(2709 S. K. m. 125, 128, Geç. m. 15) (926 S. K. m. 12, 41, 50) (5434 S. K. Ek m. 26)
Davacı ..........., 28 Eylül 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde 30.8.1993 tarihinde, 1962 nasıplı subaylarla birlikte, albay rütbesinden, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiğini, işlem, 926 sayılı Kanunun Yüksek Askeri Şûra'ya verdiği yetkiye dayandırılmakta ise de, 926 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin Anayasanın 128 nci maddesinde yer alan kamu görevlilerinin tüm özlük işlemlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği ilkesine aykırı olduğunu, 926 sayılı Kanunun albayların kadrosuzluktan emekliliği ile ilgili hükümlerinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle, iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını ve bu başvurunun sonucuna göre işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının 1962 Harp Okulu mezunu 30.8.1987 nasıplı Jandarma Albay olduğu anlaşılmaktadır.
926 sayılı T. S. K. Personel Yasasının 50/2 maddesinde, Yasanın 41 nci maddesinde öngörülen hizmet ihtiyacı kadrosunun uygulanabilmesi amacıyla, bekleme süresini dolduran yarbay ve albayların kadrosuzluk nedeniyle Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemime tabi tutulabilecekleri öngörülmüştür.
Söz konusu işlemin tesisinde en önemli konuyu hizmet ihtiyacı kadrosunun belirlenmesi teşkil etmektedir. Yasanın 41 nci maddesi subay hizmet kadrolarının nasıl belirleneceğini hükme bağlamıştır. Buna göre her yılın 30 Ağustos tarihinden sonra uygulanacak kadrolar rütbe, sınıf varsa branşı belirtilerek Kuvvet Komutanlarının ve Jandarma Genel Komutanlığının teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığınca saptanmaktadır. Ancak bu kadrolar içindeki albay miktarının belirlenmesi Yüksek Askeri Şûra'nın alacağı karara bağlıdır. Yüksek Askeri Şûra'nın vereceği kararla, rütbe bekleme süresini tamamlamış albaylardan, o yıl için hizmet kadrosu fazlası olduğu saptanan kadarı, kadrosuzluktan emekliye sevk edilecektir.
Görüldüğü üzere, albayların kadrosuzluktan emekli edilme işleminde önemli olan, her yılın 30 Ağustosundan sonra, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapacak albay miktarının ne olacağı konusundaki belirlemedir. Bir irade açıklaması olan bu belirleme Yüksek Askeri Şûra'nın kararıyla yapılmaktadır.
İdari işlemler bir veya birden fazla irade açıklamasından oluşur. Örneğin asteğmen albay rütbesindeki subayların atanmalarına ilişkin irade o subayların mensup olduğu Kuvvet Komutanının açıkladığı iradedir, ilgili Kuvvet Komutanı, 926 sayılı T.S.K. Personel Yasasının 12/a maddesi uyarınca, o subayın atanması konusunda devlet tüzel kişiliği adına iradesini açıklamakta ve atama işlemi tamamlanmaktadır. Buna karşılık bazı işlemlerde birbirine bağlı bir dizi irade açıklamasına gerek bulunmaktadır. Davamızın konusuyla ilgili olarak albayların kadrosuzluktan emeklilik işlemlerinde de bu durum gözlenmektedir. Bunlar sırasıyla, Genelkurmay Başkanlığınca 30 Ağustos tarihinden sonra uygulanacak kadroların ne olacağına ilişkin irade açıklaması, Genelkurmay Başkanlığınca saptanan bu kadrolar içindeki albay sayısı ile, hizmet kadrosu fazlası olduğu belirtilen albay sayısına ilişkin Yüksek Askeri Şura'ca açıklanan irade, Yüksek Askeri Şura'ca açıklanan iradeye göre hizmet kadrosu fazlası olduğu saptanan albayların, asker kişi statüsünden emekli statüsüne geçmesini sağlayan ve 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Yasasının ek 26 ncı maddesinin gösterdiği makamlarca açıklanacak irade, görülüyor ki, albayların kadrosuzluktan emeklilik işlemleri, bir dizi makamın açıkladığı iradelerin birbirine eklenmesi ile gerçekleşmektedir, îdare hukukunda bu tür işlemlere zincir işlem, arada açıklanan iradelere ise zincirin birer halkası olduğunu göstermek bakımından halka işlem denilmektedir. Halka işlemlerden birisi yoksa, sonuç işlem gerçekleşemeyecektir.
T. C. Anayasasının 125 nci maddesinde, idarenin her türlü işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra ikinci fıkrada, Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şûra kararlarının yargı denetimi dışında olduğu hükme bağlanmıştır.
Albayların kadrosuzluktan emekliye ayrılması işlemlerinde, Yüksek Askeri Şura'nın kararı, kadrosuzluktan emeklilik sonuç işleminin ikinci halkasını oluşturan işlem olup, Anayasa'nın 125/2 nci maddesi uyarınca yargı denetimi dışıdır.
Davada, kurulumuzca, Yüksek Askeri Şura'nın yetiştirme planlarında subaylar için öngörülen toplam hizmet süresinin 32 yıldan 31 yıla indirilmesini öngören 23.12.1991 gün ve 4 sayılı kararı üzerinde de durulmuş, ancak bu kararın, dava konusu ile direkt bir ilgisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Şöyle ki; kadrosuzluktan emeklilik kurumu, albay rütbesindeki birikimin azaltılabilmesine yöneliktir. Bu amaçla, uzun yılları kapsayacak biçimde Silahlı Kuvvetlerce yapılacak yetiştirme planlarında bir subayın 31 yıl görev yaptıktan sonra emekliye ayrılacağının düşünülmesi, planların buna göre yapılması 23.12.1991 gün ve 4 sayılı kararla belirlenmiştir. Bu genel bir prensiptir. Her yıl kadrosuzluktan emekli edileceklerin saptanması için Yüksek Askeri Şura tarafından 928 sayılı Yasanın 41 nci madde b ve c bentleri uyarınca alınacak karar ise ayrı bir karar olup, davamız açısından yargı denetimi bağışıklığına sahip Yüksek Askeri Şura kararı 41 nci maddede sözü edilen bu karardır. Yüksek Askeri Şura her yıl belirleyeceği albay hizmet kadrosu sayısı ile hizmet kadrosu fazlası albay sayısını kuşkusuz 23.12.1801 gün ve 4 sayılı karara bağlı olmadan, her yılın özelliğine göre belirlemektedir. O yıl Silahlı Kuvvetlerin hizmet gereksinimi varsa 31 yıl hizmet etmiş olanlarda emekli edilmeyeceklerdir. Bu, hizmet gereksinimin her yıl değişen koşullarına göre Yüksek Askeri Şura'nın takdirine bağlı bir irade açıklamasıdır. 1962 Harp Okulu mezunu subaylar ile bunlarla işleme tabi subayların kadrosuzluktan emeklilikleri yolundaki 02 Ağustos 1993 gün ve 1/93 sayılı karar ile açıklanan irade, bu nedenle 23.12.1991 gün ve 4 sayılı Yüksek Askeri Şura kararının ışığında, ancak ona mutlak uyma zorunluluğu nedeniyle değil, 926 sayılı yasanın 41/b ve c maddeleri gereğince hizmet gereksinimi takdiri de o yolda belirdiği için alınmış bir karardır. Başka bir anlatımla 926 sayılı Yasanın 50/a ve 41 nci maddeleri karşısında, Yüksek Şura, bekleme süresini doldurmuş albayları, her yılın albay gereksinimini göz önünde tutarak kadrosuzluktan emekli etmek veya etmemek durumundadır. Yasa Yüksek Askeri Şûra'ya bunu takdir etme hakkını tanımış, Anayasanın 125/2 nci maddesi ise bu takdir yetkisinin yargı denetimi dışı olduğunu belirlemiştir.
Yüksek Askeri Şura'nın açıkladığı irade üzerine, ilgili subayları, asker kişi statüsünden emekli statüsüne geçiren sonuç işlem bakımından, Yüksek Askeri Şura kararı, işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Emekli Sandığı Yasasının ek 26 ncı maddesi uyarınca tesis edilecek bu işlemde, idarenin yetkisi, bağlı yetkidir. Yüksek Askeri Şura'nın kararı üzerine emeklilik işlemini tesis etmek zorundadır. Bu zorunluluk 926 sayılı Yasanın 50/a ve 41/c maddelerinde emekliye sevk edilirler ibaresi ile açıkça belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, bir dizi idari işlemin birbirini tamamlayacak biçimde tesisi sonucu ortaya çıkan davacının kadrosuzluktan emeklilik işlemi yargı denetimi dışıdır.
Davacı .........., 926 sayılı TSK. Personel Kanununun kadrosuzluktan emekliliği düzenleyen 50/a ve 41 nci maddelerinin Anayasanın 128 nci maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, davacı hakkında uygulanan kanun metinleri olan 926 sayılı Kanunun 50/a maddesi ve 41 nci maddesi, anılan Kanunun 22.7.1981 gün ve 2497, 50/a maddesinin 2 nci alt bendinin son fıkrası 29.7.1993 gün ve 2870 sayılı Kanunlar ile değişik metinleridir. 2497 ve 2870 sayılı Kanunlar Anayasanın geçici 15 nci maddesinde belirtilen tarihler arasında çıkarılan kanunlardan olduğu için sözü edilen geçici madde uyarınca Anayasaya aykırılığı iddia edilemeyecek Kanunlardandır. Bu nedenle davacının Anayasaya aykırılık iddiası üzerinde durulmasına imkân görülememiş, davacının bu konudaki istemi reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE; (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy