AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 5939/12
Tarık ATEŞ ve Diğerleri / Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Yargıçlar
Ivana Jelić, Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mayıs 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
16 Aralık 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 7 Aralık 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranların bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, ceza yargılamalarının ilk aşamalarında avukat yardımından faydalanamadıklarından ve mahkûmiyetlerinin avukatları olmadan polise vermiş oldukları ifadelere dayandığından şikâyetçi olmuşlardır. Aynı hükme dayanarak, başvuranlar, ayrıca, ceza yargılamaları sırasında tanıklara soru yöneltemediklerini iddia etmişlerdir.
4. Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) ve (d) maddesi uyarınca başvuru Hükümet’e tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranların Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca şikâyetleri
5. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 7 Aralık 2018 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkeme’den Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamında başvuranların haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuranlar Tarık ATEŞ, Selim ALTUN ve Mehmet Salih PUSMAK’ın her birine, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beşyüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.”
7. 18 Ocak 2019 tarihli bir yazıyla, başvuranların temsilcisi, başvuranların Hükümet tarafından sunulan miktarı çok düşük bulduğu için tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadıklarını dile getirmiştir. Ek olarak, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’un, başvuranların durumuna çözüm olamayacağını ifade etmiştir.
8. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkeme’nin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
9. Mahkeme, ayrıca, belirli koşullarda, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, ayrıca bk. WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarında, adli yardımın sistematik olarak engellenmesi ve başvuranları mahkum etmek için avukat yokluğunda elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikayetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğerleri arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018; ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
12. Mahkeme, yukarıdaki davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına konulan kısıtlamanın sistematik niteliğinin, kendi başına, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlaline karar vermek için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirlikleri incelenmeden yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve daha sonra Yargıtay’ın bu eksikliği giderememesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Ayrıca, yukarıdaki tüm davalarda, Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranlar tarafından yaşanan manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir.
13. Mahkeme, ayrıca, tek taraflı deklarasyonlarında Hükümetin, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini kabul ettiğini belirttiğini gözlemlemektedir.
14. Bu noktada, avukat hakkına yönelik sistematik kısıtlama konusunun kaynaklandığı yasal hükümlerin, 4928 sayılı 15 Temmuz 2003 tarihli karar ile kaldırıldığını (daha fazlası için bk. Salduz/Türkiye [BD], no. 36391/02, §§ 27-31, AİHM 2008) ve avukata erişim hakkına yönelik hiçbir sistematik kısıtlamanın öngörülmediği, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemeleri Kanununu ( 5271 sayılı Kanun) not etmek önemlidir.
15. Bununla beraber, Mahkeme, 31 Temmuz 2018 tarihine kadar, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 maddesinin (f) bendinin, başvuranlara, Mahkeme’nin sadece Sözleşmede veya Protokollerinde ihlal olduğuna karar veren hükmü bazında ceza yargılamalarının yeniden açılması imkânını getiren bir hukuk yolu sağladığını kaydetmektedir. Ancak, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, başvuranlar, Mahkemenin artık dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürmeye karar vermesinin ardından ceza yargılamalarının yeniden açılmasına yönelik bir başvuruda bulunmaya hak kazanmıştır. Bunun sebebi, bu iki durumun, artık, ceza yargılamalarının yeniden açılması gerekçeleri olarak, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinde ayrıntılı olarak listelenmesidir. Dolayısıyla, Mahkeme, iç hukukun, başvuranların, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde bir başvuruyu kayıttan düşüren bir kararın veya hükmün ardından, yargılamaların yeniden başlatılmasını talep edebileceği bir hukuk yolu öngörmesinden dolayı memnundur (kıyaslayınız, Igranov ve Diğerleri/Rusya, no.42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 26, 20 Mart 2018, daha fazla referans ile birlikte, ve karşılaştırınız Sroka/Polonya (k.k), no. 42801/07, 6 Mart 2012).
16. Bu bağlamda, Mahkeme, ayrıca, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yeniden başlatılmasının, başvuranın bu yönde talep etmesi durumunda, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yol olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, Mahkeme, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranların Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak telafi kabiliyetine haiz olduğunu düşünmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalini giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
17. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116‑118, 5 Temmuz 2016).
18. İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi ).
19. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınacağının altını çizmektedir (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
20. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca, şikâyetler bakımından davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
B. Başvuranların Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddesi uyarınca şikâyetleri
21. Başvuranlar ayrıca, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddesi kapsamında, özellikle el konulan bilgisayar ve CD’lere dayanan polis tarafından sunulan elektronik delillere itiraz edebilmek için yeterli ve uygun bir fırsatın kendilerine verilmediğini iddia etmişlerdir.
22. Hükümet, başvuranların yerel mahkemeler önünde şikâyette bulunmamasından dolayı, bu şikâyetin, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini kaydetmiştir.
23. Mahkeme, başvuranların Yargıtay önünde yaptıkları temyiz başvurularında bu sorunları dile getirmediklerini gözlemlemiştir. Bu koşullar altında, Mahkeme, Hükümet’in ilk itirazını onamıştır (bk. Association Les Témoins de Jéhovah/Fransa (k.k.), no. 8916/05, 21 Eylül 2010 ve Görür ve İncesu/Türkiye ( k.k.), no. 21038/09, 24 Mart 2015).
24. Dolayısıyla Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümet’in Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kuralları dikkate alarak;
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamındaki şikâyetlere ilişkin olarak başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Haziran 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Ad SOYAD
Doğum Yılı
Uyruk
İkamet Adresi
Temsilcisi
1.
Tarık ATEŞ
1980
T.C.
Diyarbakır
M. Özbekli
2.
Selim ALTUN
1979
T.C.
Diyarbakır
M. Özbekli
3.
Mehmet Salih PUSMAK
1970
T.C.
Diyarbakır
M. Özbekli
Full & Egal Universal Law Academy