AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No: 32460/13
Muhyettin ATSIZ / Türkiye
ve diğer 7 başvuru
(bk. ekteki liste)
30 Nisan 2019 tarihinde,
Başkan
Valeriu Griţco
Hâkimler Ivana Jelić,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Daire olarak toplanarak, ekte bulunan tabloda belirtilen tarihlerde yapılan yukarıda ifade edilen başvuruları, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve başvuranlar tarafından bu görüşlere verilen cevaplar dikkate alınarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran tarafların isim listesi ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi, 17 Temmuz 2008 tarihli kararla, Yüksekova Belediyesini meblağların ekte yer aldığı tazminatları başvuranlara ödemeye mahkûm etmiştir.
5. Yargıtay, 22 Aralık 2008 tarihinde, bu kararları onamıştır.
6. Söz konusu kararlar, 6 Mart 2009 tarihinde, kesinleşmiştir.
7. Söz konusu tazminatlar, hâlihazırda ödenmemiş görünmektedir.
B. İlgili İç Hukuk Kuralları
8. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ile ilgili olarak, Mahkeme, Uzun/Türkiye (No. 10755/13, 30 Nisan 2013) kararına atıfta bulunmaktadır.
ŞİKÂYET
9. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokolün 1 ve 6. maddelerini ileri sürerek, ihtilaf haklarında verilen yerel adil kararların icra edilmemesinden şikâyet etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
10. Mahkeme, başvurulardaki benzerliği göz önünde bulundurarak, başvuruları tek bir kararda birlikte incelemenin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
11. Mevcut durumda Hükümet, başvuranların 23 Eylül 2012 tarihinden beri erişebilir olan Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yollarını tüketmedikleri gerekçesiyle iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin bir kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, bu konuda özellikle Anayasa Mahkemesinin 8 Nisan 2010 ve 26 Mart 2012 tarihlerinde yani Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce kesinleşen iki adli kararın icra edilmemesi nedeniyle, ilgililerin adil yargılanma ve mülkiyetlerine saygı haklarının ihlal edildiği sonucuna vardığı 3 Nisan 2014 tarihli bir kararına atıfta bulunmaktadır.
12. Başvuranlar, Anayasa Mahkemesinin ratione temporis (zaman bakımından) yetkisinin durumlarını kapsamadığını zira söz konusu yerel kararların Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce kesinleştiğini belirtmektedirler. Bu bağlamda, başvuranlar Anayasa Mahkemesinin 19 Aralık 2016 tarihli kararına atıfta bulunmaktadırlar (2014/1869). Bu kararında Anayasa Mahkemesi, 6384 Sayılı Kanun tarafından kurulan Tazminat Komisyonunun, söz konusu kararın icra edilmemesi nedeniyle, ilgililere bir tazminat ödediği gerekçesiyle, ratione personae (kişi bakımından) bağdaşmaması sebebiyle, kesin adli kararın icra edilmediğine ilişkin ilgililerin şikâyetlerini reddetmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi söz konusu yargılama çerçevesinde verilen son kararın, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce kesinleştiği gerekçesiyle, ratione temporis (zaman bakımından) bağdaşmadığından yargılama süresine ilişkin şikâyeti reddetmiştir.
13. Mahkeme, iddia edilen ihlalin, devam eden bir durum oluşturması nedeniyle, kesin adli kararların icra edilmemesiyle ilgili olduğunu gözlemlemektedir (Lemke/Türkiye, No.17381/02, § 37, 5 Haziran 2007). Ayrıca, Mahkeme bu kararların 6 Mart 2009 tarihinde yani 23 Eylül 2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce kesinleştiğini kaydetmektedir.
14. Dolayısıyla, Mahkeme daha önce Anayasa Mahkemesinin, somut olayda olduğu gibi, bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce başlayan ve bu tarihten sonra devam eden durumlarda ratione temporis (zaman bakımından) yetkisini genişlettiğini belirtmiştir (bk. Tutukluluk süresine ilişkin Koçintar /Türkiye (kk.), No. 77429/12, §§ 17‑26 ve 39, 1 Temmuz 2014 ve yargılama süresi hakkında Erol /Türkiye (kk.), No. 73290/13, §§ 21-23, 6 Mayıs 2014). Ayrıca, Mahkeme daha önce başvuranların devam eden bir durumun söz konusu olması nedeniyle, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş olmaları gerektiğini değerlendirerek, söz konusu mahkeme önünde bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce, ilgililere verilen ömür boyu hapis cezasının azaltılamaz niteliğine ilişkin şikâyetin iç hukuk yollarının tüketilmediğinden dolayı kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır (Tekin ve Baysal/Türkiye (kk.), No. 40192/10 ve 8051/12, §§ 25-28, 4 Aralık 2018).
15. Ayrıca, Mahkeme Hükümetin atıfta bulunduğu Anayasa Mahkemesinin 3 Nisan 2014 tarihli kararını dikkate almaktadır (No. 2013/711). Bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden önce kesinleşen adli kararların icra edilmediğine ve bu tarihten sonra da icra edilmediğine ilişkin ratione temporis (zaman bakımından) söz konusu mahkemenin yetkisini genişlettiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, kesin adli kararların icra edilmediğine ilişkin başvuranların şikâyetinin söz konusu mahkeme tarafından incelenmesinde durumun bu şekilde olmayacağını belirtmeye imkân sağlayacak hiçbir unsura veya argümana sahip değildir.
16. Başvuranların atıfta bulunduğu Anayasa Mahkemesinin 19 Aralık 2016 tarihli kararıyla ilgili olarak, Mahkeme bu kararın somut olaya uygun olmadığını zira yargılama süresine ilişkin ratione temporis (zaman bakımından) bağdaşmaması nedeniyle, bu davada reddedilen şikâyetin mevcut davadan farklı olarak, Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesinden sonra birbirini izleyen devam eden bir durum teşkil etmediğini değerlendirmektedir.
17. Mahkeme, görevinin ikincillik niteliğini dikkate alarak, Hükümetin itirazının kabul edilmesi gerektiğini değerlendirmektedir. Sonuç olarak bu başvuruların, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Başvuru Numarası ve Başvuru Tarihi
Başvuranın Adı
Doğum Yılı
Temsilcilerin Adı
Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tazminat tutarı (Türk lirası)
1.
32460.
26.03.2013
Muhyettin ATSIZ
1962
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
1.830.11.
2
32466/13
26.03.2013
Mehmet TETİK
1955
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
1.820.06
3
32467/13
26.03.2013
Hüseyin TİNAR
1963
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
1.691.93
4
32468/13
26.03.2013
Selim SÜRE
1956
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
2.193.38
5
32470/13
26.03.2013
Tahir ENGİN
1966
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
1.877.11
6
32471/13
26.03.2013
Ömer DİNLER
1958
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
2.452.35
7
32473/13
26.03.2013
Şükrü DAYAN
1965
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
1.510.97
8
33469/13
26.03.2013
Abdulhalik AKDENİZ
1978
Levent ERCAN
Hüseyin ÖZ
2.399.58
Full & Egal Universal Law Academy