(1602 S. K. m. 29, 66, 67) (521 S. K. m. 98) (1086 S. K. m. 440, 442)
Askeri Yüksek idare Mahkemesi 2 nci Dairenin 30. 9. 1975 gün ve: E,: 1975/1192, K.: 1975/1366 sayılı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3 ncü Dairenin 25 Kasım 1975 gün ve E.: 1975/3659, K.: 1975/2110 sayılı, Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci Dairenin 24 Aralık 1975 gün ve E.: 1975/2474 K.: 1975/2388 sayılı, kararları arasında aykırılık bulunması nedeniyle; içtihatların birleştirilmesi yoluyla aykırılığın giderilmesi As. Yük. İd. Mah. 2 nci Dairesince istenmesi üzerine, konu 1602 sayılı As. Yük. İd. Mah. Kanununun 29 ncu madde hükmüne göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kurulunda incelenmiştir.
İNCELEME KONUSU:
- Askeri Yüksek idare Mahkemesi 2 nci Dairenin 30.9.1975 gün ve E.:1975/1192 K.:1975/1366 sayılı,
- Askeri Yüksek idare Mahkemesi 3 ncü Dairenin 25 Kasım 1975 gün ve E:1975/3659, K.:1975/2110 sayılı,
- Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci Dairenin 24 Aralık 1975 gün ve E.:1975/2474 K.:1975/2388 sayılı,
kesin kararlarıdır.
Anılan kesin kararlara göre;
a) As. Yük. İd. Mah, 1 nci Dairesi; davalının (davacının) karar düzeltilmesi talebinin kabulü, eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilerek davanın reddine gidilmesi karşısında davacının (davalının) ikinci bir hak olarak karar düzeltilmesi isteminde bulunamayacağı, karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceğini içtihat etmiştir.
b) As. Yük. İd. Mah. 2 nci Dairesi; davalının (davacının) karar düzeltilmesi talebinin kabulü, eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilerek davanın reddine gidilmesi karşısında davacının (davalının) ikinci bir hak olarak karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceğini ve bu nedenle istemin esastan tetkik edilebileceğini içtihat etmiştir
c) As. Yük. İd. Mah. 3 dairesi karar düzeltmeye bir defa gelinebileceğini istisnai olarak; karar düzeltilmesi isteminin kabulü halinde tesis edilen kararda pek bariz bir maddi hata yapılmış ise karar düzeltmeye gelen tarafın istemi üzerine hatanın giderilmesi amacıyla istemin kabul edilebileceğini içtihat etmiştir.
BAŞKANIN SÖZCÜSÜNÜN DÜŞÜNCESİ:
Başkanun sözcüsü; .....açıkça görülüyor ki 3 ncü daire kararıyla diğer daire kararları arasında olayın mahiyeti, şümulü, düzeltme sebep ve gerekçesi, farklı olmakla benzerlik bulunmaktadır bu nedenle 3 ncü dairenin kararı inceleme dışı tutulmuştur
.....521 sayılı Danıştay Kanununda da aynı sebeplerle kararın düzeltilmesi isteklerinde bulunulabilir. Ancak 4 ncü bir şık daha vardır 0 da temyiz yoluyla görülen davalara münhasır olup, Askeri Yüksek idare Mahkemesinde temyiz yolu ile görülen davalar olmadığı için bu şıktan sarfınazar edilmiştir Gerek 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesi gerekse 521 sayılı Kanunun 98 nci maddesi Daireler Ve Daireler kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere yukarıda sayılan sebepler nedeniyle kararın düzeltilmesi istenebilir hükmünü ihtiva etmektedir. Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 440 ncı maddesi 1 numaralı bendinde, tashih sebeplerini 1602 ve 521 sayılı kanunlardaki sebepler gibi göstermiştir. Hukuk Muhakemeleri usul Kanunun 442 nci maddesi aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashisi karar talebi mesmu olmadığı gibi tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabulü ile kararın sabıkı tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi tashihi karar caiz değildir demektedir. Gerek Danıştay Kanunu, gerekse Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanunun 66. ve Danıştay Kanunun 98 nci maddesinin birinci fıkrasında hükme bağlanmak suretiyle usulde, birlik sağlanmıştır. 44212. maddede taraflardan biri tashihi karar ettiği halde dilekçe suretinin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde diğer taraf gerek yeni bir dilekçe ile gerekse asıl dilekçeye verilen cevaben vereceği layihada itirazatını beyan ile tashih talep edebilir denmekte olup, 521 ve 1602 sayılı kanunlarda, buna benzer 'bir hüküm yer almamıştır. 442 nci maddenin bu fıkrası olayımızda ihtilaf konusu olmadığı için bu hususun eleştirilmesi üzerinde durmayacağız. İlgili mevzuatın açıklanmasında da anlaşılacağı üzere karar düzeltmede idari muhakeme usulü genel olarak hukuk muhakemeleri usulüne benzemektedir. Görülüyor ki idare mahkemeleri kanunlarında kararın düzeltilmesi müessesesinin esasına ve şekline ilişkin bir boşluk doğmamaktadır. Maddelerin tedvininde dil farkı bulunmakla beraber hukuk muhakemeleri usulüyle idare mahkemeleri usul kanunları arasında müessesenin istihdaf ettikleri gaye bakımından bir fark bulunmamaktadır. Kanun koyucu çekişmelerin sürüp gitmesini önlemek ve davaların sona ermesini sağlamak amacıyla karar düzeltme yoluna başvurma sayısını sınırlamıştır. Karar düzeltme isteminde karar düzeltme sebeplerinin hepsinin bir arada ileri sürülmesi davada istemlerin yoğunlaştırılması teksifi ilkesine uymaktadır. Karar düzeltme sebepleri teksif edilerek hepsinin karar düzeltme dilekçesine derci gerekmektedir. Bir defasında bir sebebe istinaden karar düzeltilmesinde bulunan, istemin kabulü ile Verilecek karar üzerine prensip olarak tekrar başka bir sebebe dayanarak karar düzeltilmesi isteminde bulunması ihtilafların ve çekişmelerin daha uzamasına yol açacaktır. Kanun ihtilafların sürüncemede kalmasına, ilanihaye uzayıp gitmesine mani olmak için bu müracaat imkanlarını tahdid etmiştir ilke olarak bir karar hakkında sebepler değişse bile ancak bir defaya, mahsus olmak üzere: kararın düzeltilmesinde bulunulabilir. Teorik olarak hukuki menfaat, adalet ve hakkaniyet bakımından bir taraf, karar düzeltme İsteminde bulunduktan bunun üzerine tesis edilecek ilama karşı tarafın düzeltilmesine gelmesi uygun görülebilirse de pratikte bir faydası olmadığı gibi hukuksal da değildir. Çünkü bir tarafın karar düzeltme dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilerek, bu da süresi içinde cevap vermektedir. Bu cevapta karar düzeltme dilekçesindeki iddia ve itirazların yerinde olmadığını belirtmek suretiyle karar düzeltmeden beklenen gaye temin edilmiş olmakla bu iş burada sona ermiş olmaktadır. Cevap vermediği takdirde bundan doğacak neticeyi kabullenmeyi gerekmektedir. Kararlara karşı vaki olacak düzeltme talebinin reddi veya kabulü halinde verilecek kararlar hakkında tekrar düzeltme yolunun cereyanına olanak verilmesi evvelki karara müessir bir tetkike yol açmak ve bu suretle fasit bir daire yaratmak olacağından ihtilaflıların sürüncemede kalmasını intaç eder, karar düzeltme talebinin kabulüyle kararın ortadan kaldırılması sonucu, verilen bir kararda evvelki karar ortadan kalkmıştır bu yeni bir karardır bu nedenle mutlaka karar düzeltilmesi yolu açık olmalıdır görüşünden gidilirse yukarıda izah ettiğimiz gibi fasit daire içine girilmiş olur. Bu nedenlerle içtihadın 1 nci dairenin 24 Aralık 1975 tarih 1975/2474 esas ve 1975/2388 sayılı kararında birleştirilmesi düşüncesindeyim biçiminde düşünce belirtilmiştir.
İÇTİHATLARIN BİRLEŞTİRİLİP BİRLEŞTİRİLMEMESİ GEREĞİ:
As. Yük. İd. Mah. 1 nci Dairenin 24 Aralık 1975 gün ve 1975/2474 E. , 1975/2398 K. sayılı kararı; karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceği, As. Yük. İd. Mah. 2 nci Dairenin 30.9.1975 ve 1975/1192 Es. 1975/1366 K. sayılı kararı karar düzeltmeye tarafların birer defa gelebilecekleri, doğrultusunda oluşmuştur.
As. Yük. İd. Mah. 3 ncü Dairenin 25 Kasım 1975 gün ve 1975/3659 Es.; 1975/2110 K. sayılı kararı ise; Birinci Dairenin görüşünü teyid ve itmam edici bir mahiyetle sonuçlanmış, esas bakımından 1 nci Dairenin kararına aykırı hukuksal bir nitelikte şekillenmemiş, sadece karar düzeltme isteminin kapsamına yeni bir görüş getirilerek düzeltilen kararın maddi hataya dayanması halinde hatanın giderilmesi zımnında vaki olan ikinci İstemin kabul edilebileceği belirlenmiştir.
Bu itibarla; As, Yük. İd. Mah. 3 ncü Dairenin 25 Kasım 1975 gün ve 1975/3659 Es., 1975/2110 K. sayılı kararı, KONU- AMAÇ- KAPSAM-SONUÇ açılarından anılan diğer iki daire kararı ile içtihat birleştirilmesini gerektirecek koşulları taşımadığından ve 1602 sayı1ı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 70 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin bulunduğundan As. Yük. İd. Mah. 3 ncü Daire kararının inceleme dışı bırakılmasına, 1 nci ve 2 nci Daire kararları arasında aykırılık bulunduğuna ve içtihatların bu yönde birleştirilmesi gerektiğine oy çokluğuyla karar verilip işin esasına geçilmiştir.
İNCELEME:
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesi, Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında BİR DEFAYA MAHSUS OLMAK üzere karar düzeltme yoluyla kanun yoluna başvurulacağını hükme bağlamıştır
Aynı usul 521 sayılı Danıştay Kanununun 98 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 442 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu ayrı düzenlenmeye rağmen hukuk yargılama usulüyle idari yargılama usulünde yer alan karar düzeltme müessesesinde, ana unsurlar ve amaç bakımından bir benzerlik bulunmaktadır. İdari yargılama usulü alanında yer alan karar düzeltme müessesinin kaynağını hukuk yargılama usulünün karar düzeltmeye ilişkin hükümleri teşkil etmekte ve idari yargılama usulün ilişkin karar düzeltme yolunun uygulanmasın da karşılaşılan boşlukların doldurulması veya yorum uyuşmazlığının giderilmesi ana, kaynaktan faydalanmak gereğini ortaya çıkarmaktadır.
Hukuk yargılama usulünde karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebilmekte özellikle Yargıtay Genel Kurulunun 19.11.1976 gün ve 1976/1-1919 sayılı kararında .....usulün 442 nci maddesinde mutlak olarak ilamdan, söz edilmiş olup muhtevasına herhangi bir atıf yapılmamıştır. Onun için Yargıtay kararı ister uyuşmazlığın esasına, isterse yetki, görev gibi konulara İlişkin olsun, herhalde Yargıtay ilamı hakkında bir defa karar düzeltme isteğinde bulunulabilir Aksi halde kanun yoluna başvurmanın sonu gelmez.....Karar düzeltme, olağanüstü bir kanun yolu olup kaynak kanunda yoktur. Halen Sovyet Rusya ve İsrail dışındaki ülkelerde karar düzeltme müessesesi mevcut değildir. Bizde ise Usulü Muhakeme Hukukiye'nin 252-254 maddelerinin etkisinde kalınarak karar düzeltmeleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa alınmıştır olağanüstü ve ana kurala ayrık hükümlerin dar yorumlanması asıldır. Az önce belirtildiği gibi kanun koyucu da bu eğilimdedir. Öte yandan eğer usulün 442 nci maddesi Yargıtay Hukuk Dairesinin kabul ettiği gibi hükmün esasının incelenmesi suretiyle verilen kararlarla ilgili olsa idi bu hükme paralel bulunan 521 sayılı Danıştay Kanununun 1740 sayı1ı Kanunla değişen 98 nci maddesinde ayrı hüküm öngörülmezdi. Bu da gösteriyor ki usulün 442 nci maddesi sanıldığının tersine ilamın muhtevası ile ilgili olmayıp doğrudan doğruya ilamın kendisini hedef tutmaktadır. Yani ilk karar neye ilişkin olursa olsun Yargıtay ilamı 'hakkında ancak bir defa karar düzeltme yoluna başvurulabilir bilim alanında da aksine bir görüşe rastlanmamıştır denilmek suretiyle konuya tam bir açıklık getirilmiş bulunmaktadır.
İncelenen uyuşmazlık ise idari yargılama usulüne ilişkin olup 1602 sayılı As. Yük. İd. Mah. K. nun 66 ncı maddesinde yer alan .....BİR DEFAYA MAHSUS OLMAK ÜZERE.......... ibaresinin yorumundaki farklılıktan neşet etmektedir. Birinci görüş bir defaya mahsus sözü karar düzeltmeye her halükarda bir defa gelinebileceği anlamındadır. İkinci görüş, bir defaya mahsus sözü karar düzeltmeye her iki tarafında birer defa gelebilecekleri anlamındadır. yorumuna dayanmaktadır.
Gerek 1602 As. Yük. İd. Mah. K. 66. maddesindeki bir defaya mahsus olmak üzere gerekse 521 sayılı K. 98. maddesindeki bir defaya mahsus olmak üzere hükümlerinin; Hukuk Usulü Muhakemeleri. 442. maddesindeki Aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashihi karar talebi mesmu olmadığı gibi..... hükmü ile birlikte değerlendirildikte, her üç madde hükmünün de DAVADA İSTEMLERİN YOĞUNLAŞTIRILMASI ve UYUŞMAZLIKLARIN EN KISA YOLDAN ÇÖZÜMLENMESİ ilkelerinden hareketle konulduğunu göstermekte ve yorumlamanın da bu ilkelere göre yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
1602 sayılı As. Yük. İd. Mah. K. 67/3 maddesinde yer alan karşı tarafın savunması ve başkanın sözcülüğünün düşüncesi alındıktan sonra istekler incelenir. biçimindeki hükmün hukuki dayanak ve nedenini, karar düzeltme isteminin sınırlılığı teşkil etmekte ve bu sınırlılığın doğuracağı sakıncaların giderilmesi amacıyla böyle bir düzenlemeye gidildiğini kabulde zorunluk bulunmaktadır.
Karar Düzeltme yoluna müracaatta tarafların iddia - def'i - itirazda bulunma haklarının eşit olması, bu hakların her iki tarafa da eşit olarak tanınması (1602 sayılı K. Mad 67/3), buna mukabil mahkemenin tetkik yetkisinin sınırlandırılmış bulunması (1602 sayılı K. Mad. 67/3), karar düzeltmeye gelen tarafın iddialarının ve düzeltme sebeplerinin karşı tarafça bilinebilmesi ve bu iddialara gerekli defi ve itirazda bulunulabilmesi (1602 sayılı K. Mad. 67/3), gibi kanuni unsurların mevcudiyeti; Karar düzeltme şeklinde kanun yoluna müracaata ve bu müracaata bağlı tetkike her iki tarafın istemlerine hasronulmuş ve her iki tarafın aynı derecede hukukunu koruma ve pekiştirme amacına yöneltilmiş bir hukuki görünüm vermektedir. Diğer bir deyimle bir tarafın karar düzeltme isteminde bulunması üzerine diğer tarafın savunma yapabilmesi her iki tarafın bir defaya mahsus olmak üzere karar düzeltme isteminde bulunma haklarını kullandıkları kabule götürmektedir esasen karar düzeltmelerde karşı tarafa tanınan savunma hakkının nedeni de bu anlamda hukuki dayanağını bulmakta ve anılan savunmanın tabiatında mukabil isteklerin tetkik konusu edileceği ortaya çıkmaktadır.
1602 sayılı As. Yük. İd. Mah. K 66/7 maddesinde öngörülen bütün şartlara uygun biçimde yapılacak karar düzeltme istemi ve bu isteme bağlı inceleme her iki tarafın iddia, defi ve itirazların muhassalası olarak sonuçlanacağından 2 nci kez aynı mercice inceleme sonunda tesisi edilen karar: hak - adalet - nasafet - uygulama - açılarından yargısal yolla bir kere daha değerlendirilmekte dolayısıyla kanun yoluna müracaattan umulan fayda bu aşamada kesinlikle tahakkuk ettirilmektedir
Karşı tarafın savunma yapmaması (cevap vermemesi)karar düzeltmeye ait incelemede cevap hakkında feragati tazammum eylediğinden bu husus karar düzeltme müessesesinin usulü veçhesine ayrı bir yorum getirebilecek muhtevada gözükememektedir ayrıca karar düzeltmeye ilişkin olmak üzere yasaca alınması öngörülen savunmadan beklenen fayda ile savunmanın sağlayacağı hukuki yardımın nitelik ve içeriği karşısında diğer tarafın savunma yapmaması fakat aleyhine karar tesis edildiği anda karar düzeltme yoluna başvurması bir ölçüde hakkın kötüye kullanılması yorumunda vücut verebilecek bir mahiyet arz etmektedir.
Karar düzeltme yoluyla düzeltilen kararın yeni, bir karar, yeni bir ilam olarak kabulü kanun yolunda fasit bir dairenin doğumuna neden olabileceğinden .....Daire ve Daireler kurulundan verilen kararlar ibaresine geniş bir yorum getirmek kanun koyucunun maksadını aşmaktadır. Özellikle kararı tesis edenle karar düzeltme istemini tetkik eden merci aynı olduğundan ve düzeltme istemi konusunu aynı mahiyetteki daire veya daireler kurulu kararı teşkil ettiğinden, düzeltme isteminin kabulü halinde tesis edilen kararı yeni bir karar olarak değil düzeltilen kararın yerini alan bir karar şeklinde yorumlayıp değerlendirmek gerekmektedir
1602 sayılı. AS. Yük. İd. Mah. K. 66/2. maddesinde yer alan ..... kanunun 45 nci maddesine göre kararların düzeltilmesi işlemi kabul edilerek davaya yeniden bakılması ve esas hakkında karar verilmesi halinde de karar düzeltilmesi isteminde, bulunulabilir. biçimindeki istisnai hükümde karar düzeltme yoluna bir defa gelinebileceği ilkesini doğrulamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi K. 66 nci madde hükmünün öngördüğü biçimde karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceğine, içtihadın Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci Dairenin 24 Aralık 1975 gün ve E.: 1975/2474 K.: 1975/2388 sayılı kararı esas alınarak bu doğrultuda birleştirilmesine, 1602 sayılı Kanunun 19, 29 ncu maddeleri gereğince 7 Şubat 1977 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Usulü yönünden, askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kurulunca Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın düzeltilmesi İstenebilir..... şeklindeki 1602 sayılı kanunun 66. maddesi sebebiyle hukuk uygulaması yapan hakimleri bağlayıcı niteliği 1602 sayılı kanunun 29/a maddesine göre aşikar bulunan, bu sebeple de çok zaruri hallerde, gidilmesi gereken içtihatların birleştirilmesi yoluna başvurma halinin gerekip gerekmediği hususunun incelenmesinde zaruret bulunmaktadır.
Çoğunluk aşağıda yazılı kararlar sebebiyle içtihatların birleştirilmesi yoluna gitmiştir.
a) Askeri Yüksek idare mahkemesi 1 nci Dairesi 66 ncı maddenin uygulanmasında 24.12.1975 gün, 15/2474 esas, 75/2388 karar sayılı ilamla, konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda her halükarda karar düzeltilmesi istemine davacı veya davalının bir defa gidebileceği
b) Askeri Yüksek idare Mahkemesi ikinci Dairesi, 30.9.1975 gün ve 975/1192 esas, 1975/1366 kar sayılı ilamıyla içtihatların birleştirilmesine konu olan 1602 sayılı kanunun 66. maddesindeki Bir defaya Mahsus tabirinin davalının karar düzeltilmesi isteminin tetkikinden sonra, karar aleyhe dönünce davacının da karar düzeltilmesi istemini tetkik ve istemi reddetmek suretiyle zımnen konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda her iki tarafında bir defaya mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği.
c) Askeri Yüksek idare Mahkemesi 3 ncü Dairesi ise 25 Kasım 1975 gün ve 1975/2659 esas, 1975/2l10 sayılı kararında Konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda prensip olarak davacı veya davalıdan yalnız birinin bir defa karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceği, ancak maddi bir zuhule müstenit bulunduğu ve bu zühule pek bariz bir surette meydana çıktığı takdirde 2 nci defa yapılacak karar düzeltilmesi isteminin esastan incelenecek karara bağlanması gerekeceği,
Şeklinde içtihada gitmişlerdir.
Yukarıda belirtildiği gibi, Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci Dairesi ile 3 ncü Daire içtihatları arasında 3 ncü Dairenin pek bariz bir hata yapılma hali istisnası dışında 66 ncı madde sebebiyle tarafları ve konusu aynı olan idari davalarda her iki taraftan, yalnız birinin karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceği yolunda olup her iki daire içtihadi arasında 1602 sayılı kanunun 29-a maddesinde yazılı Dairelerin ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında ayrılık bulunmamaktadır.
2. nci Dairenin yine yukarıda belirtilen içtihadı ise, kararların birleştirilmesine konu 1602 sayılı kanunun 66. ncı maddesi uyarınca tarafların birer defa karar düzeltilmesi isteminde bulunup bulunamayacağı hususundaki karar düzeltilmesi isteminin reddine dair karar başlıklı matbu kararda imzası, bulunan Sayın Hakim ve Sb. Üyelerden hiç biri, genel kurulda, kararları doğrultusunda, 66 ncı maddeye göre konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda her iki tarafında birer defa karar düzeltilmesi isteminde bulunabilecekleri şeklindeki tezlerini savunmamışlar oylarını 1 ve 3 ncü Daire içtihatleri doğrultusunda kullanmak suretiyle sözü edilen içtihatlardan, kanaatlerinin değişmesi sebebiyle değil hiçbir zaruret yokken, içtihatların birleştirilmesi müessesesini işletmek için bu yola başvurdukları intibaını yaratmışlar, nitekim bu yoldaki bir beyanı müzakereler sırasında cevapsız bırakmak suretiyle teyit etmişlerdir.
Başka bir deyimle 1 nci ve 3 ncü Daire içtihatları aynı doğrultuda olduğuna ve diğer daire kararları 2 nci dairece müttehaz bahse konu diğer aykırı içtihatta suni olarak zaruret yokken tesis edilmiş bulunduğuna göre, bu doğrultuda emsal bir kararın, nisap sebebiyle 2 nci Dairece dahi bir daha verilemeyeceği aşikar bulunduğu dikkat nazara alınmadan ve hukuk uygulayıcısı hakimleri tamamen bağlayıcı nitelikleri içtihatların birleştirilmesi müessesinin bu meselede, işler hale getirilmesi şeklinde tezahür eden çokluk kararına
Esas yönden; konusu ve tarafları aynı olan idari davalar sebebiyle 1602 sayılı kanunun 66 ncı maddesine tevfikan taraflardan yalnız birinin bir defaya mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunacağı şeklinde içtihatların birleştirilmesine karar veren çoğunluk;
Davacı ve davalının birer defa karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceği şeklindeki düşüncenin, yukarıda yazılı, 66 ncı maddeye aykırılığını,
a) Bu uygulamanın hukuk muhakemeleri usul kanununun 442 nci maddesine aykırı olacağı,
b) Bir taraf karar düzeltilmesi isteminde bulunduğu takdirde diğer tarafında 30 gün içinde bu isteme cevap verme hakkı bulunduğu bu sebeple 'kendisine savunma, davalı ise cevap verme hakkı olduğu,
c) Birden fazla karar düzeltilmesi isteminde bulunulabilmesi halinin kabulü halinde davaların sürüncemede kalacağı, işlerin uzayacağı davanın Fasit daire haline geleceği,
d) İçtihatlarda sevhen yapılabilecek maddi ve bariz hataların yanlışların düzeltilmesi başlığını taşıyan 1602 sayılı kanunun 70 nci maddesine tevfikan telafi olunabileceği, sebeplerine dayandırmakta ise de
Konusu ve tarafları aynı olan idari davalar neticesi tesis edilen kararlar sebebiyle taraflardan her birinin ayrı ayrı ve birer defa olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunmaları halinin iddia edildiği gibi 1602 sayılı kanunun 66 ncı maddesine aykırılığın mevzubahis bulunmadığı, sayılan sakıncalar ayrı ayrı inceleme 'konusu yapıldığında açıklığa kavuşacaktır.
Şöyle ki:
a) 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanunu 1086 sayılı hukuk mahkemeleri usulü kanununa nazaran özel nitelikler taşıyan bir kanundur. 1601 sayılı kanunda sarahat varken bu kanunun 56 ncı maddesine tevfik'an hukuk mahkemeleri usulü kanunu hükümlerinin kıyasen' uygulanmasına kanunen imkan bulunamayacağı, kuşkusuzdur. Hukuk mahkemeleri usulü kanununun karar düzeltilmesiyle ilgili 442 nci maddesi aynen, aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashisi karar talebi mesmu olmadığı gibi..... hükmünü, İçtihatların birleştirilmesine konu olan 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesi ise, Daireler ile Daireler Kurulunun verilen KARARLAR hakkında bir defaya mahsus olmak üzere.....karar düzeltilmesi istenebilir hükmünü amirdir.
Görüleceği gibi, birinde kanun vazi Aynı ilam tabirini kullanırken diğerinde Kararlar tabirini kullanmaktadır ki bu deyimlerin aynı manayı taşımadığı aşikar bulunmaktadır. Hal böyle olduğuna göre bu meselede hukuk muhakemeleri usulü kanunun kıyasen uygulanmasına mevzuat muvacehesinde imkan bulunmamaktadır.
Hal böyle olduğuna göre, bu meselede hukuk muhakemeleri usulü kanunun kıyasen uygulanmasına, mevzuat muvacehesinde imkan bulunmamaktadır.
b) Bir taraf karar düzeltilmesi isteminde bulunduğu takdirde diğer tarafın buna 30 gün içinde cevap verme hakkı olduğu, karar düzeltilmesi ile ilgili iddialarını cevap hakkını kullanırken ileri sürebileceği, bu nedenle diğer tarafın karar düzeltilmesine gelemeyeceği hususundaki iddiaya gelince,
Beraat eden bir kimsenin hakkındaki beraat kararının temyizen tetkikini istemesine kadar düşünülemez, bu halin insan tabiatına ne kadar aykırı olduğu bir vakia ise, yetkili mahkeme nezdinde, ikame ettiği idari davası kabul olunan davacının da işbu karar sebebiyle düzeltilmesi yoluna, isteği isaf edilmiş bulunduğu için başvurması düşünülemez. Davalının karar düzeltilmesi yoluna başvurması halinde ise, esasen davacının istekleri kabul şeklinde tezahür eden kararda gerekçeli olarak yazılı bulunacağı için, davacının bu düzeltme istemine cevap vermesine mantıken bir neden bulunmamaktadır. Cevap verse dahi davacın yapacağı kabul şeklindeki karar gerekçesini tekrardan ibaret olacaktır.
c) Konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda her iki tarafında birer kere karar düzeltilmesi isteminde bulunmaları halinin işleri sürüncemede bırakacağı, davayı bir Fasit daire haline getireceği iddiası da varit olamaz.
Zira, bir tarafın birkaç kere karar düzeltilmesine geleceğini değil, her iki tarafında birer kere karar düzeltilmesi İsteminde bulunabileceğini benimsemekle; hem, 1602 sayılı kanunun 66 ncı maddesinde yazılı Bir defaya mahsus olmak üzere şeklindeki amir hükmüne riayet etmiş ve hem de kanunda yazılı bir haktan bütün tarafların aynı eşitlikte istifa etmesinin hukuka uygunluğunu düşünerek müdafaa etmekteyiz,
b) maddesinde belirtildiği gibi, kabul şeklinde tecelli eden davacı hakkındaki' kararın davalının karar düzeltilmesi isteminde bulunması sonucu red edilmesi üzerine, davacının bu Yeni karar' sebebiyle karar düzeltilmesi isteminde bulunmamasını kabullenmek, bir tarafa tanınan kanun yolunun diğer tarafa tanınmaması neticesini doğurur ki bu eşitlik ilkesine olduğu kadar hakka niyete de aykırıdır. Nerde kaldı ki 66 ncı madde Kararlar deyimini kullandığına, kabul ve red şeklinde tecelli eden kararlarda aynı değil ayrı kararlarda bulunduğuna göre, ikinci red kararı muvacehesinde, kendince hakkı muhtel olan davacının karar düzeltilmesi yoluna başvurmasına çoğunluğa göre de, bir sakınca bulunmaması gerekmektedir. Bu İzahattan sonra her iki tarafında konusu ve tarafları aynı olan davada birer defa karar düzeltilmesine gitmelerinin davayı sürüncemede bırakacağı veya Fasit daire şekline sokacağı halinin mevzubahis olamayacağı aşikar bulunmaktadır.
d) iki tarafın adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna ilişkin Yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlılarının düzeltilmesi de istenebilir..... şeklindeki 1602 sayılı kanunun 70 nci maddesi muvacehesinde 3 ncü Dairenin ileri sürdüğü bariz maddi hatanın düzeltilmesine kanunen cevaz bulunmamaktadır.
Zira bu maddeye göre düzeltilecek hatanın behemehal kararda yazılı olup yanlış yazılması gerekmektedir. Olayda kabul şeklinde tecelli eden bir tam yargı davacı sebebiyle faiz miktarının kararda az veya çok değil hiç yazılmamış olması durumu mevzubahistir. Kanun ve hukuk uygulaması devam ettiği sürece uygulamayla, görevli hakim de ne kadar tecrübeli ve bilgili olursa olsun, azda olsa, bu gibi bariz maddi hatalar devam edecektir. Çoğunluk 3 üncü Dairece ileri sürülen bu, İstisnayı istisnalı içtihatlerin birleştirilmesi mevzubahis olamayacağı görmemezlikten gelerek içtihatlerin birleştirilmesi yoluna gitmiştir 100 seneye yakın zamandır idari hukuk uygulaması yapan Danıştay daireleri arasında raportörün raporunda da belirttiği gibi karar düzeltilmesi ile ilgili bir çok ayrışık içtihatler bulunduğu halde Danıştay hakimin kanun uygulamasını tehdid etmemek aynı zamanda yukarıda saydığımız sakıncaları göz önüne aldığı için bugüne kadar 521 sayılı kanunun karar düzeltilmesiyle ilgili 98. maddesini konup edip içtihatlerin birleştirilmesi yolun gitmemiş bulunmaktadır.
Yukarıda mufassalan belirttiğim sebepler muvacehesinde; karar düzeltilmesiyle ilgili, konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesi uygulamasında, yalnız bir tarafın bir defa karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceği şeklinde tezahür eden, çoğunluk tarafından tesis edilen içtihatların birleştirilmedi kararına karşıyım.
KARŞIOY YAZISI
Genel Kurulun Çoğunluk oyuna dayalı içtihatların birleştirilmesi hakkındaki;
a) Birinci Daire kararıyla ikici Daire kararı arasında, içtihatların birleştirilmesini gerektirecek derecede aykırılık bulunduğu,
b) Üçüncü Daire kararının ise sebep, konu, amaç, kapsam ve sonuç açılarından farklı bir mahiyet taşıdığı ve inceleme dışı bırakıldığı,
c) Birinci Daire kararı doğrultusunda Karar düzeltilmesine bir defa gelinebileceğinin kabulü ile aykırılığın bu şekilde giderilmesi
Kararına katılamıyorum.
Şöyle ki;
Usul Yönünden:
Kazai kararlar arasında içtihat aykırılığı; Davanın esasını halledecek mevzuatın, kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerinin aynı mahiyette ki maddi olaylara, işlem veya eylemlere farklı şekilde uygulanmasından ileri gelebileceği gibi, bütün davalarda riayet edilecek bir usul hükmünün, değişik yorum ve uygulanmasından doğabilir.
Karar düzeltilmesine bir defa mı, yoksa taraflarca birer defa mı gelinebileceğiyle ilgili içtihatların birleştirilmesi konusu, 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinde yer alan Daireler ve Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın düzeltilmesi istenebilir ifadesinin farklı şekilde yorumlanmasından ileri gelen bir usul hükmüdür.
Usule müteallik farklı içtihatların 'birleştirilmesinden, dava konusu olaylarda ayniyet şartının aranmasına lüzum ve zaruret yoktur.
Bu nedenlerle: Birinci ikinci ve üçüncü Daire kararlarının birlikte incelenerek aykırılığın giderilmesi ve farklı içtihatların birleştirilmesi gerekir.
Esas Bakımından:
Şüphesiz kanun koyucu; Dava konusu çekişmelerin sürülüp gitmesini önlemek, tarafların biran önce huzura kavuşmalarını sağlamak maksadıyla karar düzeltilmesi sebeplerini ve başvurma taleplerini sınırlamak, aynı nedenlerle tekrar tekrar inceleme yapılmasına mani olmak istemiştir.
Bu yüzden, karar düzeltilmesini isteyen tarafın veya tarafların sebeplerini bir defada ve hepsini birarada belirtmek zorunluğu getirilmiştir.
Ancak; karar düzeltilmesi sebeplerinin belli nedenlere dayandırılma zorunluluğunun ve talebin sınırlı tutulmasının tarafların savunma haklarını hiçbir zaman ortadan kaldırmayacağı da tabidir.
Bu itibarla;
1. Davacı ve Davalı, Daire veya Daireler Kurulu kararlarına karşı birlikte karar düzeltilmesini istedikleri takdirde, tarafların dilekçeleri birbirine tebliğ edileceği ve karşılıklı savunmaları alınacağı ve bu konuda verilecek kararda iddia ve savunmalara yer verileceği cihetle, Davacı ve Davalının bir daha karar düzeltilmesi talebinde bulunamamaları,
2. Taraflardan yalnızca biri. 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinde yer alan üç sebebi ileri sürerek kararın düzeltilmesini istemiş, karşı taraf savunmasını yapmış veya savunma yapmaktan sarfınazar etmiş ise, karar düzeltilmesi talebinde bulunmayan tarafın bir daha bu yola başvuramaması,
3. Taraflardan biri. , karar düzeltilmesini istemiş ve 1602 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinde zikredilen sebeplerden bir kısmını ileri sürmüş, ise, karşı taraf yalnız bu sebeplere cevap verebileceği, savunma yapabileceği, diğer sebeplere değinemeyeceğinden, karar düzeltilmesi talebinin kabulü ile aleyhine karar çıkması halinde başka sebeplere binaen karar düzeltilmesi isteyebilmesi
4. Karar düzeltilmesi talebinin kabulünden sonra verilen yeni kararda, 1602 sayılı Kanunun 70 nci maddesinin dışında kalan ve tarafların menfaatlarini esaslı şekilde zedeleyen hatalar bulunduğu sürece, bunların bertaraf edilebilmesi İçin tarafların tahditsiz olarak karar düzeltilmesi yoluna başvurabilmeleri.
Görüşünde olduğumdan karara muhalifim
KARŞIOY YAZISI
1602 sayılı AYİM kanunun 66 maddesindeki daireler ile daireler kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle kararın düzeltilmesi istenebilir şeklinde belirtilmiş bulunan hükmün yorumlanmasında, Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci ve 2 nci Daireleri arasında bir içtihat ayrılığı doğmuş bulunmaktadır
Gerekçeli hükümde de belirtildiği gibi
AYİM 1 nci Dairesi; 24 Aralık 1975 gün ve Es.: 1975/2474, Ka.: 1975/2388 sayılı kararı ile, Davalının (Davacının) karar düzeltilmesi isteminin kabulü ile eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilmesi halinde, davacının (Davalının) ikinci, bir hak olarak karar düzeltilmesi isteminde bulunamayacağını ve dolayısıyla, karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceğini kabul etmiştir.
AYİM: 2 nci Dairesi İse Davalının (Davacının) karar düzeltilmesi isteminin kabulü ile eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilmesi halinde Davacının (Davalının) ikinci bir hak olarak, karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceğini ve bu nedenle istemin esastan incelenebileceğini kabul etmiştir.
AS. Yük. İd. Mahkemesi Genel Kurulun çoğunlukla vermiş olduğu kararın gerekçesinde; Karar Düzeltilmesi kurumunu düzenleyen 52l sayılı Danıştay Kanununun 98 nci maddesi ile 1602 sayılı AYİM Kanunun 66 ncı maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 442 nci maddesine benzetilmektedir.
H. U. M. Kanununun 442 nci maddesi 1 nci fıkrası aynen Aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashihi karar talebi mesmu olmadığı gibi tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabulü ile kararı sabıkın tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi tashihi karar caiz değildir hükmünü kapsamaktadır. Dikkat edilecek olursa, gerek Danıştay Kanununun 98 ve gerekse AYİM Kanununun 66 ncı maddelerinde; yukarıda açıklanan fıkranın son kısmı yani tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabulüyle kararı sabıkın tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi 'tashihi karar caiz değildir hükmü bulunmaktadır.
Bu durum bir noksanlık değildir. İdari Yargı ile Adli Yargıdaki Kanun yollarının farklı oluşu nedeni ile H. U. M. Kanunun 442 nci maddesi 1 nci fıkrasının son kısmı AYİM Kanununun 66 ncı maddesine alınmamıştır.
Hukuk Usulü Mahkemeleri kanununun uygulandığı Adliye Mahkemelerinin kuruluş ve işleyişlerine göre Yargıtay 2 nci derecede ve son tetkik organıdır.
Hukuk Mahkemelerince verilmiş bulunan 'bir karar, Yargıtayca temyizen incelenip onandığı takdirde kesinleşir. Bu onama kararının düzeltilmesi taraflardan birisi tarafından istendiği takdirde, Yargıtayın aynı dairesi bu istemi inceleyerek ya reddeder veya kabul ederek eski hükmü kaldırır ve yeniden bir karar verir. Yeni karar Hukuk Mahkemesi hükmünün bozulmasına dair ise, dosya Yargıtayca ilk hükmü veren mahkemeye gider ve bu mahkeme bozma kararına uyarsa, davaya yeniden bakarak sonunda yeni bir karar verilir. Bu verilen son karar da taraflarca temyiz edilebilir. Bu nedenle Yargıtayca karar düzeltme isteminin kabulünden sonra verilen bozma kararına karşı, yeniden karar düzeltme isteminde bulunulması gereksizdir.
Hukuk Mahkemelerince verilmiş bulunan bir karar, Yargıtayca temyizen incelenip bozulur ve diğer taraf bu, bozma kararının düzeltilmesini isteyip de bu defa istek kabul edilip bozma kararı kaldırılarak ilk hüküm onanırsa, taraflardan her biri ayrı ayrı ve birer defa aleyhine olan hükme karşı, kanun yoluna başvurmuş bulunacağından artık işin daha fazla uzatılması gereksizdir.
İşte Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı H. U. M. Kanunu 422 nci maddesi ile Yargıtayca temyizen görülen davalarda her ne suretle olursa olsun bir defaya mahsus olmak üzere Karar düzeltilmesi istenebileceği kabul edilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ise ilk ve son derecede bir yüksek mahkemedir. Kendisinin altında başkaca idare mahkemesi olmadığından, temyizen inceleme yapmaz. Doğrudan doğruya davaya ilk ve son yargı organı olarak bakar ve 1602 sayılı AYİM. Kanununun 63 ncü maddesi 1 nci fıkrasının amir hükmü gereğince vermiş olduğu kararlar kesindir. Bu kararlara karşı ancak, anılan Kanunun 64 ncü maddesi gereğince Yargılamanın İadesi ve 66 ncı maddesi gereğince de Kararın Düzeltilmesi şeklinde kanun yollarına başvurulabilir.
As. Yük. İd. Mahkemesinin Daireleri veya Daireler Kurulunca verilmiş bulunan kesin bir kararın düzeltilmesi istenip de, bu istek reddedildiği takdirde esasen, bu red kararına karşı yeniden bir düzeltme isteminde bulunulması söz konusu olamaz. Zira ilk kararın düzeltilmesini ancak, karar aleyhine olan taraf isteyebilir. Davalı veya Davacı olabilecek 'bu taraf, karar düzeltme dilekçesinde kararın düzeltilmesini gerektirecek nedenleri tümü ile yazmış olması gerekir. Bu nedenle istemi reddedilince artık başkaca sebeplerle yeniden düzeltme isteminde bulunması yasaklanmıştır.
İlk karar lehine çıkmış bulunan tarafın da, karşı tarafın karar düzeltme isteminin reddine dair karara karşı bir itirazının bulunması söz konusu olamaz.
As. Yük. İd. Mahkemesi Daireleri veya Daireler kurulunca verilmiş 'bulunan kesin bir kararın düzeltilmesi istenip de bu istek kabul edilerek ilk karar kaldırılıp yeniden bir karar verildiği takdirde ise durum tamamen değişik olmaktadır. Zira bu karar da kesin olup, H.U.M. Kanununun hükümlerine göre Yargıtayın, bozma ilamından sonra, dosyanın ilk derece mahkemesine gidip tekrar karar verilmesi ve o kararın da temyiz edilebilmesi gibi bir olanaktan da yoksundur.
İlk kararın kaldırılmasından sonra verilmiş bulunan bu karar her anlamıyla yeni bir hükümdür. Verilen yeni karar, Karar düzeltme isteminde bulunan tarafın lehine olduğu takdirde, bu tarafın yeniden karar düzeltme isteminde bulunması esasen söz konusu olamaz. Verilen yeni karar, tekrar karar düzeltme isteminde bulunanın aleyhine olabilir. Bu takdirde Karar Düzeltme nedenleri tartışılıp yeni karara varılmış olduğundan aynı tarafın ikinci defa karar düzeltme isteminde bulunması gereksizdir.
Ancak ilk kararın kaldırılmasından sonra verilen yeni karar; Karar düzeltme isteminde bulunmayan tarafın (ilk karar lehine olduğundan esasen bu tarafın, karar düzeltme isteminde bulunması olanaksız idi) aleyhine ise, durum önem kazanmaktadır. Yukardan beri açıklanan nedenlerle bu durum aleyhine karar çıkan tarafın yeni kararın düzeltilmesini isteyebilmesi; hak ve nasafet kaidelerine ve hukukun genel ilkeleri ile Karar düzeltme kurumunun ana hedeflerine uygun düşmektedir.
Kanun vazıı şayet bunun aksini arzu etse idi;
1602 sayılı AYİM Kanununun 66 ncı maddesine de; H. U. M. Kanunun 442 nci maddesinde olduğu gibi Karar düzeltme isteminin kabulü ile eski kararın kaldırılıp yeniden verilen hükümlerin dahi düzeltilmesi mümkün değildir şeklinde bir hüküm getirmesi gerekirdi.
İlgili maddede böyle bir yasaklama olmadığına göre AYİM Kanununun anılan 'bu maddesindeki Bir defaya mahsus olmak üzere ibaresini ilk verilen hüküm için kabul etmek daha uygun olur. Yani AYİM daireleri veya Daireler Kurulunca verilen bir hükmün düzeltilmesi istenip de, bu istek reddedildiği takdirde artık yeniden bu aynı hükmün düzeltilmesi veya verilen red kararının düzeltilmesi istenemez.
Karar düzeltme istemi kabul edilip de, evvelce lehine karar verilen tarafın aleyhine bir karar verildiği takdirde, bu tarafın, aleyhine çıkmış bulunan yeni kararın düzeltilmesini isteyebilmesi mümkün ve gereklidir.
Yukardan beri açıklanan nedenlerle; AYİM 1 nci ve 2 nci Dairelerinin birbirine aykırı bulunan içtihatlarının, 2 nci Dairenin 30.9.1975 gün ve Es.: 1975/1192, Ka.: 1975/1366 sayılı kararları doğru1tusunda birleştirilmesi kanısında olduğumuzdan Çoğunluk kararına karşıyız.
KARŞIOY YAZISI
1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesindeki; Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla kararın düzeltilmesi istenebilir. şeklinde belirtilmiş bulunan hükmün yorumlanmasında, Askeri Yüksek idare Mahkemesinin 1 nci ve 2 nci Daireler arasında bir içtihat ayrılığı doğmuş bulunmaktadır.
Gerekçeli hükümde de belirtildiği gibi;
Askeri Yüksek idare Mahkemesi 1 nci Dairesi, 24 Aralık 1975 gün ve E. 1975/2474, K. 1975/2398 sayılı kararı ile, Davalının (davacının) karar düzeltmesi isteminin kabulü. ile, eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilmesi halinde, davacının (davalının) 2 nci bir hak olarak karar düzeltilmesi isteminde bulunamayacağını ve dolayısıyla, karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceğini kabul etmiştir.
Askeri Yüksek idare Mahkemesi 2 nci Dairesi ise, 30.9.1975 gün ve E. 1975/1192, K. 1975/1366 sayılı kararıyla davalının (davacının) karar düzeltilmesi isteminin kabulü ile eski kararın kaldırılması ve yeniden karar verilmesi halinde davacının (davalının) 2 nci bir hak olarak, karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceğini ve bu nedenle istemin esastan incelenebileceğini kabul etmiştir.
Askeri Yüksek idare Mahkemesi Genel Kurulunun çoğunlukla vermiş olduğu kararın gerekçesinde özet olarak:
1) Bu uygulamanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 422 nci maddesine aykırı olacağı,
2) Bir taraf karar düzeltilmesi isteminde bulunduğu takdirde, diğer tarafında 30 gün içinde bu isteme cevap verme hakkının bulunduğunu, bu sebeple kendisini savunma, davalı ise cevap verme hakkına sahip olduğunu,
3) Her iki taraf içinde birden fazla karar düzeltilmesi isteminde bulunulması ve kabulü halinde, davaların sürüncemede kalacağı, işlerin uzayacağını, davanın fasit daire haline geleceğini,
4) İçtihatlarda sehven yapılacak maddi ve bariz hataların yanlışların düzeltilmesinin 1602 sayılı Yasanın 70 nci maddesine tevfikan telafi olunabileceğini.
Bu nedenlerle davacı ve davalının bir defa karar düzeltilmesi isteminde bulunabileceğini, karar düzeltilmesi kurumunu düzenleyen 521 sayılı Yasanın 98 nci, 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesi ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 442 nci maddesi hükümlerine dayandırılmakta ve benzetilmektedir,
Konusu ve tarafları aynı olan, idari davalar sonucu tesis edilen kararlar sebebiyle taraflardan her birinin ayrı ayrı ve birer defa olmak üzere karar verilmesi isteminde bulunmaları halinde, iddia edildiği gibi, 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesine aykırı bulunmamakta, sayılan sakıncalarda olmamaktadır,
Şöyle ki:
1) 1602 sayılı Yasa, 1086 sayılı Yasaya nazaran özel nitelikler taşımaktadır,
1602 sayılı Yasada sarahat mevcutken bu Kanunun 66 ncı maddesine tevfikan 1086 sayılı Kanun hükümlerinin Kıyasen uygulanmasına kanunen imkan bulunmayacağı kuşkusuzdur,
H. U. M. Kanununun 442 nci maddesi 1 nci fıkrası aynen aynı ilam aleyhine bir defadan ziyade tashihi karar talebi mesmu olmayacağı gibi, tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabulü ile kararı sabıkın tadiline dair sudur eden hükümlere 'karşı dahi tashihi karar caiz değildir hükmünü kapsamaktadır,
Dikkat edilecek olursa gerek 521 sayılı Kanunun 98 ve gerekse 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddelerinde, yukarıda açıklanan fıkranın son kısmı yani tashihi karar arzuhalinin reddine veya kabulüyle kararı sabıkın tadiline dair sudur eden hükümlere karşı dahi tashihi, karar caiz değildir hükmünü kapsamaktadır
Bu durum bir noksanlık değildir, idari yargı ve Adli yargıdaki kanun yollarının farklı oluşu nedeniyle 1086 sayılı Yasanın 442 nci maddesinin 1 nci fıkrasının son kısmı, 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesine alınmamıştır,
1806 sayılı Kanunun uygulandığı adliye mahkemelerinin kuruluş ve işleyişlerine göre, Yargıtay 2ci derecede ve son tetkik merciidir;
Hukuk Muhakemelerince verilen bir karar, Yargıtayca temyizen incelenip onaylandığı takdirde kesinleşir. Bu onama kararın düzeltilmesi taraflardan birisi tarafından istendiği takdirde, Yargıtayın aynı dairesi bu istemi inceleyerek red veya kabul ederek eski hükmü kaldırır ve yeniden bir karar verir. Yeni karar Hukuk Mahkemesi hükmünün bozulmasına dair ise dosya Yargıtayca ilk hükmü veren mahkemeye gider ve bu mahkeme bozma kararına uyarsa, davaya yeniden bakarak, sonunda yeni, bir karar verir. Bu verilen karar taraflarca temyiz edilebilir: Bu nedenle Yargıtayca karar düzeltme isteminin kabulünden sonra verilen bozma kararına karşı, yeniden karar düzeltme isteminde bulunulması gereksizdir.
Hukuk mahkemelerince verilen bir karar, Yargıtayca temyize incelenip bozulur ve diğer taraf bu bozma kararının düzeltilmesini ister ve kabul edilerek bozma kararı kaldırılarak ilk hüküm onaylanırsa, taraflardan her biri ayrı ayrı birer defa aleyhine olan hükme karşı kanun yoluna başvurmuş bulunacağından artık işin daha fazla uzatılması gereksizdir
Bu nedenlerle 1086 sayılı Yasanın 442 nci maddesi ile Yargıtayca temyizen verilen davalarda her ne suretle olursa olsun bir defaya mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi istenebileceği esası kabul edilmiştir.
Askeri Yüksek idare Mahkemesi ise, ilk ve son derecede Yüksek bir mahkemedir. Kendisinin altında başka idare mahkemesi bulunmamaktadır. Temyizen inceleme yapmaz doğrudan doğruya davaya ilk ve son yargı organı olarak bakar. 1602 sayılı Yasanın 63/1 maddesine göre vermiş olduğu kararlar kesindir. Bu karara karşı aynı Kanunun 64 ncü maddesi uyarınca yargılamanın iadesi ve 66 ncı maddesine göre de Kararın düzeltilmesi şeklinde kanun yollarına başvurabilir. Daireler ve Daireler kurulunca verilen kesin bir kararın düzeltilmesi isteminin reddedilmesi halinde esasen red kararına karşı yeniden 'bir düzeltme isteminde bulunulması söz konusu olamaz. Zira ilk kararın düzeltilmesini ancak aleyhine karar verilen taraf isteyebilir Davalı veya davacı olabilecek bu taraf, karar düzeltilmesi dilekçesinde kararın düzeltilmesini gerektirecek nedenleri tümüyle yazmış olması lazımdır. Bu sebeple, istemi reddedilince artık başka sebeplerle yeniden düzeltme isteminde bulunması mümkün değildir. ilk karar lehine çıkmış bulunan tarafında, karşı tarafın karar düzeltme isteminin reddine dair karara karşı bir itirazının bulunması söz konusu olamaz.
Daireler veya Daireler Kurulunca verilmiş bulunan kesin bir kararın düzeltilmesi isteği ve isteğin kabul edilerek İlk kararın kaldırılarak yeniden bir kararın verilmesi halinde ise, durum tamamen değişik olmaktadır. Zira bu kararda kesin olup, 1086 sayılı Yasa hükümlerine göre yargıtayın bozma ilamından sonra, dosyanın ilk derece mahkemesine gidip tekrar karar vermesi ve o kararında temyiz edilebilmesi gibi bir olanaktan da yoksun bulunmaktadır.
İlk kararın kaldırılmasından Sonra verilen karar her anlamıyla yeni bir hükümdür. Verilen yeni karar, Karar düzeltme isteminde bulunan tarafın lehine olduğu takdirde, bu tarafın yeniden karar düzeltme isteminde bulunması esasen söz konusu olamaz. Verilen karar yeni bir karardır. Tekrar karar düzeltme İsteminde bulunanın aleyhine olabilir. Bu takdirde Karar düzeltme nedenleri tartışılıp yeni karara varılmış olacağından aynı tarafın 2 nci defa karar düzeltme isteminde bulunması da gereksizdir.
Ancak ilk kararın kaldırılmasından yani ilk kararın yok sayılmasından sonra yeniden esastan verilen karar düzeltme isteminde bulunmayan tarafın ilk karar lehine olduğundan esasen bu tarafın, karar düzeltme isteminde bulunması olanaksızdır aleyhine ise, durum önem kazanmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle böyle bir durumda aleyhine karar çıkan tarafın yeni kararın düzeltilmesini isteyebilmesi kadar hak ve nesafet kaidelerine ve hukukun genel ilkeleriyle Karar düzeltme kurumunun ana hedeflerine uygun düşmektedir.
Kanun vazı şayet bunun aksini arzu etse idi; 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesine de, 1086 sayılı Yasanın 442 nci maddesinde olduğu gibi, Karar düzeltme isteminin kabulü ile eski kararın kaldırılarak yeniden verilen hükümlerin dahi düzeltilmesi mümkün değildir şeklinde bir madde oluşturması gerekirdi.
İlgili madde de böyle bir yasaklama olmadığına göre, 1602 sayılı Yasanın anılan, bu maddesindeki bir defaya mahsus olmak üzere ibaresini ilk veren hüküm için kabul etmek daha uygun olur. Yani Daire ve Daireler Kurulunca verilen bir hükmün düzeltilmesi veya verilen red kararının düzeltilmesi istenemez.
Karar düzeltme isteminin kabul edilmesi halinde, evvelce lehine karar verilen tarafın bu defa aleyhine bir karar verilmesi halinde, bu tarafın, aleyhine çıkmış bulunan yeniden tesis edilen kararın düzeltilmesini istemesi kadar tabii bir şey olamaz.
Bu açıklamalardan görüleceği gibi 1086 sayılı Yasanın 442 ve 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddelerinde aynı ilam tabirini kullanırken diğerinde bilhassa Kararlar deyimini kullanmaktadır ki bu deyimler aynı manayı taşımaktadır. Hal böyle olunca bu meselede, 1086 sayılı Kanunun kıyasen uygulanmasına mevzuat muvacehesinde imkan bulunmamaktadır.
2) Bir taraf karar düzeltilmesi isteminde bulunduğu takdirde diğer tarafın buna 30 gün içinde cevap verme hakkı olduğu, karar düzeltilmesi ile ilgili iddialarını cevap hakkını kullanarak ileri sürebileceği, bu nedenlerle diğer tarafın karar düzeltilmesine gelemeyeceği hususundaki, görüşe gelince;
Beraat eden bir kimsenin bu kararı temziyen tetkikini istemesi ne kadar düşünülemez ve insan tabiatına aykırı olduğu bir vakıa ise, yetkili mahkeme nezdinde ikame ettiği idari davası kabul olunan davacının da, karar sebebiyle karar düzeltmesi yolunu istemesi ve İsaf edilmiş bulunması sebebiyle başvurması düşünülemez. Davacının karar düzeltmesi yoluna başvurması halinde ise, esasen davacının istekleri kabul şeklinde tezahür eden kararda gerekçeli olarak yazılı bulunacağı için, davacının bu düzeltme istemine cevap vermesine mantıken bir neden bulunamamaktadır. Cevap verse, dahi Yapacağı iş, kabul şeklindeki karar gerekçesini tekrar etmekten ibaret olacak ve daha ileriye gidemeyecektir.
3) Konusu ve tarafları aynı olan idari davalarda her iki tarafında birer kere karar düzeltme isteminde bulunmaları halinin işlemi sürüncemede bulunacağı fasit daire haline getireceği iddiası da varit olamaz. Zira bir tarafın bir kaç kere karar düzeltmesine geleceği şeklinde değil, her iki tarafın birer kere düzeltme isteminde bulunabileceğini benimsemekle 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesinde yazılı bir defaya mahsus olmak üzere şeklindeki hükme riayet edilmiş ve hem de kanunda yazılı 'bir haktan tarafların ayrı ayrı aynı şekilde eşitlikle istifade etmesi ve sağlanmış ve hukuka uygunluk muhafaza edilmiş olur.
4) Davanın kabulü şeklinde tecelli eden ve davacı hakkındaki kararın davalının karar düzeltmesi isteminde bulunması sonucunda red edilmesi üzerine, davacının bu yeni karar sebebiyle karar düzeltmesi isteminde bulunmasını kabullenmek, bir tarafa tanınan kanun yolunun, diğer tarafa da, tanınması sonucunu ve eşitliği, hakkaniyeti ortadan kaldırır.
1062 sayılı Yasanın 66 ncı maddesinde kararlar deyimini kullandığına, kabul ve red şeklinde tezahür eden kararda aynı olmadığına ayrı karar bulunduğuna göre, ikinci red kararı muvacehesinde kendisince hakkı muhtel olan davacının karar düzeltmesi yoluna başvurmasında çoğunluğa göre de bir sakınca bulunmaması gerekmektedir. Tarafları ve konusu aynı olanda ya da birer defa karar düzeltilmesine gidilmesi davayı sürüncemede bırakacağı ve fasit daire şekline sokacağı halinin mevzubahis olmayacağı aşikardır karar düzeltme isteminin kabulü ile eski karar ortadan kalkmakta ve yok davaya esastan bakılarak hüküm verildiğine göre yeni karar üzerine karşı tarafa kanun yolunu açık tutmak hakkını aramak kadar tabii bir şey olamaz
5) Kanun ve hukuk uygulaması devam ettiği sürece uygulamayla görevli Daire ve Daireler Kurulundaki hakimler ne kadar becerili ve bilgili olursa olsunlar azda olsa, bariz veya cüz'i adli hatanın yapılacağını ve devam edeceğini kabul etmek gerekmektedir.
Daireler ile Daireler Kurulundan verilen bir kararda adli hatanın var olduğuna kurallarca kanaat getirilmesi halinde, karar düzeltme yolunun kapanması ile adli hatanın giderilmesi için takip edilecek yol ortadan kalkmaktadır.
Kurul üyeleri böyle bir karar karışsında, bile bile görmüş oldukları adli bir hatayı giderememe gibi hukuka aykırı bir durumla karşı karşıya bırakılmış bir durum yaratılmakta ve adeta hatalı bir karar, hatasız imiş gibi olmaktadır. Bu durum ise, hak ve adaletle bağdaşmayacağı izahtan varestedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, karar düzeltilmesi ile ilgili konusu ve tarafları aynı olan idari davalar sebebiyle, 1602 sayılı Yasanın 66 ncı maddesi uyarınca yalnız bir tarafın bir defa karar düzeltmesi isteminde bulunabileceğine dair, Askeri Yüksek idare Mahkemesi Birinci ve 2 nci Dairelerin birbirlerine aykırı bulunan içtihatların, 2 nci Dairenin kararı doğrultusunda birleştirilmesi düşünce ve kanaatında olduğumdan çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy