcılıktan çıkarılma kararının, karara dayanak yapılan menfi denizaltıcılık (B) ehliyet belgesinin, menfi sicil ve kanaat belgelerinin, karara dayanak olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denizaltıcılık Vasıfları Yönergesinin 5 nci bölüm 2 nci kısım 12 nci madde (d) fıkrasının iptali istemi ile bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istemi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi tarafından 14 Mayıs 1997 tarihinde duruşma yapıldıktan sonra, dava konusunun 1602 Sayılı Kanunun 26 nci maddesi (a) bendine göre birden fazla Dairenin görev alanına girdiği değerlendirilerek, İkinci Dairenin 14 Mayıs 1997 gün ve E. 996/823, K. 997/429 sayılı kararı ile dosyanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kuruluna tevdiine karar verilmiştir.
926 Sayılı Kanunun 21 nci maddesinin (b) fıkrası ile Deniz Kuvvetlerinde bulunan Muharip Subay Sınıflarının; Güverte, Makine, Deniz Piyade, Deniz İstihkam, Yardımcı Subay Sınıflarının ise İkmal, Hidrografi, Ordu donatım, Tabip, Eczacı, Diş Tabibi, Kimyager, Yüksek Mühendis, Mühendis, Askeri Hakim, Maliye, Öğretmen, Bando Teknisyeni, Sıhhiye Teknisyeni, Din İşleri olduğu belirlenmiştir. Aynı kanunun 69 ncu maddesi uyarınca çıkarılan TSK. Sınıflandırma Yönetmeliğinin 3 ncü maddesinde TORPİDO sınıfının Deniz Kuvvetleri mensubu astsubaylar bakımından Muharip Sınıflar içinde gösterildiği anlaşılmaktadır.
Özel ihtisas görevi kazandırılmış personelin işlemleri yayınlanmış özel yönergelere göre yapılmaktadır. Denizaltıcılık ile ilgili aranan nitelikler, giriş, seçim, çalışma yükseltme, atama, eğitim, özel ihtisas esasları, geri alınma ve mesleki yeterliliklerin kıymetlendirmesi için DKY.51-10 (DT-200 B) Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denizaltıcılık Vasıfları Yönergesi yayınlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin uhdesine bırakılan milli savunma kamu hizmetinin en etkin ve iyi şekilde ifası amacıyla, davalı idarenin haiz olduğu genel düzenleme yetkisi çerçevesinde çıkartılan anılan yönergenin, bu mahiyeti itibariyle ilgilileri bakımından hüküm ifade edeceğinde kuşku bulunmamaktadır.
Anılan yönergenin ve mevzuatın incelenmesinden, denizaltıcılığın Dz.K.K.lığ mensubu subay ve astsubaylar için bir sınıf olarak belirlenmediği, öteki sınıflardaki personelin ihtiyacına göre Denizaltıcılık Özel İhtisas Kursunu ve Denizaltıcılık kursundan sonra yapılan stajı müteakip başarılı personelin denizaltı birliklerine atandırıldığı, Kara Kuvvetlerinde de aynı şekilde muharip sınıfların içinde Komando sınıfının olmadığı, diğer sınıflardan seçilen (Piyade, Top, Tank, Tabip v.b.) personelin komando kursuna tabi tutulduğu, kursu başarı ile bitiren personelin daha sonra komando birliklerine atandırıldığı bilinmektedir.
Davacı vekili, denizaltıcılığın bir sınıf olduğunu ve bu sınıftan çıkarılma için yeniden sınıflandırılma işleminin yapılması gerektiğini, yeniden sınıflandırmada ise Kuvvet Komutanının onayına kadar ihtiyaç gösteren bir dizi işlem ve prosedürün yerine getirilmesi gerektiğini, dava konusunda müvekkili bakımından bu hukuki yola gidilmeksizin denizaltıcılıktan çıkarma yolunda tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğünden; öncelikle davacının bu yöndeki iddiaları inceleme konusu yapılmıştır.
Yukarıda kısmen temas edildiği üzere, 926 Sayılı Kanunun 21 ve 69 ncu maddeleri ile bu yasal hükümlere dayanılarak çıkartılan TSK. Subay Sınıflandırma Yönetmeliği (RG. 23.5.1968, S.12906) ve TSK. Astsubay Sınıflandırma Yönetmeliği (RG. 23.5.1968, S.12906) hükümleri incelendiğinde; Deniz Kuvvetleri mensubu gerek subaylar gerekse astsubaylar için Denizaltıcılıkın bir sınıf olarak öngörülmediği, bunun Deniz Kuvvetlerinin ifa edeceği savunma hizmetleri bünyesinde değerlendirilebilecek bir statü olarak kabul edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla da, anılan Sınıflandırma Yönetmeliklerinde belirtilen prosedürün, denizaltıcılık statüsünden çıkarılacak bir personel (subay, astsubay) yönünden tatbikine hukuken imkan olamayacağı açıktır. Bu bakımdan, denizaltıcılık statüsüne alınma ya da bu statüden çıkarılma ile ilgili usul ve esasların, davalı idarece çıkartılan Denizaltıcılık Vasıfları Yönergesinde belirtilen usul ve prosedüre göre ifa edilmesi gerekli ve zorunlu bulunmaktadır. Davacı yönünden de yapılan budur ve idarece başvurulan yöntemde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Nitekim, anılan yönergenin öngördüğü prosedüre uygun şekilde, Denizaltıcılık Ana Ehliyet Bilgileri doldurulurken davacının geçerli not ve kanaati alamaması nedeniyle, durumu Denizaltıcılık Mesleki Kıymetlendirme Kurulunda görüşülmüş, bu kurulun haiz olduğu Bir yıl daha denenmelidir ya da denizaltıcılıkta yeterlidir/yetersizdir şeklindeki değerlendirme yetkisi, davacı için denizaltıcılıkta yetersizdir şeklinde kullanılmış ve Donanma Komutanının nihai onayı ile işlem tekemmül ettirilerek, davacı denizaltıcılık statüsünden çıkarılarak, eski sınıfına (torpido) iade edilmiştir.
Bu işlemin esas açısından incelenmesinde isi; Davacının 3.5.1996 tarihinden sicil üstü tarafından mesleki yetersizlik, bilgi eksikliği, isteksizlik emirlere uymadaki uyumsuzluğu nedeniyle yazılı olarak uyarılmış; bu uyarılara rağmen durumunda ve tutumunda bir düzelme ve gelişme gözlenmediğinden, sıralı sicil üstlerince hakkında Denizaltıcılık Menfi (B) Ehliyet Belgesi düzenlenmiş ve durumunun görüşüldüğü Denizaltıcılık Mesleki Kıymetlendirme Kurulunun 10.7.1996 tarihli Denizaltıcılık Bakımından Yetersizdir şeklindeki kararı ve bu kararın 11.7.1996 tarihinde Donanma Komutanınca onaylanması üzerine, denizaltıcılık statüsüne son verilmiştir. İncelenen özlük ve sicil dosyalarının değerlendirilmesinde, gerek sıralı sicil üstlerinin, gerekse belirtilen kurul üyelerinin ve onay makamının objektiflikten uzaklaşarak, mesleki yetersizlik dışında sübjektif nedenlere dayalı şekilde hareket ettikleri, denizaltıcılık alanında herhangi bir başarısızlığı yada yetersizliği olmadığı halde davacının bir başka ceza davasına konu fiili nedeniyle yaptırım amaçlı işlem tesisini amaçlandıkları yolunda, soyut ve mücerret beyanlar dışında herhangi bir bilgi, belge yada emare görülmediğinden; işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden herhangi bir hukuka aykırılık içermediği kanaatine varılmıştır.
Davacının işlemin şekil yönünden sakat olduğuna, ilişkin iddialarına gelince; Gerek Denizaltıcılık Mesleki Kıymetlendirme kurulunun teşkilinde, gerekse kurul üyelerinin öngörülen makam ve görev sahiplerinden tefrik edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Anılan kurula Başkan olarak katılması gereken Personel Şube Müdürünün, davacı hakkındaki ceza davasında müşteki olan bayanın eşi olması nedeniyle, objektiviteyi sağlamak bakımından kurula öngörülen sayıdan iki fazla personelin katılması, esası etkileyen bir şekil sakatlığı mahiyetinde görülmediğinden, aksi yöndeki beyanlara itibar edilememiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; davacı hakkında davalı idarece Denizaltıcılık (B) ehliyet belgesi düzenlenmesi, sıralı sicil üstleri ve Yönerge ile öngörülen kurul kararı ile kanaate dayanan denizaltıcılık statüsüne son verme işleminin ve düzenlenen sicillerle kanaatlerin hukuka uygun şekilde tesis edildiği kanısına ulaşılmış; aksi yöndeki tüm iddiaların dayanaksız ve mücerret beyanlar olduğu kanısı ile, davacının tüm istemlerinin reddi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin dava konusu işlemlerinde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy