(2709 S. K. m. 125) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 34)
TCG Fırtına Komutanlığı baş çarkçısı olan davacı Dz. Yzb. ................. 16.12.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Hücumbot Filosu Komutanlığının 17 Ekim 1994 günü mesai ile, hücum botlarda II nci Komutanların, seyir yetkileri hariç olmak üzere, gemi komutanının görevlerinden 15 günü aşmayacak biçimde uzaklaşmaları durumunda liman periyodunda ve çeşitli nedenlerle tersanede bulunduğu süreler içinde komutana vekalet edeceklerinin belirtilerek, bunu emretme yetkisinin Filo Komutanlığına verildiğini, kendisinin Fırtına hücumbotunun baş çarkçısı olarak aynı gemiler II nci Komutanından kıdemli olmasına rağmen II nci Komutana vekalet görevi verildiği takdirde onun emrine girmiş alacağım ileri sürmüş, 24.3.1995 günün cevaba cevap dilekçesince, İç Hizmet Yönetmenliğinin 34 ncü maddesinin irdeleyerek bu maddelerinin aynı zamanda gemilerde komuta vekalet görevinin ikinci komutana verilebilmesi için, ikinci komutanın, gemide Komutandan sonra en kıdemli subay olması gerektiği yanında bir hükmü de içerdiğini ileri sürerek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yer Birlikler Görev yönergesinin, gemi komutanlarının kısa gaybubetlerinde gemi limanda bulunduğu sürelerde gemi komutanlığına ikinci kıtanın vekalet edeceği yolundaki hükmünün İç Hizmet yönetmeliğinin 34 ncü maddesine aykırı olduğunu, Hücumbot Filosu Komutanlığı Gemi Kuruluş ve Kurallar Yönergesi ile TCG Fırtına Komutanlığı Gemi Kuruluş ve Kurallar Yönergesinin halen yürürlükte bulunduğunu, bu nedenlerle hücumbot Filosu Komutanlığının 17 Ekim 1994 günü vekalet hakkındaki mesajın iptalini talep ve dava etmiştir.
Kurulumuz aşağıda iki başlık altında açıklanan nedenlerle dava incelenme kabiliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
TESİS EDİLMİŞ BİR BİREL İŞLEM BULUNMAMAKTADIR
Kurulumuz, öncelikle davacı tarafından açılmış olan davanın, idari yargı organınca yargısal denetime tabi tutulabilecek bir idari işleme karşı açılmış iptal davası niteliğini taşıyıp taşımadığı konusunu tartışmıştır.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı her ne kadar davanın esastan incelenmesi ve işlemde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesini savunmakta ise de, ortada Davacı Dz. Yzb. .................in kişiliğini güncel olarak etkilemiş ve etkilemeye devam eden, bu nedenle kurulumuzca esastan irdelenmesi gereken bir idari işlem bulunmamaktadır. Böyle bir idari işlem dava tarihine kadar tesis edilmiş değildir. Olsa olsa ilerideki bir tarihte Fırtına Hücumbotu komutanının gemiden on beş günü aşmayan uzaklaşmasında gemi komutanlığına kendisinden kıdemsiz II nci komutanın vekalet etmesi olasılığı söz konusudur. Böyle bir olasılık ise bir iptal davasına konu olamaz. Zira bir kişinin iptal davası açabilmesi o kişinin kişisel menfaatlerinin bir idari işlemle ihlal edilmesi halinde söz konusu olur. Ayrıca açılan böyle bir davada, davacı ile iptalini istediği idari işlem arasındaki işbu menfaat ilişkisinin dava boyunca sürmesi de gerekir. Menfaat ilişkisi sona ererse, yargı organı iptal davasına devam ederek uyuşmazlığı sona erdiren bir karar veremez Menfaat ilişkisi son bulmuş ise iptal davasına devam edilemez ise de, ilgilinin söz konusu işlemden zarara uğradığını iddia etmesi ve maddi veya manevi zararının giderilmesini bir tanı yargı davası açarak istemesi halinde, anılan işlem bu tam yargı davasında idari yargı organınca hukuka uygunluk denetimine tabi tutulur. Davacı Dz. Yzb. ................., henüz kişisel menfaatleri açısından kendisini etkileyen bir idari işlemle karşı karşıya kalmamıştır. Kuşkusuz düşündüğü durum günün birinde gerçekleşebilir. Ancak gerçekleşmeyebilir de eğer düşündüğü durum gerçekleşmez ise, mahkemenin, henüz gerçekleşmemiş bir hukuki durumu onun gerçekleşeceğini varsayarak peşinen irdeleyip hukuka uygunluk denetiminden geçirmesi olgusu ile karşılaşılır ki, Türk hukuk düzeni böyle bir yargısal başvuru yolunu öngörmemiştir. Hukuk sistemimiz birer işlemlerde, önce İdarenin bir işlem tesis etmesini, hukuka uygunluk denetiminin ise, ilgilinin, kendisine uygulanan bu işleme karşı yargı yoluna başvurması durumunda yapılmasını kabul etmiştir. Böylece birer işlemler tesis edilmeden önce yargı organının devreye girip, işlemin nasıl tesis edilmesi gerektiği yolunda İdareye bir direktif vermesi önlenmiş, yargı, İdarece işlemin tesisinden sonraki aşamada bir denetim organı olarak devreye sokulmuştur. Bu durum Anayasanın 125/4 ncü maddesinde idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemez biçiminde belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın açıldığı tarih itibariyle ortada Fırtına Gemisi II nci komutanının gemi komutanlığına vekalet etmesini öngören bir işlem, bir somut uygulama bulunmadığından davanın incelenme olanağı bulunmamaktadır.
DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI YÜZER BİRLİKLER YÖNERGESİ İLE HÜCUMBOT FİLOSU VE TCG FIRTINA KOMUTANLIKLARI GEMİ KURULUŞ VE KURALLAR YÖNERGELERİ DÜZENLEYİCİ İŞLEM DEĞİL, İDARENİN İÇ İŞLEMİDİR.
Hücumbot Filosu Komutanlığı Gemi Kuruluş ve Kurallar Yönergesi ile TCG Fırtına komutanlığı Gemi, Kuruluş ve Kurallar Yönergesi birer hukuk kuralı değildirler. Bu yönergeler Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüzer Birlikler Yönergesinin altında yer alan, hizmete ilişkin emirler topluluğudur. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının, tüm yüzer birliklerde uygulanmasını uygun gördüğü esasların, Hücumbot Filosu ve Fırtına Hücumbotu özelliğinde somutlaştırılmış biçimidir. Bu niteliği itibariyle zaten Deniz Kuvvetleri Komutanlığının emirlerine aykırı esaslar taşıyamazlar. Bu nedenle, gemiye II nci Komutandan kıdemli bir subayın atanmış olması durumlarında gemi komutanlığına II nci komutanın değil de bu subayın vekalet edeceğini öngören maddeleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüzer Birlikler Yönergesine aykırı olup, bu aykırılık fark edilmez değiştirilmesi gereken hükümlerdir. Nitekim bu değişikliğin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Anılan yönergelerin konumuzu ilgilendiren yönü, bunların birer düzenleyici İşlem, örneği etmelik niteliğini taşıyıp taşımadıklarıdır. Yukarıda da belirtildiği gibi bu Kurallar birer hukuk kuralı değil, askeri hiyerarşide amirin tüm benzer kuruluşlarda aynı uygulamanın yapılmasını sağlamak açısından yayınladığı askeri hizmete ilişkin emirlerdir. Ast makamlar bu emirlerde belirtilen durumlar gerçekleştiğinde o olaya uygun birer işlemler tesis edecek veya emirler vereceklerdir. Bu nedenle anılan yönergeler, birey işlemler tesis edilmeden önce İdarenin bir iç düzenlemesi niteliğindedir. Bu niteliği itibariyle de idari davaya konu olacak türden işlemler değildir.
Davacı Hücumbot Filosu Komutanlığına, Donanma Komutanlığınca çekilen ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüzer Birlikler Yönergesine uygun olan, gemi komutanlıklarına vekalet ile ilgili mesajın iptalini istemiş olup, İdarenin bir iç işleminin iptali niteliğindeki bu istemin incelenmesi mümkün değildir.
Belirtilen nedenlerle inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın reddine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy