AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no: 15375/11
Yüksel AVCI / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite hâlinde 2 Temmuz 2019 tarihinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
22 Aralık 2010 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle 27 Şubat 2019 tarihinde davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Yüksel Avcı 1973 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Adana’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Adana Barosuna bağlı Avukat H. Ok tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, kendisini yargılayan ve mahkûmiyetine karar veren Adana Askeri Disiplin Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığından şikâyetçi olmuştur (22 Temmuz 2010 tarihli ve 2010/87E, 2011/72K sayılı karar).
4. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Başvuran, Adana Askeri Disiplin Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanmıştır.
6. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından 27 Şubat 2019 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
7. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“AİHM önünde derdest olan davayı çözüme kavuşturmak amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, başvuran Yüksel Avcı’ya, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilecektir ve Mahkeme tarafından kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulması anlamına gelecektir.
Hükümet, başvuranı yargılayan ve mahkûm eden askeri disiplin mahkemesinin, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi anlamı dâhilinde, bağımsız ve tarafsız olarak düşünülemeyeceğini kabul etmektedir (bk. Veyisoğlu/Türkiye, no. 27341/02, 26 Haziran 2007).
8. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, özellikle aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse”.
9. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davasının incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen, davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı deklarasyon temelinde başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılanlar dahil olmak üzere çoğu davada, Askeri Disiplin Mahkemelerinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının ihlali hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını tesis etmiştir (bk., örneğin, Veyisoğlu/Türkiye, no. 27341/02, 26 Haziran 2007).
12. Mahkeme, teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra, Hükümetin sunduğu deklarasyon metni kapsamında yer alan ifadelerin niteliğini dikkate alarak, başvurunun incelenmeye devam edilmesini haklı kılacak herhangi bir neden bulunmadığı kanaatine varmıştır (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
13. İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında; Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi ).
14. Mahkeme, söz konusu meblağın ödeme tarihinde geçerli olan oran üzerinden Türk lirasına çevrilmesi ve ödemenin Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak verilen kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılması gerektiğini değerlendirmektedir. Söz konusu meblağın belirtilen sürede ödenmemesi halinde, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödenmesi gerekmektedir.
15. Mahkeme ayrıca, askeri disiplin mahkemelerinin oluşumunun, 2013 yılında değiştirildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme ek olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25 Temmuz 2018 tarihinde, 7145 sayılı Kanun’u kabul etmesine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4., 17., 18. ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Özellikle, Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yeniden başlatılması, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalini giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
16. Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
17. Bu nedenle, Mahkeme davanın kayıttan düşürülmesini uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında davalı Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde yer alan koşulları ve yine aynı metin içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate almış,
Başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 5 Eylül 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy