AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 61116/11
Yavuz ATEŞ / Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Stéphanie Mourou-Vikström,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 30 Nisan 2019 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
11 Ağustos 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu dikkate alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 10 Aralık 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Yavuz Ateş, 1973 doğumlu bir Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna bağlı Avukatlar D. Kaya ve S. Epçeli Arslan tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, 3842 sayılı Kanun uyarınca yargılama öncesi aşamada avukata erişim hakkının sistematik bir şekilde kısıtlanması ve sonrasında avukat yokluğunda alınan ifadelerinin yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılması sebebiyle Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında ceza yargılamalarının adil olmadığına ilişkin şikâyette bulunmuştur.
4. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 10 Aralık 2018 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
6. Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik kısıtlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatır.
Bununla beraber Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli, 7145 sayılı Kanun ile değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, hâlihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerekli kıldığını vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Yavuz Ateş’e yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderleri karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davayı nihai çözüme kavuşturacaktır.”
7. İşbu karardan birkaç hafta önce, Hükümet tarafından yapılan tek taraflı deklarasyonun koşulları başvurana gönderilmiştir. Mahkeme, ne başvurandan ne de temsilcisinden deklarasyon şartlarını kabul ettiklerine dair bir cevap almıştır. Mevcut başvurunun konusu başvuranın hüküm giydiği ceza yargılamaları ile ilgili olduğu için Mahkeme, başvuranın bu hususta sessiz kalmasını, deklarasyon şartlarının zımni onayı olarak ele alamaz (karşılaştırınız, hukuk yargılamaları bakımından, Igranov ve Diğerleri/Rusya, no. 42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 23, 20 Mart 2018).
8. Mahkeme Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların, söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, özellikle aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse”.
9. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dâhil olmak üzere bazı davalarında, avukat yardımına erişimin sistematik bir şekilde reddedilmesi ve başvuranların mahkûmiyetinde avukat yokluğunda elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk. diğer kararlar arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018 ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
12. Mahkeme, yukarıda anılan davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına getirilen kısıtlamanın sistematik niteliğinin tek başına, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlaline karar vermek için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirliği hakkında bir inceleme yapılmadan yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve daha sonra Yargıtayın bu eksikliği gidermemesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Bununla beraber, yukarıdaki tüm davalarda Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranların uğradıkları manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiğine kanaat getirmiştir.
13. Mahkeme ayrıca, Hükümetin tek taraflı deklarasyonunda Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini açık bir şekilde kabul ettiğini gözlemlemektedir.
14. Bu bağlamda, avukat hakkına yönelik sistematik kısıtlama konusunun kaynaklandığı yasal hükümlerin, 4928 sayılı ve 15 Temmuz 2003 tarihli karar ile kaldırıldığını (daha fazlası için bk. Salduz/Türkiye [BD], no. 36391/02, §§ 27-31, AİHM 2008) ve avukata erişim hakkına yönelik hiçbir sistematik kısıtlamanın öngörülmediği 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nu (5271 sayılı Kanun) belirtmek önem arz etmektedir
15. Bununla beraber Mahkeme, 31 Temmuz 2018 tarihine kadar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin başvuranlara, Mahkemenin sadece Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar vermesi durumunda ceza yargılamalarının yeniden başlatılmasına imkân veren bir hukuk yolu sağladığını kaydetmektedir. Ancak 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle başvuranlara, Mahkemenin artık dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde bir davayı kayıttan düşürmeye karar vermesinin ardından ceza yargılamalarının yenilenmesine yönelik bir başvuruda bulunmaya ilişkin hak tanınmıştır. Bunun sebebi, artık bu iki durumun, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinde ceza yargılamalarının yeniden açılma gerekçeleri olarak açıkça belirtilmiş olmasıdır. Dolayısıyla Mahkeme, iç hukukta başvuranların dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde bir başvuruyu kayıttan düşüren bir kararın veya hükmün ardından, yargılamaların yeniden başlatılmasını talep edebileceği bir hukuk yolu öngörmesinden dolayı memnundur (kıyaslayınız, Igranov ve Diğerleri/Rusya, no. 42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 26, 20 Mart 2018, ilgili kararda yer alan diğer atıflar ve karşılaştırınız, Sroka/Polonya (k.k), no. 42801/07, 6 Mart 2012).
16. Bu bağlamda Mahkeme ayrıca, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukukta yargılamalarının yeniden başlatılmasının, başvuranların bu yönde bir talepleri olması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yol olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin bir telafi sağlayacağını düşünmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Mahkeme öncelikli olarak ulusal makamların Sözleşme’nin herhangi bir ihlalini gidermesi gerektiğini kaydetmektedir.
17. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116-118, 5 Temmuz 2016).
18. Ayrıca, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve özellikle konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1
maddesinin son cümlesi).
19. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
20. Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, başvurunun kayıttan düşürülmesi uygun görülmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve burada atıfta bulunulan taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate alarak,
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Julia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy