(211 S. K. m. 20) (Astsubay Meslek İçi Eğitim Yönetmeliği m. 4) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 8)
Davacı P.Kd.Üçvş. ................ 14 Ekim 1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; KKK.lığının 1992 yılı genel atamaları ile 5.Kom.A.Kh. ve Srv.BL.Astsb.lığı görevine atandığını, TSK.ne Mensup Subay ve Astsubayların Atama ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3 ncü maddesi esaslarına göre yapılmış olan bu tayinin 5.Komd.A.K.lığı tarafından değiştirilerek ayrı bir görevlendirme emri ile kadrosu üsteğmen olan Alay Kşf. Tk.K. Vekili olarak görevlendirildiğini, bu görevlendirme ile ilgili hiçbir yasal dayanak ve gerekçe gösterilmediğini, Kh. ve Srv.BL.de iki P.Ütğm. bir Mu.Atğm. mevcut iken bir astsubayın takım komutanı olarak verildiğini, bu görevlendirmeyi şahsı adına onur kırıcı bulduğunu, Alay Komutanlığına, ilk atama yerinde görevlendirilmesi için dilekçe ile müracaat ettiğini ancak dikkate alınmadığını, KKK. lığına da esas tayin yerinde görevlendirilmesi ile ilgili müracaatta bulunduğunu ve KKK. lığınca verilen emir üzerine Alay Komutanlığınca esas tayin yerine iade edildiğini, Kuvvet Komutanlığının kendisini dosyasında mevcut nitelikleri doğrultusunda bu göreve nokta olarak atadığını, Astsubay Meslek İçi Eğitim Yönetmeliği 4 ncü maddesinin her astsubayın ileriye yönelik nasıl hazırlanması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu, bu esaslar incelendiğinde yapılan işlemin sakat olduğunun anlaşılacağını, KKK. lığının 18.10.1978 tarihli Atama Prensipleri konulu emrinde ise; disiplinsizlik ve yetersizlik nedeniyle personelin atanması ve yer değiştirmesi teklif edilmeyecektir. Bu tür personelin öncelikle Silahlı Kuvvetleri kazandırılmasına çalışılacak, eğer bu mümkün değil ise ordudan ayırma yoluna gidilerek kesin işlem yapılacaktır hükmüne yer verildiğini, oysa bu son görev yerinde hiçbir disiplinsizlik ve yetersizliğinin söz konusu olmadığını belirterek Alay Komutanlığının 16.7.1992 tarihli görevlendirme emrinin iptalini ve davalı tarafın bu uygulamasından dolayı manevi olarak zarar gördüğünden bir lira manevi tazminata hükmedin nesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden; davacının 1992 yılı genel atamalarında 5.Komd.A.Kh. ve Srv.Bl.Astsubaylığı görevi... ne atandığı ve 7.7.1992 tarihinde birliğine katıldığı, ancak 5.Komd.A.K.lığınca; davacının şahsi dosyası ve sicil üstü defteri ellerindeki olumsuz kanaatler ve cezalar nedeniyle hakkında bir kanaat elde edininceye kadar Alay Komutanlığının 16.7.1992 tarihli emri ile geçici olarak 5 aydır vekaletle komuta edilen ve 1992 yılı genel atamalarında takım komutanı atanmamış bulunan Alay Keşif Takım Komutanı Vekili olarak görevlendirildiği, davacının bu işlemin iptali istemiyle dava açmasından sonra 23.12.1992 tarihinden itibaren asıl görev yerine iade edildiği anlaşılmıştır.
Davacının, davasını açtıktan sonraki bir tarihte, Kara Kuvvetleri Komutanlığının emri üzerine, Alay Komutanlığınca, atandığı görev yeri olan A.Kh. ve Srv.BL.Astsubaylığına iade edildiği anlaşılmakta olup, bu durum, kurulumuzca idarenin işlemini geri alması olarak nitelendirilmiştir. İdare hukukunda idarenin ancak sakat işlemini geri alabileceği kabul edilmektedir. İşlemin geri alınması dava açıldıktan sonra olmuş ise bu durum usul hukuku açısından davanın kabulü anlamındadır ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa son verir. Yargı organının artık uyuşmazlığın esası hakkında bit karar vermesi, bu nedenle geri alınan işlemin sakat olup olmadığını saptaması olanağı kalmaz. Ancak incelenmekte olan davada, davacı, iptalini istediği idari işlemin kişilik haklarına zarar verdiğinden söz ederek bir liralık manevi tazminat davası açtığından ve idare davanın bu bölümünü kabul etmemiş olduğundan manevi tazminatın hüküm altına alınıp alınmaması yolunda bir karara ulaşabilmek için idarece geri alınmış olan idari işlemin hukuka uygunluğunun manevi tazminat davası çerçevesinde irdelenmesi zorunlu görülmüş ve bu yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Davacının, dava konusu bir liralık tazminat istemine Alay Komutanının, kendisini esas atanma yeri olan A.Kh. ve Srv.BL.Astsb.lığı görevi yerine, 5 aydır boş bulunan ve vekaletle yönetilen Alay Keşif Takım Komutan Vekilliği ile görevlendirmesi neden olmuştur. Subay ve astsubayların belirli görev yerlerine atanmaları, atamaya yetkili makam olan ilgili Kuvvet Komutanlığının hizmete ilişkin bir emri olup ast makamların, bu emrin değiştirilmesi anlam ve görüntüsünü verecek her türlü davranıştan kaçınması askerlik mesleğinin tartışılmaz gereklerindendir.
Subay ve Astsubaylar Subay Meslek Programları Yönetmeliği ve Astsubay Meslek İçi Yönetmeliği hükümlerine göre, mesleki gelişimlerini gerçekleştirecek; Atanma ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine göre de meslek hayatları boyunca değişik bölge ve garnizonlarda görev yapmalarını sağlayacak bir atama politikasına göre çeşitli görevlere atanırlar. Atandıkları yerlerdeki komutanların, bu tür bir espri içinde yapılan atamaları ayrıca değerlendirmeleri söz konusu olamaz. Bu nedenle subay ve astsubayların atandırıldıkları görev yeri dışında görevlendirilmeleri atama yetkisinin Kuvvet Komutanlıklarına tanınmasına ilişkin yasa korucu tercihine ters düşer ve hukuk açısından kabul edilemez.
Ancak İç Hizmet Kanununun 20 nci maddesi istisnai hallerde ve sorumluluğu kendisine ait olmak üzere, astlara, emri yeni durumlara uygun biçimde değiştirme yetkisi de vermiştir. Bu istisnai hallerden biri emrin yerine getirilmesinin ağır bir zararı mucip olacak olmasıdır. Kanunun ilk bakışta askerlik mesleğinin gereklerine ters düşen bir izlenim uyandıran böyle bir istisnaya yer vermesi kuşkusuz kamu hizmetlerinin daha verimli yürütülebilmesi açısından bir esneklik sağlamaktadır. Bu istisna ile ast makamlara çok dikkatli ve sınırlı olmak üzere ve sırf hizmetin daha iyi yürütülebilmesi kaygısı ile emri değiştirebilme yetkisi tanınmış olmaktadır. Ast makam sahipleri bu yetkilerini isabetle kullanmak durumunda olup, bu konuda açık takdir hatalarının veya keyfi davranışlarının bulunması halinde aleyhlerinde yaptırım uygulanması tehdidi altındadırlar.
Askerlik mesleğinin gerektirdiği mutlak itaat ruhunun belirtisi olan astların kendilerine verilen emirleri vaktinde yapmaları, değiştirememeleri, hadlerini aşamamaları gerçeği ile; kendisi de belirli yetkilere sahip ve kendisine verilen görevi en üstün bir başarı içinde yapma görevi ile yükümlü birer komutan olan astların çok sınırlı ve özel hallerde ve bundan doğabilecek sorumluluğu da göze alarak bazı emirleri değiştirmeleri zorunluluğu, yasanın da işaret ettiği üzere (İç.Hiz. K.Md.20) kaçınılmaz bir durumdur. Herhangi bir somut olayda bu dengenin bozulmaması asıldır ve dengenin bozulup bozulmadığı, kuşkusuz o somut olayın koşulları ve özelliklerinin gözönünde tutulmasıyla anlaşılır.
Subay Sicil Yönetmeliğinin 8 nci maddesi kıt'a hizmetine tabi subaylardan kıta görevine atananlar, atandıkları görev yeri dışında çalıştırılamazlar hükmünü taşımaktadır.
Bu hükmün karşı anlamından kıt'a hizmetine tabi subaylardan kıt'a hizmetine atanmamış olanlar ile kıt'a hizmetine tabi olmayan subayların atandıkları görev yeri dışında çalıştırılabilecekleri sonucu çıkarılabilmektedir. Astsubaylar açısından Astsubay Sicil Yönetmeliğinde böyle kesin yasaklama getiren bir hüküm bulunmamaktadır.
Subay ve Astsubay Sicil Yönetmeliklerinin, Kıt'a hizmetine tabi subaylardan kıt'a hizmetine atanmamış olanlar, kıt'a hizmetine tabi olmayan subaylar ve astsubaylar açısından kurulumuzun yukarıda belirtilen kabulüne uyum sağlamayan bir hüküm getirdiği söylenemez. Subay Sicil Yönetmeliğinde yer alan, kıt'a hizmetine tabi subaylardan, kıt'a görevine atananlar görev yeri dışında çalıştırılamazlar hükmünün ise, İç Hizmet Kanununun 20 nci maddesi karşısında mahkememizin yorumladığı biçimde uygulanması kaçınılmazdır. Yönetmelik hükmü ile yasanın 20 nci maddesinin astlara tanıdığı yetkinin kaldırılması düşünülemeyeceği gibi, yönetmeliğin bu hükmünün hiçbir istisnaya yer vermeyecek biçimde uygulanması hizmetin aksamasının peşinen kabulü anlamına gelecektir ki, idare hukukunda asıl olan kamu yararıdır. Kamu yararı ise hizmetin aksamamasında, iyi düzenlenmesi ve iyi işletilmesindedir. Hizmeti iyi işlemesine engel olucu durumları ortadan kaldırmak kamu görevlisinin başta gelen görevidir. Bir yönetmeliğin kamu hizmetinin aksamasını peşinen kabul edeceği düşünülemeyeceğine göre, bu yönetmelik hükmümün uygulanmasında da İç Hizmet Kanununun 20 nci maddesinin göz önünde tutulması kaçınılmazdır.
Davacı P.Kd.üçvş. ................ 5 nci Komando Alayı Kb. ve Srv.BL.Astsubaylığı görevine atanmış ise de, astsubay nasbedildiği tarihten itibaren bir çok disiplinsizliklerde bulunduğunun, bu davranışları nedeniyle disiplin amirlerince cezalandırıldığının, suç teşkil eden eylemlerinden dolayı askeri mahkemece hapis cezalarına mahkum edildiğinin, bir çok üstü tarafından tutum ve davranışları göz önünde tutularak olumsuz kanaatler bildirildiğinin özlük dosyasının incelenmesi sırasında Alay Komutanı tarafından öğrenilmesi üzerine, hakkında bir kanaat edininceye kadar kontrol altında bulundurulması ve denenmesine gereksinim duyulduğu, Alay Komutanınca bu kanıya ulaşılırken Kh. ve Srv.BL.nün müstakil konuşlu alayın en kritik ve iş hacmi en yoğun bölüğü oluşu, bu önemdeki bir bölüğün bölük astsubaylığının henüz hakkında kesin bir kanıya ulaşamadığı, ancak özlük dosyasında yukarıda belirtilen olumsuz bilgiler bulunan astsubay tarafından yürütülmesinin kamu hizmetini de olumsuz yönde etkileyeceği görüşünün etkili' olduğu, ayrıca Alay Personel Kısım Amirliğine atama yapılmaması nedeniyle önceki Alay Komutanı tarafından çıkarılan emirle bu görev yerine o zamanki A.Kh. ve Srv.BL.Astsubayının görevlendirildiği, davacının atandığı A.Kh. ve Srv.BL.Astsubaylığı görev yerine ise Alay Ağır' Havan Bölük Astsubayı P.Kd.Üçvş. ................'ın verildiği, anılan astsubayın görevi iki yıldan beri sürdüğü, bu yüzden Alay Kh. ve Srv. Bölüğündeki durumun aynen korunmasında kamu ve hizmet-yararı bulunduğunu göz önünde tuttuğu anlaşılmış, Alay Komutanının bu tutumunun, hizmetin daha verimli yürütülmesi kaygısından kaynaklandığı, komutanlık yetkisinin bu biçimde kullanılmasında olayların akışına, aykırılık, keyfilik bulunmadığı, davacı P.Kd.Üçvş. ................'nin de aynı yetkinin kullanılması sonucu kadrosu subay olan ve daha önce bir üsteğmen tarafından yürütülen görev yeri olan Alay Keşif Takım Komutan Vekilliğine verildiği, uygulanan işlemde davacının kişilik haklarını zedeleyecek, onurunu kıracak, bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesini haklı gösterecek bir durum bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, davanın reddi yönüne gidilmiştir.
Belirtilen nedenlerle;
1. Davanın, davacının Alay Keşif Takım Komutanlığında görevlendirilmesi işleminin iptali istemine ilişkin bölümü hakkında; uyuşmazlık davalı idarenin kabulü ile sonuçlandığından, bu uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,
2. Davacının bölük astsubaylığı yerine, subay görev yeri olan Alay Keşif Takım Komutan Vekili olarak görevlendirilmesi nedeniyle manevi açıdan herhangi bir zarara uğramadığı sonucuna ulaşıldığından, manevi tazminat isteminin reddine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy